30 Haziran 2022 Perşembe

LGBTİ+'ların yeni antikapitalist adresi: Pride Rebellion

Almanya'nın iki kentinde faaliyetlerine başlayan LGBTİ+ örgütü Pride Rebellion, kendisini heteroseksizme karşı mücadele eden antikapitalist bir örgüt olarak tanımlıyor. ETHA'ya konuşan Pride Rebellion üyesi Marija Radeta, Stonewall kampanyası başlatacaklarını aktardı, "Ayaklanmayı anmak ve yıldönümünü devrimci perspektifle doldurmak, yani Onur Haftası'na ek olarak antikapitalist bir seçenek oluşturmak istiyoruz" dedi.

Avrupa'da faaliyet yürüten sosyalist gençlik örgütü Young Struggle ve genç kadın örgütü Zora'da örgütlü LGBTİ+'ların bir dönemdir yürüttükleri tartışmaların sonucunda Pride Rebellion kuruluşunu ilan etti.

Almanya'nın iki kentinde çalışmalarına başlayan Pride Rebellion'un amaçlarını, çalışmalarını ve mücadele gündemlerini Pride Rebellion üyesi Marija Radeta ile konuştuk.

MÜCADELE ADRESİ OLMAK İSTİYORUZ

Pride Rebellion kimdir?
Pride Rebellion, antikapitalist bir LGBTİ+ örgütüdür.

Özellikle LGBTİ+ gençlere hitap ettiğimiz kendi örgütlülüğümüzü oluşturmak istiyoruz: Uzun zamandır ortak deneyimler ve sorunlar hakkında fikir alışverişinde bulunma, nefret şiddetine ve diğer baskı biçimlerine karşı birlikte mücadele etme ihtiyacı hissettik. Pride Rebellion, yılda bir kez eğlence düzenleyen ve havaya parıltılı konfeti fırlatan ve mücadeleyi bununla sınırlayan bir Christopher Street Day komitesi değil. Eşitlik, kendi kaderini tayin hakkı, özgürlük ve varlığımızın tanınması için gerçekten mücadele etmek istiyoruz. Kendini LGBTİ+ topluluğunun bir parçası olarak gören veya cinsiyet kimliğini/cinsel yönelimini sorgulayan ve LGBTİ+'lara dönük zulme ve her türlü baskıya karşı örgütlenmek isteyen tüm insanlar için bir mücadele adresi olmak istiyoruz.

LGBTİ+ gençlerin sorgulama gücü daha yüksek fakat cevap bulmakta zorlanıyorlar. Onlara devrimci bir bakış açısıyla cevaplar sunmak istiyoruz. LGBTİ+ gençlerin gerçeği dünyanın hemen hemen her yerinde benzer: LGBTİ+ konuları okulda işlenmez, bu da LGBTİ+ konularına ve kişinin kendi LGBTİ+ kimliğine ilişkin büyük bilgi boşlukları ve belirsizlikler anlamına gelir. Eğitim ve aydınlanma boşluğunun yanı sıra feodal aile "ahlakı"nı da yıkmak istiyoruz. Çünkü birçok aile çocuklarının "outing", yani kendi cinsel yönelim veya kimliklerini açıklamaları karşısında olumsuz tepkiler veriyorlar, hatta dışlıyorlar. Pride Rebellion ile bu ilk deneyimleri kolektifleştirmek ve siyasi olarak ele almak istiyoruz. LGBTİ+'lara güvenli bir "yuva" değil, hepimizin yaşadığı heteroseksist toplumda bu tür baskılara karşı mücadele edebileceğimiz bir mücadele örgütü sunuyoruz. Gençlerin mücadelede özel bir itici gücü var. Toplumu şekillendirecek ve değiştirecek olan onlar. Öğrenci, işsiz, işçi ya da stajyer gençler. Hepsi mücadele potansiyelini taşıyor ve işçi sınıfından gelen gençlerde örgütlenme ihtiyacı ve isteğinin arttığını görüyoruz.

ALMANYA'NIN İKİ KENTİNDE ÇALIŞMALARIMIZA BAŞLADIK

Kuruluş çalışmalarına dair bilgi verir misiniz?
Pandemiden iki yıl sonra gençler, özellikle LGBTİ+ gençler arasındaki izolasyon çok güçlü. Bir araya gelip fikir alışverişinde bulunabileceğiniz neredeyse hiç ortam yoktu. Tecride karşı ve birbirimizle dayanışma için bir alan yaratmak istiyoruz. Tabii ki bu sadece bizim iyi hissetmemiz ve fikir alışverişinde bulunabilmemiz ile ilgili değil. Üstesinden gelmemiz gereken bir takım sorunlar var: LGBTİ+ bireylere yönelik şiddet, Almanya'da hala günlük yaşamın üzücü bir parçası. Birkaç hafta önce 15 yaşında bir trans kadın sokakta yaşıtları tarafından dövüldü. Geçen yıl, İranlı mülteci trans kadın Ella Nik Bayan, Berlin Alexanderplatz'da insanlık dışı yaşam koşullarını protesto etmek için kendini ateşe verdi. Ella'yı unutulmaz kılmak istiyoruz!

AfD gibi faşist güçler yıllardır güçleniyor ve esasen uğruna çok savaştığımız hakları tehdit ediyor. Sadece bu da değil, varlığımızı bütünüyle inkar ediyorlar! Ama faşist güçler sadece LGBTİ+ kimliğimize saldırmıyor, neoliberal federal hükümet de karşılığında bize hiçbir şey vermeden LGBTİ+'lardan yararlanmanın peşinde. Örneğin Transseksüel Yasası'nın (TSG) kaldırılmasına ilişkin oylama süresiz olarak ertelendi ve aslında LGBTİ+ projelerine gitmesi gereken fonlar şimdi ordu bütçesine akıyor. İşte şimdi, federal hükümetin kendilerinin bile uygulamak istemediği vaatleri kutlamak yerine, LGBTİ+'lara yönelik şiddet ve baskıya karşı mücadele eden bir örgütlülük geliştiriyoruz.

Faaliyete geçtiğimiz kentlerde aksi takdirde siyasi mücadele için örgütlenmeyecek olan LGBTİ+'lara mücadele alanı yaratmak istiyoruz.

Şu anda Almanya'nın Duisburg ve Hamburg kentlerindeyiz. Duisburg'da LGBTİ+ hareketinin genel zayıflığı dikkat çekerken Hamburg'da devasa bir hareket olmasına rağmen mücadeleci seçeneğin zayıflığı öne çıkıyordu. Young Struggle ve Zora'da örgütlü genç LGBTİ+'ların ilgi ve yönelimine bağlı olarak bu iki kentte kuruluş potansiyeli açığa çıktı. Pride Rebellion ile yakın zamanda LGBTİ+ çalışmalarını başka şehirlerde de başlatmayı hedefliyoruz.

STONEWALL KAMPANYASI BAŞLATACAĞIZ
Eylem görüntüleri, politik-teorik ilkelerimiz, belirli konulardaki örgütsel görüşlerimiz ve yakında başlayacak Stonewall kampanyamızın ayrıntıları için sosyal medya hesaplarımız takip edilebilinir.

ANTİKAPİTALİST BİR ÖRGÜTÜZ

LGBTİ+ hareketi uzun bir geleneği olan ve yaygın bir mücadele deneyimine sahip olduğu gibi oldukça da heterojen. Sizin LGBTİ+'lar cephesinden yükselteceğiniz politikaların ana hatları ne olacak?
Antikapitalist bir örgüt olarak önümüze devrimci talepler ve iddialar koyuyoruz. Sınıf mücadelesi, enflasyon ve ücret kaybı, kira ve barınma, çalışma ve sömürünün tüm yönlerine LGBTİ+ perspektifinden bakıyoruz. Örneğin Almanya'da LGBTİ+'ların yüzde 23'ü bakıcı olarak çalışıyor, ancak şu ana kadar bakıcıların mücadelesi ile LGBTİ+'ların mücadelesi arasındaki bağlantı çok zayıf. Bu koşulları değiştirmek ve LGBTİ+'ları sınıf mücadelesinin ayrılmaz bir parçası haline getirmek istiyoruz. Siyasi çalışmalarımız öncelikle Almanya'daki genç emekçi LGBTİ+'lara yöneliktir. LGBTİ+'ların güvencesizleştirilmesine son diyoruz!

HETEROSEKSİZME SAVAŞ
Heteroseksizme savaş ilan ediyoruz! Sokakta, günlük yaşamda veya devlet tarafından olsun, ayrımcılığa ve şiddete artık son. LGBTİ+'lara yönelik şiddet ve nefret söylemleri günlük hayatımızda artıyor ve buna karşı sokakta mücadele ediyoruz. Burada özellikle büyük bir eyleme geçme ihtiyacı olduğunu ve LGBTİ+'ların örgütlü bir şekilde özsavunmalarını güçlendirmeleri gerektiğini görüyoruz.

Dünyanın her yerinde LGBTİ+ bireyler baskıya maruz kalıyor. Sarah Hegazi gibi siyasi tutsaklarla, Hande Kader veya Marsha P. Johnson gibi aktivistlerle, Aydan Ezgi Salcı gibi düş yolcuları ve Ivana Hoffmann gibi gerillalarla dayanışma içindeyiz. Keza trans kadın Okan Altunöz'ü LGBTİ+ hareketinin komünist bir militanı olarak tanıtmak istiyoruz. Bizden önce savaşan ve mücadele eden, siyasi çalışmalar yürüten insanları anıyoruz.

AYRIMCI YASALARA KARŞI MÜCADELE EDECEĞİZ
LGBTİ+'lara dönük yasal saldırılar da mücadelemizin konusu: Eşcinsel erkeklere yönelik kan bağışı yasağından transların medeni durumlarını değiştirmelerini zorlaştıran baskıcı transseksüel yasasına bir dizi ayrımcı yasaya karşı mücadele edeceğiz. Bizim için bu yasalar, tüm insanlar için eşit olarak talep ettiğimiz kendi kaderini tayin etme hakkının ihlalidir.

Her biri Onur Haftası geçit törenlerinde yer alan şirketlerin, tekellerin, siyasi partilerin ve ordunun "pembeye boyanmasına" karşı duruyoruz. Bizim gözümüzde "pinkwashing"in (pembe "yıkama") en büyük operatörü, seçim kampanyası sırasında sayısız vaatlerde bulunan ve şimdi hiçbirini tutmayan neoliberal federal hükümettir. LGBTİ+ projelerine yönelik milyonlarca dolarlık paket, şimdi orduyu güçlendirmek için kullanılıyor. Heteroseksizmin kolluk kuvveti polise karşı mücadele ediyoruz. Savaş ve kriz zamanlarında aktif olarak antimilitarist çizgiyi yükselteceğiz. Savaşa, Almanya'nın savaşa katılımına ve NATO'ya hayır diyoruz. Ukrayna'daki savaşta da olduğu gibi LGBTİ+ aktivistlerine yönelik saldırıları bir kez daha hatırlatıyoruz. Savaşı en yüksek ataerkil ve kapitalist şiddet olarak görüyoruz ve gerçek barışa bağlıyız. Cinsel ve cinsiyet kimliğinin özgür yaşanmasının da artık savaşın olmadığı bir toplumda tam olarak gerçekleşeceğinin bilincindeyiz. Heteroseksizme karşı mücadele pazarda değil, sokakta kazanılacaktır.

LGBTİ+'ların taleplerini dile getirmek ve özgürleşmiş bir toplumda özgür bir yaşam sürmek için işçi sınıfı ile LGBTİ+'lar olarak birleşik mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. LGBTİ+ kimliğimizle bizi marjinalize etmek için var olan burjuva sistemlerine uymamalıyız. Bireyselliği yücelten ve LGBTİ+'ların bireysel kurtuluşunu her şeyin üstünde gören anlayışlara karşı örgütlü mücadeleyi büyütmek, kolektif çözümler bulmak için yola çıkıyoruz.

KADINLAR MÜCADELEMİZDE MÜTTEFİKİMİZ
Kadınlar, kurtuluş mücadelemizde müttefiklerimizdir. Temelde birlikte savaşıyoruz ve mücadelelerimizi ayrı ayrı düşünmemeliyiz. Yine de LGBTİ+'lar için kendi örgütümüzü kuruyoruz çünkü mücadeleler farklı bir düzlemde verilmek zorunda. LGBTİ+'lar olarak bize ayrımcılık yapan heteroseksizme açıkça karşıyız, kadınlar ataerkilliğe karşı mücadele ediyor. Heteroseksizmin kökeni ataerkillikte yatmaktadır, bu nedenle kurtuluşumuz ancak kadın devrimi ile elde edilebilir. LGBTİ+'lar olarak ataerkil sistemin her parçasını kökten sorgulayacak ideolojik yıkıcı bir güce sahibiz.

Birlikte güçlüyüz ve ancak birlikte özgürleşebiliriz.

LGBTİ+ HAREKETİNİN LGBTİ+ DEVRİMCİLERE İHTİYACI VAR

Yakın gelecek için öncelikleriniz nelerdir?
Stonewall yakında 53. yıldönümünü kutlayacak. Ayaklanmayı anmak ve yıldönümünü devrimci perspektifle doldurmak, yani Onur Haftası'na ek olarak antikapitalist bir seçenek oluşturmak istiyoruz. Hazırlıklar tüm hızıyla devam ediyor, afişlerden el ilanlarına kadar çeşitli materyaller hazırlayarak çalışmalarımızı sosyal medyada bir kampanya biçiminde yürüteceğiz. Bu kampanyada LGBTİ+ hareketine dair temel görüşlerimizi yaygınlaştırmak, çeşitli devrimcileri anmak ve şiddeti, ona karşı direnişi ve bunun arka planını ele almak ve açıklamak istiyoruz.

Bu amaçla örgüt olarak sadece görünürlük günlerinde değil, bize uygun olan zamanda ve yerde sokaklarda olacağız. LGBTİ+ kafeler, konferanslar ve atölyeler ile sosyal imkanlar yaratmaya devam edeceğiz. Yeni bir örgüt olarak Ivana Hoffmann Festivali'nde de görünür olacağız ve Bavyera'da düzenlenecek G7 zirvesi toplantısının protestolarına katılacağız.

Örgütlülüğümüzün büyüyebileceği ve kendi yolunu açacağı heyecan verici yeni bir döneme giriyoruz. Kendimize ve görevlerimize iddialı ölçütler koyuyoruz ve bunun LGBTİ+'ların mücadelesi yeni bir boyuta ulaştığında çok yakında meyve vereceğine eminiz.

Devrimin ve LGBTİ+ hareketinin LGBTİ+ devrimcilere ihtiyacı var.