20 Ocak 2022 Perşembe

Yeni yılda yeni ekonomi modeli: Ücretli köleliğin katmerlisi

Yaşadığımız toprakların, son sürat tırmanan pahalılık, işsizlik ve yoksulluk ekseninde tekelci sermaye için ucuz işgücü deposuna çevrilmesine karşı işçi sınıfının ve ezilenlerin devrimci mücadele yolunu açmak pekala mümkün. Faşist şeflik rejimine yönelen ve kabuğunu kırmakta olan bu devasa tepki ve öfke birikiminin burjuva düzen solu CHP'nin ve burjuva muhalefet bloku Millet İttifakı'nın peşine takılıp etkisizleşmesini ve kötürümleşmesini engellemek pekala mümkün. Emekçilerin faşist saray iktidarına karşı nafile bir erken seçim müsameresinin figüranları olmanın ötesine geçmelerine, kaderlerini kendi ellerine almalarına, taptaze bir antifaşist isyana durmalarına önderlik etmek pekala mümkün.

Sarayın bakanı konuşuyor: "Türkiye'de döviz fiyatları pazartesi akşamına kadar tamamen köpüktü, şimdi köpük gidiyor." Dört kişilik bir ailenin hayli mütevazı yılbaşı kutlamasının giderleriyse bin lirayı geçiyor. Yani basit bir yılbaşı eğlencesi bile artırılmış asgari ücretin dörtte birine tekabül ediyor.

Sarayın bakanı konuşuyor: "Yeni ekonomik model, faiz artırılmalı diyenlere tokat gibi bir cevap oldu. Üç günde finansal istikrarı sağladık." 9 liradan 18 liraya sıçrayan dolar bugünlerde 12 lira civarında. Enflasyon oranı yüzde 60'larda kalmaya, hayat pahalılığı karşısında emekçiler yoksullaşmaya devam ediyor.

Sarayın bakanı konuşuyor: "Modelimiz, yüksek ihracata dayalı, cari açığı azaltıcı ve refah seviyesinin toplumun tamamına yansıtıldığı bir modeldir." İstanbul'da ekmeğin fiyatı 3,5 lira ve yeni ekmek zammı da kapıda. Halk Ekmek büfeleri önündeki kuyruklar uzayıp gidiyor.

Sarayın bakanı konuşuyor: "Yeni tedbir paketleriyle piyasayı öylesine şaşırtacağız ki, o son üç ayda Türkiye'deki psikolojiyi karamsarlığa dönüştürenlerin kaçacak yer bulamayacakları bir döneme giriliyor." Tedbir paketleri baştan sona patrona, zengine ve saraylıya açılıyor. İşçinin ve fakirin payına düşense sadece tevekkül ve şükür nasihatleri.

Faşist şef Erdoğan'ın Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati'nin günlerdir bu sözlerle anlatıp durduğu "Türk ekonomi modeli", faşist şeflik rejiminin sermayedarı rahatlatmasının ama emekçiyi aldatmasının hikayesi.

Sahi, bahsi geçen pazartesi günü ne olmuştu? Faşist şef, lira cinsi mevduatların döviz kuru korumasına alınması, büyük sermayeye vergi indirimi ve ucuz kredi imkanı sağlanması, patronun dövizdeki tırmanış sonucu oluşan kar kaybını gidermek için fiyat farkı ödenmesi gibi başlıkları içeren tedbir paketini bizzat duyurmuştu. Ve saray devletinin sermayedarı doyurmak amacıyla hazırladığı bu menü sunulurken, Aralıkta saray talimatlı Merkez Bankası'nın elden çıkardığı dolar rezervi neredeyse 20 milyarı bulmuş ve Darphane'nin para basma makineleri de tam kapasite işlemeye hazır hale getirilmişti. Eh, bütün bunların sonucu, döviz kuru tırmandığı zirveden bir miktar aşağı inmiş oldu.

Peki, emekçinin hayatında değişen ne oldu?

Emekçiler yeni yılı hayat pahalılığının dayanılmaz yükü altında karşılıyorlar. 2022'ye girerken, zamlanmış haliyle dahi alım gücü geçen yıla kıyasla düşmüş olan yeni asgari ücret, yapılacak artırımın pahalılık karşısındaki erimeyi telafi etmeyeceği besbelli olan memur ve emekli maaşları, patronlarca gerçek enflasyonun altında zam dayatmalarıyla toplu iş sözleşmesi masalarına getirilen sektörel ücretler, işçi sınıfına adeta cehennemin yolunu gösteriyor. 2022'ye girerken, ödenemeyen kredi borçları, ağırlaşan vergi yükümlülükleri, tüccarların verdikleri alım fiyatlarını aşan üretim maliyetleri, gitgide düşen dükkan ciroları, emekçi köylüler ve emekçi esnaflar için basbayağı karabasan oluyor. Fiyatların döviz kuruna paralel olarak düşeceği beklentisi, yoksul hanelerinde bir avuntu kaynağı olmaktan çok uzak.

2022'de ekonomi büyüme rekoru kıracakmış, doğrudan yabancı sermaye yatırımları hızla artacakmış, ihracat patlama yapacakmış, cari açık kapanacakmış! Ya emekçinin perişan hali? Faşist şef, onun cümle bakanı ve danışmanı, onun parlamenterleri ve sermayedarları, onun gazeteci müsveddeleri, "Türk ekonomi modeli" diye emekçilerin üzerine yalan ve demagoji kusuyorlar.

Biz bu aşağılık yalan ve demagoji perdesinin arkasındaki gerçekliğe bakalım. Faşist politik İslamcı saray iktidarının sözde modelinde, yeni yılda, işçileri, işsizleri, fakirleri, emekçi kadınları, küçük köylüleri, esnafları, öğrencileri, zaten tahammül edilemez derecedeki pahalılığın daha da tırmanacağı, ödemekte zorlanılan kredi kartı borçlarının daha da şişeceği, kronikleşmiş yığınsal işsizliğin daha da büyüyeceği, fazlasıyla yayılmış yoksulluğun daha da boyutlanacağı, çoğu gasp edilmiş sendikal ve siyasal hakların daha da budanacağı bir gerçeklik bekliyor.

Çin, emperyalist küreselleşme dünyasının başlıca ucuz işgücü deposu ve ihracat platformu olmuştu. Faşist şeflik rejimi, şimdi, Türkiye'yi Avrupa'nın ucuz işgücü deposu ve ihracat platformu yapmaya soyunmuş durumda. İşte, faşist yalan ve demagoji perdesinin arkasındaki gerçekliği en yalın biçimde sergileyen kavram bu: Ucuz işgücü deposu. Faşist saray zevatının "Türk ekonomi modeli", emekçi için ücretli kölelik düzeninin katmerlisinden başka bir anlama gelmiyor.

Öyleyse, girmekte olduğumuz yeni yılda, işçi sınıfı ve tüm ezilenlerin önündeki ikilem had safhada keskinleşecek: Ya insanca ve onurlu bir yaşam arzusu için dişe diş mücadele etmek ya da kölece çalışma ve yaşama dayatmasına boyun eğmek.

Geride bıraktığımız 2021 yılında, işçilerin ve ezilenlerin saflarındaki mücadele isteği ve yönelimi belirginleşti. Özellikle yılın son kesitinde, emekçiler, pahalılığa, işsizliğe ve yoksulluğa karşı tepkilerini artan sokak eylemleriyle ortaya koymaya başladılar. Emekçi mahallelerinde tencere-tava çalmalı, kent merkezlerinde fatura yakmalı protesto gösterileri boy verdi. Sağlık emekçilerinin bir günlük grevi, Bakırköy Belediyesi'nde başlayan işçi grevi, DİSK'in ve KESK'in yerel ve bölgesel mitingleri, işçilerin ve ezilenlerin dişe diş bir mücadeleye hiç de uzak olmadıklarına işaret etti. Bütün bunlara, son olarak, metal işçilerinin bütün sektörü kapsayan grev hazırlığı eklendi.

2022 yılı ise bunlardan çok daha fazlasına sahne olmaya aday. Faşist şef Erdoğan'ın "Türk ekonomi modeli" dediği katmerli kölelik düzenine geçiş karşısında işçi sınıfının ve ezilenlerin insanca ve onurlu bir yaşam arzusunu birleşik bir antifaşist barikata dönüştürmek pekala mümkün. Yaşadığımız toprakların son sürat tırmanan pahalılık, işsizlik ve yoksulluk ekseninde tekelci sermaye için ucuz işgücü deposuna çevrilmesine karşı işçi sınıfının ve ezilenlerin devrimci mücadele yolunu açmak pekala mümkün. Faşist şeflik rejimine yönelen ve kabuğunu kırmakta olan bu devasa tepki ve öfke birikiminin burjuva düzen solu CHP'nin ve burjuva muhalefet bloku Millet İttifakı'nın peşine takılıp etkisizleşmesini ve kötürümleşmesini engellemek pekala mümkün. Emekçilerin faşist saray iktidarına karşı nafile bir erken seçim müsameresinin figüranları olmanın ötesine geçmelerine, kaderlerini kendi ellerine almalarına, taptaze bir antifaşist isyana durmalarına önderlik etmek pekala mümkün.

Yeni yıl işte böyle imkanlarla beraber geliyor.

Fiili meşru mücadele cephesinde komünistler, politik dikkatlerini işte bu imkanları değerlendirmeye odaklamış durumdalar. Sokaklarda, atölyelerde, pazarlarda, istasyonlarda, kahvehanelerde dağıtılan bildiriler bunun için. Duvarları boylu boyunca kaplayan afişler, üst geçitlerde dalgalanan pankartlar, kalabalıklara seslenen devrimci konuşmalar bunun için. İşçi direnişlerine yapılan ziyaretler, yoksul hanelerde gidilen konukluklar, mahalle esnafıyla kurulan diyaloglar, emekçi kadınlarla gerçekleştirilen toplantılar, işçi havzalarında açılan imza stantları, kampüslere yayılan mücadele çağrıları bunun için. Özgüce dayalı düzenlenen öncü politik gösteriler, birleşik eylemlere ve mitinglere kitlesel katılım seferberlikleri bunun için.

Yeni yılda devrimci sonuçlarının en gür biçimlerde filiz sürmesi için, şimdi, bütün bu politik kitle faaliyetinde tempoyu daha da yükseltme zamanı! Komünistlerin omuzlarında, şimdi, "Krize, yoksulluğa, açlığa artık yeter, tek yol devrim" şiarını yüz binlerce yeni emekçiyle buluşturma, işçi sınıfının yeni bölüklerinde mücadele azmini ayaklandırma, işçileri, kadınları ve gençleri öncü parti saflarında birleştirme gayretini misliyle artırma görevi var.

Bu görevin hakkını verelim ki, emekçilerin insanca ve onurlu bir yaşam arzusundan bir devrimci mücadele fırtınası kopsun! Girmekte olduğumuz 2022 yılı, sözde yeni ekonomi modelinin işçi sınıfı ve ezilenlerin siyasi gücü sayesinde bin odalı sarayın tepesinde infilak edişine tanıklık etsin! Yeni yıl, faşist şeflik rejiminin ve kan emici sermaye düzeninin kabusu, işçi sınıfı ve ezilenlerin ise baharı olsun!

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 31 Aralık tarihli 43. sayı başyazı.