30 Haziran 2022 Perşembe

Parola: 1 Mayıs'ı kazanmak

Türkiye ve Kürdistan'da on binlerin, yüz binlerin 1 Mayıs alanlarını doldurması, devrimci sosyalistlerin kortejlerinin ise bu kitle denizi içinde hacimli, görkemli bir dalga olarak yerini alması, başarı ölçüsünün gözle görünür sonucu olacaktır. Ne var ki, parola, yalnızca bu görünür sonuçla ele alınamaz. Bu başarıyı güvenceleyecek esas ölçü, ajitasyon-propaganda çalışmalarının niteliği ve etki gücüyle örgütlenme faaliyetindeki düzeydir.

Devrimci sosyalistlerin dönem içindeki politik ve örgütsel gelişim stratejilerinin yakın hedefi, işçi sınıfının enternasyonal mücadele günü olan 1 Mayıs'ın kazanılması üzerine kurulmuş durumda. En yalın haliyle söyleyecek olursak, 1 Mayıs'ın kazanılması, yakın dönem boyunca sürdürülecek çalışmaların parolasıdır. Bu parola, taktiğin cisimleşmiş, söze dökülmüş halidir. Peki, bu parolanın güncel ve somut karşılığı nedir? Politik faaliyette olduğu kadar, örgütsel çalışmalarda da 1 Mayıs'ı kazanma parolası neye denk düşer? Bunu biraz somutlayalım.

Bilinir, ajitasyon ve propaganda devrimci politikanın birbiriyle bağlı vazgeçilmez iki temel faaliyet biçimidir. Ve şüphesiz, bu temel faaliyetin ortak tamamlayıcısı, yığınlar tarafından algılanabilir çeşitlilikte karşılık bulduğu yer ise örgütlenmedir. Geniş bir spektrumdaki örgütlenme biçimleri, devrimci ajitasyon ve propaganda faaliyetinin kitleler nezdinde ki sınanma alanıdır. Sözün karşılık bulduğu, propaganda ve ajitasyonda ileri sürülen fikirleri, yapılan çağrıları laf kalabalığından çıkaran, onu yanılsamalar yaratacak zeminden uzaklaştırarak bizzat emekçilerin gerçek yaşamının orta yerine seren faaliyettir, örgütlenme çalışması.

Belirli bir anda bu parola, öncü güçlerin örgütlenmesini, kuvvetlerin derlenip toparlanmasını hareket noktası olarak alabileceği gibi kitlelerin yeni bir bilinçle örgütlenmesini ve eyleme geçirilmesini de hedefler. Burada belirleyici olan temel unsurlar, dönemin politik ve örgütsel durumunun ana özellikleri ve kitle bilincinin mevcut durumudur.

O halde ilk soru şudur: Dönemin politik durumu "1 Mayıs'ı kazanma" parolasına karşılık geliyor mu ve bu koşullar içinde kitle bilincinin durumu nedir?

Hatırlanacaktır, bir önceki sayımızda işçi sınıfı ve ezilenlerin içinde biriken öfkenin değişik şekillerde dışa vurduğunu, bireysel öfke patlamalarından zamlara karşı kendiliğinden eyleme geçişe, fiili grev ve direnişlerden mart ayında yükselen politik kitle hareketine kadar farklı verilerle bu tabloyu ortaya koymuştuk. Kapitalist ekonomik kriz, işçi sınıfı ve onun işsiz bölükleriyle kır ve kent yoksullarının belini bükmüş durumda. En yalın haliyle Tolstoy'dan söyleyecek olursak, emeğin ucuz, ekmeğin ise pahalı olduğu günler yaşıyoruz. Bu koşulların düzelmesi bir yana, giderek daha da kötüleşeceği, aynı oranda ekonomik krizin işçi sınıfı ve ezilenlerde görünmez, anlaşılmaz olan birçok şeyi bir anda şeffaf ve anlaşılır hale getirebileceği günlerdir bunlar. Dolayısıyla emekçilerin devrimci ajitasyon ve propagandaya dünden daha açık halde olduğu, arayış ve çıkış yolu bulmak istedikleri de somut bir durum olarak kaydedilebilir.

Öte yandan, süreğen faşist devlet terörüne rağmen özellikle gençler ve kadınlar arasında örgütlenme eğiliminin giderek daha belirginleştiği, iyi planlanmış devrimci faaliyete hedef kitle arasından değişik düzeylerde karşılık verildiği, mücadele saflarına taze güçlerin akma eğilimi gösterdiği de şu birkaç aylık faaliyet döneminden anlaşılabilir. Yanı sıra devrimci sosyalistlerin savaş siperlerini yeniden düzenlediği, yeni mevziler kazandığı, güçlerini yeni bir motivasyonla kitleye doğru seferber ettiği de dönemin bir başka önemli verisidir. Dolayısıyla, 1 Mayıs'ı kazanma parolası, dönemin tam da bu politik ve örgütsel durumundan çıkarılarak gerçeklik kazanıyor. Öncü, kendi durumunu değiştirerek, iç örgütlülüğünü geliştirerek kitle örgütlenme seferberliğine girişiyor, devrimci ajitasyon-propaganda düzeyini yükseltiyor.

Dönemin parolası olan "1 Mayıs'ı kazanmak" işte bu somut dönem taktiğinin çevirisidir. Bu bir slogan olarak değil, taktiğin yalın, sözlü anlatımı ve uygulanması olarak kavranmalıdır. Bir durumdan başka bir duruma geçmek, benzer şekilde kitle hareketini de başka bir duruma geçirmek amacı, bu parolaya ruhunu veren unsurdur. Türkiye ve Kürdistan'da on binlerin, yüz binlerin 1 Mayıs alanlarını doldurması, devrimci sosyalistlerin kortejlerinin ise bu kitle denizi içinde hacimli, görkemli bir dalga olarak yerini alması, başarı ölçüsünün gözle görünür sonucu olacaktır. Ne var ki, parola, yalnızca bu görünür sonuçla ele alınamaz. Bu başarıyı güvenceleyecek esas ölçü, ajitasyon-propaganda çalışmalarının niteliği ve etki gücüyle örgütlenme faaliyetindeki düzeydir. Ajitasyon-propaganda materyallerinin nasıl kullanıldığı, kaç semt pazarında, ilçe merkezinde etkili ve nitelikli ajitasyon çalışması yürütüldüğü, günlük olarak kaç işyeri ve ev ziyareti yapıldığı, kaç kapının çalınarak yüz yüze 1 Mayıs çağrısının yapıldığı, sosyalist basının kaç emekçiye ulaştırıldığı, seminer, panel, film gösterimi, müzik dinletisi gibi kaç propaganda etkinliği düzenlendiği gibi veriler, geride bırakılan dönemle kıyaslanarak ele alınmalı, ölçü, dönemi aşma eşiğinden bakılarak konulmalıdır. İyi planlanmış, güçlü, nitelikli bir ajitasyon-propaganda faaliyetinin örgütlenme zeminini büyüteceği, yolu açacağı daima akılda tutulmalıdır. Özel olarak vurgulamak gerekirse, etkin bir propaganda faaliyetinin esasen iyi bir örgütlenme çalışmasının iz düşümü olduğu unutulmamalıdır.

Öte yandan saflardaki kuvvetlerin ne düzeyde örgütlü hale getirilerek harekete geçirildiği, günlük çalışma süresi olarak belirlenen 7-23 zaman diliminin ne kadar örgütlü planlandığı, hazır güçlerden kaç komite, komisyon, çalışma grubu kurulduğu, emek yoğun seferberlik içerisinde kaç kadroyla eğitim çalışması yapıldığı, geniş bir halkaya yayılacak ve hemen tüm taraftar, sempatizan güçleri de içerecek şekilde kaç okuma-eğitim-tartışma grubu kurulduğu, kaç işçiyle, gençle, kadınla birebir ve somut temas sağlandığı, kaç yeni insana görev verildiği, yeni ilişkiler üzerinden kaç yeni alana açıldığı, kitleyi miting alanına taşımak için kaç alanda ne kadar araç tutulduğu da parolanın somutluk kazandığı gerçek, denetlenebilir veriler olacaktır.

Genel olarak kitle gösterisi olarak tanımlayabileceğimiz büyük yürüyüş ve mitingler emekçilerle buluşmanın en yaygın ve bilinen biçimidir. Bu türden büyük etkinlikler aynı zamanda politik mücadelenin gelişim düzeylerini ve kitle psikolojisindeki değişimleri de yansıtır. Devrimci güçler kadar burjuvazi de bu büyük kitle gösterilerinin düzeyini kendi politikalarına, dönem taktiklerine analiz konusu yapar, sonuçlar çıkarır. Bir yandan İstanbul somutunda Taksim 1 Mayıs alanının özgürleştirilmesi mücadelesini militan biçimde sürdürmek, fakat yükselen yeni bir mücadele dönemi tespitinden hareketle bu genel kanıyı işçi sınıfı ve ezilenlerin mücadelesinin güçlü bir birlikteliği haline getirmek, bu yolla burjuvaziye ve faşist rejimine meydan okumak, devrimci sosyalistlerin 1 Mayıs taktiğinin en genel çerçevesi olarak konulabilir.

Taktiğimiz belli, parolamız açık. Özetle, saflarımızı örgütleme, mücadeleye yeni kuvvetler kazanma, ajitasyon-propaganda çalışmasını ustaca örgütlenme çalışmasına bağlama, her bir insana görev ve sorumluluk verme, geçici, esnek, kalıcı örgütler kurma, 1 Mayıs kitle buluşmasında devrimci örgütlüğün ve gücün resmini sunma... Parola budur. 1 Mayıs'ı kazanmak budur.

Henüz acısı çok taze olan Kürt halkının sosyalist yurtsever evladı Serfiraz Nîdal'ın, nasıl olup da milyonluk bir halk hareketi denizi içindeyken bir avuç sosyalist yurtseverin saflarında örgütlenmeyi tercih ettiği, sömürgeci devlet terörüne, onca baskıya, olanaksızlığa rağmen mücadele saflarında geriye düşmeden komutanlaşmayı nasıl başardığı, nihayet genç ömrünü hangi aşamalardan geçerek sosyalizm davasına adadığının çözümlenmesi, bu parolanın en sade anlatımı olsa gerek. Sabırlı ve kararlı kitle çalışması, örgütlenmede ısrar, ideolojik-politik ilişkide sistematiklik ve örgütlü saflarda görev verme. Bu! Hepsi bu!

1 Mayıs çalışmalarını Serfiraz'a adayalım. Serfiraz Nîdal yoldaş bu çalışmadaki kutup yıldızımız olsun. Örgütlülüğümüzü güçlendirelim, örgütlenerek yeni Serfirazlar kazanalım.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 15 Nisan tarihli 58. sayı başyazısı.