Eski Filistinli esir Ebu Haniş yazdı / Filistinli esirleri idam yasası: İsrail'in ırkçı ve faşist yüzü
Tutsakların Sesi Platformu'nun geçtiğimiz Aralık ayında Paris'te düzenlediği Politik Tutsaklarla Uluslararası Dayanışma Konferansı'na video konferans ile katılan eski Filistinli esir Kamil Ebu Haniş, İsrail parlamentosunun kabul ettiği "idam yasası"nı yazdı. Yazıyı Sibel Erikli ETHA için çevirdi.
İsrail Knesset'inde yakın zamanda çıkarılan idam yasasına değinmeden önce, işgalin 1948 Nekbe'den bu yana hiçbir gün durmadan farklı yöntem ve araçlarla infaz politikası uyguladığını belirtmek gerekir. Bu, onlarca katliamın işlenmesinden başlayarak, savaşlarda esir alınan kişilerin sahada infaz edilmesine kadar uzanmaktadır. Bu kanlı politikanın zirvesi ise Gazze Şeridi'ne yönelik son savaşta görülmüş, işgal güçleri 70 binden fazla masum çocuk, kadın ve yaşlıyı katletmiştir.
İsrail hapishaneleri ise tarih boyunca esirlerin idam edildiği bir sahneye dönüştü; bu idamlar bazen doğrudan, bazen dolaylı şekilde gerçekleşmiştir. İşgal makamları, gözaltı anında sahada yüzlerce kişiyi infaz etti, ayrıca onlarca kişi vahşi işkence ya da kasıtlı tıbbi ihmal politikası sonucu şehit düşmüştür. 2000 yılından önce ve özellikle 7 Ekim olaylarından önce, onlarca esir aynı sebeplerle hayatını kaybetmişti. Aynı zamanda İsrail, şehitlerin cenazelerini 'numaralı mezarlıklarda'* tutarak ailelerini onları onurlu şekilde defnetme hakkından mahrum bırakmış, kimliklerini isimlerden yoksun sayılara indirgemiştir.
7 Ekim'den sonra ise hapishaneler 'yavaş infaz' alanlarına dönüşmüştür. Aç bırakma, bulaşıcı hastalıkların yayılması, tedaviden mahrum bırakma, fiziksel ve psikolojik şiddet, hücre hapsi ve kışın dondurucu soğuğunda giysi ve battaniyelerin alınması gibi baskı yöntemleri uygulanmıştır. Bu sistematik politikalar sonucunda 100'den fazla kişi hayatını kaybetmiş, binlercesi ise bedenlerinde yayılan hastalıklarla yaşam mücadelesi vermekte ve her an ölüm tehlikesi altında bulunmaktadır.
Bu bağlamda çıkarılan 'idam yasası', bu suçların açık bir ırkçılıkla taçlandırılmasıdır. Bu yasa yalnızca Filistinlilere uygulanacak, Yahudilere uygulanmayacaktır. Yasa, II. Dünya Savaşı dönemindeki Nazi yasalarını hatırlatmaktadır. Bu, intikamcı bir yasadır; insan yaşamına ve insanlık onuruna saygı göstermemektedir. İsrail liderlerinin bu yasayı kutlaması ve bundan memnuniyet duyması, ölüm ve intikamla beslenen hasta ve sapkın bir zihniyeti yansıtmaktadır.
Filistin halkının mücadelesi özgürlük ve adalet için meşru bir mücadeledir ve Filistinli esirler bu mücadelenin ön cephesini temsil etmektedir. Filistin halkı nesiller boyunca büyük fedakarlıklar yapmıştır ve bu yasa halkımızı yıldırmayacaktır. Tarih bize göstermiştir ki, İngiliz sömürge döneminde ve 1936 İsyanı sırasında yüzlerce direnişçi idam edilmesine rağmen, bu durum direnişi söndürememiştir.
Bu ırkçı yasanın çıkarılması, işgal devletinin faşist karakterini; çocukları, kadınları ve genç direnişçileri hedef alan sadist liderlerini teşhir etmektedir. Bu nedenle, bu aşağılık yasaları kınarken, dünyadaki tüm özgür insanları Filistinli esirlere destek olmaya çağırıyoruz. Uluslararası toplumdan, idam ve kötü muamele politikalarının durdurulması için baskı yapmasını ve bu suç yasalarının kaldırılmasını talep ediyoruz. Hep birlikte adaleti ve hakkı savunalım, dünyanın her yerinde zulme ve saldırganlığa karşı direnelim.
*Editörün notu: Türkiye ve Kürdistan'daki kimsesizler mezarlığı kast ediliyo