1 Aralık 2021 Çarşamba

İzmir'li kadınlar: Erkek-devlet şiddetine karşı çözüm örgütlü mücadelede

İzmir'de kadınlar, İzmir Kadın Platformu'nun çağrısıyla 25 Kasım'da sokağa çıktı, "Evde, sokakta, işte, kampüste şiddet her yerde. Çözüm örgütlü mücadelede" denildi.

İzmir'de 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü dolayısıyla İzmir merkez ile ilçelerinde sokağa çıktı, kadın-erkek şiddetini protesto etti.

İzmir'de 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü nedeniyle yürüyüş düzenlendi. Alsancak Eski Leman Kültür Merkezi önünde başlayan yürüyüş yüzlerce kadının katılımıyla Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde son buldu. Burada basın açıklaması ile devam eden eylemde "Kadın cinayetleri politiktir", "Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz", "Jin jiyan azadi", "Kobanê'de direnen kadınlara bin selam", "AKP istifa kadınlar geliyor", "Görünmeyen emek sesini yükselt", "Savaşa hayır barış hemen şimdi", "İstanbul Sözleşmesi yaşatır", "Sözleşme bizim vazgeçmiyoruz", "Çocuk istismarını aklatmıyoruz" ve "Görünmeyen emek sesini yükselt" sloganları atıldı. 'Evde sokakta işte kampüste şiddet her yerde çözüm örgütlü mücadelede" yazılı pankartın taşındığı eyleme Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay da katıldı.

Kadınlar adına açıklamanın Türkçesini Nuray Öztürk, Gül Gök, Kürtçesini ise Nazlıcan Yıldız okudu.

Kadına yönelik şiddetin katlanarak arttığına dikkat çekilen açıklamada, AKP iktidarının kadın düşmanı politikaları, erkek egemen yargı kararları, kriz ve pandeminin kadın emeği sömürüsü açısından fırsata dönüştürülmesi gibi nedenlerle kadınların bulunduğu her yerde şiddetin türlü biçimlerine maruz kaldığına dikkat çekildi. Açıklamada, "AKP iktidarı Diyanet İşleri Başkanlığı ve vakıf, cemaat gibi gerici odaklar eliyle, erkek egemen sistemi derinleştirmekte kadınların eşitlik haklarına saldırılmakta, yargı ve medya eliyle kadına yönelik şiddet meşrulaştırılarak, pekiştirilmektedir. İktidarın nefret dili sokaklara yansımakta, körüklenen ayrımcılık ve eşitsizlikler sonucu 'güçsüz' gösterilen kadınlar ve LGBTİ+'lar sokak ortasında samuray kılıçlarıyla katledilmektedir" diye diye belirtildi.

İstanbul Sözleşmesi'nden çıkılmasının, AKP ve MHP iktidarının kadına yönelik saldırılarının bir parçası olduğunu, ancak kadınların İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmeyeceğini vurgulanan açıklamada, "Yerel ve mülki amirler tarafından uygulanmayan, uygulanması engellenen 6284 Sayılı Kanunda değişiklik, boşanmalarda arabuluculuk, nafaka hakkının kısıtlanması, 5. Yargı Paketi ile çocuk ve kadınların can güvenliğini tehdit eden yeni yasal düzenlemeler gündeme getiriliyor. Kadın katillerinin, şiddet faillerinin yargılamalarında iyi hal ve haksız tahrik indirimleri uygulanırken, hayatını savunan kadınlara devlet ve erkek egemen yargı adeta intikam alırcasına saldırıyor. Ölmemek için öldürmek zorunda kalmış Çilem'in cezasının onanmasında olduğu gibi erkek egemen yargı kadınların şiddetsiz, eşit yaşam hakkını hedef alıyor. Buradan bir kez daha sesleniyoruz, yaşam hakkımızdan vazgeçmiyoruz" diye kaydedildi.

AKP iktidarının her fırsatta çocuk yaşta evlendirme ile istismarı meşru kılmaya çalıştığı ifade edilen açıklamada, bu yasaların Meclis'ten geçmesine izin verilmeyeceğinin altı çizildi. Kadınların ekonomik kriz gerekçe gösterilerek, erkeklerden daha düşük ücret almaya ve esnek çalışmaya zorlandığına dikkat çekilen açıklamada, "Büyüyen işsizlik, artan yoksulluk kadına yönelik şiddeti tırmandırıyor. Birçok kadın geçim kaynağı bulamadığı için şiddet dolu birlikteliklerine devam etmek zorunda kalıyor. Ev içinde görünmeyen emek daha fazla görünmez hale getirilerek yaşlı, hasta ve çocuk bakımı kadınların mecburi görevi haline getiriliyor" ifadeleri kullanıldı.

AKP iktidarının Taliban gibi gerici örgütlerle işbirliği yaptığı, yurdundan göç etmek zorunda kalan insanları AB ülkelerine karşı koz olarak kullandığına işaret edilen açıklamada, bu tablodan en çok da göçmen kadın ve çocukların etkilendiğine yer verildi. Açıklamanın devamında, "Narenciye paketleme tesisinde çalışırken eşarbı iş makinesine takılarak feci şekilde hayatını kaybeden 13 Yaşındaki Suriyeli Ula Kerem'in ölümü göçmen kadın ve çocukların neler yaşadığını acı bir şekilde ortaya seriyor. Merdiven altı atölyelerde güvencesiz ve güvenliksiz bir biçimde ucuzunda ucuzu olarak sömürülen göçmen kadın ve çocuklar, şiddet ve tacize uğruyor, iş cinayetlerinde yaşamını yitiriyor" sözleri kullanıldı.

Polonya, Afganistan, Danimarka gibi birçok ülkede kadın direnişçilerin yanında oldukları kaydedilen açıklamada, "Kadınları erkeğe, sermayeye ve devlete daha da bağımlı hale getirmek için her türlü krizi fırsata çevirmenin hesabını yapanlara karşı sesimizi yükseltmek hesap sormak için isyandayız. Bu düzeni değiştirene kadar şiddete uğrayan, ezilen ve sömürülen kadınların her biri için dayanışarak, örgütlenmeye devam edeceğiz" denildi.

Uluslararası Çalışma Örgütü'nün (ILO) kabul ettiği ve 21 Haziran 2021 de yürürlüğe giren iş yerinde şiddeti ve tacizi önlemeyi amaçlayan 190 Sayılı Şiddet ve Taciz Sözleşmesi'nin bir an önce imzalanması gerektiğini ifade edilen açıklamada son olarak, "6284'ün uygulanmasını, ekonomik, sosyal, hukuksal önlemlerin derhal hayata geçirilmesini istiyoruz. Biz kadınlar şiddetin, yoksulluğun olmadığı eşit ve adil bir yaşam istiyoruz. Bu yaşamı, Mirabal Kardeşler'in özgürlük mücadelesinden ve tüm kız kardeşlerimizden aldığımız güçle hep birlikte kuracağız" diye belirtildi.

Açıklamanın ardından kadınların eylemi, şarkılar eşliğinde çekilen halaylarla sona erdi.

ALİAĞA
Aliağalı Kadınlar Demokrasi Meydanında açıklama yaptı. Aliağalı kadınlar adına açıklamayı okuyan Eren Saran, "Bu yıl Aliağa'da bir kadın arkadaşımızın uğradığı şiddet kameralara yansıdı, güpegündüz çalıştığı iş yerine elinde silahla gelen oğlu tarafından bir kadın katledilmek istendi. Her bir şiddet olayının ardından sokaklara çıkan bizler haykırdık" diye konuştu.

"Ekmeğin küçüldüğü, şiddetin büyüdüğü bu karanlık tablo, milyonlarca kadını aynı sorunların tarafı haline getiriyor" diyen Saran, "İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmedik, vazgeçmeyeceğiz. O sözleşme yeniden yürürlüğe girecek, biz kalacağız siz gideceksiniz. Evde okulda, kampüste, sokakta, işyerlerinde, fabrikalarda bizleri hapsetmeye çalıştığınız karanlığa teslim olmayacağız" dedi.

BORNOVA
Bornova Kadın Platformu, "Yoksulluk ve şiddete karşı çaresiz değiliz, gücümüz birliğimiz" şiarıyla Bornova Cumhuriyet Meydanı'nda basın açıklaması gerçekleştirdi.

"Şiddete ve yoksulluğa karşı gücümüz birliğimiz" pankartı taşıyan kadınlar sık sık, "Kadın cinayetleri politiktir", "Yaşasın kadın dayanışması", "Nefrete inat yaşasın hayat", "Krizin yükü patronlara" sloganları attı.

Eşitlik haklarından, İstanbul Sözleşmesi'nden vazgeçmediklerini dile getiren kadınlar adına basın açıklamasını Fatma Ertaş okudu.

Şiddeti önlemek için devletin hiçbir adım attığını dikkat çeken Ertaş, "Kadınları giderek daha fazla oranda güvencesiz ve niteliksiz işlere mahkûm eden, bakım yüklerini arttıran, şiddeti derinleştiren, yoksullaştırıp çaresizliğe iten, sürekli haklarına göz diken, şiddeti yeniden ve yeniden üreten bu sömürü düzenini kabul etmiyoruz. Yoksulluğun da şiddetin de kaderimiz olmadığını biliyoruz. Bu yüzden haklarımızın bir tekinden bile vazgeçmeye niyetimiz yok" dedi.

BUCA
İzmir'in Buca ilçesinde kadınlar yürüyüş ve basın açıklaması yaptı. Forbes Sevgi Yolundaki Madenci Anıtı önünde toplanan kadınlar, "Kadın cinayetleri politiktir", "Asla yalnız yürümeyeceksin", "Kadın, yaşam, özgürlük" sloganları eşliğinde Buca Belediyesi Özgecan Aslan Kadın Dayanışma Merkezi'ne kadar yürüyüş gerçekleştirdi.

Kadınlar adına açıklamayı BEKEV'den Hatice Çoruk okudu. Tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine, yoksulluğa karşı mücadeleye çağrıldı.

Yoksulluk ve sefaletin her gün daha da arttığını ifade eden Çoruk, "İşten ilk atılanlar kadınlar oluyor, kadınların kayıt dışı çalışması artıyor, kadınlar güvencesiz ve esnek çalıştırılıyor. Ekonomik kriz biz kadınlara ekonomik, psikolojik ve fiziksel şiddet olarak dönüyor. Ülke batıyor ama iktidar kadınlarla, kadın mücadelesiyle uğraşıyor. Kadınları mahkûm etmek istedikleri bu sömürü düzenini kabul etmiyoruz" dedi. Çoruk, tacize, tecavüze, kadın cinayetlerine, yoksulluğa karşı mücadeleye çağrıldı.

Buca Kent Konseyi adına konuşan avukat Melike Özdemir kadına yönelik şiddet ve bu şiddete karşı mücadele konusunda konuştu.

DİKİLİ
Dikili Kadın Platformu Bülent Ecevit Meydanı'nda toplanarak sloganlar eşliğinde Atatürk Meydanı'na yürüdü. Burada açıklama yapan kadınlar, "şiddet düzenine itirazımız var" dedi.

Basın açıklamasını kadınlar adına Şirin Ulusoy ve İral Kırlangı okudu. Kadınlar, "Biz kadınlar şiddetin, yoksulluğun olmadığı eşit ve adil bir yaşam istiyoruz. Bu yaşamı, Mirabel kardeşlerin özgürlük mücadelesinden ve tüm kız kardeşlerimizden aldığımız güçle hep birlikte kuracağımıza inanıyor ve bunu biliyoruz" mücadele çağrısı yaptı.