27 Mayıs 2024 Pazartesi

Şahin Tümüklü yazdı | Can Atalay'a özgürlük

Mücadele dinamiklerinin kafalarını karıştıran, çoğu zaman rejimin bekası dışında bir işe yaramayan hukuk ve benzer çözüm arayışlarının, ancak güçlü bir mücadele olursa karşılığı olur. Bunun için de şimdi vekilimizi Silivri'den koparıp alacak bir mücadeleyi büyütme zamanıdır. Başta Emek ve Özgürlük İttifakı olmak üzere demokratik-devrimci mücadele örgütlerinin seçim pratiği ve sonuçları zemininde özeleştiri ve değiştirici pratik fırsatıdır Can Atalay'ın özgürlüğünü kazanmak.

Hatay'ın seçilmiş vekili hala burada, Silivri'de tutsak. Neden hala burada ve tutsak?

Bu soruda meselenin ve zemininin ne olduğuna ilk elden verilecek cevap; Gezi'nin faşist rejimin ve onun şefinin düzenini sarsan etkisi, yarattığı korku ve yarattığı potansiyeldir. Taksim Dayanışmasına verilen cezada, Can Atalay ve diğer arkadaşların tutsaklığında, Gezi'nin yarattığı umudu ve başka bir yaşamın mümkünlüğü somutluğunu küle dönüştürme isteği, faşist rejimin Gezi ile hesaplaşması vardır.

Gezi'nin o patlayıcı/yıkıcı potansiyeli, sermaye düzeni ve onun yağma-talan siyaseti karşısında yarattığı hakikattir. Gezi, emek gücünün sömürü ve yağmasına dayanan ucuz hammadde üretme zorundalığı ile doğanın talan ve yağma edilmesine karşı bir isyandır. Ağaçtan ormana, bir parkın yıkımından bir düzenin sermaye yaratma tarzına ve bu sermaye düzenine, onun politik islamcı erkek egemenliğine karşı bir başkaldırıdır. İşte tam da bu nedenle varlığı-varoluşu krize giren ve yıkıcı sarsıntılar geçiren AKP ve rejimi Gezi'yi sadece bir ağaç meselesi olarak görmediği gibi Can Atalay'ı da kendi yasalarına göre vekil, kendi hukukuna göre bir tutsak olarak görmüyor. Bunu kendi rejiminin kurallarını bile tanımayarak gösterdi, gösteriyor, gösterecek. Kuralsızlık-belirsizlik rejimi içinde yürütmenin mutlaklaştırıldığı bir işleyiş, bu rejimin en karakteristik özelliğidir. Şef ve örgütünün kuralları geçerlidir. O nedenle de verili duruma hukuk yoluyla sonuç üretmeyi "beklemek" durumu kavramamak, meseleye yüzeysel ve dar yaklaşmak anlamına gelir.

Rejim, Can Atalay'ın tutukluluğunda ısrarla bir hesaplaşmayı da gerçekleştiriyor. Kitlesine, sermayedarlarına, bürokratlarına ve bunlara bağlı yargı unsurlarına da açık mesajlar veriyor. Bu mesaj kendi düzeni ve işleyişini meşrulaştıran, örgütünü, kitlesini kutuplaştırarak konsolide eden bir içerik taşıyor. Öte yandan, kendi kurallarını dahi tanımayarak "düşmanlarını" ezmenin bir biçimini üretiyor, ideolojik saldırgan hegemonyasını güçlendiriyor. Bu tür zor ve baskı yöntemleriyle emekçilerde, onların örgütlü güçlerinde kaygı, korku iklimi yaratmayı hedefliyor. Can örneği somutunda buradan çıkaracağımız sonuç, rejimin ve şefinin Can Atalay'ın tutukluluğundaki ısrarında sadece Gezi yok, Gezi üzerinden rejimin bekası, geleceği, onun yağma düzeni, politik islamcı hegemonya kurma çabası var.

Can Atalay bu rejimin ve onun yağma, talan, inkar, imha, tasfiye düzeni karşısında kavga insanıdır. Soma'da, Hendek'te, Bartın'da, Torunlar'da işçilerin avukatı; Aladağ'da bir tarikat/cemaat yurdunda katledilen, ölüme sürüklenen çocukların ve ailelerinin, Çorlu'da, göz göre göre ölüme yol hazırlanan tren katliamında Arda'nın ve arkadaşlarının adalet sözcüsüdür. Tutsaklığında, böyle bir mücadele insanına, halkın seçilmiş vekiline karşı düşmanlığın ısrarı, hıncı var. Nerede, hangi görev ve alanda olunursa olunsun, işçi sınıfı ve ezilenlerin haklı kavgasının yanında olmanın, onun sözcüsü olmanın, kavgadan çekinmemenin bedelidir bu. Taraf olmanın bedelini ödersiniz. Ölmek, faili meçhule gidip mezarsız kalmak, işkence görmek, işsiz kalmak veyahut uzun yıllar mahpus olmak bedellerimizdir. Can da tam bu nedenle burada.

Bu tutsaklık bizim için bir mücadele çağrısıdır, olmalıdır!

Mücadele dinamiklerinin kafalarını karıştıran, çoğu zaman rejimin bekası dışında bir işe yaramayan hukuk ve benzer çözüm arayışlarının, ancak güçlü bir mücadele olursa karşılığı olur. Bunun için de şimdi vekilimizi Silivri'den koparıp alacak bir mücadeleyi büyütme zamanıdır. Başta Emek ve Özgürlük İttifakı olmak üzere demokratik-devrimci mücadele örgütlerinin seçim pratiği ve sonuçları zemininde özeleştiri ve değiştirici pratik fırsatıdır Can Atalay'ın özgürlüğünü kazanmak. Özeleştirinin pratik gücü böyle hayat bulur. Tabii ki bu sonuç alıcı çalışma, ancak fiili meşru mücadele ve ona bağlı biçimler üretilerek yaratılır. Politik özneler bu kanalları açarak, sokağın gücüne, birleşik mücadele birikimine yaslanarak, onu büyüterek ilerleyebilir, kazanabilir.

Değişim ve yeniden yapılanma, faşist tekçi rejim ile burjuva restorasyoncu blok arasındaki dar kulvardan çıkmakta, özgürlüğü kazanacak irade ve eylemde somutlaşıyor. "Can Atalay'a özgürlük" bu irade ve eyleme varız diyenlere mücadele çağrısıdır. Şimdi Can Atalay'ı rejimin zindanından söküp alma zamanıdır.

*ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü
Marmara Kapalı Hapishane (Silivri 9 No'lu Hapishane)