8 Ağustos 2022 Pazartesi

Arzu Demir yazdı |Suruç için adalet kampanyası üzerine

"Suruç için adalet kampanyası" yan yana gelmenin, bu saldırılara birlikte göğüs germenin de politik zeminini oluşturdu. Kampanya boyunca sergilenen militan duruş, toplamda gençlik hareketi bakımından da moral ve motivasyon kaynağı oldu. "Suruç için adalet, herkes için adalet" sloganı, yürütülen kararlı ve sürekli mücadele ile artık faşist şeflik rejimine karşı bir mücadelenin eylem sloganıdır.

33 devrimcinin katledildiği Suruç Katliamı, antifaşist direnişte kendiliğinden bir politik zemini ifade ediyordu elbette. Ancak 7 yıldır sosyalist gençlerin, gençlik örgütlerinin, Suruç yaralıları ve tanıklarının, Suruç Aileleri İnisiyatifi'nin, avukatlarının ve devrimci sosyalistlerin, sokakta kararlıca ve inatla sürdürdüğü mücadele ile bu slogan, birçok politik öznenin adalet talebi ve mücadelesiyle özdeşleşti.

7 yıldır sürdürülen ve kendisini duruşma salonlarıyla sınırlamayan bu adalet mücadelesi, tıpkı İstanbul'dan Van'a binlerce insanı bulundukları yerde harekete geçiren, yüzlerce insanı da 20 Temmuz günü Suruç'ta Amara Kültür Merkezi'nin önünde buluşturmayı başaran "Kobanê'yi beraber savunduk, beraber inşa ediyoruz" kampanyası gibi sınırlarını aşan bir düzeyde hayat buldu.

Her şeyden önce kampanya, katliamın yıl dönümünde hayatın akışına uygun olarak yoğunlaşsa da, 20 Temmuz'a hapsolmadı.

Ailelerin, 15 Temmuz darbe girişimi ve OHAL koşullarına rağmen ara vermeden sürdürdükleri ve her ayın 20'sinde saat 18.00'de Kadıköy Halitağa'da yaptıkları oturma eylemi, kampanyaya bir süreklilik kazandırdı. 7 yıldır sürdürülen bu eylem, tıpkı kayıp yakınlarının Cumartesi eylemi gibi adalet arayışının, hesap sorma bilincinin, toplumsal hafızayı tazelemenin sembolüdür ve faşizme karşı bir mevzidir.

"Suruç için adalet" kampanyasının temel amacı güncel politik ihtiyaçlar ekseninde faşist şeflik rejimine karşı adalet mücadelesini genişletip yükseltmek, kitleleri bu eksende rejime karşı saflaştırmak, biriken toplumsal öfkeyi harekete geçirecek, sokak iradesini güçlendirecek pratikler ortaya çıkarmaktı. Faşist şeflik rejiminin zulmüne uğramış tüm toplumsal kesimleri, adalet arayışçılarını "Herkes için adalet" talebi etrafında buluşturmak oldu. Bu talep, Medeni Yıldırım'dan Metin Lokumcu'ya, İpek Er'den Hande Kader'e, ekolojik yıkımdan Kadri Bağdu'ya, Sevag Balıkçı'dan Serhat Yıldız'a, Deniz Poyraz'dan Ali İsmail Korkmaz'a geniş bir kesimin adalet talebi ile buluştu.

Politik kitle mücadelesinin ihtiyaçları ekseninde geniş kitleleri sokakta rejim karşısında saflaştırma hedefi, sokağı kitlelerin kendini ifade etmesinin bir biçimi olmasının ötesinde hesap sorma bilincinin somut zemini haline getirmeyi amaçladı.

Suç duyuruları, basın açıklamaları, mezar ziyaretleri, adalet nöbetleri, adalet zincirleri, adalet kürsüleri, sosyal medya eylemleri, Suruç için üretilen şiirler, öyküler, şarkılar, resimler, anma etkinlikleri, yürüyüşler, Suruç tutsaklarına kart atma eylemleri, paneller, fidan dikimi, plaket takdimleri, dilek fenerlerinin uçurulması, mülteci çocuklara oyuncak dağıtımı, belgesel gösterimleri gibi, çok zengin biçim ve içerikle çalışma yürütüldü.

Bu kampanyanın temel gücünü ise gençlik örgütleri oluşturdu. 20'yi aşkın gençlik örgütü çalışmaya bir biçimi ile dahil oldu. Devrimci gençler, "Artık devrimciler konuşacak" diyen bir iradeyi kuşanarak, iktidarın saldırı ve tutuklama tehditlerine rağmen sokaklarda "Suruç'un hesabını soracağız" dedi.

Bu yönüyle "Suruç için adalet" kampanyası, birleşik gençlik direnişini de büyüten bir yerde durdu. 

İktidarın Suruç Katliamı ile hedef aldığı Kobanê kampanyası, ezilenlerin onur ve özgürlük ayaklanması olan Gezi'den Rojava'ya kurulan bir köprüydü. Mayasında birleşik devrim stratejisi vardı. Rejimin istediği birleşik devrim iradesini yok etmekti. Faşist şeflik rejiminin Suruç Katliamı ile startını verdiği, Kürt özgürlük hareketi ile devrimci hareketi tasfiye etmeyi amaçlayan dönem, birleşik mücadeleyi daha da yakıcı hale getirdi.

Faşist abluka, devrimci gençlik hareketini de hedefledi, gözaltı-tutuklama saldırıları, kaçırma ve işkenceler, kampüslerde artan faşist saldırılarla yok etmeye çalıştı. Böylesi bir dönemde "Suruç için adalet kampanyası" yan yana gelmenin, bu saldırılara birlikte göğüs germenin de politik zeminini oluşturdu. Kampanya boyunca sergilenen militan duruş, toplamda gençlik hareketi bakımından da moral ve motivasyon kaynağı oldu.

Elbette kampanyanın, daha fazla kitleselleşmemek gibi eksik yanları da oldu.

Ancak 2022 yılının 20 Temmuz'undan geride kalan sürece baktığımızda, bu kampanya, 33 düş yolcusunu birleşik mücadelenin sembolüne dönüştürdü. Bu da faşist saray rejiminin topyekun imha ve tasfiye saldırısına karşı kurulan ilk barikat oldu.

Hem Suruç şehitlerini birleşik sahipleniş tarzı hem de devam eden kampanya, ideolojik mücadele kararlılığı taşımanın yanı sıra birleşik mücadeleyi özellikle gençlik hareketi bakımından yeni bir merhaleye taşırken, adalet mücadelelerini birleştirme eğilimini de güçlendirdi.