30 Haziran 2022 Perşembe

Arzu Demir yazdı | Meral Akşener'in 'muhalefeti'!

Meral Akşener bir faşisttir ve faşist bir partinin başkanıdır. Ayrıca o vakti zamanında devlet  olmuş bir faşisttir. Türk devletinin suç makinesi olan İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturmuştur. 8 Kasım 1996 ile 30 Kasım 1997 yılları arasında İçişleri Bakanlığı yapmıştır. Görevi kontrgerilla şefi Mehmet Ağar'dan almış ve asla onu aratmamıştır. Döneminde polis müdürlüklerinde işkence tezgahları harıl harıl çalışmıştır. Bugün Gemlik Yürüyüşü'nün ardından "gereken yapılmalı" derken, bakan olduğu dönemde "gereken"i layıkıyla yapmıştır. Bugün işkenceyi, işkencecileri savunurken, o gün işkenceyi uygulamıştır.

Gördük ki, Meral Akşener'in "demokratlığı", "muhalifliği", "özgürlükçülüğü" Gemlik'e kadarmış.

İmralı'da Sayın Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin son bulması için 12 Haziran'da yapılan Gemlik Yürüyüşü'nün İstanbul ayağında Kadıköy'de gerçekleşen polis şiddetini az bulmuş olacak ki, "Kadınlar Günü'nde bile gösteriye izni vermeyenlerin ilginç bir şekilde göz yumduğu Kadıköy'deki terör propagandasında, polisimize yapılan çirkin saldırıyı şiddetle kınıyorum" dedi.

O gün Kadıköy'de demokratik haklarını kullanmak isteyen HDP milletvekilleri, üye ve yöneticileri, devrimci partilerin, örgütlerin başkanları, temsilcileri polisin sokak ortasında işkencesine maruz kaldı. 70 kişi gözaltına alındı, HDP Kadıköy İlçe Eşbaşkanı Koray Türkay ve SGDF üyesi İsmail Temel tutuklandı. Kadın milletvekilleri özel olarak hedef seçildi, taciz edildi, küfür ve hakaret dolu saldırıya uğradı. HDP Milletvekili Ayşe Acar Başaran'ın polis saldırısı sırasında defalarca dediği gibi, halk iradesinin karşısına Süleyman Soylu'ya (kısa adıyla SS) yakışır şekilde "tam bir çete başı" gibi davranan polisler çıkarıldı.

Hal böyleyken, Meral Akşener, AKP'ye "muhalefet edeceğim" diye sanki polis saldırmamış gibi göstererek bir gerçeği çarpıtmaya çalışırken, aslında özünü de hatırlatıyor. Bu öyle bir öz ki, her fırsatta kendini gösteriyor, "güçlendirilmiş parlamenter sistem" maskesi bile bu faşist gerçeği gizlemeye yetmiyor.

Meral Akşener, hızını alamıyor, "Huzurumuz için çalışan evlatlarımıza el kaldıranlar için acilen gerekli adımların atılmasını bekliyoruz" diyerek polislere, savcılara, talimat veriyor.

İçişleri Bakanı olduğu günlerdeki gibi davranıyor. İktidarda olsa, SS'in aynası olacak. SS de DBP Eş Genel Başkanı ve Milletvekili Saliha Aydeniz'i hedef aldı, "Gerekli suç duyurusu yapılıyor" diyerek polise, yargıya "harekete geçin" dedi.

Meral Akşenir'in ne farkı var SS'den?

İktidar farkı.

Biri iktidarda, biri olmak istiyor.

Biri iktidarın gücüyle yapıyor. Diğeri yeniden iktidar olmanın arzusu ile yapmak istiyor.

Biri, düzenin bekaasını içeriden, Saray'dan koruyor. Diğeri, içeriye girme arzusuyla dışarıdan.

Ortak noktaları net: Faşist olmak.

İstanbul Sözleşmesi'ni savunan tutumu nedeniyle, Meral Akşener'den "kadınların yolunu aydınlatan bir siyasetçi" yaratma çabası olmuştu kimi liberal yazarlarda.

O zaman da yazmıştım; şimdi de aynı sözümü tekrarlıyorum: "Sırf tarihin şu anında Erdoğan karşıtı diye faşist bir partinin liderini, kadın özgürlük mücadelesinin öznesi haline dönüştüremezsiniz."

Erdoğan'ın muhalifi olmak Akşener'i "demokrat" yapmaz.

Çünkü Meral Akşener bir faşisttir ve faşist bir partinin başkanıdır.

Ayrıca vakti zamanında devlet olmuş bir faşisttir.

Türk devletinin suç makinesi olan İçişleri Bakanlığı koltuğunda oturmuştur. 8 Kasım 1996 ile 30 Kasım 1997 yılları arasında İçişleri Bakanlığı yapmıştır. Görevi kontrgerilla şefi Mehmet Ağar'dan almış ve asla onu aratmamıştır. Döneminde polis müdürlüklerinde işkence tezgahları harıl harıl çalışmıştır. Bugün Gemlik Yürüyüşü'nün ardından "gereken yapılmalı" derken, bakan olduğu dönemde "gereken"i layıkıyla yapmıştır. Bugün işkenceyi, işkencecileri savunurken, o gün işkenceyi uygulamıştır.

Bu faşistin bakan olduğu dönemde, gözaltına alınan gazeteci Asiye Zeybek, 13 gün boyunca gözaltında ağır işkencelere maruz kaldı. O'na yapılan işkencelerden biri de tecavüzdü. Bu suçun failleri, Akşener'in polisleriydi. Asiye Zeybek'in yanı sıra aynı siyasi soykırım saldırısında gözaltına alınan Sultan Seçik ve Birsen Kaya da çok ağır işkencelere maruz kaldı. Sevgili Sultan'ı çok genç yaşta kanser hastalığı nedeniyle 27 Şubat 2016 tarihinde kaybettik.

Meral Akşenir'in Gemlik Yürüyüşü ile ilgili açıklaması, 6'lının "güçlendirilmiş parlamenter sistem"inin "demokrat"lığının da Gemlik'e kadar olduğunu gösterdi. Faşist şeflik rejiminin 17 Nisan'da Güney Kürdistan'da başlattığı işgal saldırısı karşısında CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da "Allah bu mübarek ayda, Mehmetçiğimizin ayağına taş değdirmesin" sözüyle "demokrat"lığının sınırlarını çizmişti. O sınırda elbette, başta Kürt halkı olmak üzere Türk devletinin gadrine uğramış ezilenlerin talepleri yok.