7 Ocak 2026 Çarşamba

Çeviri | Juan Carlos Monedero: Monroe Doktrini geri döndü

ABD'nin Venezuela'ya yönelik emperyalist saldırısının amacının Bolivarcı devrim değil petrol olduğunu söyleyen İspanyol solunun düşünürlerinden Monedero, bu devrimin Latin Amerika için ulusal egemenliğin savunulması konusunda örnek olduğunu da ekledi. Trump'ın yeni eklemelerle Monroe Doktrini geri getirdiğine dikkat çeken Monedero, AB'den bir şey beklennemesi gerektiğini söyledi. Monedero, "Kurucu güç, halkın politikleşmiş bir halidir ve kendisini halk olarak görür ve kendi ölçütlerine göre işleyen bir siyasi sistem talep eder" dedi. 

ABD'nin Venezuela'ya yönelik emperyalist saldırganlığına tepkiler sürüyor. Madrid Complutense Üniversitesi'nde siyaset bilimi profesörü olan, Podemos'un kurucularından, İspanyol solunun düşünürlerinden ve Hugo Chávez'in başkanlığı döneminde Venezuela'da politik danışmanlık yapan Juan Carlos Monedero ile ABD'nin emperyalist saldırılarını ve küresel sonuçlarını konuştuk.

Son zamanlarda tekrar Venezuela'ya gittiniz. Cumartesi sabahı ABD, tehditlerini yerine getirerek ülkeyi saldırdı. İlk düşündüğünüz şey neydi?
Amerika Birleşik Devletleri, Ulusal Güvenlik Stratejisinde yazılı olanı uyguluyor. Kendi oyunlarına katılmayan her ülke düşman olarak ilan ediliyor ve onlara savaş açılıyor, bu savaş ilan edilmeden oluyor. Dünya çapında gümrük vergileri koydular, İran'daki nükleer tesisleri bombaladılar ve şimdi de bir Güney Amerika başkentine saldırarak oradaki başkanı kaçırdılar. Bu eşi benzeri görülmemiş bir şey ve dünyada savaş halini normalleştiriyor, düzensizliği normalleştiriyor, şiddeti uluslararası ilişkileri düzenlemenin bir yolu haline getiriyor.

MONROE DOKTRİNİ TRUMP EKLEMELERİYLE YENİDEN SAHNEYE ÇIKTI

Bahsedilen Ulusal Güvenlik Stratejisinde, ABD'nin dünya çapında aşırı sağcı partilere destek vermek istediği de belirtiliyor, Almanya'da özellikle AfD'yi kastediyorlar.
Daha da fazlası var. Her türlü bölgesel entegrasyonu yok etmek istiyorlar. Latin Amerika'daki UNASUR ve CELAC gibi uluslararası örgütler onlar için gereksiz, sadece kendi kontrol ettikleri OAS'yi kabul ediyorlar. Avrupa'da ise Avrupa Birliğini reddediyorlar, bunun yerine, sadece boyun eğmeye hazır olan ülkelerle ikili görüşmeler yapıyorlar. Her solcu hükümet düşman olarak görülüyor, şu anda Venezuela'da olduğu gibi. Kolombiya ve Meksika'ya açıkça tehdit ediliyor. Sovyetler Birliği'nin çöküşünün ardından, Amerika Birleşik Devletleri kural temelli bir dünya düzeninin savunucusuydu, çünkü bu kurallar onlara yarıyordu. Ancak artık durum böyle değil, çünkü Çin'in rekabeti çok büyük. Monroe Doktrini yeniden sahneye çıktı, üstelik Trump eklemeleriyle.

Cuma günü Çinli özel elçiler Venezuela'ya geldi. Çin'den nasıl bir tepki bekleniyor?
Ne yapacağını bilmiyoruz. Çin'in dış politikası bilinmeyen bir faktör. Ama Venezuela'daki siyasi düzeyde neler olduğunu da bilmiyoruz. ABD'ye yardım eden çevreler olup olmadığını bilmiyoruz. Savunma Bakanı ve İçişleri Bakanının açıklamalarını duyduk ama daha fazla bilgi eksik olduğu için net bir resim çizemiyoruz. Halk milislerinin seferber olduğunu biliyoruz.

MACHADO VE GONZÁLEZ'İ KUKLA HÜKÜMETİN BAŞINA GETİRMEYE ÇALIŞACAKLAR

ABD'nin askeri gücü, Venezuela'ya kıyasla çok daha güçlü. Peki, halk milisleri bu duruma ne kadar direniş gösterebilir?
Bir işgalin durdurulması imkansız olurdu. Sadece ABD'nin Gerald Ford uçak gemisinde Venezuela'nın toplamda sahip olduğu uçak sayısından daha fazla uçak bulunuyor. Yani ABD'ye açık alanda karşı çıkılamaz. Ancak ABD'nin Afganistan, Irak, Libya ve Suriye'de yaşadıklarını göz önünde bulundurursak, uzun süreli bir işgalin çok yüksek maliyetleri olacak ve özellikle çok büyük bir kan kaybına yol açacaktır. Venezuela, çok karmaşık bir topografyaya sahip bir ülke ve Caracas, kolayca ele geçirilebilecek bir şehir değil. Yani muhtemelen hedef bu değil. Birine Donald Trump'a, gelmelerini, petrol yataklarını kontrol altına almalarını ve ülkeyi huzura kavuşturmalarını söylediler. Bence bu mümkün olmayacak. Diğer yerlerde olduğu gibi olacak: Gelecekler, çok şey tahrip edecekler, olabildiğince çok şey çalmaya çalışacaklar ve daha sonra işgal için harcadıkları parayı geri almak için bir süre kalacaklar, sonra geri çekilmek zorunda kalacaklar. Amerikan yanlısı muhalefet siyasetçileri María Corina Machado ve Mundo González'i kukla hükümetin başına getirmeye çalışacaklar.

Sadece petrol mü önemli yoksa Bolivarcı devrim de mi hedefte?
Hayır, kesinlikle sadece petrol ile ilgili. Ancak Bolivarcı evrim, ABD'yi, bu toprakları kontrol etmedikleri için rahatsız ediyor, ayrıca bu devrim, Latin Amerika için ulusal egemenliğin savunulması konusunda bir örnek teşkil ediyor. Ama Trump bunu açıkça söyledi: İstedikleri şey petrol. Ve Ulusal Güvenlik Stratejisinde de aynısı yazıyor: Kuzey Amerikan yaşam tarzını sürdürmek için gerekli doğal kaynaklarla ilgileniyorlar. Diğer her şey ikincil. Amerika Birleşik Devletleri sağcı diktatörlüklerle yaşayabilir, soldan gelenlerle de, yukarıdan veya aşağıdan gelenlerle de, her dinle de. Onları her zaman ilgilendiren tek şey para.

AVRUPA BİRLİĞİNDEN PEK BİR ŞEY BEKLENMEMELİ

AB Dışişleri Bakanı Kaja Kallas, ABD'nin saldırısına yanıt verdi. Durumu izlediklerini, ancak Nicolás Maduro'nun meşruiyeti olmadığını söyledi. Bu tepkileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Gazze'deki soykırımın savunulmasının ardından, Ukrayna'da olup bitenlere dair her türlü alternatif yorumu yargılamak, Venezuela konusunda da benzer bir şey yaşanacak. Avrupa Birliği, ABD'nin çizgisine karşı alternatif bir bakış açısı benimsemeye istekli ya da buna yetenekli değil. AB temsilcileri, Trump'ı İskoçya'daki golf sahasında ziyaret etti ve ondan azar işittiler. Avrupa Birliğinden pek bir şey beklenmemeli.

Peki, diğer Latin Amerika ülkeleri nasıl bir tutum sergiliyor? Kolombiya Cumhurbaşkanı Petro'nun tutumu son ana kadar net değildi. Meksika, Maduro'yu destekleyeceğini söyledi. Ama ülke ne yapacak?
Solcu yönetilen ülkeler, ABD'nin eylemini kınayacak, sağcı yönetimler ise buna katılacak. Kolombiya, Venezuela ile aynı şekilde muamele edileceği riskini taşıdığı için mücadeleci bir tutum sergileyecek. Bu konuda açıklamalar zaten yapıldı. Meksika'nın durumu ise ABD ile çok sıkı ekonomik bağlara sahip olmaları nedeniyle karmaşık. Meksika hükümeti protesto edecek, ancak aslında çok az şey yapabilecekler. Ellerini kollarını bağlamış durumdalar.

İSPANYA'NIN AÇIKLAMASI UTANÇ VERİCİ

Peki, kendisini alternatif olarak sunmaya çalışan İspanya hükümeti ne durumda?
İspanya'nın açıklaması utanç verici. Ukrayna'ya yapılan işgal sonrası Rusya'ya yönelik dil oldukça sertti, peki neden ABD'nin Venezuela'ya saldırısına karşı aynı sertliği göstermiyorlar? Gerçekten çok utanç verici. Dünya bizden kayıp gidiyor.

ABD'ye karşı hiçbir yaptırım uygulanmayacağı çok büyük ihtimal.
Evet. AB'nin ABD'ye karşı yaptırım uygulaması ihtimali neredeyse yok. Göreceğimiz şey, Avrupa'nın gençlerinin tekrar zorunlu askerliğe çağrılması ve bir gün onları savaşlara göndermeleri olacaktır.

Bunu endişe verici buluyor musunuz? Belki de savaş hakkındaki farklı bir görüşe sahip olduğunuz için kendinizin yaptırıma uğrayacağını mı düşünüyorsunuz?
Şu anda AB vatandaşlarının yaptırıma uğradığını zaten görüyoruz. Farklı bir görüş ifade etmek suç haline gelebilir. Şu an zaten Ukrayna ve Filistin ile ilgili alternatif görüşler dile getirenlere karşı uygulanan durumları görebiliyoruz.

TALEPLERİN DOĞMASI İÇİN ŞARTLAR EKSİK GİBİ GÖRÜNÜYOR

Peki, umudu nerede buluyorsunuz? Ne yapmalıyız?
Eğer tüm kurallar çiğnenirse, eğer toplumsal sözleşme ihlal edilirse, eğer ülkelerin kurumları hiçe sayılırsa, o zaman kurucu bir güç toplanmalıdır. Kurucu güç, halkın politikleşmiş bir halidir ve kendisini halk olarak görür ve kendi ölçütlerine göre işleyen bir siyasi sistem talep eder. Çıkış yolu, halktan gelen taleplerle mümkün olacaktır. Ancak Avrupa'da bu taleplerin doğması için şartlar eksik gibi görünüyor. Bu yüzden çok iyimser olamıyorum.

*Junge Welt sitesinde yer alan röportaj Ivana Benario tarafından ETHA için çevrilmiştir. Röportajın orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.