23 Şubat 2024 Cuma

Aydın Akyüz yazdı | Politik bir deha olarak Lenin

Lenin'in politik tutumu her zaman teorik bir arka plana sahiptir. Pragmatik yaklaşımlardan hep kaçınmıştır. O yüzden ele aldığı her somut, tekil, konjonktürel ve güncel meselede ortaya koyduğu tutumda, teorik, genel, ilkesel ve evrensel olanı yakalamak mümkündür. Politik dehasının bir unsuru da budur.

Şüphesiz Lenin'in önderlik niteliği salt politik önderlikle sınırlandırılamaz. Marksizmin üç bileşenine hakim, onların oluşturdukları organik bütünün farkında karşılıklı etkileşimlerini gözden kaçırmayan bir teorisyen, felsefeci, ekonomi politik eleştirmeni ve bilimsel sosyalisttir. Marksizmi leninizmle geliştirerek çağının sorunlarına cevap olabildi.

Marksizmi teori ve pratiğin organik birliği olarak kavrar. Kavrayışı kaba indirgemecilikten, tek yanlılıktan ve sınırlılıktan uzaktır. Bir bilim olarak marksizmin değişen ve dönüşen dünyanın; sürekli değişen, dönüşen ve biçim değiştiren sorunlarına güncel cevaplar bularak gelişip yenilenebileceğinin farkındaydı. En acil ve güncel olanları başta gelmek üzere, ömrü boyunca Rusya'dan başlayarak dünyayı değiştirip dönüştürmenin bütün sorunlarına kafa yordu. Devrimin yolunu açmak için hemen her alanda ürünler ortaya koydu, politik, ideolojik ve örgütsel tutum belirledi. Duruşunu kolektife mal etmeyi bildi. Üç bileşeninde de marksizme katkıda bulunarak onu geliştirdi. Bütün bunları ele alışını ve öncelikle sıralamasını devrimin güncelliği belirledi. Hiçbir zaman devrimi uzak ve belirsiz bir geleceğin sorunu olarak ele almadı; anın sorunu ve görevi olarak gördü. Bütün olanak ve fırsatları bu görüş açısıyla değerlendirdi. Devrimin güncelliği fikrine tutkuyla sarıldı.

İLKESEL VE ESNEK TUTUM
Bu gerçekler bir yana, en çok öne çıktığı ve daha fazla fark yarattığı alan politik ve örgütsel önderlik niteliğidir. Bir örgütlenme ve politika teorisyenidir. Politik önderlik kapasitesi ve pratiği dahiyanedir. Bu konuda ilkesel duruştaki ısrarı ve kimi kritik durumlarda gösterdiği esneklikle defalarca Rus devriminde belirleyici bir rol oynadı.

Devrimin güncelliğine bağlı olan Lenin, günlük devrimci faaliyetin 'en küçük' ve 'en önemsiz' görülebilecek işlerinden, önemli ve kritik devrimci görevlere kadar her anını stratejik zaferin elde edilmesi görüş açısıyla ele alır. İnatçı ısrarı, bükülmez kararlılığı buradan beslenir. Amaç açıklığı en belirgin özelliğidir.

Narodnik devrimciler Rusya'da kapitalizmin gelişmeyeceğini savunup, köylülüğü merkeze alan bir devrim savunurken, Lenin kapitalizmin gelişmekte olduğunu ispatlamaya girişir. Henüz bir avuç olmasına rağmen devrimde işçi sınıfının hegemonyasını ve önderliğini kararlılıkla savunur. Bu mücadeleyi zafere taşıyana kara narodniklere karşı ideolojik mücadeleyi yoğunlaştırır.

Rus sosyalist çevrelerinde, 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın ilk yıllarında amatörlük, ilkellik, dağınıklık ve grupçuluğun hakim olmasına cephe alır; Rusya çapında bir gazete planını ortaya atıp, bunun aracılığıyla bütün bu sorunları aşarak partinin inşa edilebileceğini savunur. Partinin yeniden kuruluşu gerçekleşene kadar ekonomizme karşı cepheden ideolojik mücadele yürütür. Salt ideolojik mücadeleyle kalmaz, büyük bir özveri ve yorulmak bilmez emekle partinin inşa faaliyetinde aktif yer alır.

Devrimin zaferinin olmazsa olmaz koşullarından biri olduğundan emin olduğu için menşeviklerle kavgasında kongrenin belirlediği iç hukukuna bağlı kalması gerektiğinde ısrar eder. Aşılarak geride kalması gereken aşamanın egemen tarzı olduğu için, parti tüzüğünü yok sayan çevreci anlayışla yollarını ayırma pahasına uzlaşmaz.

Aynı Lenin hemen öncesinde partiye katılma kriterini ilkesel bir mesele olarak görmesine rağmen partinin kazanılmasının daha öncelikli ve acil çözüm gerektiren bir ilke olarak gördüğünden ve zamanla aşılabileceğine inandığından menşevik önerinin kabul edilmesini krize çevirmez. Böylece ilkelere bağlılık, onları ele alış biçimi ve esnekliğin içerik ve çerçevesi konusunda bir ölçüyü miras bırakır.

Henüz siyasal literatürde strateji kavramı yaygınlaşmadığından lenin menşeviklerle bolşevikler arasındaki yol ayrımını "iki taktik" adıyla ele alır. Ünlü eserinde gerçekte menşevik strateji ile bolşevik strateji arasındaki temel farklılıkları ortaya koyar. Böylece menşeviklerin reformcu stratejisini teşhir ederek, bolşeviklerin devrimci stratejisini açımlar.

Genel stratejiye sıkı sıkıya bağlıdır. Bu bağlılık yaşamın getirdiği karmaşık ve özgün kimi durumlarda ilkesel ve stratejik bakış açısından vazgeçmeksizin kimi göreli, geçici esneklikler ve manevralar yapabilmenin de yolunu gösterir.

PROGRAM VE STRATEJİYİ ETKİLEYEN MANEVRA KARARLILIĞI
Bolşeviklerin demokratik devrim programında tarım reformu vardır. 1917 Şubat Devrimi sürecinde sosyalist devrimciler yoksul köylülüğe ihanet edip söz verdikleri, programlarında yer alan toprak reformunu gerçekleştirmeyince bolşevikler sosyalist devrimcilerin toprak reformu programına sahip çıkar. Bu durum bolşeviklerin program ve stratejisini etkileyen iki temel sorunla karşı karşıya bırakır. Birincisi sosyalist devrimcilerin toprak reformu, programı çok geniştir. Sosyalist inşada ciddi sorunlara yol açacak düzeyde kırda küçükburjuva mülkiyeti yaygınlaştırmaya hizmet eder. Ancak yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Onlarca yıldır kabaran köylülerin toprak mülkiyeti özlemi, sosyalist devrimcilerin propagandalarının da etkisiyle daha da büyümüştür. Toprak reformu talebi gelinen aşamada gözardı edilemeyecek düzeyde toplumsal bilinç biçimine, yani maddi bir güce dönüşmüştür. Bu talebi gözardı ederek köylülüğü kazanarak devrimi zafere ulaştırmak artık olanak dışı hale gelmiştir. Lenin bu durumu tespit ettiğinde tereddütsüz yoksul köylülerin toprak talebine sahip çıkar.

İkinci sorun ise sosyalist devrimden sonra ortaya çıkacaktır. Sosyalist inşa genel toplumsallaşma amacına bağlı olarak toprakların da kolektifleştirilmesi ve toplumsallaşmayı hedeflemesi gerekir. Demokratik devrim sürecinde çözülüp aşılması, bunun yetersizliğini yoksul köylünün deneyimlemiş olması gerekirken, toprak reformu görevi sosyalist devrime kalmıştır. Sosyalist devrimde yaygın toprak dağıtımı yapmak bu sosyalist inşa sürecinde bir dizi soruna yol açarak, sosyalist inşa süreci üzerinde güçlü frenleyici etkiye sahip olacaktır. Ve bunlar öngörülemeyecek şeyler değildir. En başta da Lenin bütün bunların farkındadır. Sosyalist devrim sürecinde atılacak bu geri adımın, iktidarı almış olmanın getirdiği büyük bir avantaj ve olanaklarla devrimden sonra telafi edilebileceği bir avantaj ve olanaklarla devrimden sonra telafi edilebileceği programatik ve stratejik görüş açısına sahiptir Lenin. Aksi bir yaklaşım mevcut fırsatları kaçırıp, devrimi belirsiz bir geleceğe ertelemek anlamına gelecektir. Lenin'in yaptığı pragmatizm değildir. Aksine bir program ve strateji temeline oturtur bu geri adımı. Program ve stratejide bu sorunların nasıl aşılacağı bilimsel olarak ortaya konulur. Pragmatizmden, oportünizmden ve halk dalkavukluğundan farkı buradadır.

Benzer bir yaklaşımı NEP sürecinde de görmekteyiz. 1921 yılında "savaş komünizmi" sınırlarına dayanmıştır; köylülük isyan eşiğine gelmiş, işçi-köylü ittifakının bozulma riski belirmiştir. Ya bu kritik eşiği görmezden gelip yeni bir iç savaş ve karşıdevrimin yükselişine göz yumulacak ya da geçici bir geri adım atarak bunun önüne geçilecek ve sosyalist inşa için iktisadi politik ve örgütsel güç biriktirmek için zaman kazanılacaktır.

Stratejik güzergah üzerinde önemli etkileri olan benzer manevralar bunlarla sınırlı değil. Devrimci yürüyüşün ilk yıllarında marksist eserlerin basılıp yayılmasında ve devrimci fikirlerin halka ulaşmasında özel bir rol oynayan liberal burjuva aydınlarla geçici ittifak yapmaktan, son derece ağır Brest Litovsk Anlaşmasını imzalamaya kadar birçok başkaca örnek üzerinde durulabilir. Hepsinin ortak özelliği Lenin'in programatik ve stratejik hedeflerin kopmadan anı kazanma tarzı dahiyanedir. 

POLİTİK VE TAKTİK ESNEKLİK
Lenin politik taktikler konusunda adeta bir mevzi savaşında hiç durmadan ordusuna anlık, günlük, haftalık ve dönemsel manevralar yaptıran bir general gibidir. Önsel kurgular, kalıplar ve şablonlara gerçekliği uydurmaya çalışmaz. Aksine "somut durumun somut analizi"nden çıkartır taktikleri. Statik değildir, sürekli yeniler kendini. Yaratıcı ve zengin düşünme ufkuna sahiptir. Artık mücadelenin ihtiyaçlarına cevap vermeyen mücadele aracından ve taktiğinden vazgeçmede ve yerine yenisini koymada eşsiz bir kopuş kararlılığına ve hıza sahiptir. Alışkanlıkların gücüne teslim olmaz. Meselelere önyargılı, tek yanlı ve tek boyutlu bakmaz. Devrimci sosyalist ideoloji ile çelişmeyen ve somut durumda mücadeleyi ileriye taşıyabilecek her türlü mücadele araç, biçim ve taktiğini tanır ve kullanır. Muazzam bir taktik esnekliğe ve yaratıcılığına sahiptir.

Şubat devrimiyle birlikte "tüm iktidar sovyetlere" şiarını ortaya atar. Petersburg Sovyeti yönetiminden karşıdevrimci işaretler alınca bu şiarı geçici olarak geri çeker; devrimci proletaryanın partisi aracılığıyla iktidarı vurgusunu öne çıkartır. Sovyet yönetiminde devrimci dinamizm hakim hale gelince tekrar bu şiarı yükseltir. Şubat devrimiyle birlikte liberal burjuvazinin peşine takılan menşevik ve sosyalist devrimcileri devrime, işçi sınıfına ve yoksul köylülere ihanet etmekle suçlayıp her türlü işbirliği ve ortaklıktan uzak durur. Kornilov darbe girişiminden sonra liberal burjuvaziyle işbirliğine son verme sinyalleri veren menşevik ve sosyalist devrimcilere ittifak çağrısı yapar. İki hafta sonra bu partiler liberal burjuvaziyle anlaşınca ittifak önerisini geri çeker.

1905'de olduğu gibi 1906'da da bolşevikler Duma seçimlerini boykot kararı aldılar. Sonrasında devrimin geri çekilmekte olduğunu tespit ederek boykot taktiğinden vazgeçilir. Yıllar sonra bir vesileyle bu konuya yeniden değinen Lenin 1906 boykotunun hatalı olduğunu, bu hatayı Duma'ya giren yoksul köylülerin temsilcileriyle kurulan yakın ilişkilerle telafi ettiklerini belirtir. Hatanın nedenini de şöyle izah eder: Devrim 1905'in sonlarından itibaren geri çekilmekte olduğunu geç fark ettiklerini, kitlelerin yüzünü yeniden düzene dönmeye başladığı bir anda Duma seçimlerine katılmanın doğru olacağını belirtir.

POLİTİKA VE TAKTİKLERİ TEORİK VE TARİHSEL ARKA PLANA SAHİPTİR
Lenin'in politik tutumları her zaman teorik bir arka plana sahiptir. Pragmatik yaklaşımlardan hep kaçınmıştır. O yüzden ele aldığı her somut, tekil, konjonktürel ve güncel meselede ortaya koyduğu tutumda, teorik, genel, ilkesel ve evrensel olanı yakalamak mümkündür. Politik dehasının bir unsuru da budur.

Bir diğer ise olay ve olguları tarihsel bir perspektiften kopuk, yalıtık, hareketsiz ele almamasıdır. Ona göre her şey zamanda ve mekanda hareket halindedir. Her olay ve olgu evrim ve sıçrama/devrim diyalektiğiyle sürekli değişir ve dönüşür. Tarihsel değişim ve dönüşümü, geçmiş uğrakları gözden kaçırmaz.

Öngörülerinin sağlamlığı bu teorik ve tarihsel prizmalardan geçerek oluşmasının sonuçlarıdır.

TEMEL HALKAYI YAKALAMAK
Toplumu değiştirip dönüştürmenin yolunun teorik/ideolojik, politik ve ekonomik mücadelelerin birbirini besleyerek tamamlamaktan geçtiğini bilir. Her iki mücadele alanının önemini ve gerekliliğini gözardı etmeden politik mücadelenin önceliğini savunur.

Lenin'in başarısının sırlarından biri temel olanla tali olanı ve öncelikli gelenle sonradan gelen ayrımını titizce yapması, belirli bir anda diğer bütün devrimci görevlerin ve sorunların çözümünde temel ve öncelikli olanı tespit edip o halkayı sıkıca tutup başarıya taşımasından gelmektedir. Genel olarak politik mücadele halkasının sımsıkı tutularak teorik/ideolojik ve ekonomik mücadele sorunlarını ona bağlı ele alır. Ancak teorik sefaletin ve felsefi-teorik sapmanın yaşandığı anlarda teorinin altını çizip oraya yöneldiği anlarını da görürüz.

Politik mücadelede de her zaman zincirin bütününü koparıp getirecek temel politik halkayı arayıp bulur; bütün gücüyle o halkayı kendine doğru çekmeye çalışır.

20. yüzyılda Ekim Devriminin oynadığı tarihsel ve toplumsal rol ne kadar büyükse Lenin'in rolü en az o kadar büyüktür. Sovyetler Birliği'nde sosyalist inşa süreci bize zengin deneyimler miras bıraktı. Lenin ise muazzam zenginlikteki onlarca ciltlik eserleriyle, marksizme yaptığı katkılarıyla, marksizmle ilişkileniş tarzıyla ve politik dehasıyla 21. yüzyılın devrim güzergahını aydınlatıyor. Bugün marksizm adına söylenecek her yeni söz ve her yeni pratik adım ancak ve ancak Lenin'in söyledikleri ve yaptıklarıyla birlikte bir anlam ve bütünlük kazanabilir.