Venezuela ile enternasyonal dayanışma
24 ülkeden yaklaşık 120 kişinin katılımıyla düzenlenen enternasyonal webinarda, ABD'nin Venezuela'ya yönelik saldırısı ele alındı. Webinarda, "Venezuela'ya müdahaleye karşı enternasyonal dayanışma"nın önemine vurgu yapıldı.
ABD'nin Venezuela'ya yönelik askeri, siyasi ve ekonomik müdahaleleri; Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile Cilia Flores'in kaçırılması ve bunun küresel sonuçları, Faşizme, Savaşa ve Çevresel Yıkıma Karşı Uluslararası Antiemperyalist Birleşik Cephe tarafından düzenlenen uluslararası bir webinarda ele alındı. 18 Ocak günü gerçekleşen toplantıya 24 ülkeden, 4 kıtadan yaklaşık 120 kişi katıldı. Webinar; siyasi partiler, sendikalar, gazeteciler, çevre ve barış hareketleri ile enternasyonalist örgütlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Güney Amerika, Kuzey Amerika, Avrupa, Asya ve Afrika'dan çok sayıda kurum söz aldı.
'BU WEBİNAR, MEŞRU OLARAK SEÇİLMİŞ BİR BAŞKANIN KAÇIRILMASI KARŞISINDA DÜZENLENMİŞTİR'
Toplantının açılışını yapan Birleşik Cephe Eşbaşkanı Monika Gärtner-Engel, Trump yönetiminin politikaları bağlamında, meşru olarak seçilmiş bir devlet başkanının kaçırılmasının uluslararası ölçekte yanıtlanması gereken ciddi bir saldırı olduğunu vurguladı. Birleşik Cephe'nin böyle bir durumda webinar düzenlemesinin politik bir sorumluluk olduğunu ifade eden Gärtner-Engel, katılımcı çeşitliliğinin uluslararası tepkinin genişliğini ortaya koyduğunu söyledi. "Venezuela'dan elinizi çekin" ve "Maduro derhal görevine iade edilsin" taleplerinin toplantının ortak paydası olduğunu belirtti.
'ABD EMPERYALİZMİ GERİLİYOR, GÜNEY AMERİKA'YI ZORLA GERİ ALMAYA ÇALIŞIYOR'
ICOR Amerika Koordinatörü ve Dominik Cumhuriyeti Marksist Leninist Komünist Partisi temsilcisi Jovino Núñez, ABD emperyalizminin küresel ölçekte güç kaybettiğini ve dünyanın giderek çok kutuplu bir yapıya evrildiğini ifade etti. Núñez, Küba'nın kaybedilmesinin ardından ABD'nin CIA aracılığıyla Güney Amerika'daki devrimci hareketleri bastırmaya yöneldiğini, Şili'de Salvador Allende'ye karşı düzenlenen darbenin bu sürecin simgesel örneklerinden biri olduğunu hatırlattı.
1998'de Venezuela petrolünün ABD denetiminden çıkmasının kritik bir dönüm noktası olduğunu belirten Núñez, Venezuela'nın Hindistan, İran, Çin ve Rusya ile ilişkilerinin derinleşmesinin ABD saldırganlığını artırdığını söyledi. 2002'de Hugo Chávez'e karşı düzenlenen darbe girişiminin halk direnişiyle boşa çıkarıldığını, Chávez'in Libya, Küba ve diğer antiemperyalist güçlerle ilişkilerini geliştirmesinin ABD düşmanlığını daha da keskinleştirdiğini aktardı. Maduro'nun "uyuşturucu karteli lideri" gibi gösterilmesinin tamamen kurgusal bir senaryo olduğunu vurgulayan Núñez, yaşananları faşist bir başkan tarafından yürütülen bir kaçırma operasyonu olarak tanımladı ve üçüncü dünya savaşı tehlikesine dikkat çekti.
'DÜNYA YENİ BİR EMPERYALİST PAYLAŞIM SÜRECİNDEN GEÇİYOR'
Kolombiya Komünist Partisi (Maoist) temsilcisi Alejandro Tapia, dünyanın yeni bir dünya düzenine geçiş sürecinde olduğunu ve bu sürecin merkezinde ABD ile Çin arasındaki rekabetin yer aldığını söyledi. Tapia, ABD içindeki derin sosyal ve kültürel krize ve Trump, Marco Rubio ile JD Vance arasındaki iç siyasi çatışmalara dikkat çekti. Güney Amerika ve Karayipler'in Trump'ın yeni güvenlik stratejisinin doğrudan hedefi haline geldiğini belirtti. 3 Ocak'tan itibaren ABD, Rusya ve Çin arasında yeni bir emperyalist saflaşmanın ortaya çıktığını ifade eden Tapia, İsrail siyonizminin ve Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei'nin bölgesel planlarının da bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Venezuela'nın petrol kaynaklarının Çin, Rusya ve Hindistan'ın eline geçmesini engellemek isteyen ABD açısından stratejik bir hedef olduğunu vurguladı.
'3 OCAK, ABD EMPERYALİZMİNİN DOĞRUDAN ASKERİ SALDIRISIDIR'
Venezuela Marksist Leninist Komünist Partisi (PC(ML-V) adına sunulan video mesajda, 3 Ocak'tan itibaren yaşananların ABD emperyalizminin doğrudan bir askeri saldırısı olduğu belirtildi. Mesajda, bu saldırı sonucunda 100'den fazla savaşçının hayatını kaybettiği ve 32 Kübalı enternasyonalistin öldüğü ifade edildi. Video mesajda ayrıca, küresel çapta bir faşistleşme sürecinin yaşandığı savunuldu. Bu sürecin Asya'dan Filistin'e, Avrupa'dan ABD'ye kadar uzandığı; İsrail'in Filistin'de yürüttüğü eylemlerin "soykırım" olarak nitelendirildiği ve uluslararası hukukun göz ardı edildiği vurgulandı. Venezuela'nın ağır yaptırımlar, abluka ve askeri operasyonlarla kuşatıldığı belirtilen mesajda, Maduro ile Cilia Flores'in kaçırılmasının bir şantaj ve teslim alma politikası olduğu söylendi. Video, Venezuela halkının zor koşullar altında mücadele ettiğini ve uluslararası dayanışmanın hayati önem taşıdığını ifade etti.
Parti temsilcileri, ABD'nin 3 Ocak'ta düzenlediği hava ve askeri saldırıların ardından Venezuela'da geniş çapta sivil ve askeri kayıplar ile altyapı hasarı meydana geldiğini hatırlattı. Caracas ve ülke genelindeki bombardımanlar, uluslararası basında da ABD'nin Maduro'yu hedef alarak askeri operasyon yürüttüğü biçiminde yer aldı. Mesajda, ABD hükümetinin Venezuela üzerindeki ekonomik ve askeri etkisini güçlendirerek doğal kaynaklara daha kolay erişmeye çalıştığı savunuldu. Buna rağmen, Venezuela'daki güçlerin mücadeleye devam etmeye hazır olduğu ve tüm demokratik ve ilerici güçlerin daha fazla mobilize edilmesi gerektiği çağrısı yapıldı. Partililer, videonun sonunda emperyalist saldırılara karşı direnme kararlılıklarını yineledi.
'EMPERYALİZME KARŞIYIZ AMA MADURO HÜKÜMETİNİ SAVUNMUYORUZ'
Venezuela Sosyalist Dalga Hareketi (Marea Socialista) ve Enternasyonal Sosyalist Lig (ISL) temsilcisi Gonzalo Gómez, Venezuela'nın toprak bütünlüğünün ihlal edildiğini ve Trump'ın Kolombiya ile diğer ülkelere yönelik tehditlerini reddettiklerini söyledi. ABD emperyalizmine olduğu kadar Çin emperyalizmine de karşı olduklarını belirten Gómez, Maduro hükümetinin Hugo Chávez'in ilerici çizgisinden koptuğunu ifade etti. Emperyalizme karşıtlığının hükümet desteği anlamına gelmediğini savunarak, çözümün işçi sınıfının bağımsız mobilizasyonu, anayasal asgari ücretin hayata geçirilmesi ve gerçek sendikal örgütlenmelerin inşası olduğunu dile getirdi.
'SİLAHLI SALDIRILAR EMPERYALİST ÇATIŞMADA NİTELİKSEL BİR SIÇRAMADIR'
Arjantin Devrimci Komünist Partisi (PCR) Gençlik Örgütü Başkanı Luciano, uluslararası webinarda yaptığı değerlendirmede, Venezuela'ya yönelik silahlı saldırıların emperyalist çatışmada niteliksel bir aşamaya geçildiğini gösterdiğini söyledi. Luciano, bu saldırıların Venezuela'nın egemenliğine açık bir ihlal olduğunu vurgulayarak kesin biçimde kınadı. Luciano, Maduro hükümetine ilişkin tutumlarının ilkesel olduğunu belirterek, bir ülkenin kaderine yalnızca o ülkenin halkının karar verebileceğini ifade etti. Gerçek kurtuluşun dış müdahalelerle değil, halkın kendi mücadelesiyle mümkün olacağını dile getirdi.
Trump yönetiminin politikalarını değerlendiren Luciano, ABD'nin amacının Çin karşısında gerileyen emperyalist konumunu durdurmak olduğunu söyledi. Çin'in ikinci emperyalist güç olarak yükselmesiyle birlikte dünyada iki büyük blok oluştuğunu, Avrupa'nın ise Rusya'nın saldırılarından sonra kendi çıkarlarını daha açık savunur hale geldiğini belirtti. Grönland üzerindeki hak iddiaları, nükleer silah tehditleri, Filistin'de süren soykırım ve Rusya-Ukrayna savaşı, Luciano'ya göre bu küresel gerilimin birbirine bağlı parçalarıdır. Güney Amerika ve dünya genelinde sağcı saldırıların arttığını ifade eden Luciano, buna karşılık işçi sınıfı ve halk mücadelelerinin de büyüdüğünü vurguladı. Arjantin'de sağcı politik hamlelere karşı direnişin sürdüğünü, Bolivya'da halk mücadelesinin sokak kesme eylemleriyle devam ettiğini; Nepal, Fas ve Filipinler'de ise kemer sıkma politikalarına karşı kitlesel protestoların gerçekleştiğini aktardı.
Luciano, Avrupa Birliği'nin Grönland'ı ilhak tehdidini ve uyuşturucu bahanesiyle Venezuela'ya yönelik saldırıları yeni ve tehlikeli bir aşama olarak değerlendirdi. Bunun tüm Güney Amerika hareketi açısından ciddi bir darbe anlamına geldiğini belirten Luciano, kıtanın emperyalizme karşı uzun bir direniş geleneğine sahip olduğunu hatırlattı. Konuşmasının sonunda, Arjantin Devlet Başkanı Milei'nin politikalarını kınayan Luciano, Maduro'nun kaçırılmasını da açık biçimde mahkum etti.
BU SALDIRI PETROL VE BÖLGESEL ASKERİ KONTROL İÇİNDİR'
Uruguay Devrimci Komünist Partisi (PCR) temsilcisi Ricardo Cohen, uluslararası webinarda yaptığı konuşmada, Venezuela'ya yönelik saldırının kapsamlı ve planlı bir askeri operasyon olduğunu söyledi. Cohen, saldırının deniz ve hava ablukasıyla desteklendiğini, Ağustos ayından bu yana süren kuşatmanın 3 Ocak'ta açık bir askeri müdahaleye dönüştüğünü ifade etti. Cohen'in aktarımlarına göre müdahale sırasında 150'ye yakın modern savaş uçağı kullanıldı, Venezuela'nın hava savunma sistemleri devre dışı bırakıldı ve ülke genelinde iletişim altyapısı kesildi. Bu koşullar altında ABD'ye bağlı özel birliklerin harekete geçtiğini belirten Cohen, Devlet Başkanı Nicolás Maduro ile siyasi figür Flores'in bu askeri operasyon sırasında kaçırıldığını ileri sürdü.
Saldırının temel amacının Venezuela petrolü üzerinde siyasi, askeri ve ekonomik kontrol sağlamak olduğunu vurgulayan Cohen, bunun aynı zamanda ABD'nin küresel hegemonya mücadelesinde özellikle Çin'e karşı yürüttüğü stratejinin bir parçası olduğunu söyledi. Venezuela'ya yönelik bu hamlenin yalnızca tek bir ülkeyi değil, tüm Güney Amerika'yı hedef alan bir gözdağı anlamına geldiğini ifade etti. Ricardo Cohen, Uruguay'da bu gelişmelere karşı ABD Büyükelçiliği önünde kitlesel protestolar düzenlendiğini, sendikalar ve halk örgütlerinin seferber olduğunu aktardı. Buna karşın Uruguay Devlet Başkanı Orsi'nin, Maduro'nun tutuklanmasını olumlu karşılayan açıklamalar yaptığını belirterek bu tutumu eleştirdi. Cohen, konuşmasını uluslararası dayanışmanın önemini vurgulayarak tamamladı ve Venezuela'ya yönelik saldırılara karşı bölgesel ve küresel ölçekte ortak mücadele çağrısı yaptı.
'ABD DESTEKLİ HİÇBİR ÇÖZÜM DEMOKRATİK OLMAYACAKTIR'
ABD'de Otomotiv İşçileri Sendikası (UAW) emektarı, çevre ve savaş karşıtı aktivist Frank Hammer, ocak ayının başında ABD genelinde 70-100 kentte Trump yönetiminin politikalarına karşı protestolar düzenlendiğini söyledi. Hammer, bu eylemlerin yalnızca Trump'a değil, ABD emperyalizmine ve emperyalizmin küresel bir egemenlik sistemi olarak işleyişine karşı yürütülen dünya çapındaki mücadelenin bir parçası olduğunu ifade etti. ABD'deki protestoların, Venezuela'daki sözde sosyalist Maduro hükümetinin ABD halkı için bir düşman olmadığını açıkça gösterdiğini belirten Hammer, Monroe Doktrini'nin güncellenmiş bir biçimi olan "Donroe Doktrini"nin yeniden devreye sokulduğunu söyledi. Hammer, Venezuela'ya karşı yürütülen ekonomik savaşın teşhir edilmesi gerektiğini, Maduro'nun acımasız bir diktatör olarak damgalanmasına son verilmesi çağrısında bulundu.
ABD'nin Venezuela üzerindeki hakimiyet kurma çabasının aynı zamanda Küba üzerindeki kontrolü yeniden tesis etme yönünde atılmış bir adım olduğunu vurgulayan Hammer, emperyalist politikaların bölgesel bir zincirleme etki yarattığını ifade etti. Konuşmasının sonunda çevresel yıkıma da dikkat çeken Hammer, ağır petrol üretimine karşı mücadelenin iki katına çıkarılması gerektiğini, bu üretim biçiminin ciddi çevre kirliliğine, metan salınımına ve iklim krizinin derinleşmesine yol açtığını belirtti.
Topraksız İşçiler Hareketi, MST ve Arjantin Sol Cephe temsilcisi Sergio García, Venezuela'daki gelişmelerin ABD'nin bölgesel hegemonyasını güçlendirme planının bir parçası olduğunu ifade etti.
Panama, Ekvador'daki ABD üsleri ve Arjantin Devlet Başkanı Milei ile kurulan işbirliğine dikkat çeken García, Maduro rejimine sol muhalefet ettiklerini ancak ABD müdahalesinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Kıta çapında genel grev çağrısı yaptı.
'ABD İŞÇİ SINIFI KENDİ EMPERYALİZMİNE KARŞI MÜCADELE ETMELİDİR'
ABD'de Bir İşçi Partisi için Birleşik Cephe Komitesi adına konuşan Steve Zeltzer, ABD'nin Grönland'ı ilhak etme yönündeki girişimlerinin NATO'nun dağılma riskini artırdığını söyledi. Zeltzer, ABD'nin Venezuela'ya ve genel olarak Güney Amerika'ya yönelik müdahalelerinin uzun bir tarihsel arka plana sahip olduğunu vurguladı. Zeltzer, Monroe Doktrini'nin güncellenmiş bir biçimi olan "Donroe Doktrini"nin yeniden gündeme getirildiğini, bunun temel hedeflerinden birinin Latin Amerika'nın Çin ile kurduğu ekonomik ilişkileri koparmak olduğunu ifade etti. ABD'nin bu politikalarının yalnızca Venezuela'yı değil, tüm bölgeyi hedef aldığını belirtti. Bir enternasyonalist olarak temel sorumluluğun, ABD işçi sınıfını kendi emperyalist yönetimine karşı harekete geçirmek olduğunu söyleyen Zeltzer, Güney Amerika genelinde gündeme gelen genel grev çağrılarını selamladıklarını dile getirdi. Ayrıca, ABD Sendikalar Birliği'nin (USB) soykırıma karşı genel grev çağrısına tüm örgütlerin katılması gerektiğini ifade etti. Zeltzer, Filistin'deki soykırıma karşı mücadelenin, Güney Amerika'da ABD emperyalizmine karşı yürütülen mücadeleyle birleştirilmesi gerektiğini vurguladı. ABD içinde göçmenlere yönelik ICE baskınlarına karşı ezilen kesimlerin bir araya gelerek direniş geliştirdiğini belirten Zeltzer, bu mücadelenin güncel ve politik açıdan son derece önemli olduğunu ifade etti.
'BU SALDIRI ULUSLARARASI HUKUKUN AÇIK İHLALİDİR'
Belarus'tan Kızıl Kama, Rusya Maoist Partisi, İsveç'ten Komünist İşçiler Birliği ve Gnista, Nepal'den Nepal Komünist Partisi (Mashall), Türkiye/Kürdistan'dan Yeni Bir Dünya İçin Çağrı, Güney Afrika'dan Justice, Hindistan'dan İlerici Örgütler Platformu (POP) ve diğer yapılar mesaj gönderdi. Mesajlarda, saldırının uluslararası hukukun açık ihlali olduğu, yaptırımların kaldırılması, ABD birliklerinin çekilmesi ve Maduro ile Flores'in serbest bırakılması talep edildi. Aynı zamanda Maduro hükümetine yönelik farklı düzeylerde eleştiriler de dile getirildi.
'YENİ BİR SALDIRI OLURSA, ERTESİ GÜN SOKAKLARA ÇIKILMALI'
Kapanış konuşmasını yapan Monika Gärtner-Engel, Venezuela'daki gelişmelerin Filistin'deki soykırım, küresel faşistleşme ve çok kutuplu emperyalist rekabet bağlamında ele alınması gerektiğini vurguladı. Olası yeni bir saldırı durumunda küresel eş zamanlı bir eylem günü örgütlenmesi önerildi. Bir sonraki webinarın 15 Şubat'ta, Dünya Emekçi Kadınlar Günü hazırlıkları kapsamında yapılacağı; 22 Ocak'ta ise Dünya Sendikalar Federasyonunun küresel eylem çağrısı olduğu hatırlatıldı.