6 Aralık 2021 Pazartesi

Saflar ayrışıp belirginleşiyor

Çözüm işçi sınıfı ve ezilenlerin birleşik mücadelesindedir, halklarımızın kendi gücündedir. Öncülerin sloganları, ajitatörlerin konuşmaları harekete geçen kitlelere bu gerçeği anlatmalı, bu mesajı apaçık biçimde, en güçlü ve sarsıcı tarzda taşımalıdır. Burjuvazi yönetemiyor, faşizme ölüm, halk iktidara! Hareketin fabrikalara ve sanayi havzalarına, emekçi mahallelerine yayılması, işçi sınıfı ve çalışanların üretimden gelen gücünün konuşturulması, üretimin durdurulması, hareketin günlük düzeni felç etmeyi hedefleyen bir çizgide, genel politik grev ve antifaşist genel halk direnişi çizgisinde geliştirilmesi de Gazi-Haziran onur ve özgürlük isyanını aşma iddia ve yöneliminin gereğidir.

Emekçi sol yapıların işbirliğini geliştirmeleri, güçlerini, önderlik ve örgütleme deneyim ve kapasitelerini birleştirmeleri temelinde hareketi yaymak, süreklileştirmek ve kitlesel bakımdan büyütmek, halk inisiyatifini geliştirmek ve doğru siyasi hedeflere yöneltmek devrimcilerin tereddütsüz izleyecekleri hat olmalıdır.

23 Kasım gecesinin havasında Haziran-Gezi onur ve özgürlük isyanı coşkusuna çalan bir tat vardı. Ama yok, bu defa biraz daha farklı durum! Derinlerdeki süregelen mayalanma olgunlaşıyor, taaa diplerdeki uğultunun köpükleri taşıyor sokaklara. Halkın saflarında biriken muazzam hoşnutsuzluk ve memnuniyetsizliğin sıçramalı tırmanışının, sesi bastırılanların sessiz çığlığının tınıları vuruyor sokaklara. Bir bayram havası güzelliğinde yürüyor kentlerin ilk harekete geçen öncüleri. Kitle katliamlarıyla oluşturulan korku atmosferini vuruyor coşku yüklü telaşlı sloganlar. Devrimci ajitasyonun enerjisi yankılanıyor tencere-tava çığlıklarında, dilini arıyor devrimci ajitatörler! 

Peş peşe gelen zamlar, enflasyon, işsizlik ve yoksulluk kol geziyor. Asgari ücretle çalışan işçinin, emekçinin, esnafın, fakirin, evsizin, milyonlarca işsizin yaşam koşullarının hızla ve radikal biçimde kötüleşmesi tetikliyor hareketi.

İş ve özgürlük, insanca ve onurlu bir yaşam istiyor milyonlar. Buradan güç alıyor, buradan esinleniyor sokağa çıkan öncüler. Halka güven yenilenmesi var öncülerin çıkışında, halkın çözümü kendinde arayışı, kendine güvenin filizlenişi yansıyor eylemlere.

Milyonların isyancı çığlığı yankılanıyor öncü çıkışın cüretinde. Hava hızla değişiyor, kitlelerin ve öncülerin faşist şeflik rejiminin zulmüne karşı pasif direnişinin yerini aktif savunma ve saldırı yönelimi alıyor. Özgürleşme, kendi sınırlarını, kendi engellerini aşma gerçekliği belirgin bu öncü çıkışta.

Yükselen genel grev, genel halk direniş sloganı, hareketin ilerlemesi gereken yöne işaret ederek daha büyük mücadelelere hazırlık çağrısı oluyor.

Bıçak kemikte! Saflar belirginleşiyor hızla.

Halkın tutuşmakta olan öfkesinin basıncı kuşatmakta faşist saray rejimini.

Sarayda faşist şef ve şaklabanları kara kara düşünüyor olmalılar. Sinirli yarı panik toplantılarda işçiyi, emekçiyi, fakiri, Kürt'ü Alevi'yi, öncü güçleri nasıl ezeceklerinin, iktidarlarını nasıl sürdürebileceklerinin en sinsi, alçak ve kalleş planlarını bulmaya çalışıyorlardır bu hırsızlar, sömürücü ve zalimler güruhu! Gitgide kitle desteği ve otoritesi zayıflayan faşist diktatörlük ve inandırıcılığını kaybeden, teşhir olan faşist şefin başı dertte! Faşist şeflik rejiminin yönetememe krizi derinleşiyor, fazlaca seçenekleri ve çıkışları da yok.

Diktatörlüğün ve faşist şefin en iyi yardımcıları ve koltuk değnekleri CHP, İYİP'in merkezinde durduğu restorasyon ittifakı gecikmeden koşuyor faşist şefin yardımına. Yüksek sınıf bilinçli burjuva muhalefetin refleksi bu! CHP'sinden İYİP'ine duraksamadan "sokağa çıkmayınnn... Sokağa çıkmak provakasyondurrrr..." açıklamaları geliyor peş peşe, faşizmle uzlaşma ve işbirliğini baş görev edinmiş restorasyon cephesinin önde gelen parti ve yöneticilerinden. Politik islamcı faşist şeflik rejimine hizmet, halka ihanettir, burjuva teslimiyetin düzen sürsün programıdır "sokağa çıkmayın" çağrıları. Başta CHP gelmek üzere sokağa çıkmayın çağrısını yapan politik merkezlerin etkin bir şekilde teşhir edilmesi hareketin kitleselleşerek devam etmesinin temel bir koşuludur. Bu hain çağrılar aynı zamanda faşist diktatörlüğe sokağa saldırma ve ezme cesareti vermekte hatta buna davet etmektedir.

23 Kasım gecesine rengini veren öncü çıkışa karşı faşist cephe, hareketi daha gelişmeden nasıl bastıracağının hesap ve planlarını yaparken, burjuva restorasyon cephesi de hareketi yatıştırmak, dindirmek, düzen içine çekmek, parlamentarizm ve seçim zemininde tüketmek için harekete geçmiştir.

Dolaylı biçimde de olsa faşist şefi ve faşist şeflik rejimini hedefleyen sloganlarıyla 23 Kasım'da parıldayan öncü çıkış birisi faşist, ikincisi gerici ve faşist şefin koltuk değneği iki burjuva cephe karşısında sokağın, işçilerin ve emekçilerin, işsizlerin ve fakirlerin, ezilen kadınların, ezilen Kürt'ün, Alevi'nin, havasına suyuna sahip çıkan emekçi köylünün, göçmenin üçüncü cephesini, halkçı demokratik cepheyi temsil ediyor.

Kendini gösteren öncü hareketin bir özelliği, yaygın "Hükümet istifa", "AKP istifa" sloganlarında yansıyan siyasi hedef ve bilinç bulanıklığıdır. Faşist şefin kirli pantolonun yaması, Devlet Bahçeli'nin bile sıkışınca sorumluluktan kaçmak için itiraf etmek zorunda kaldığı gerçek Türkiye'de tek kişilik bir "hükümet" olduğudur. İşbirlikçi tekelci burjuvazinin, sermaye oligarşisinin bir diktatörü, faşist politik islamcı reisi var! Türkiye'de alışılageldiği gibi bir hükümet yoktur! Bakanlar vardır ama bir bakanlar kurulu yoktur! Bakanları atayan da görevine son veren de faşist şeftir. Yargı bürokrasisinin de genel olarak devlet bürokrasisinin de bütün belirleyici kadrolarını faşist şef görevlendirir. İç politikadan dış politikaya, ekonomiden kültüre bütün politik kararları faşist şef vermektedir. Faşist diktatörlüğün kurumlaşmadığı politik bir safsatadır. Eğer "hükümet istifa" sloganıyla faşist şef istifaya davet ediliyorsa bu siyasal bakımdan ham bir hayaldir! Yok, eğer bir hükümetin var olduğu zannediliyorsa bu da siyasal bir yanılsamadır. 

"Hükümeti" hedefleyen sloganların bir şekilde iktidar sorununu çağrıştırıyor olması iyimser bir analiz ve düşünüş olsa da bir gerçeği de yansıtmaktadır. O gerçeği ön plana çıkartmak, güçlü gelişme potansiyeli taşıyan hareketin siyasal hedefi ve amaçlarının belirginleşmesi için, kitlelerin doğru siyasi hedeflere yöneltilmesi için kesinkes zorunludur.

Hayır bu bir devrim değil, devrimci başkaldırı da değil ama durumun kitleler bakımından devrimcileşmekte olduğu da kesin! Durum devrimci, şimdi öncülerin dili devrimcileşmeli. Şimdi, yalın ve çarpıcı biçimde "Bu pisliği devrim temizler", "Tek yol devrim", "Yaşasın halk devrimi", "Yaşasın devrim, yaşasın özgürlük", "Kahrolsun faşist şeflik rejimi", "Diktatör defol", "Kahrolsun faşist şef" gibi sloganların çok daha güçlü ve ikircimsiz yükseltilmesi zamanı.

İşçi ve emekçiler için, kadınlar ve fakirler için, işsizler ve gençler için, halklarımız için ağırlaşan çoklu kriz koşullarında çözüm ne? Seçenek ne? İşsizliği kim çözebilir? Asgari ücretlinin ve yoksul milyonların yaşam koşullarını "insanca ve onurlu bir yaşam" düzeyine kim çıkartabilir? Havayı, suyu, doğayı kim kapitalist talandan koruyabilir, emekçi köylülüğün yarasına kim merhem olabilir? LGBTİ+'ların insanca ve onurlu yaşam hakkını kim güvenceleyebilir? Aydınlarımızın, işçi sınıfının, işsizlerin, yoksulların, kadınların, Alevilerin, Kürt halkının ve değişik ulusal topluluklardan bütün halklarımızın ekmek kadar, su kadar ihtiyacı olan özgürlük talebini kim karşılayabilir? Ne faşist şeflik rejimi ve ne de onun burjuva alternatifi güçlendirilmiş parlamento ittifakı, restorasyoncu burjuva gerici bir iktidar bu sorunları çözebilir!

Çözüm, işçi sınıfı ve ezilenlerin birleşik mücadelesindedir, halklarımızın kendi gücündedir. Öncülerin sloganları, ajitatörlerin konuşmaları harekete geçen kitlelere bu gerçeği anlatmalı, bu mesajı apaçık biçimde, en güçlü ve sarsıcı tarzda taşımalıdır. Burjuvazi yönetemiyor, faşizme ölüm, halk iktidara!

Demokratik halkçı cephenin bütün öncü, örgütlü güçleri henüz harekete geçmiş değil. Yurtsever hareketin fiili meşru mücadele sahasında etkin, önde gelen güçleri Gezi-Haziran onur ve özgürlük isyanından gerekli siyasi sonuçları çıkarttıklarını muhakkak çağrıları ve eylemleriyle gösterebilmelidirler. Keza, Halkların Demokratik Kongresi'nin duraksamadan harekete geçmesi program ve stratejisinin olduğu gibi varoluşunun da gereğidir.

Hareketin fabrikalara ve sanayi havzalarına, emekçi mahallerine yayılması, işçi sınıf ve çalışanların üretimden gelen gücünün konuşturulması, üretimin durdurulması, hareketin günlük düzeni felç etmeyi hedefleyen bir çizgide, genel politik grev ve antifaşist genel halk direnişi çizgisinde geliştirilmesi de Gezi-Haziran onur ve özgürlük isyanını aşma iddia ve yöneliminin gereğidir. Öncü eylemlerde uç veren hareketin iç dinamikleri Gezi-Haziran başkaldırısını aşma güç ve kapasitesine sahiptir.

Emekçi sol yapıların işbirliğini geliştirmeleri, güçlerini, önderlik ve örgütleme deneyim ve kapasitelerini birleştirmeleri temelinde hareketi yaymak, süreklileştirmek ve kitlesel bakımdan büyütmek, halk inisiyatifini geliştirmek ve doğru siyasi hedeflere yöneltmek devrimcilerin tereddütsüz izleyecekleri hat olmalıdır.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 26 Kasım tarihli 38. sayı başyazısı.