27 Mayıs 2024 Pazartesi

Eğitim-Sen'den Danıştay önünde eylem: Mücadelemiz sürecek

KHK ile ihraç edilen üyelerine ilişkin Danıştay 5. Dairesi'yle görüşme talepleri reddedilen Eğitim-Sen Danıştay önünde açıklama yaptı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Irmak, ihraç edilen üyelerin hepsi göreve iade edilene dek mücadelenin süreceğini kaydetti. 

Eğitim-Sen ihraç üyelerinin yaşadığı hukuksuzluklar, dava süreçlerinde de uzun yargılamalar, mahkemelerin çelişkili ve keyfi kararları ile devam etmesi nedeniyleDanıştay 5. Dairesi'nden randevu talep ettik ancak reddedildi. Buna karşı Danıştay önünde basın açıklaması yapıldı.

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk, Van Milletvekili Mahmut Dindar ve Iğdır Milletvekili Yılmaz Hun ile CHP Trabzon Milletvekili Sibel Suiçmez, KESK Eş Genel Başkanı Ayfer Koçak, Eğitim Sen MYK üyeleri, KESK'e bağlı iş kollarının MYK üyeleri ve bir önceki dönem eğitim Sen Genel Başkanı Nejla Kurul'un da aralarında olduğu ihraç üyelerinin katılımıyla açıklama yapıldı. Eylemde, "KHK'lar son bulsun" pankartı açıldı. 

'ÜYELERİMİZ HAKKINDA FARKLI KARARLAR VERİLDİ'
Söz alan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, yıllardır sürdürülen KHK hukuksuzluğuna derhal son verilmesini istedi. Danıştay'la görüşmek istemelerinin esas nedeninin durumları birbirine çok benzeyen üyeleri hakkında verilen farklı kararlar olduğunu dile getiren Irmak, "Bu fark Komisyonun çelişkili kararlarında da mevcut olup, halen mahkemeler eliyle de sürdürülmektedir. Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı görev yapan üyelerimizin tamamına yakınının, sendikamızın 25 Aralık 2015 tarihli kararına istinaden 29 Aralık 2015 tarihinde 1 günlük iş bırakma ve aynı gün yapılacak basın açıklamasına katılanlardan oluştuğu görülmüştür. Anılan sendikal eyleme katılan üyelerimiz disiplin yönünden soruşturulmuş, soruşturmacı müfettişler eylem kararını üyelerin mesleki hak ve menfaatlerini ilgilendirmediği gerekçesi ile sendikal eylem saymamış, eyleme katılanlar hakkında disiplin yönünden disiplin cezası ile cezalandırılmaları önerilmiştir. Aynı gün basın açıklamasına katılan üyelerimiz hakkında ise idari yönden başka bir ile atanmaları önerilmiştir. İşlemlerin iptali istemi ile açılan davalar Bölge İdare Mahkemelerinin tutumuna göre farklı olmuştur" dedi.

'YARGI ELİYLE İŞKENCEYE DÖNÜŞTÜRÜLDÜ'
Yargı eliyle işkenceye dönüştürülen bu sürecin bir an önce adil biçimde sonuçlandırılmasını tamamı sendikal eylem ve etkinlikler gerekçesi ile işlerinden edilen üyelerin derhal işlerine iade edilmesini mahkemelerin siyasi değil hukuki kararlar vererek üyelerin tüm haklarını iade etmelerini istediklerini söyleyen ırmak, "'Bu suça ortak olmayacağız' bildirisine imza attıkları için yıllardır türlü hukuksuzluklara ve eziyete maruz kalan barış akademisyenlerinin görevlerine iade süreci, mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını tanımaması nedeniyle yılan hikâyesine dönmüş durumdadır. Özellikle Anayasa Mahkemesi kararlarının hukuka aykırı biçimde mahkemeler tarafından tanınmaması ve siyasi iktidarın bu hukuksuzluğu destekleyen tavrı, barış akademisyenlerinin görevlerine iade sürecini doğrudan etkilemiştir" ifadelerini kullandı.

'ÜYELERİMİZ GÖREVİNE İADE EDİLENE DEK MÜCADELEMİZ SÜRECEK'
Ankara 13. Bölge İdare Mahkemesinin olağan işleyişin tersine, görevlerine iade edilen akademisyenlerin dosyalarını hızla görüştüğünü söyleyen Irmak, şöyle devam etti: "Verdiği yürütmeyi durdurma kararlarında ise 'kopyala yapıştır' gerekçelerle, Anayasa Mahkemesi'nin bildiriyi imzalama eylemini 'düşünce ve ifade özgürlüğü' kapsamında değerlendiren kararının altını boşaltmak istemektedir. Şöyle ki Ankara 13. Bölge İdare Mahkemesi, kamu görevlilerinin siyasi iktidara sadakatle itaat etmelerini zorunlu görmektedir. Verdiği yürütmeyi durdurma kararlarının gerekçelerinde akademik özgürlüğü yok saymakta, kamu görevlilerinin düşünce ve ifade özgürlüğünü ortadan kaldıran ve seyahat özgürlüğünden çalışma özgürlüğüne en temel hak ve özgürlükleri yok sayan ihraç uygulamasıyla disiplin cezası alarak kamu görevinden çıkarılmayı eşitleyen bir tavır içerisine girmektedir. Kısacası doğrudan bildiriyi imzalama eylemini yeniden suç olarak tarif etmektedir. Böylelikle süreç en başa dönmüş ve akademisyenler bir kez daha mahkemelere yıllardır anlatmak zorunda kaldıkları en temel hukuk ilkelerini bir kez daha açıklamak zorunda bırakılmıştır. Ancak daha vahimi, haksız ve hukuksuz biçimde ihraç edilen herkes gibi barış akademisyenlerine de yıllar içerisinde yaşatılan eziyetin yükü, ikinci kez ihraç uygulamasıyla ağırlaştırılmıştır. Eğitim Sen olarak hiçbir üyemizi bu haksız ve hukuksuz uygulamalar karşısında yalnız bırakmayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Bizlere yaşatılan bu hukuk garabetini, uluslararası platformlarda ısrarla anlatmaya devam edeceğiz. Haksız ve hukuksuz ihraç edilen tüm üyelerimiz görevlerine iade edilene kadar tüm gücümüzle mücadele edeceğiz."