Burjuva ailenin krizi büyüyor
3 Şubat'ta gerçekleşen siyasi kırım saldırısında tutsak edilen Sosyalist Kadın Meclisleri İstanbul İl Sözcüsü Leyla Can, Bakırköy Kadın Kapalı Hapishanesi'nden "Aile Yılı" ve 8 Mart'a ilişkin yazdı.
Direnişle ördüğümüz 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü bu sene de coşku, direnç ve kadınların eşit, özgür yaşayacağı bir dünyayı kuracağımıza olan sarsılmaz inançla karşılıyoruz.
Aynı zamanda her geçen gün kapitalist, erkek- egemen devletlerin, kapitalizmin varoluşsal krizinin derinleştiği ve kendini yeniden üretebilmek için dünyanın her yerinde kendi varlıklarına en büyük tehdit olarak gördükleri kadınların mücadeleyle kazanılmış haklarına, kadın özgürlük mücadelesi yürüten kadınlara yönelik erkek- egemen politikacılarını derinleştirdiği bir dönemi de yaşıyoruz.
2025'i ve 8 Mart'ını, AKP- MHP iktidarının 3. emperyalist paylaşım savaşının emarelerinin derinleştiği bir dönemde savaş hazırlıklarının en temel noktalarından biri olarak sermayesini yeniden tahkim etmek için "aile" kurumuna sarılarak önce 2025'in "aile yılı", daha sonrasında önümüzdeki 10 yılın "aile 10 yılı" ilan edilmesiyle karşıladık.
Peki tüm bakanlıklarına "aile yılı" ültimatomları gönderen, neredeyse tüm devlet kurumlarında buna göre düzenlemeler yapan, fetvaların gündemi olan, evlilik teşvik paketlerinden, yaklaşık 88 uluslararası firmayla anlaşmalı aile yılından AKP-MHP iktidarı istediği sonucu aldı mı?
TÜİK'in 2025 yılına ilişkin açıkladığı evlenme ve boşanma verilerine göre, "Aile 10 Yılı"nın ilk yılı olan 2025'te 552 bin 237 evlilik oranıyla evliliğin azaldığı, 193 bin 793 oranında boşanma oranıyla boşanmanın arttığı görülüyor. Medyasından bakanlığına devletin hazine bütçesinin dahi tüm imkanlarıyla seferber edildiği 2025 "aile yılı"nın geride kalan 1 yıl için başarısız olduğu ortada.
Kuşkusuz AKP-MHP faşist saray rejiminin aile yılı politikalarıyla kadınlara yönelik saldırılar derinleştirilirken bu saldırıya karşı yine en önde sokakları terk etmeyen kadın hareketi 2025 yılında da mücadeleyi sokakta büyütmekten geri adım atmadı.
Kadınlar kazanılmış haklarına, emeğine ve bedenine yönelik saldırılara karşı özgürlük mücadelesini büyütmeye devam etti. "Aile yılı" kapsamında LGBT+'ların doğrudan varoluşunu hedef alan, yasalaştırmaya çalışılan 11. Yargı Paketi de yine LGBT+'ların ve kadınların sokaktaki mücadelesiyle geriletildi.
Bir yandan geride bıraktığımız yılda yaşamın her alanında kadın düşmanı politikalara karşı mücadele ile "aile yılı"nın saldırılarına geçit verilmezken, bugünkü veriler devletin tüm araçlarıyla gizlemeye çalıştığı kadın düşmanlığını artık kapatamadığını gözler önüne seriyor.
AKP-MHP iktidarının "aile yılı'nda diziler bile annelik, evlilik, itaat eden "makbul kadın" profili altında erkek egemen rejimle uyumlu aile tablosu sunarken, kadınlar yine en çok aile içlerinde en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi.
2025 yılında 294 kadın katledilirken, 297 kadının "şüpheli" şekilde öldüğü açıklandı. Şüpheli kadın ölümleri ilk defa nedenini bildiğimiz kadın ölümlerini geçti. 2026'nın ilk 45 gününde en az 32 kadın katledildi,16 şüpheli kadın ölümü yaşandı. Şubat ayında 30 saat içinde 7 kadın katledildi. Kadına yönelik şiddet ve katliamlar cins kırımı şeklinde derinleşmeye devam ediyor.
Geçtiğimiz günlerde fail bir erkek cinsel saldırıda bulunduğu kadının "kendisiyle cinsel ilişkiye girmek istemediği" gerekçesiyle iyi hal indirimi aldı. Buraya yargının cezasızlık politikalarının yüzlerce örneğini sıralayabiliriz. Fakat bu son örnekte yargının erkekleri koruyan cezasızlık zırhının boyutunun geldiği düzeyi görüyoruz.
2025 "Aile yılı"nda da kadınlar bir yandan yaşamın her alanında şiddet içinde hayatta kalmaya çalışırken, bir yandan AKP-MHP iktidarı aile yılı politikalarıyla kadınları evde sermayeye işçi, savaşa asker doğuran kapitalist sistem için bir kuluçka makinesine dönüştürmeye çalıştı.
Diğer yandan ev içi bakım emeği sömürülen kadınlar ucuz iş gücü olarak güvencesiz koşullarda, erkeklerden daha az ücret alarak sömürüldü.
Yoksulluk sınırının 90 bini aştığı, yoksulluğun derinleştiği koşullarda, evlenen gençlere verilen 150 bin TL'lik kredilerle, ilk çocuğa 5 bin TL para desteğiyle iktidar göz boyamayı başaramadı. Her ne kadar AKP-MHP faşist iktidarı dönemsel politikalarla, şef tipi aile yapısıyla burjuva ailenin krizini aşmaya çalışıyor olsa da ataerki ile kapitalizm arasında birlik eğiliminin yanı sıra çelişkisi de giderek şiddetleniyor.
Aile yapısı ve gelenekler değişirken, çelişkiler de derinleşerek burjuva ailenin krizini büyütüyor.
Bu krizin kadın özgürlüğü yönünde çözülmesi kadın hareketlerin birleşik mücadelesinin yükseltilmesiyle 2026'da da kritik bir konu olmaya devam edecek.
Kuşkusuz 2026 yılı da kadınlara dönük saldırıların derinleştiği, "aile yılı" kapsamında kadın düşmanı politikaların yasalaştırılmaya, meşrulaştırılmaya çalışıldığı bir yıl oluyor.
Burjuva ailenin krizi derinleşirken bu 8 Mart'ı da kazanımlarımıza sıkı sıkıya sarılarak daha zorlu mücadelelerin bizi beklediğini bilerek kadın dayanışmasının gücüyle sokakları kuşatırken haykıralım; "2026 Aile yılı değil kadınların yılı" olacak.