6 Aralık 2021 Pazartesi

Ivana Benario yazdı | ICOR 4. Dünya Konferansı'ndan izlenimler

Konferanstaki en yakıcı tartışmalardan biri, kadın özgürlük mücadelesi oldu. MLKP delegesinin ICOR'un ayrı kadın yapılanması kurma ihtiyacı kapsamında Kadın Konferansı örgütlemesi önerisi hararetli tartışmalara yol açtı. ICOR, kadın toplantısı düzenleme hedefiyle bir çalışma grubu kurma iradesi sergiledi. Ayrıca, Tunus'ta 2022 yılı Eylül ayında gerçekleşecek 3. Dünya Kadın Konferansına etkin katılma kararı aldı.

Pandemi ile zorlaşan koşullar altında, 26 ülkeden 31 üye örgütün katılımıyla, Devrimci Parti ve Örgütlerin Enternasyonal Koordinasyonu (ICOR) 4. Dünya Konferansı coşkuyla gerçekleşti.

4. Dünya Konferansı, 11 yıllık tarihinde giderek daha fazla siyasi inisiyatif kazanan ICOR'un pozitif gelişmesinin bir ifadesiydi. Konferans, verimli ve yoldaşça bir atmosferde gerçekleşti. Tartışmalar canlıydı. Hindistan'daki köylü direnişinden Kolombiya'daki kitle mücadelelerine, Bangladeş işçi direnişlerinden Paris Komünü'nün yıldönümü etkinliklerine, Türkiye'deki faşizme karşı silahlı mücadeleden Almanya'daki seçim kampanyasına kadar çeşitli konular tartışıldı.

Konferansta, dünya durumu analiz edildi, ICOR'un maliyesi planlandı, faaliyet raporu tartışıldı, kararlar ve bildirgeler çıkarıldı ve yeni Uluslararası Koordinasyon Komitesi (ICC) seçildi.

Genel Koordinatör Monika Gärtner-Engel, emperyalist dünya sistemindeki gelişmeler ve krizlerin yarattığı istikrarsızlığı ele aldığı açılış konuşmasında, tek tek ülke ve bölgelerdeki gelişmelere değindi. Ardından başlayan tartışmalarda kitle hareketleri, işçi mücadeleleri, büyüyen kadın isyanı, ekolojik krizin boyutları ve ekolojik yıkıma karşı mücadele, gıda ve sağlık krizi toplamında pandeminin emekçilerin hayatı üzerindeki etkileri tartışıldı. 2018'den bu yana gelişen ve pandemiyle birlikte derinleşen yeni küresel ekonomik krizin, politik, sosyal, ekolojik ve ideolojik etkileri çok yönlü analiz edildi ve devrim imkanları tartışıldı.

MLKP temsilcisi, bir "ara dönem"den geçmekte olan dünya sosyalist hareketinin içinde bulunduğu ideolojik ve örgütsel krize odaklanarak, bu yapısal krizin ancak yeni dönemin mücadele koşullarına ve devrimci ihtiyaçlarına yanıt verecek tarzda yeniden yapılanma ile çözülebileceğine dikkat çekti.

Sosyalist hareketin değil burjuva egemenliğinin krizde olduğunu vurgulayan MLPD temsilcisi ise halen burjuvazinin örgütlediği antikomünizmin ezilen kitleleri örgütlemenin önündeki en büyük engel olduğuna işaret etti. MLPD, konferans esnasında Stefan Engel'in kaleme aldığı burjuva ideolojinin krizi konulu kitap serisini tanıttı.

Emperyalist dünya sistemindeki güç ilişkileri, Latin Amerika'daki devrimci mayalanma veya Afganistan'daki gelişme gibi güncel yakıcı konular tartışıldı. TKP-ML, ICC'nin, ABD emperyalizminin Afganistan'dan geri çekilişini "yenilgi" olarak değerlendirmesine itiraz ederek, ortada Taliban'ın zaferi değil Taliban ile yapılan bir anlaşma olduğunu belirtti. Türkiye'den Bolşevik Partizan da Dünya Konferansında emperyalist dünya sistemindeki gelişmelerin teorik boyutları üzerinde durdu. Yurtsever Demokratik Sosyalist Parti (PPDS) Tunus, ICOR çalışmalarında Filistin kurtuluş mücadelesiyle ilişkilenmenin ve siyonizme karşı mücadelenin yeterince gündeme alınmamasını eleştirdi.

Çin Komünistleri (MLM) ICOR'a üyelik başvurusunda bulunurken, ICOR ile ilişkili olan Çinli devrimciler ülkede yaşananlara ilişkin bilgi verdi. Ülkenin tüm bölgelerinden sanayi merkezlerine giden bir grup öğrencinin Shenzen'deki Jasik fabrikasında direnişlere öncülük ettiği belirtilerek, ardından yaşanan yoğun devlet terörüne işaret edildi. İşkenceye maruz kalan bazı direnişçilerin pişmanlığa zorlandığı bilgisi verildi, Çinli genç devrimcilerin, devletin baskılarına karşı yeraltına çekilerek çalışmalarını sürdürdüğü kaydedildi. 

Afrika delegeleri, sömürgecilik üzerine yaptıkları konuşmalarda, güncel sömürgecilik görünümlerine odaklandılar ve çeşitli yayılmacı güçlerin askeri müdahalelerinin kıtalarındaki etkileri üzerine durdu. Sömürgeci Türk devletinin Afrika'daki askeri ve ekonomik varlığını, emperyalist yayılmacı politikalarını kınadılar. Konferansın en etkileyici anlarından biri, MLKP temsilcisinin, partisinin zaten Türk sömürgeciliğine karşı savaşta olduğunu ve Afrikalı yoldaşların kendi ülkelerinde Türk faşist devletine karşı mücadeleyi başlattıklarında birlikte savaşacaklarını vurgulamasıydı. Bu konuşma, mücadele yoldaşlığına dair verilmiş bir söz, sosyal şovenizme karşı anlamlı bir duruştu.

Delegeler, emperyalizm ve faşizme karşı cepheleşme ihtiyacı konusunda büyük bir duygu ve fikir birliği oluşturdu. Cepheleşme konusu, delegeler arasında yapılan sohbetlere ve ikili tartışmalara damgasını vurdu. Türkiye'deki cepheleşme deneyimlerinin paylaşıldığı konferansta, Hindistan KP (ML) Kızıl Yıldız temsilcisi, mücadeleyi daha yüksek düzeyde sürdürmek için dünyadaki tüm komünist güçleri ve bütün kitle örgütleri arasında ittifak kurmayı önerdi.

ICOR, 3. Dünya Konferansı'nda, uluslararası bir antiemperyalist ve antifaşist birleşik cephe kurma kararı almasına rağmen kuruluş sürecinde isim konusunda yapılan bazı tartışmalar nedeniyle süreç ILPS tarafından askıya alındı. 4. Konferansta yaşanan sürece ilişkin bilgi verilirken, cepheleşme konusu, önümüzdeki dönem ICOR'un önüne koyduğu önemli gündemlerden biri oldu.

Konferansın bir başka özelliği, gençliğin inisiyatifiydi. Konferans bütün kuşakları kapsadı. Delegelerin yaşı 20 ila 84 arasında değişiyordu. Yıllarını devrim mücadelesine adamış ve siyasi öncülüğün önemli başarılarına imza atmış olan temsilcilerle henüz siyasi mücadeleye yeni atılmış genç delegeler ICOR Konferansı'nda önemli bir kaynaşma zemini buldu. 2023'de Nairobi'de Afrika Gençlik Konferansı toplama kararı alınırken, konferansta, enternasyonal kadroları yetiştirmek amacıyla bütün kıta ve bölgelerden birer genç temsilci belirlendi.

Konferanstaki en yakıcı tartışmalardan biri, kadın özgürlük mücadelesi oldu. Hazırlık amacıyla Konferans öncesi bir kadın toplantısı düzenlendi. MLKP delegesinin ICOR'un ayrı kadın yapılanması kurma ihtiyacı kapsamında Kadın Konferansı örgütlemesi önerisi hararetli tartışmalara yol açtı. Genel Koordinatörün dışında ICC'de tek bir kadın temsilcinin yer almaması, konferans delegelerinin üçte birinin azının kadın olması, kadın özgürlük mücadelesi bakımından delegeler arasındaki düzey farklılıkları ileri perspektiflerin belirlenmesini zorlaştırdı. Bütün bunlara rağmen ICOR, kadın toplantısı düzenleme hedefiyle bir çalışma grubu kurma iradesi sergiledi. Ayrıca, Tunus'ta 2022 yılı Eylül ayında gerçekleşecek 3. Dünya Kadın Konferansına etkin katılma kararı alındı.

Konferansa damgasını vuran bir diğer konu ise siyasi tutsaklarla dayanışmaydı. Meksika'dan gelen ve Aydınlık Yolu'na yakın olan Uluslararası Siyasi Tutsaklara Özgürlük ve Dayanışma Koordinasyonu temsilcisi, siyasi tutsaklarla dayanışmayı gündemleştirdi ve uluslararası mücadele günleri düzenlenmesini önerdi. Kısa zaman önce vefat eden siyasi tutsak Guzman hakkında bilgi veren temsilci, ara sohbetlerde, Abdullah Öcalan ve Türkiye'deki diğer tutsaklara dönük yaptığı çalışmaları anlattı. ICOR, Lübnanlı mahkum Georges İbrahim Abdallah'a dönük çalışmalar yapmayı kararlaştırdı.

Ortak seminerler gibi olanakların artırılması, bu yolla parti inşası konusunda deneyim paylaşımları, emperyalist dünya sistemindeki gelişmeler karşısında marksist leninist strateji ve taktik tartışmaları yapılması hedeflenecek. Karantina döneminde ilk kez gerçekleşen ICOR web seminerlerinin bu paylaşımı düzenlemek için önemli bir araç olduğu vurgulandı.

Ortak etkinlikleri düzenlemek için uluslararası anma günleri de belirlendi. Lenin'in 100 yıllık mirası şiarıyla 2024 yılında uluslararası bir teorik seminer düzenleme kararı alındı.

Mülteci sorunu, pratik çalışmanın en önemli konularından biri olarak öne çıktı. ICOR örgütlerinin kurduğu uluslararası dayanışma inisiyatifleri hakkında bilgi verildi. Afrikalı bir mülteci aktivist, Almanya'da yoğun polis şiddeti altında sınır dışı edilmelere karşı mücadelesini anlattı.

Faşist Türk devletinin HDP'yi kapatma ve Rojava'ya yönelik saldırganlığına karşı etkili bir kampanya yürütülmesinin önemine vurgu yapıldı.

Kıtalar ve bölgelerde, özellikle Ortadoğu'da daha etkili inşa çalışmaları için planlamalar yapıldı.

Konferansta siyasal tartışma ve planlamaların yanı sıra, tüm üyeler arasında çalışmayı güçlendirmek için güvenli teknik çalışmalar eğitimi verildi. Partiler kendi çalışmaları hakkında bilgi verdi. MLPD yakın zamanda gerçekleştirdiği 11. Kongresi hakkında bilgi verirken, Birçok delege, Türkiye ve Kürdistan'daki gelişmeleri MLKP'nin hazırladığı aylık Enternasyonal Bülten ve Red Dawn dergisi ile takip edebildiklerini söyledi.

Konferans boyunca zengin kültürel etkinlikler de düzenlendi. Bir akşam Paris Komününe adandı. Kapanış etkinliğinde ise farklı ülke ve kıtalardan delegeler çeşitli performanslar sergiledi. Delegeler kendi dillerinde koro halinde marşlar söyledi. Etkinlik, konferans katılımcı ve çalışanlarının değişik halkların müzikleri eşliğinde danslarla sona erdi.

Büyük bir başarıyla tamamlanan konferans, ICOR'un sosyalist hareketi içinde bir odak haline geldiği ve çeşitli enternasyonal kümelenmeler arasında komünistlerin ve devrimcilerin birliğine önemli bir katkı sunduğunu göstermiş oldu. Bunun yeterli olmadığına vurgu yapılarak, son yıllarda sayısal olarak büyümesine rağmen ICOR'un daha fazla devrimci yapıyla temas kurması ve faaliyetlerini geliştirmesi gerektiği açığa çıktı.

Bu amaç doğrultusunda üye örgütler kendi düşünsel ve pratik rutinleri dışına çıkarak daha fazla sorumluluk almalı ve iddialarını büyütmeli. ICOR'un heterojenliği yeni üye örgütler kazanmak için bir avantaj. ICOR uluslararası ittifaklar arasında devrim iddiası en güçlü olan yapıdır. Bu dünya sosyalist hareketinin deneyimleri, fikirleri ve pratiklerini paylaşmanın en önemli ön koşuludur.