21 Temmuz 2024 Pazar

ÇEVİRİ | Kenya'daki finans yasası karşıtı protestoları anlamak

Başkanın finans yasasını onaylamama sözüne rağmen, kitleler memnun değil. "Ruto gitmeli" çağrıları hala havada dolanıyor. Halk, hükümetin hala katledilen insanların sorumluluğunu almadığı gerçeğinden dehşete düşmüş durumda. Çok sayıda kişi devletin eylemleri organize ettiği/yönettiğinden şüphelendiği kişileri kaçırmasına öfke duyuyor. Çoğunluk, büyük cennetler vaat edip tam tersini gerçekleştiren bu hükümete güvenmiyor. Ancak, eylemlerin açık bir örgütsel ve ideolojik gündemden yoksun olan, kendiliğinden yapısı nedeniyle ileriye dönük somut bir yol eksikliği var.

Kenya'nın sömürge öncesi döneme dayanan bir protesto kültürü var. Ancak, 18 Haziran 2024 ve 25 Haziran 2024 tarihleri arasında gerçekleşen ve gelecek günlerde devam etmesi planlanan eylemlerin Kenya modern tarihinde eşi benzeri görülmemiştir.

Finans yasası karşıtı olarak başlayan ve o zamandan beri Devlet Başkanı William Ruto karşıtı protestolara dönüşen eylemlere ülkenin dört bir yanındaki bütün şehirlerde yüz binlerce, muhtemelen bir milyonu aşkın genç ve cesur eylemci katıldı.

EYLEMLERİN BAĞLAMI
Ama cevap bekleyen soru şu; neden bu kadar büyük eylemler şimdi oluyor? İşin aslı şu ki devam eden eylemler, finans yasasına itirazın değil, neoliberal kapitalizmin saldırıları, tutulmayan seçim vaatleri ve Başkan William Ruto'nun 13 Eylül 2022'de başa gelmesinden bu yana hükümetin derinleşen küstahlığının bir sonucu. 9 Ağustos 2022 genel seçimlerine giderken, o dönem başkan yardımcısı olan Başkan Ruto, toplumun bütün kesimlerine büyük vaatlerde bulunduğu popülist "hustler*" açısıyla kampanya yürüttü. Vaatleri, işçiler için daha yüksek ücretlerden, kadınlar için ücretsiz pede kadar çeşitleniyordu. Vergilendirmeye düşürmeye, kayıt dışı ekonomide olanlar için çalışma koşullarını iyileştirmeye ve dış borçlanmayı azaltmaya söz verdi. Yaşam maliyetini, özellikle yakıt ve gıda fiyatlarını düşürmeye söz verdi. Ayrıca Kenya'da çatışmanın etnisiteler arasında değil hanedanlar (Kenya'nın süper zenginleri) ve hustlers (diğer herkes) arasında olduğunu Kenyalı seçmenlere hatırlattığı sınıf temelli bir kampanya yürüttü. O dönem, dönemin devlet başkanı Uhuru Kenyatta kendi başkan yardımcısı William Ruto'ya karşı muhalefet lideri Raila Odinga'yı destekliyordu. Geleneksel etnik temelli oyların yanı sıra sınıf temelli bakış açısından dolayı William Ruto oyların yüzde 50'sinden fazlasını alarak başkan olmaya hak kazandı.

Başkanlığının ilk zamanlarında, Başkan Ruto ABD dolarına karşı bir dizi adım atıp, Afrika ülkelerini sömürgeci doları terk ederek kendi para birimleriyle ticaret yapmaya davet etmesiyle kıta düzeyinde iyi bir başlangıç yaptı. Afrikalı liderlerin darmadağın ve küçük düşürücü bir şekilde borç para almak için yurt dışına seyahat etmesine tepki gösterdi. Uluslararası düzeyde, Ruto IMF/Dünya Bankası hegemonyasına karşı pek çok kez konuştu ve bu Bretten Woods kuruluşlarının -özellikle gelişen dünyayla ilişkileri bakımından- çalışma tarzının gözden geçirilmesini talep etti.

Öte yandan içeride, Ruto kabineye seçim kampanyasının "hustler" bakış açısını yansıtmayan milyonerleri atadı. Ayrıca onun Kenya Kwanza ittifakına (CPK'nin de aralarında olduğu) katılan ilerici siyasi partileri görmezden geldi ve bunun yerine ona karşı kampanya yürütenlere bile bir dal uzattı.

Bu hustlers-hanedanlar perspektifine ihanete somut bir örnek vermek gerekirse; bir noktada Nairobi ve Narok'ta yaşayan sıradan Kenyalılar eski devlet başkanı Uhuru Kenyatta'nın (Kenya burjuvazisinin mükemmel bir temsilcisi) ailesine ait topraklara el koyarak kendi aralarında paylaştı ama beklenilenin aksine, bu "hustler işgalini" durdurmak için polis gönderildi (Büyük çoğunluğu 1960/70lerde Kenya'nın ilk devlet başkanı Jomo Kenyatta'nın ele geçirdiği topraklar olmak üzere, Kenyatta ailesi Kenya'daki en büyük toprak sahipleridir). Kampanya vaatlerinin hiçbiri yerine getirilmezken, yaşam maliyeti yükselmeye devam etti.

2023'ün başında, ana burjuva muhalefet (Azimio koalisyonu) durumdan faydalandı ve Nairobi başta olmak üzere tüm ülke çapında, popülist, ben merkezci taleplerde bulundukları bir dizi miting düzenledi. Sonunda, hükümet ve parlamenter muhalefet müzakere görüşmelerinde bulunmayı ve sıradan Kenyalıları etkileyen sorunları çözmek için birlikte çalışmayı kabul etti. Ne yazık ki ve şaşırtıcı da olmayan bir biçimde, bu müzakereler sadece benmerkezci talepleri ele aldı ve yaşam maliyetinin yüksekliği ve işsizlik gibi gerçek sorunlara ilişkin herhangi bir çözüm önerisi sunulmadı. Hükümet ve muhalefet arasındaki cilveleşme, hükümetin Etiyopya, Addis Ababa'da yer alan Afrika Birliği Başkanlığı seçimlerinde Raila Odinga'nın (Azimio koalisyonunun lideri) adaylığını desteklemesine kadar gitti. Başkan Ruto'ya göre bu, artık kendi iktidarına karşı güçlü bir muhalefet de olmadığı için istediği her şeyi yapmasına yarayacak bir tam yetki anlamına geliyordu... Ya da o öyle sandı.

NEOLİBERALİZM VE HÜKÜMETİN KÜSTAHLIĞI 
Haziran 2023'te Devlet Hazinesi için Kabine Sekreterliği Ruto iktidarı altındaki ilk bütçe tahminlerini sundu ve pek çoklarının beklediğinin aksine bütçe açık bir şekilde halk düşmanıydı. Lüks, seyahat ve savurgan harcamalara milyarlar ayrılırken, kampanya vaatlerinin gerçekleştirilmesine çok az bütçe ayrıldı. Aynı zamanda, eğitim, sağlık, sosyal hizmetler ve demokratik yönetim alanlarına tasarruf tedbirleri uygulandı.

Kenya halkının milli bütçenin tasarlanmasında Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) önemli bir etkiye sahip olduğunu anlaması çok uzun sürmedi. Bütçenin yanı sıra, bütçeye vergilendirme yoluyla kaynak sağlamayı amaçlayan ve ekonominin tüm seviyelerinde ağır vergiler içeren finans tasarısı, meclisten geçti. Devlet başkanının vergi zammı için yaptığı açıklama, Kenya'nın dışarıdan borç almak yerine kendi kalkınmasını kendisi sağlaması gerektiğiydi. Sunulan bir başka gerekçe ise, Kenya'nın devlet borcunu ödeyerek kredi verenlerle arasını iyi tutmaya ihtiyacı olduğuydu. Buna cevap olarak Nairobi'de çeşitli eylemler düzenlendi ama şiddetle dağıtıldıkları için ivme yakalayamadı. Sonuç olarak ekonomi yavaşlamaya devam etti ve hükümet, önceki pozisyonuna zıt düşerek, IMF, ABD, Avrupa Birliği (AB), Ortadoğu ve Uzakdoğu ülkelerinden borçlanma (her sene geçmiş hükümetlerin borç aldığına kıyasla daha fazla borç alarak) serisine girdi.

Diğer herkes ekonomide para kalmadığından şikayet eder ve hükümet tasarruf tedbirlerine ihtiyaç olduğundan bahsederken, üst düzey hükümet yetkilileri ve iktidar partisine müttefik olan politikacılar arsızca yeni sahip oldukları zenginliği gösteriyor, kimileri milyonlarca Kenya şilini eden ayakkabıları, kıyafetleri ve saatleriyle hava atıyordu. Bazıları her seferinde 20 milyon şiline kadar katkıda bulundukları kilise bağış etkinlikleri ve futbol turnuvaları düzenliyordu. Bu sadece yolsuzluğun sonucu olabilecek yeni edinilmiş zenginliğin utanmaz teşhiri sıradan halk kitlelerince iyi karşılanmadı. Aynı zamanda, devlet başkanı Kenya'da harcadığından daha fazla para ve zamanı yabancı ülkelerin başkentlerinde harcıyordu. Örneğin, bu yıl mayıs ayında resmi başkanlık uçağı ya da Kenya Havayolları'nı kullanarak milyonlarca şilin tasarruf edebilecekken 200 milyon Kenya şilininden daha fazla tutan bir özel jet kiralayarak ABD'ye ziyaret düzenledi. Halktan gelen tepki başkan ve yardımcılarından küstahlık ve yalanlarla karşılandı.

2024'TE KENDİLİĞİNDEN GELİŞEN PROTESTOLAR
Kenya Komünist Partisi (CPK) Ruto hükümetini 2022'de başa gelir gelmez eli kulağındaki ulusal kriz hakkında uyardı. Açıkçası, CPK'nin UDO-Ruto rejimini uyardığı şey şimdi meydana geliyor.

13 Haziran 2024'te 2024/25 3.9 trilyon Kenya şilinlik milli bütçe parlamentoya sunuldu ve devamında finans yasası da ayrıca sunuldu. Yine, tıpkı geçen seneki gibi müsrif ve anlamsız harcamalar bütçeye hükmetti ve vergi kaynakları, yaşam pahalılığını daha da artıracak ve daha çok insanı sefil bir yoksulluğa mahkum edecek şekilde genişletildi. Kenyalılar teklif edilen vergi zammına sosyal medyada, özellikle Tiktok ve X'de tepki gösterdi ama hükümet tepeden bakan, küstah bir tavırla tepkilere yanıt verdi. Yine, tıpkı geçen seneki gibi CPK'yle yakından çalışan Sosyal Adalet Merkezleri Çalışma Grubu finans yasasına karşı yüzlerce insanın katıldığı bir protesto düzenledi.

18 Haziran 2024'te çok sayıda aktivist tarafından ikinci bir protesto planlandı. Organizatörler de dahil olmak üzere çok sayıda kişiyi şaşırtan bir şekilde, katılım muazzamdı ve finans yasasının tartışılacağı gün parlamentoyu işgal etmeye hazır, kendi kendine örgütlenmiş gençlerden oluşuyordu.

Eylemciler çok genç ve cesur erkek ve kadınlardan oluşuyordu, kadınlar liderliği göğüslüyordu. "Gen-Z" eylemleri olarak adlandırılan eylemler, kendiliğinden ve lidersizdi. Eylemlerin ilk gününde Nairobi büyük bir kovalamaca alanına dönüştü, biber gazı şehri doldurdu. 20 Haziran 2024'te ülkenin dört bir yanında çok büyük eylemler patlak verdi ve iki kişinin hayatını kaybetmesiyle eylemciler ve Kenyalılar daha da öfkelendi. Ancak hiçbir şey, hükümeti finans yasasının parlamentoda son onaya sunulacağı 25 Haziran 2024'te gerçekleşen eylemlere katılım oranına hazırlayamadı. Yüz binlerce genç Kenyalı Nairobi'deki eylemlere katıldı ve sonunda polis ablukasını delerek parlamentoyu işgal etti, parlamento üyeleri güvenlikleri için kaçıştı ve bazıları kitlelerin hiddetinden saklanmak için ambulansları kullanmaya bile çalıştı. Nihayetinde, 12 eylemci polis tarafından katledildi, yüzlerce kişi ise kurşun yaraları ve başkaca yaralanmalarla hastaneye kaldırıldı. Protestolar, sadece şehir merkezinde değil mahallelerde ve diğer şehirlerde de açık ve netti. Mesela Nakuru şehrinde, eylemciler Nauru Hükümet Binası kompleksini işgal etmeyi başardı ama polisler tarafından 6 kişinin katledilmesine yol açan bir şiddetle geri püskürtüldü. Sonuç olarak, ülkenin dört bir yanındaki kitleler halkın gücünün durdurulamaz olduğunu kanıtladı.

O günün ilerleyen saatlerinde, sert konuşan ama görünür bir biçimde sarsılmış devlet başkanı halka seslendi ve durumla baş etmek için Kenya ordusunu göreve çağırdığını duyurdu. Sosyal medyada duruma tepki gösteren kitleler, başkana meydan okudu ve 27 Haziran 2024'te gerçekleştirecekleri eylemde Nairobi Hükümet Binasının yeni hedefleri olduğunu belirtti. Bir gün sonra, başkan aceleyle geri çekildi ve bir kez daha halka seslenerek finans yasasını onaylamayacağına söz verdi. Bu hamle protestocuların bir kısmının dağılmasına sebep oldu ve 27 Haziran'daki eylemlere katılanların sayısı kayda değer bir şekilde düştü.

KİTLELER MEMNUN DEĞİL
Başkanın finans yasasını onaylamama sözüne rağmen, kitleler memnun değil. "Ruto gitmeli" çağrıları hala havada dolanıyor. Halk, hükümetin hala katledilen insanların sorumluluğunu almadığı gerçeğinden dehşete düşmüş durumda. Çok sayıda kişi devletin eylemleri organize ettiği/yönettiğinden şüphelendiği kişileri kaçırmasına öfke duyuyor. Çoğunluk, büyük cennetler vaat edip tam tersini gerçekleştiren bu hükümete güvenmiyor.

Ancak, eylemlerin açık bir örgütsel ve ideolojik gündemden yoksun olan, kendiliğinden yapısı nedeniyle ileriye dönük somut bir yol eksikliği var. Tarihin bize öğrettiği gibi, bu tarz kendiliğinden eylemler ya örgütlü gerici güçler tarafından ele geçirilerek sönümleniyor ve kaosla son buluyor, ya da sınıfın bilinçli güçlerinin güçlü olduğu durumlarda devrimci değişimlerle sonuçlanıyor. Çok sayıda sözcünün bir "devrim" olarak yanlış nitelendirdiği eylemler, yine de Kenya halkının mücadelesi içerisinde önemli bir yer tutuyor. CPK olarak görevimiz, devrimci fikirler sadece kitlelere ulaştığında devrimci bir güce dönüştüğüne göre, devrimci fikirlerin kitlelere ulaşmasını sağlamak. CPK, 31 Ocak 2024'te düzenlenen Ulusal Kongresi'nde yer alan "Kenya bir krizin içerisinde, ülkeyi kurtarmak için herkes fedakarlık yapmalı" başlıklı halka mesajında bu yaşananları öngörmüştü. Sadece açıkça zayıf olan sınıfın bilinçli güçlerini, CPK'yi sağlamlaştırarak, bu halk mücadelelerinden devrimci değişimler doğabilir. Gerçekten de, sınıfın bilinçli güçleri sağlam ve iyi örgütlenseydi, son eylemlerin ışığında tarihsel devrimci değişimler meydana gelebilirdi.

Her şeyden önce, bu protestoların kapitalizmin güncel krizinin bir sonucu olduğuna şüphe yok, ve tek çözüm, kapitalizmi yenmek, sosyalizmi ve komünizmi inşa etmek için örgütlenmek.

ACİL TALEPLER
CPK, ilk etapta acil olarak UDA hükümetinden şunları talep ediyor:
🔹Güvenlik güçleri tarafından öldürülenleri ve yaralananları kabul edilen ve sorumluluğunu üstlenin, ölü ve yaralıların ailelerini tazmin edin.
🔹Barışçıl protestolarda yer alanlara ve örgütleyicilere dönük katliamları, kaçırmaları ve devlet şiddetini talimat veren/uygulayan tüm güvenlik güçlerini tutuklayın ve yargılayın.
🔹Yozlaşmış, düşük performans sergileyen ve kibirli tüm kabine sekreterlerin, baş sekreterlerin, danışmanların ve ulusal meclis liderliğinin görevine son verin.
🔹Lüks, müsrif ve ihtiyaç olmayan harcamalardan kısarak bütçeyi 2 trilyon Kenya şilininin altına düşürün.
🔹En yüksek ücret alan devlet görevlisinin en az kazanan işçinin aldığı ücretin 20 katından fazlasını almadığını garantileyerek tüm devlet görevlilerinin ücretlerini düşürün ve en az kazanan işçilerin ücretlerini yükseltin.
🔹Son 12 yılda çalınan tüm paranın geri alınması için gerekli süreci derhal başlatın.
🔹Devlet borcunu yapılandırın ve yeniden müzakere edin, tüm borç verenleri acil ulusal ekonomik öncelikler nedeniyle herhangi bir ödeme yapmanın mümkün olmadığı yönünde bilgilendirin.
🔹Borç verenleri, gerekli yasal prosedürü takip etmeden alınan bütün borçların, bu borçları almaktan sorumlu olanlar tarafından ödeneceği konusunda bilgilendirin.
🔹IMF ve Dünya Bankasıyla tüm bağları kesin.
🔹Devlete ait kamu iktisadi kuruluşlarının özelleştirilmesi sürecini durdurun ve geri çevirin.
🔹Tarımsal girdiler üzerindeki vergileri kaldırın ve küçük ölçekli tarımın vergiye tabi olmamasını sağlayın.
🔹Tarım alanında ek memurlar işe alın ve onları kırsal alanlarda görevlendirin.
🔹Üniversite lisans seviyesine kadar devlet okullarındaki eğitimin ücretsiz olmasını sağlayan.
🔹Kalıcı ve emekli olabilir bir şekilde ortaokul öğretmenlerine istihdam sağlayın.
🔹Bütün geçmiş HELB (Yüksek eğitim borçları kurulu) borçlarını silin ve HELB'in yerine bütün yüksekokul ve üniversite öğrencilerine ücretsiz eğitim bursları sağlayın.
🔹Bütün devlet hastanelerindeki hizmetlerin ücretsiz ve yüksek nitelikte olmasını sağlayın.
🔹İşsiz tüm sağlık emekçilerini istihdam edin, stajyer doktorların ücretlerini yükseltin ve öne çıkan klinik memurları için derhal yetkinlik bazlı görevlendirme (CBA) yapın.
🔹Ulusal sağlık sigortası fonunu (NHIF) kesintiye uğratmayı bırakın ve yerine bütün yozlaşmış NHIF yetkililerini yargılayıp NHIF'i soyan tüm sağlık kurumlarının 6 ay içinde geri ödeme yapmasını isteyerek NHIF'i yeniden biçimlendirin.
🔹Kenya'nın bir NATO müttefiki sayılması kararını geri çekin.
🔹İsrail tarafından sürdürülen Filistin soykırımını koşulsuz olarak kınayın ve Güney Afrika'nın Uluslararası Adalet Divanı'ndaki (UAD) davasını destekleyin.
🔹Ukrayna/Rusya savaşında Ukrayna yanlısı tutumunuzu geri çekin.
🔹Gelecek 6 ay içinde Kenya'daki bütün yabancı askeri üsleri kapatın.

*hustler: Girişimci, para kazanmak için her türlü yolu mübah gören, deneyen kimse, dolandırıcı. Ruto'nun kampanya sürecinde de direkt bu ifadeyle kullanılması ve tam karşılığının olmaması nedeniyle metinde olduğu gibi bırakılmıştır.

*Kenya Komünist Partisi (CPK) Genel Sekreteri Benedict Wachira tarafından yazılan bu yazı, Elif Bayburt tarafından ETHA için Türkçe'ye çevrilmiştir. Yazının aslına buradan ulaşabilirsiniz. Yazının orijinal başlığının tam çevirisi: "Kenya'daki finans yasası karşıtlığını, parlamento işgalini, Ruto ve neoliberalizm karşıtı protestoları anlamak"tır.