29 Ağustos 2025 Cuma

Suriye'de emperyalist çözümün yeni eşiği

Suriye'deki emperyalist çözüm sürecinin dört temel aktöründen biri olan faşist Türk sömürgeciliği faşist HTŞ'yle işbirliği içinde Suriye'nin siyasal yapısını şekillendirmek istiyor. Burjuva emperyalist çözüm sürecini bizzat koordine edip yöneten ABD Suriye özel temsilcisi Tom Barrack son gelişmelerle bir kez daha saflaşan tarafların dengesini kurmaya ve uzlaştırmaya çalışıyor.

Suriye'de işleyen emperyalist çözüm süreci yeni bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Bugüne kadar tüm aşamalarında ABD ve İngiltere öncülüğünde sürdürülen emperyalist çözüm ve yeniden yapılandırma, siyonist İsrail, Suudi Arabistan ve faşist Türk sömürgeciliğinin de paydaşı olduğu emperyalist ve gerici devletler konsorsiyumu tarafından yürütülüyor. Suriye'nin ekonomik, jeostrataejik ve jeopolitik emperyalist ve bölgesel paylaşımı, Ortadoğu'da ABD liderliğindeki emperyalist blokun en kritik ve öncelikli stratejik hedeflerinden biri olarak ifadesini buluyor. Trump yönetimi, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye özel temsilcisi Tom Barrack eliyle emperyalist çözüm sürecini bizzat örgütleyip yönetiyor. Baas rejiminin yıkılmasıyla aynı anda başlayan yeni Suriye'nin emperyalist düzene uygun olarak dizayn edilmesi süreci, siyasal yapı ve sistemin yukarıdan inşasıyla ilerletilmeye çalışılıyor.

Emperyalizmin kuklası cihatçı faşist HTŞ'nin iktidarı devraldığı günden bu yana emperyalist ağababalarının ve emperyalizmin bölgesel kahyalarının çıkarlarına uygun adımlar atıyor. 

Emperyalist çözümlerin temel karakteristiği olan halkların talep ve iradesinin hiçe sayılıp çiğnenmesinin bir dramasını "yeni Suriye" örneğinde görüyoruz. Daha önce tek taraflı olarak ulusal konferans toplayıp geçici anayasa ilan eden faşist diktatör Golani, şimdi ise kurallarını tümüyle kendisinin belirlediği seçimlerle iktidarını süreklileştirme ve güvenceleme yolunda yürüyor. Ortadoğu'da emperyalizm işbirlikçisi iktidarların siyaset klasiği olan faşizm-despotizm alaşımlı "seçimli diktatör" formu, dünün teröristi Golani'yle bir kez daha ete-kemiğe büründürülüyor. Sırtını emperyalistlere yaslayan cihatçı faşist HTŞ Suriye halklarının iradesini açıkça çiğniyor. Suriye'de faşist HTŞ'nin ilan ettiği meclis seçimleri planı Suriye halklarının tarihsel varlık hakkına yöneltilen haksız ve meşru olmayan yeni bir saldırıdır.

Emperyalizmin ve Türk sömürgeciliğinin uşağı cihatçı faşist Golani kendisini tüm Suriye'nin tek ve meşru hakimi olarak görüyor. Meşruluğunu ve gücünü Suriye halklarından değil emperyalist-siyonist bloktan alan diktatör Golani, geçici anayasa sürecinin ilan edilip yürürlüğe sokulmasında olduğu gibi, tüm kural ve koşullarını azınlıktaki HTŞ iktidarının belirlediği meclis seçimlerini de tek taraflı olarak tüm Suriye halklarına dayatıyor. Hiç kuşkusuz HTŞ'nin faşist şefi "seçilmiş diktatör" mertebesine ulaşarak cihatçı faşist despotizmini demokrasi diye tüm dünyaya pazarlamaya çalışıyor.

Suriye halklarının iradesini hiçbir biçimde tanımayan kerameti kendinden menkul meclis seçimleri adımıyla Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ile Suriye'de HTŞ yönetimi arasında imzalanan 10 Mart mutabakatı fiilen çöpe atılmış oluyor. Suriye iç savaşının bir bakiyesi olarak açığa çıkan ayrı siyasal varlık ve üniteler Suriye'nin yadsınamaz gerçeğidir. HTŞ, QSD, ABD ve Türkiye arasında son birkaç aylık görüşme trafiğinin açığa çıkardığı sonuçlar, Süveyda'da yaşanan kısa iç savaş ve ilan edilen özerklik tam da bu yadsınmaz gerçeğin siyasal tezahürüdür. Bu gerçeklikleri hesaba katmayan emperyalist çözümün Suriye halklarının ulusal ve mezhepsel boğazlaşmasının yolunu döşediği açıktır. Süveyda'da Dürzi halkına dayatılan boyunduruk şimdilik özsavunmayla kırılmış olsa da Dürzi halkının kolektif hakları anayasal düzlemde güvenceye kavuşturulmadan sorunun çözümü sağlanamayacaktır. Açıkça görüyoruz ki emperyalist çözüm sürecinin tek taraflı olarak Suriye halklarına dayatılması karşısında Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi ve Dürziler kendi tarihsel varlık hakkına sahip çıkıyor ve bu hakkını özsavunma pratiğiyle koruyor. 

Anayasal süreçten dışlanan Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Dürziler, Nusayriler ve HTŞ'yi benimsemeyen tüm kesimler bu kez de meclis seçimlerinden dışlanıyor. HTŞ yönetiminin geçici anayasa doğrultusunda kurduğu Halk Meclisi Yüksek Seçim Komiserliği, Süveyda ile Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetim bölgesinde seçimleri güvenlik sorunları gerekçesiyle iptal etti. Faşist Golani, Demokratik Özerk Yönetim ve Süveyda başta olmak üzere kendisine bağlı güçlerin dışında hiçbir kesime danışmadan ve siyasal sürece dahil etmeden oluşturduğu Halk Meclisi Yüksek Seçim Komiserliği aracılığıyla diktatörlüğünü meclis seçimiyle resmileştirip damgalamaya çalışıyor. HTŞ yönetimi bu amaçla komiteler oluşturdu ve seçim merkezleri kurdu. Halk Meclisi Yüksek Seçim Komiserliği'nin üç üyesini kendisi atayan Golani aynı zamanda Halk Meclisi'nin üçte birini oluşturan 70 üyesini de doğrudan atanacağını ilan etti.

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi faşist HTŞ yönetiminin güvenlik gerekçesiyle Süveyda, Hesekê ve Reqa'da meclis seçimlerinin yapılmaması hükmüne karşılık varlık hakkına sahip çıkan bir politik tavır aldı. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi demokratik Suriye amacına ve ilkesin bağlı biçimde tüm Suriye halklarının iradesine ve tercihlerine saygı gösterilmesini istedi. İslamcı faşist HTŞ'nin diktatörlüğünü meşrulaştırmak için kullandığı göstermelik seçim oyununu tanımadığını, seçim sonuçlarını kabul etmeyeceğini tüm dünya halklarına duyurdu. Ayrıca BM'ye çağrı yaparak Suriye haklarının iradesini çiğneyen HTŞ'nin gayrı meşru seçimlerini tanımamasını istedi. Öte yandan Demokratik Suriye Meclisi (MSD), 25 Ağustos'ta Reqa'da yapılması planlanan anayasa çalıştayını "ulusal sorumluluk, siyasi gelişmelerin yerel ve bölgesel boyutları ile uluslararası dengelerin Suriye'nin durumuna etkisi" gerekçesiyle ileri bir tarihe erteledi. 

Suriye'deki emperyalist çözüm sürecinin dört temel aktöründen biri olan faşist Türk sömürgeciliği faşist HTŞ'yle işbirliği içinde Suriye'nin siyasal yapısını şekillendirmek istiyor. Burjuva emperyalist çözüm sürecini bizzat koordine edip yöneten ABD Suriye özel temsilcisi Tom Barrack son gelişmelerle bir kez daha saflaşan tarafların dengesini kurmaya ve uzlaştırmaya çalışıyor. Daha önce Suriye'de faşist Türk sömürgeciliğinin istediği gibi bir tekçi yapı olmasını isteyen fakat Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin bu tekçi yapıyı kesin ve net bir şekilde reddetmesi, Dürzilerin Süveyda'da özerklik ilanı sonrası tavrını değiştirdi. İç savaş ve siyasal istikrarsızlığın emperyalist çözüm ve yeni Suriye'nin inşası ve emperyalizme entegrasyonunu tehdit etme hakikatiyle pratikte yüzleşen Tom Barrack, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetiminin ademi merkeziyetçilik önerisini makul bulmaya başladı. Thomas Barrack, seçimlerin iptal edilmesinin ardından QSD Genel Komutanı Mazlum Abdi ve HTŞ lideri Golani'yle görüştü. Bu görüşmelerin ardından Suriye'de "Bir federasyon değil ama onun biraz altında, herkesin kendi bütünlüğünü, kendi kültürünü, kendi dilini korumasına izin veren ve İslamcılık tehdidi olmayan bir yapı düşünülmeli" ifadesiyle yeni politik pozisyon aldı.

Sömürgeci Türk devleti de HTŞ'nin seçim kararını tanımayacağını belirten Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimine karşılık verdi. Hakan Fidan'ın Rojava'ya karşı sürdürdüğü tehditleri faşist şef Erdoğan'la bir üst düzeye çıkardı. Politik islamcı faşist şef "Kılıç kınından çıkarsa kalemin ve kelamın hükmü kalmaz" diyerek Suriye'de sürdürülen emperyalist çözüm sürecinde sömürgeci Türk devletinin dayattığı şartlar ve istekler kabul edilmezse savaşa başvurulacağını sarih biçimde ilan etti. Rojava'ya karşı bir kez daha işgal ve soykırım savaşı tehdidi savurdu. Suriye'deki emperyalist çözüm süreciyle Türkiye'deki burjuva çözüm süreci aynı siyasi konjonktür ve kontekstin birer unsuru, farklı iki veçhesidir. İmralı'da Kürt halk önderi A. Öcalan'la başlatılıp sürdürülen ve Rojava'nın merkezde olduğu burjuva çözüm sürecinin bütün geleceği Suriye'deki emperyalist çözüm süreciyle sımsıkı bağlıdır.

Emperyalistlerin ve gerici bölge devletlerinin Suriye'deki emperyalist çözümü bölge halklarının, tarihsel varlık haklarını, isteklerini ve çıkarlarını tanımıyor. Bölgenin devrimci, sosyalist, demokratik hareket ve partileri, emperyalist ve gerici bölge devletlerin emperyalist çözümüne karşı halkların özgür, eşit ve adil birliğini sağlayacak olan devrimci bir çözüm programı yükseltmelidir. Rojava Devrimi, tüm Suriye halkları için bir halkçı-demokratik çözüm yolu ve seçeneğidir. Yani Demokratik Ortadoğu Federasyonu'dur. Bugün burjuva çözüm sürecine karşı devrimci ve emekçi çözüm seçeneğini yükseltmek dolaysız biçimde Rojava Devrimini sömürgeci Türk burjuva devletine karşı savunmak ve varlık hakkını korumaktan geçiyor. Öyleyse burjuva emperyalist çözüme karşı halkların halkçı-demokratik çözümünün eylemini yükseltelim.