21 Ocak 2022 Cuma

Arzu Demir yazdı | Bir intihar, dört fail ve tek çıkış

Saray düzeni, ezilenleri kitleler halinde intihara sürüklüyor. 2019 yılında ailelerin yoksulluk, işsizlik, çaresizlik nedeniyle topluca nasıl intihar ettiklerini hatırlayın.

Bir üniversite öğrencisi "19 yaşımı böyle hayal etmiyordum. Yaşama sevincimi kaybettim" diyerek yaşamına son verdi. 19 yaşındaki tıp fakültesi ikinci sınıf öğrencisi Enes, bizlere, ölümünün intihar değil bir cinayet olduğunu gözler önüne seren bir video bırakarak hayata veda etti. Failleri tüm çıplaklığı ile gösterdi.

Aile, politik İslam, faşist devlet ve kapitalist sistem. Bu dördü, gencecik bir insanı umutsuzluğa mahkum etti, sonra da canını aldı.

BU BİR İNTİHAR DEĞİL CİNAYET
Faillerden biri, Enes'in Nur tarikatının içindeki ailesi. İstemediği halde çocuklarını cemaat yurdunda kalmaya zorluyorlar. Videoda bir günün nasıl geçtiğini, nasıl bir cendereye sokulduğunu, nasıl bir hiçliğe, umutsuzluğa ve değersizliğe mahkum edildiğini anlatıyor. Kendisini ailesi gibi "Müslüman" olarak tanımlamadığını söylüyor.

İkinci fail ise tarikat ve yurdu. Baba Mehmet Kara'nın "Kaldığı yer güzel insanların kaldığı yer" diyerek övdüğü, şikayetçi olmayacağını söylediği bu tarikat yurdu, bir oğula mezar oluyor.

Üçüncü fail ise tıp fakültesinin ikinci sınıfında okuyan bir gencin, bir hekim adayının, içine düştüğü geleceksizlik duygusunun müsebbibi olan saray rejimi.

İşçilerin, öğrencilerin, müzisyenlerin, doktorların, öğretmenlerin, özcesi emeği ile geçinenlerin yoksulluk, işsizlik, açlık ve geleceksizlik nedeniyle yaşamlarına son vermesinden bilfiil sorumlu olan bu rejimdir.

Dördüncü fail kapitalist sistem. Ekonomik, sosyal ve siyasal düzen olarak kapitalizm, dini kullandığı gibi dinsel hizip örgütlenmelerinin bir biçimi olarak tarikatları koruyor, kolluyor, kapitalizmin dayanağı haline getiriyor. Enes, eğitim sisteminin zorluğunun ardından mezun olduktan sonra genç bir hekim olarak kendisini bekleyenleri de anlatıyor, 36 saat nöbet, ağır çalışma koşulları, hekimlere yönelik şiddet diye sıralıyor ve “Köle gibi olacağız” diyor. Sonra ekliyor; "Türkiye'de hiçbir genç gelecekten umutlu değil."

Yaşamaya mahkum edildiği bu bataklığın içinde "yaşamak istemiyorum" diyerek hayatına son veriyor.

BU ORGANİZE BİR CİNAYET
Saray düzeni, ezilenleri kitleler halinde intihara sürüklüyor. 2019 yılında ailelerin yoksulluk, işsizlik, çaresizlik nedeniyle topluca nasıl intihar ettiklerini hatırlayın.

Örneğin İzmir'de Dokuz Eylül Üniversitesi'nde 2016 yılında iki öğrenci üç gün arayla yoksulluk nedeniyle yaşamlarına son verdi. Salgın döneminde hayatlarına son verenler arasında genç müzisyenler de ağırlıktaydı.

Enes'in ölümünün ayırt edici noktası ise tarikat faktörü. Bu tarikat yurtları ve evlerinin, cinsel şiddetten mobbinge bir suç yuvası haline geldiğinin sayısız örneği mevcut.

Aladağ'daki öğrenci yurdunda 11 öğrenci yanarak can verdi. Ensar Vakfı'nda çocuklar cinsel saldırıya maruz kaldı. Şimdi de Enes, ölüme sürüklendi.

Faşist şeflik rejiminin dindar ve kindar gençlik yetiştirme amacının bir parçası olan bu tarikat yurtları, evleri derhal kapanmak zorunda. Bu talep faşist şeflik rejimine karşı mücadelenin talepleri arasında yer almalıdır.

Bu durum, tarikatları karşısına almak istemeyen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Etik sebeplerden dolayı paylaşım yapmayacağım" diyerek geçiştirebileceği bir durum değil.

Bu talep, dindarlara karşı değildir; saraylılar ve onların ittifak halindeki din bezirganlarına karşı bir taleptir.

Enes'in ölümü, öğrencilerin bir süre önce barınma hakkı için yaptıkları eylemlerin ne kadar önemli olduğunu gösterdi. O eylemler sırasında öğrenciler, "Bu yüksek kiralar, devlet yurtlarının yetersizliği, özel yurtların pahalılığı bizleri tarikatların yurtlarına itiyor. Bizi tarikat yurtlarına mahkum etmeyin" diye kaç kez demişti. Hatta iktidarın tarikat yurtlarına aktardığı bütçenin devlet yurtları için harcanmasını istiyorlardı.

Elbette, faşist şeflik rejimi bu talepleri karşılamayacak.

Sonuç ortada...

Nazım Hikmet diyor ya şiirinde "Meyve çağında ağacın/serpilip gelişen hayatın düşmanı." Bu faşist rejim ve kapitalist düzen hayata düşman, bize düşman.

Yoksulluğa ve açlığa büyük bir toplumsal çöküş ve çürüme de eşlik ediyor.

Sadece sokaklar, meydanlar, hapishaneler değil, işyerlerimiz, evlerimiz, yurtlarımız, okullarımız mezarlık haline geldi.

Şu saray rejiminden çıkarı olmayan hiçbir insanın can güvenliği yok. 

Bu faşist diktatörlük yıkılmadıkça da olmayacak. Tek çıkış umudu faşist diktatörlük ve kapitalist düzene başkaldırıda, örgütlü birleşik mücadelede. Ezilenler olarak kendi kaderimizi kendi elimize almak zorundayız.