6 Aralık 2021 Pazartesi

HBDH bileşenleri: Hedefimiz faşizmi yıkmak

HBDH bileşenleri, birinci yılını dolduran "Faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız" devrimci seferberlik hamlesini değerlendirdi. TKEP/L, PKK, MKP, DKP/BÖG, TKP-ML, DKP/Birlik temsilcilerinin değerlendirmelerini kısaltarak yayınlıyoruz.

Halkların Birleşik Devrim Hareketi (HBDH) bileşenleri, "Faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız" hamlesinin üzerinden geçen bir yıllık süre içerisinde HBDH gerillaları ve milislerinin mücadelesine, faşist rejiminin içinde bulunduğu tabloya ve gelişen mücadele dinamiklerine ilişkin değerlendirmede bulundu.

HBDH Online sitesinde yayınlanan röportajları kısaltarak yayınlıyoruz...

GÜNER: KAPİTALİZM BÜYÜK BİR ÇÖKÜŞ İÇİNDE

ABD Afganistan'dan çekildi, Irak'tan çekilecek. Emperyalizmin güncel durumu ve Ortadoğu'daki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Yaşar Güner (HBDH Yürütme Komitesi Üyesi ve TKEP/L Temsilcisi): Bir toplumsal sistem olarak kapitalizm büyük bir hızla çöküyor. Afganistan'da ortaya çıkan gelişmeler, bunun çok net bir resmini ortaya koydu. ABD'nin büyük kaçışı, bu çöküş manzaralarının bir tanesi. Gelişmeler gösteriyor ki, bu manzaralarla daha çok karşılaşacağız. Ne ABD emperyalizmi ne de diğer emperyalistler, artık dünya ölçeğinde uzun vadeli planlarını hayata geçirme şansına sahip değil. Afganistan örneğinde ortaya çıktığı gibi 6 aylık öngörülerinin ömürleri bile 3 gün sürebiliyor. Dünyanın şu veya bu yeri için değil, tüm dünya çapında olgu olarak ortaya çıkan gerçeklik budur.

Kapitalizmin çöküş gerçekliği akla hemen "ya sonrası" sorusunu getiriyor. Bugün emperyalist kapitalist sistemin yarattığı korkunç yıkımla, umutsuzluk girdabıyla ve düpedüz çırılçıplak yalanlarla görünmez kılınmaya çalışılsa da, bu sorunun çok net bir cevabı var. Sosyalizm!

Dünya halkları ne artık yıkımdan başka bir şey getirmeyen emperyalist işgallere, ne de yine bizzat emperyalist efendiler eliyle beslenen ortaçağ karanlıklarına mahkum olmadıklarını görüyorlar.

Bitiyorlar, çöküyorlar ve dünyanın her yanında halklar bu çöküşün enkazına razı olmayacaklarını ortaya koyuyorlar. Dünya çapında ortaya çıkan ayaklanmalar ve devrimsel gelişmeler mutlaka sonuçlar doğuracaktır.

HASRET: İÇ SİYASETTE 'ALTIN ÇAĞ' SONA ERDİ

Dünyada yaşanan bu gelişmeler ışığında ele alırsak AKP-MHP faşizmi Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da nasıl bir süreç örgütleyecek?
Eylem Hasret (Maoist Komünist Parti Temsilcisi): Emperyalist politikaların taşeronluğunu yaparken emperyalistler arası çelişkileri de arkalayarak bölgede yayılmacılık hayallerinin peşinde koşan AKP-MHP faşist iktidarı dış politikada tıkandı. Bu sessizliğe bürünen Libya, Doğu Akdeniz pratiklerinden görülebilir. İdlib'te tekrar başlayan operasyonlar-çatışmalar, Güney Kürdistan'da başlattığı işgal saldırılarını yayma girişiminin tıkanması, Afganistan'dan çekilmeyi "milli güvenliğe" risk olarak adlandırmasına rağmen ikinci gün hiçbir şey dememiş gibi çekilmesi dış politikada gelinen tıkanmayı ve geri çekilmeyi örneklemektedir.

Bu tıkanmanın iç siyasette de derinleşerek yönetememeye evrildiğini söyleyebiliriz. İktidar koltuğunda oturuyorlar fakat eskisi gibi toplumsal "rıza" alamıyorlar. Şiddet unsuru daha çok devreye girmiş, asker, polis, bekçi, özel güvenlik, sivil-faşist örgütlenmeler vb. daha çok görünür durumdadır. Sıklaşan asker-polis operasyonları, İHA-SİHA'ların yoğun ve aralıksız kullanımı, demokratik hak arama mücadelelerine, itirazlarına karşı gösterilen tahammülsüzlük ve psikolojik savaşın etkin kullanılması vb. göstermektedir ki iç siyasette "altın çağ" sona ermiş, gerileme sürecine girilmiştir.

Talan ve yağmada sınırsızlığın ve keyfi uygulamalarda fütursuzluğun, açlık ve yoksulluk, toplumsal yaşamdaki ve ilişkilerdeki sonuçlarını "düşman" algısıyla sürekli gözlerden ırak tutan, milliyetçi duyguları diri tutarak yönlendiren iktidarın gelinen aşamada yaratmaya çalıştığı "algı"lara rağbet olmamaktadır.

Sokağa taşan itirazlar, kendini örgütleyen direnişler, baskı ve şiddete rağmen sergilenen kararlılık ve ısrar, birleşik mücadelede atılan olumlu adımlardan hareketle bunları söyleyebiliriz.

Bu ve benzeri gelişmeler, faşist iktidarın yönetme kabiliyetini zayıflatan ama aynı zamanda sorgulatan bir zemin oluşturmaktadır, faşist iktidarın bunun farkında olmadığını söyleyemeyiz. Dış politikada emperyalistlerle gerilen ilişkileri onarma adına daha fazla tavizlerin verileceği beklenmelidir. Bu daha da derinleşen bağımlılık ilişkileri demek olacaktır. İç siyasette de ittifak güçlerini genişletme hedefiyle hareket edecektir. Toplumsal destekte yaşanılan zayıflamayı yenileyeceği ittifaklar üzerinden gidermeye çalışırken, güç gösterisinden geri adım atmayacaktır, ki bunun karşılığı var olan baskı ve şiddeti arttırmak, diri-ilerici-devrimci dinamiklere göz açtırmamak, nefes aldırmamak olacaktır.

KEÇER: BİRLEŞİK DEVRİM GÜNCELDİR

Faşizm PKK'yi ve birleşik devrim güçlerini tasfiye etme hareketi örgütlüyor. Birleşik devrim hareketinin buna karşı tutumu nasıl olmalı?
Eylem Keçer (DKP/BÖG üyesi): İmralı'da Kürt halk önderi Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan ağır tecrit ve Medya Savunma Alanları'na dönük askeri operasyonlar PKK hareketini ve önderliğini tasfiye etmektir. Kimyasal silahlardan keşif ve savaş uçaklarına dayanarak yapılan işgal saldırısı gerillanın güçlü direnişi karşısında yerinde çakılıp kalmıştır, hedeflerine ulaşamamıştır.

Metîna, Avaşîn, Zap ve Garê'de gerillanın görkemli direnişi sonucu AKP-MHP faşizmi çaresiz kalmaktadır. Bugün gerillanın direnişi AKP-MHP saldırılarını kırabilecek, onları göğüsleyebilecek ve bulunduğu her alanda güçlü eylemler geliştirebilecek bir düzey kazanmıştır. Aynı zamanda kentlerde yapılan milis eylemlerinin AKP-MHP faşizmi ve onun işbirlikçi odaklarını, kurumlarını doğrudan hedef alması bu direnişin düzeyini gösteriyor.

Faşist rejimin yıkılması Türkiye ve Kürdistan devriminin birleşik mücadelesiyle, birleşik devrimiyle mümkün olacaktır. Faşizme vurulan her darbe, Türkiye ve Kürdistan halkları, işçi-emekçileri, kadınlar ve gençlerde faşizmin yıkılacağına dair umudu güçlendiriyor.

Faşist Türk devleti Suriye'den Rojava'ya, Güney Kürdistan'dan Libya'ya, Kafkasya'dan Doğu Akdeniz'e kadar yayılma ve işgal siyaseti yürütmektedir. Faşist rejimin Türkiye ve Kürdistan devrimcilerinin birleşik mücadelesi ile yıkılması bölgesel anlamıyla devrimci güçlerin pozisyonunu güçlendirecektir. Birleşik devrim her zaman olduğundan daha günceldir. Türkiye halklarının, işçi sınıfının, ezilenlerin, kadınların, gençlerin özlemi olan birleşik devrim HBDH'nde somutlaşmıştır. 5 yılı geride bırakan birleşik devrim hareketi bu anlamıyla önemli bir enerji birikimi yaratmıştır.

DERSİM: TOPLUM FAŞİZME KARŞI AYAĞA KALKMAK İÇİN HAZIR

Türkiye'de faşizme karşı her bir eylem ayaklanmaya dönüşme potansiyeli taşıyor. "Faşizmi yıkacağız özgürlüğü kazanacağız" hamlesi buna nasıl bir cevaptır?
Sinan Dersim (PKK Üyesi):
"Faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız" devrimci seferberlik hamlemiz ikinci yılına giriyor. Yine partimizin başlattığı ve ikinci yılına giren "Özgürlük zamanı" hamlesi var. Her iki çıkışla yoğun bir mücadele pratiği geliştirildi. Bir yandan gerilla eylemleri, diğer yandan milis güçlerinin geliştirdiği yoğun mücadele pratikleriyle mevcut faşist rejim yıkımın eşiğine getirildi. Açığa çıkan başarılar var. Ancak başarılması gereken faşizmi yıkma, özgürlüğü kazanma amacı henüz gerçekleştirilemedi. Demek ki mevcut düzey bunu gerçekleştirmeye yetmiyor. Daha ileri düzeyde bir mücadele gerekiyor. İkinci yılın pratikleri bu biçimde olmalıdır. Mevcut gerçeklik bu mücadeleyi geliştirmek için muazzam fırsatlar sunmaktadır. Faşist rejim uygulamalarından kaynaklı ülkenin içinde bulunduğu durum, zafer pratiklerinin geliştirilmesi için uygundur. Gerilla ve milis güçleri önemli pratikler geliştirdi. Ancak toplumsal hareketlilikler, eylemler geliştirme boyutu eksik kaldı.

Devrimci seferberlik hamlesi, toplumun her kesimini harekete geçiren bir yandan milis eylemleri diğer yandan kitle hareketleriyle sonuca gitmeyi planlayan bir hamledir. Toplumun çok büyük bir kesimi, faşizme karşı ayağa kalkmak için hazır durumdadır. Toplum, barınamayan, doyamayan, katledilen, tutuklanan yani nefessiz bırakılmış bir haldedir. Hamlemiz bu anlamda bir nefes borusu olmaktadır. Toplumu harekete geçirecek öncü devrimci pratiklerle, bu rolünü ikinci yılında daha güçlü oynayacaktır.

RASİH: İŞGALE KARŞI SAVAŞI TÜRKİYE METROPOLLERİNE TAŞIMALIYIZ

Milis eylemleri, faşizmin güvenlik konseptini ne düzeyde etkiliyor?
Bedreddin Rasih (HBDH Yürütme Komitesi Üyesi ve DKP/Birlik Temsilcisi):
23 Nisan'da Güney Kürdistan'da başlatılan işgal harekatı karşısında, Kürt özgürlük güçleri büyük bir direniş sergiliyor. SİHA'ların, kimyasalların, en gelişmiş savaş araç ve gereçlerinin kullanıldığı bu savaşta, bunca eşitsiz güç ilişkisi karşısında sergilenen direniş, Kürt gerilla mücadelesinin yenilmezliğinin göstergesi oldu. Yeni dönemin gerilla savaşını yaratıyor Kürdistan dağlarında gerilla. Askeri tekniği geliştirmede de savaş tekniği ve taktiğini geliştirmede de gerillanın ne kadar yaratıcı olabildiğini görüyoruz. Faşist Türk ordusunu, 6 aydır ilerleyemez noktaya getiren gerilla savaşını daha fazla sahiplenmeli, bu direnişi faşist TC'nin yenilgisiyle sonuçlandırabilmek için Türkiye metropollerine savaşı taşımalıyız.

Bugüne kadar birleşik devrim güçlerimiz Türkiye'nin birçok kentinde faşist devletin ekonomik, siyasi, askeri birçok yapı ve kurumunu; faşist kolluk güçlerini ve sivil faşist güçleri hedef aldı. Etkili eylemler yaptı. Ancak Kürt devriminin gelmiş olduğu düzeyi göz önünde bulundurduğumuzda Türkiye ayağında yaptıklarımıza rağmen hala çok zayıf kaldığımızı söyleyebiliriz. "Faşizmi yıkacağız, özgürlüğü kazanacağız" hamlemiz kapsamında artan eylemlerimiz, daha etkili vuruşlarımız oldu. Bundan sonra da devam edecektir. Bugün önümüzdeki en büyük eşik Kürdistan'daki işgal savaşına karşı cepheyi Türkiye metropollerine taşımaktır.

ÜNAL: HALKA DAYATILAN YAŞAM KOŞULLARI MİLİSLERİMİZİN GÜNDEMİ OLMALI

Gerilla ve milis eylemlerinin halkın eylemleri ile olan bağı nedir?
Orhan Ünal (TKP-ML Temsilcisi):
Ülkede yoksulluk, işsizlik ve uygulanan ekonomi politikalarına bağımlı olarak hayat pahalılaşıyor, halkın alım gücü düşüyor. Bu gerçeği çarşı pazarda gezen herkes rahatça fark edebilir. İşçi ve emekçi halk bu sorunu yakıcı bir şekilde yaşıyor.

Gerilla ve milis eylemlerinin işçi ve emekçi halka dayatılan bu yaşam koşullarıyla doğrudan bir bağlantısı olmakla birlikte, bu gerçeği yeterince propaganda ettiğimiz/edebildiğimiz söylenemez. Diğer bir ifadeyle daha iyi bir gelecek, baskısız, sömürüsüz, özgür bir gelecek için birleşik mücadelemiz aslında tam da işçi sınıfına ve halka dayatılan bu yaşam koşullarına karşı mücadeleyi içermekle birlikte, bu gerçeği somut koşullara uyarlayarak daha net propaganda edebilmeliyiz.

Milis eylemlerimizin bir gündemi de halka dayatılan bu yaşam koşulları olmalıdır. Bu konuya özgülenen yol kesme eylemleri, yazılamalar, pankart ve pullamalar vb. yapılabilir, yapılmalıdır da.

'HALK SİLAHLANARAK ÖZSAVUNMA GÜÇLERİNİ OLUŞTURMALI'
Diğer yandan bu eylemlerin halka yansıtılması sorununun dışında ifade etmeliyiz ki, zincirin esas halkası, halkın kendi silahlı güçlerini oluşturması, devletin ve paramiliter güçlerinin saldırılarına karşı silahlanması ve bu şekilde özsavunmasını yapmasıdır. Bunun uzağında olduğumuzu biliyoruz. Ancak bunun bir zorunluluk olduğu açıktır. Rojava halkı, Suriye'de iç savaş başladığında, DAİŞ'le karşı karşıya kaldığında silahlı savunmaları olmasaydı bugün Rojava devrimini bırakalım, belki de Rojava'dan bahsetmemiz mümkün olmazdı.

AKP-MHP iktidarının çöküşe doğru yol aldığı günümüz koşullarında, herkes bu iktidarın yıkılacağını ifade ediyor. Diğer yandan da, AKP'nin iç savaş çıkartmadan gitmeyeceğinin, ülkede beslediği çete artıkları başta olmak üzere silahlı paramiliter güçlerinin devreye gireceğinin vs. propagandası yapılıyor. Bunun bir yanı elbette kara propaganda, halkı korkutmak, sindirmek için yapılan bir taktik propaganda. Ancak bunun bir propaganda olması, halkın kendisini her türlü faşist saldırıya karşı koruması için silahlanması gerektiğinin altını boşaltmaz/boşaltmamalı.

Kısacası, birleşik güçlerin gerilla ve milis eylemleri çok önemlidir. Halka bu eylemlerin amacı-hedefi ulaştırılmalıdır. Diğer yandan halkın silahlanarak özsavunma güçlerini oluşturması gerektiği de açıktır.

Kadınlara yönelik saldırılar faşizm eliyle örgütlü hale getiriliyor. Kadın mücadelesi de gittikçe yükseliyor. Kadınların Birleşik Devrim Hareketi (KBDH) bunu nasıl ele alıyor?

KEÇER: PATRİYARKA VE FAŞİZMİ ATEŞE VERELİM
Eylem Keçer (DKP/BÖG üyesi):
KBDH olarak gerçekleştirdiğimiz hamle ile kadınların özgürlük eylemlerinin ancak kendi ve birleşik devrimci eylemiyle gerçekleşeceğini aslında ifade etmiş olduk. Özellikle Türkiye'de ve Bakur Kürdistan'ında önemli ve toplumsal bir dinamik haline gelen hem Kürt kadın özgürlük mücadelesi hem de feminist/kadın kurtuluş mücadelesinin birleştiği ölçüde başarı kazanacağına inanıyoruz.

Kadınların erkek ve devlet şiddetine karşı verdiği bütün mücadele yöntemlerini sahiplenmekle birlikte fiili meşru mücadelede polis barikatlarını kaldırtan, erkek egemen devleti ve bütün kurumlarını yıkmayı hedef alan, kadınların şiddetini örgütleyen bir mücadelenin başarı kazanacağını söylüyoruz.

Ama bugünün ihtiyacı ve bize düşen görev fiili meşru mücadele zemininde kadınların silahlı mücadelesini örgütlemek ve faşizmin çizdiği sınırları, telleri koparmaktır.

KBDH olarak, devrimci hamle çerçevesinde gerilla alanlarında, kentlerde milis eylemleriyle ve devrimci kitle eylemleriyle faşist rejim ve ondan güç alan patriarkal kapitalizm ve onun kurumları hedef alınmalıdır. KBDH bugüne kadar yaptığı her eylemde patriyarka ve onun kurumlarını doğrudan hedef almıştır. Vakit patriyarkayı ve faşizmi ateşe verme vaktidir.

HASRET: KADIN HAREKETİ DAHA ÖRGÜTLÜ OLMALI
Eylem Hasret (MKP Temsilcisi):
Faşizmin saldırıları altında geri adım atmayan kadınlar şüphesiz ki sürecin en dinamik özneleridir. Yalnız kadın kurtuluş mücadelesinde henüz yeterli bir düzeyi yakalamış değiliz. Faşizmin sistemli, örgütlü ve artan saldırıları karşısında kadın hareketi de daha örgütlü, sistemli ve artan bir mücadele hattında olmalıdır.

Bu noktada bizler kendi eksikliğimizi ve sorumluluğumuzu görüyor, kendimizi bu duruma göre konumlandırıyoruz. KBDH birleşik kadın hareketine/mücadelesine öncülük etme iddiasında olan bir örgüttür. Önümüzdeki süreçte Türkiye-Kuzey Kürdistan kadın hareketini ileri bir düzeye çıkarma, faşizm ve erkek egemenliği karşısında kazanımlarla ilerleyen bir kadın hareketine öncülük etme görev ve sorumluluğumuzdur.

Partinizin işçi sınıfına, kadınlara, gençlere, ezilenlere sözü ve bu dönemdeki politikası nedir?

GÜNER: DÜZEN İÇİ MÜCADELEYLE ÇÖZÜM ELDE EDEMEYİZ
Yaşar Güner (TKEP/L Temsilcisi):
Devrim günceldir ve birleşik devrim artık güncel politikanın konusudur. İşçiler, emekçiler ve ezilen halklar için bu düzenin sınırları içerisinde mücadeleyle elde edilebilecek hiçbir çözüm yoktur. Kadın, erkek emekçiler olarak insanca yaşamak için bu devleti yıkmaktan başka şansımız yok. Kendi kaderimizi kendi ellerimize almalıyız. Birleşik devrimin zaferi her alanda ve yaşamsal her sorun için tek çözümdür. Ve tekrar ediyorum, bu güncel politikanın konusudur. Zaman en başa koyduğumuzu en başta söyleme zamanıdır. Israrla, inatla devrim hedefini kitlelere götürme zamanıdır. Demokratik halk devrimi ve demokratik halk iktidarı bütün temel toplumsal sorunların çözümüne açılan yolun tek anahtarıdır.

Birleşik devrimin gelişmesi, tekelci sermaye sınıfının egemenliğini temellerinden sarsıyor. Tekelci sermaye sınıfı ve dayandığı faşist devlet, dinci faşist iktidar ve diğer tüm kurumlar birleşik devrimin gelişimini durdurmak için iki ülkenin proletaryası ve emekçi halklarıyla sürekli bir savaş halindedir.
İki ülkenin, Türkiye ve Kürdistan halklarının mücadele birliği temelinde gelişen birleşik devrim, partimiz TKEP/Leninist'in uzun süre önce tespit ettiği gibi, günceldir; pratik bir sorun haline gelmiştir.

TKEP/Leninist ortaya koyduğu bütün pratiğiyle devrimin güncelliğini karşılayacak bir çizgiyi ortaya çıkarmak için çabalamakta, sermaye egemenliğine son verip emeğin iktidarını kurmak için savaşmaktadır.

HASRET: TEK ALTERNATİFİ SOSYALİZM
Eylem Hasret (MKP temsilcisi):
Emperyalist-kapitalist sistemin ve onun yereldeki gericiliklerinin, faşizmin halklarımıza reva gördüğü 'yaşamın' tek alternatifi devrimdir, sosyalizmdir. Bu çürümüş sistem ezilen milyonların büyük kalkışmasıyla fırlatılıp atılacaktır. Bu nedenle işçi sınıfı ve tüm emekçileri, kadınları, gençleri, bütün ezilenleri bu gerici sistemden kurtulmak, özgürlüğü kazanmak için birleşik mücadeleyi büyütmeye, örgütlenmeye, devrimci savaşı yükseltmeye bıkıp-usanmadan çağırmamız gerekiyor. Devrimin güçle yapıldığı unutulmamalıdır. O güç, fabrikalarda bantların başında, köylerde tarlalarda, yoksul semtlerde-mahallelerde, okullarda, amfilerdedir. O güç HES'lere karşı barikatlarda, kadına şiddete karşı sokaktadır. O güç ulusal hakları için sokakta, silah elde dağdadır. Bunlar ulaşmamız, buluşmamız gereken güçlerdir.

Partimizin bu dönemdeki politikası, stratejik yönelimi doğrultusunda, sürece uygun pozisyon alarak, birleşik mücadeleyi ilerletmek, sosyalist halk savaşımızı geliştirmek ve büyütmektir.

KEÇER: DİRENİŞ DİNAMİKLERİNİ BİRLEŞTİRMELİYİZ
Eylem Keçer (DKP/BÖG üyesi):
Partimiz işçi sınıfını, emekçileri, ezilenleri, kadınları, gençleri faşizme, kapitalizme ve patriyarkaya karşı mücadeleye katmak için var gücü ile çalışmaktadır. Birbirinden bağımsız olan direniş dinamiklerinin birleşik devrim mücadelesinde birleşmesi için imkanlarını seferber ediyor. İşçi sınıfının pandemi koşullarında daha da ağırlaşan sömürü politikalarına karşı birbirinden bağımsız bir şekilde kendiliğinden eylemleri ön plana çıkmış durumdadır. Her gün bir havzada bir fabrikada grev başlamakta, bir işyeri önünde direniş yaşanmaktadır. Birbirinden bağımsız olan bu direnişlerin ortak bir mücadele perspektifiyle birleşmesi partimizin mücadele hedefleri arasındadır. Emekçiler için yaşam daha da zorlaşırken hayat pahalılığı, yoksul mahallelerdeki öfkeyi daha da artırmaktadır. Özellikle hem partimiz DKP/BÖG olarak hem de Kadın Komünarlar Birliği ve Kadın Özgürlük Gücü olarak patriyarkal kapitalizme karşı kadınların gelişen feminist öfkesini, mücadelesini sahiplenmekle birlikte, mücadeleyi bir adım daha ileri taşıma ve patriyarkal kapitalizmi yıkma kararlılığı ve iradesini örgütlemektedir. Partimiz bütün bu mücadele dinamiklerini birleştirerek Türkiye devriminin birleşik devrim kurmaylığını inşa etmeyi hedeflemektedir.

Birbirinden bağımsız gelişen direniş dinamikleri birleşik devrim mücadelesinde birleşmelidir. Bu yönüyle dağda gerilla, şehirde milisler ve fiili meşru mücadele alanlarında ortak bir mücadele perspektifi inşa edilmektedir. Bu mücadele perspektifi devrimin güncelliğini görerek buna göre kendini örgütleyecek ve önümüzdeki dönem kendini geliştirecektir.

DERSİM: FAŞİZME KARŞI MÜCADELEYE DAHA AKTİF KATILMAYA ÇAĞIRIYORUZ
Sinan Dersim (PKK Üyesi):
Hakkını arayan işçilere saldıran, Kürtlere saldıran, kadın katliamlarına karşı sokağa çıkan kadınlara saldıran, "barınamıyoruz" diyen gençlere "sokakta da barınamazsınız" diyerek saldıran, yaşam alanlarını, doğayı korumaya çalışanlara saldıran ama kadın katillerini, tecavüzcüleri, hırsızları, dolandırıcıları, mafyayı, çeteleri, uyuşturucu baronlarını kollayan ucube bir rejim var karşımızda.

Kimi kolladıklarına ve kime saldırdıklarına bakıldığında, bu rejimin nasıl bir rejim olduğu anlaşılır. Toplumu savunanlar ile toplum düşmanları bu pozisyonlarıyla netleşiyor. Açığa çıkmış mücadele ittifaklarını ileri bir noktaya taşımak gerekiyor. Bütün ezilen kesimler antifaşist blok şeklinde bir araya gelerek, faşizmi yıkmaya yönelmelidir. Biz özgür toplumu savunan bir hareketiz. Tüm toplumsal kesimleri özgür toplum ve yaşam için faşizme karşı geliştirilen mücadeleye daha aktif katılmaya çağırıyoruz.

RASİH: İSYANI BİLEYECEK BİR MÜCADELE HATTI ÖRECEĞİZ
Bedreddin Rasih (HBDH Yürütme Komitesi Üyesi ve DKP/Birlik Temsilcisi):
Faşist saray iktidarı tüm militer ve paramiliter güçlerini iç savaş düzeneğine göre örgütlüyor. Bir savaş koalisyonu olan AKP ve MHP, her türlü imkanla tüm yoksul ve emekçi sınıflara, Kürt halkına, kadınlara, LGBTİ+'lara, gençliğe, Alevilere, ezcümle kendisinden olmayan herkese karşı savaş cephesini örgütlüyor. Üniversite gençliği en temel yaşamsal ihtiyaçlarından akademik-demokratik özerklik talebine kadar birçok sorunla karşı karşıya. Toplumsal muhalefet dinamiğinin en diri güçlerinden biri durumunda. Yoksulluk ve açlık sınırındaki emekçi kesimler, sınıra dayanmışlığın çaresizliğinin yanı sıra kaybedecek bir şeyi olmayanların gözü karalığını da yaşıyor. Kadınlar, hayatta kalanlar olarak bir kişi daha eksilmemek için seslerini yükseltiyor. Artan işçi direnişleri giderek radikalleşiyor. Kürt halkı, dağda gerillası, şehirde genci yaşlısı, kadını erkeğiyle verdiği mücadeleyle faşist iktidarın çöktürme planını boşa çıkarttı ve "dem dema azadiye" diyor. Tüm bunlar nasıl bir kaynamanın, devrimci bir mayalanmanın olduğunu gösteriyor. Yeter ki biz ezberlerimizden kurtulalım ve kitleleri yakıcı talepleri üzerinden faşizmi yıkma mücadelesine örgütleyebilelim.

Önümüzdeki dönem, gençliğin devrimci dinamizmini, kadınların patriyarkal kapitalist sisteme karşı öfkesini ve en alttakilerin, açlık ordusunun isyanını bileyecek bir mücadele hattını örme, birleşik devrimi büyütme iddiasıyla yürüyeceğiz.

ÜNAL: DİZ ÇÖKTÜRME SALDIRISINA KARŞI DEVRİMCİ DİRENİŞİ BÜYÜTELİM
Orhan Ünal (TKP-ML Temsilcisi):
İşçi sınıfını, kadınları, gençleri, LGBTİ+'ları hem partimiz hem de HBDH ve KBDH saflarında örgütlenmeye ve mücadele etmeye çağırıyoruz. Örgütlenmekten başka çıkış yolumuz ve mücadele etmekten başka kurtuluş yolumuz yoktur.

2008'de başlayan ve virüs salgınıyla derinleşen kriz durumu var. Ekonomik kriz beraberinde hakim sınıfların krizi atlatmak için işçi sınıfı ve halka saldırmasını, klasik deyimle "faturayı işçi sınıfı ve halka kesmesi"ne neden olmaktadır.

Hakim sınıfların bu politikalarında başarılı olabilmesinin yolu, devrimci komünist dinamiklerin kitlelerin kendiliğinden mücadeleleriyle ilişkilenmesinin önünün kesilmesidir. Bu nedenle her türden muhalefete saldırmakta; diz çöktürmeye, nefessiz bırakmaya çalışmaktadır. Bizler de halka, devrimci harekete dayatılan bu diz çöktürme ve nefessiz bırakma saldırısına karşı devrimci direnişi ve dayanışmayı her alanda büyütmeliyiz.