27 Ocak 2026 Salı

Uluslararası topluma Rojava için acil çağrı

Rojava'ya yönelik saldırılara karşı tepkiler sürerken, ulusalararası kurumlara da çağrılar devam ediyor. People's Bridge ve Danielle Mitterand Vakfı açık bir çağrı yaparak uluslararası toplumun Suriye Kürtlerini savunması gerektiğini vurguladı.

People's Bridge ve Danielle Mitterand Vakfı'nın uluslararası toplumun Suriye Kürtlerini savunmasına ilişkin Le Monde gazetesinde açık bir mektubu yayımlandı. Suriye'nin kuzeyinde Rojava ve Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi'ne HTŞ ve DAİŞ çetelerinin askeri saldırıları şiddetlenirken, uluslararası kamuoyunda tepkiler büyüyor. Avrupa Birliği'nin Şam'a 620 milyon euroluk yardım taahhüdü tartışma yaratırken, People's Bridge ve Danielle Mitterand Vakfı öncülüğünde, 400'den fazla aydın ve siyasetçi, Le Monde'da yayımlanan bir çağrıyla Suriye Kürtlerinin korunması ve insan haklarının jeopolitik çıkarlar uğruna feda edilmemesi isteniyor. 

MEDYANI YANLI SÖYLEMLERİNE TEPKİ
Yayımlanan mektubun tam metni şöyle: "Avrupa Birliği ocak ayı başında Suriye'ye 620 milyon euroluk yardım taahhüdünde bulunurken, 400'den fazla isim, Le Monde'da yayımlanan açıklamada, insan haklarının ve halkların özlemlerinin ekonomik ve jeopolitik çıkarlar uğruna feda edilmemesi çağrısında bulunuyor. Rojava (Suriye Kürdistanı) ve onun siyasal projesi, Suriye Geçiş Hükümeti (SGH) tarafından eşi benzeri görülmemiş bir askeri saldırıya maruz kalırken, bunu açıkça söylemek hayati önem taşıyor: Medya söylemlerinde sıklıkla sunulduğunun aksine, bugün Suriye'de yaşananlar topluluklar arası ya da dinsel bir çatışma değil, Suriye'nin geleceğine dair iki farklı vizyon ve siyasal proje arasındaki karşıtlıktır. 

"Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şaraa'nın hükümeti, merkeziyetçi ve antidemokratik bir ‘Arap Suriye Cumhuriyeti'ni savunmakta; siyasi ve sendikal hakları, kadınların ve dini ile etnik azınlıkların haklarını baskılamakta ve IŞİD'in yıkıcı gücünü yeniden inşa etmeye başladığı bir barut fıçısını hazırlamaktadır. Batılı güçler bu projeyi desteklerken, aynı zamanda kendi çıkarlarına tabi kılınmasını gözetmekte ve güneyde İsrail işgalini, kuzeyde ise Türkiye'nin işgalini fiilen güvence altına almaktadır. Oysa başka bir yol vardır; adem-i merkeziyetçi, demokratik bir Suriye; kadınlara ve kültürel ile dini azınlıklara siyasal alanda merkezi bir yer tanıyan bir yol. Bu yol, Rojava'da ve Kuzey-Doğu Suriye'de Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (AANES) tarafından yürütülen özgürleşme deneyimlerine ve Esad rejiminin katliamlarına ve totaliter yönetimine karşı elli yılı aşkın direnişe dayanmaktadır. 

"Bir yıldır Suriye'nin dört bir yanında kadın hakları aktivistleri, ilerici güçler, Arap, Alevi ve Dürzi topluluk önderleri, devrimin ilk özlemlerinden oldukça uzak olan Ahmed el-Şaraa'nın projesini reddettiklerini ve AANES modeline destek verdiklerini dile getirmektedir. Bu şiddet dalgası, 10 Mart 2025'ten bu yana AANES ve onun silahlı güçleri olan Suriye Demokratik Güçleri (QSD) ile Suriye Geçiş Hükümeti arasında yürütülen müzakerelerin ani biçimde kesilmesinin ardından yaşanmıştır. AANES temsilcileri, adem-i merkeziyetçi bir Suriye çerçevesinde ülkenin birliğine bağlılıklarını yeniden teyit ederken, hükümet ön anlaşmaların temel başlıklarının hiçbirinde ilerleme kaydetmemiştir; siyasi adem-i merkeziyetçilik ve bazı özgün siyasal yapıların korunması, azınlıklar için siyasal haklar, yerinden edilmiş kişilerin güvenli dönüşü. 

'ATEŞKES İHLAL EDİLDİ VE SALDIRILAR SÜRÜYOR'
"6 Ocak'tan itibaren Suriye geçiş hükümetinin silahlı güçleri, Halep'te Kürt çoğunluklu iki mahalle olan Şeyxmaksud ve Eşrefiyê'ye saldırmış, ardından AANES topraklarına doğrudan yeni bir saldırı başlatmıştır. İki hafta içinde saldırılarda onlarca sivil hayatını kaybetmiş, evler ve sivil altyapılar hedef alınmış, çoğunluğu Kürt olan on binlerce kişi zorla yerinden edilmiştir. Uluslararası savaş hukukunu ihlal ederek, bazı siviller ile kadın ve erkek savaşçılar soğukkanlılıkla öldürülmüş ya da İslamcı milisler tarafından başları kesilmiştir.  Böylece AANES güçleri ile Suriye geçiş hükümetinin güçleri arasında topyekun bir savaş başlamıştır. Tarihsel olarak Kürt olan Kobanê ve Cezîre kantonları artık kuşatma altındadır. Kobanê'de elektrik, su ve internet kesilmiş; 250 bin kişinin yaşam koşulları tehlikeye girmiştir. Etnik temizlik ve misilleme döngüsü riski son derece yüksektir. 20 Ocak'ta ilan edilen ateşkes geçiş hükümeti tarafından ihlal edilmiş ve saldırılar sürmektedir. 

"QSD, IŞİD'e karşı mücadelede 12 binden fazla kayıp vermiş ve bu nedenle uluslararası koalisyona katılımı kapsamında ABD'nin desteğinden yararlanmıştı. Bu destek salı günü sona ermiş, QSD bir kez daha kayıtsızlık ve ikiyüzlülük içinde yüzüstü bırakılmıştır. ABD'nin özel temsilcisi Tom Barrack, IŞİD'le mücadele sorumluluğunu Suriye hükümetine devretmiştir; oysa son günlerde hükümet güçleri tarafından yüzlerce tutuklu serbest bırakılmıştır. AANES'i ve Kürtleri hedef alan şiddet ne yazık ki yeni değildir. Mart [2025] ayında, Esad rejiminin eski kadrolarının bir ayaklanması araçsallaştırılarak, hükümet güçleri Alevi topluluklara yönelik katliamlar gerçekleştirmiş; bu katliamlar yıl boyunca sürmüştür. Temmuz ayında ise Dürzi topluluklar şiddetli saldırıların hedefi olmuştur. Etnik ve dini gruplara yönelik bu politikalar ve katliamlar, uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç teşkil edebilir. Aynı zamanda el-Şaraa, cihatçı savaşçıların düzenli orduya entegre edileceğini açıklamıştır. Tüm bu olgular, yıkıma uğramış bir ülkede halk birlikte ve barış içinde yaşamak isterken, bu geçiş hükümetinin istikrarsızlığını ve gerçek siyasal niyetlerini gözler önüne sermektedir.

'EYLEMLERİMİZ GÜÇLENMELİDİR'
"Tüm bu gerçeklere rağmen Avrupa Birliği, ülkenin yeniden inşası için Suriye hükümetine 620 milyon euroluk bir çek imzalamıştır. Bu adımlar, insan haklarının ve halkların özlemlerinin ekonomik ve jeopolitik çıkarlar uğruna feda edildiği bir diplomasiyi somutlaştırmaktadır. Suriye, Fransa ve diğer Batılı güçler için bir petrol rantı ve yeni bir pazar niteliği taşımaktadır. Aynı zamanda, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi'nin soruşturma komisyonuna göre soykırımdan sorumlu olan İsrail hükümeti için de stratejik bir ortaktır; ABD'nin gözetiminde, ocak ayı başında Paris'te bu yönde anlaşmalar imzalanmıştır. Liderlerin tehlikeli bir iktidarın tarafını seçmesini ve Kürtlere destek gösterilerinin bastırılmasını reddediyoruz. Kuzey-Doğu Suriye'de 19 Ocak Pazartesi günü genel seferberlik ilan edilmiş; Kürdistan'ın dört parçasından Kürtler, Rojava'yı, devrimin kazanımlarını ve demokratik bir Suriye olasılığını savunmak için bölgeye akın etmektedir. Fransa'nın her yerinde, bu umudu ve Cezîre ile Kobanê'de saldırı altındaki Kürt nüfusu desteklemek için parlamenter, siyasal, sendikal ve kültürel eylemlerimiz güçlenmelidir. 

"Uluslararası toplum, nüfusun korunması, Suriye Kürtlerinin haklarının ve topraklarının savunulması, AANES'in sivil, siyasal ve askeri kurumlarının özerkliğinin korunması, Türkiye destekli milisler tarafından işgal edilen bölgelerdeki tüm yerinden edilmişlerin geri dönüşü ile Suriye'yi oluşturan tüm halkların barışçıl bir arada yaşaması ve kendi kaderini tayin hakkı için kararlı bir tutum almalıdır. Birleşmiş Milletler ve üye devletler, kuşatma altındaki nüfusun ihtiyaçlarını karşılamak üzere Kobanê kentine insani yardım koridorunun sürdürülmesini ve içme suyu ile elektriğin yeniden sağlanmasını garanti altına almalıdır."

Metnin imzacıları şöyle: Salah Amokrane, Assemblée des quartiers aktivisti; Étienne Balibar, filozof, üniversite profesörü; Cyrielle Chatelain, Ulusal Meclis'teki Ekolojist Grup Başkanı; Olivier Faure, Sosyalist Parti birinci sekreteri; Jean-Luc Mélenchon, La Boétie Enstitüsü eş başkanı, La France insoumise'in kurucusu; Guillaume Meurice, mizahçı; Gilbert Mitterrand, Danielle Mitterrand Vakfı Başkanı; Murat Okundu, People's Bridge sözcüsü; Erik Orsenna, yazar ve Fransız Akademisi üyesi; Aissa Rahmoune, Uluslararası İnsan Hakları Vakfı Genel Sekreteri; Marine Tondelier, Ekolojistler'in ulusal sekreteri.