8 Ocak 2026 Perşembe

Arif Çelebi yazdı | İran'da yeni bir ayaklanma dalgası ve rejimin iflası

Günün çözümü gündeme gelmiş sorunu iktidarın alınmasıdır. Devrimciler, komünistler; devrimci demokratik bir iktidar, halk cumhuriyetleri birliği hedefi ile birleşik bir strateji geliştiremezlerse, hegemonya mücadelesinde yenilgileri kaçınılmaz olacaktır. Halkın yükselttiği şiarın "ne molla ne şah" olması umut vericidir, ama bununla yetinilemez, bu fikrin örgütlü bir güce dönüştürülmesi gerekir.

Gerici molla rejimi; iktisadi, mali ve siyasi bir kriz içinde kıvranıyor. 2017, 2019 ve 2022'deki ayaklanmaları vahşi bir zorbalıkla bastıran rejim; 2025'in son günlerinde, 28 Aralık'ta başlayan ayaklanma karşısında hiç olmadığı kadar çaresiz. Ayaklanmanın 9. gününde ayaklanmacılardan 27'sinin öldürülmesine, onlarca kişinin yaralanmasına ve binden fazla kişinin tutuklanmasına karşın bastırılamaması rejimin içine düştüğü acziyeti gözler önüne seriyor.

Bu kez ayaklanmayı gerici molla rejiminin en sadık destekçilerinden biri olan Tahran'ın çarşı esnafı tetikledi. Yüzde 52 olarak açıklanan enflasyon, İran Riyalinin hızlı değer kaybetmesi ve durdurulamayan fiyat artışları küçük ve orta esnafı çileden çıkardı. Para birimindeki değer kaybı piyasanın tıkanması; bununla birlikte kira ve vergi artışının dayanılamaz hale gelmesi demekti. Bu durum, zaten yoksulluk krizi içindeki halkın satın alma gücünün daha da kötüleşmesine ve krizin içinden çıkılmaz bir hal almasına yol açtı. 28 Aralık'ta sokaklara dökülen esnaf ve tüccarlar, kendilerini engellemeye çalışan polislere hakaretler yağdırarak onları protestolara katılmaya çağırdı. Bu tablo, rejimin kendi sosyal tabanından ne derece koptuğunun ve bu sosyal tabanın artık rejime güveninin kalmadığının açık bir kanıtıdır.

İRAN'DA DEVRİMCİ DURUM
Riyalin çöküşü, kronik enflasyon ve düşük ücretler toplumun büyük bir kesimini açlık ve sefalet çukuruna itti. Esnafların çaktığı kıvılcım, kısa sürede bütün ülkeyi saran bir yangına dönüştü; birikmiş hoşnutsuzluk büyük bir patlamayla açığa çıktı. Ayaklanmadan birkaç gün önce bütçe konuşması yapan cumhurbaşkanı; hayat pahalılığı ve maaş yetersizliğini kabul etmek zorunda kalmış, ancak "Bize maaşları artırmamızı söylüyorlar, ama nereden bulacağız" diyerek çaresizliğini itiraf etmişti. Bu durum, rejimin artık yaşamsal bunalım içinde kıvranan halkın sorunlarına bir çözüm üretemediğini yani "eskisi gibi yönetemediğini" göstermektedir. İran'ın emekçi halkları da bu çözümsüzlüğe karşı isyan etti. Onlar da artık eskisi gibi yönetilmek istemediklerini ayaklanarak ortaya koydu.

Esnaflardan sonra harekete katılan üniversite öğrencileri, sürecin hızla siyasallaşmasının yolunu döşedi. İsyan, giderek İran toplumunun diğer kesimlerine yayılarak genelleşti.

AYAKLANMALAR SERİSİNİN BİRİKİMİ
2017'deki başkaldırının temel sloganı "pahalılığa hayır" idi. 2019'da benzin fiyatlarındaki artışa karşı bir ayaklanma başladı. 2022'de Jîna Amini'nin katledilmesiyle "Jin, jiyan, azadî" isyanı özgürlük talebini yükseltti.

2017 ve 2019 ayaklanmaları reformcu istekleri öne çıkardı ve ekonomik talepler belirleyici oldu. 2019'da kadın özgürlüğü ve genel olarak özgürlük istekleri isyana rengini verdi.

2025 Aralık ayaklanması ise başlangıçta bütünüyle ekonomik taleplerle ortaya çıksa da, kısa sürede rejimin kurumsal varlığını hedef alan siyasal bir kimliğe büründü. Bu son dalga, önceki ayaklanmaların birikimi üzerinde yükseliyor ve giderek hepsini aşan bir devrimci potansiyeli taşıyor.

Bu yeni dalga, gerici molla rejiminin yapısal krizini bir kez daha tüm çıplaklığı ile ortaya koydu. Halkın en sıradan ekonomik ve siyasi taleplerine baskı ve şiddetle yanıt veren rejim, yoksulluk, sefalet ve özgürlük yoksunluğundan kaynaklanan birikmiş öfkeyi bastıramıyor. Sadece 2025 yılında önemli bir kısmı "Jin, jiyan, azadî" ayaklanmasına katıldıkları gerekçesi ile 1922 kişinin idam edildiği, binlerce insanın idam cezası ile yargılandığı, binlercesinin ağır hapis cezalarına çarptırıldığı bir ülkede yeni bir ayaklanmanın başlaması ezilenlerin açık bir meydan okumasıdır. Bu, elbette gerici molla rejiminin mali, ekonomik ve siyasi bir iflasın içinde olduğunu ve bugüne kadar uyguladığı yöntemlerle halkı yönetemez hale geldiğini gösteriyor.

Görülüyor ki her ayaklanmadan sonra rejimin halka en ağır biçimde saldırmasına karşı İran halkları, ezilenler, kadınlar, emekçiler bir kez daha ayaklanıyor. Her ayaklanmadan sonra halka uygulanan vahşet halkı korkutmak yerine rejimi zayıflatıyor, onun krizini derinleştiriyor. Bu yeni ayaklanma önceki ayaklanmaların da birikimi ile İran'ı devrimci demokratik bir devrimin eşiğine getirmiş bulunuyor.

EŞİĞİN AŞILMASINDA İŞÇİ SINIFININ ROLÜ
İşçi sınıfı ve sendikalar şu ya da bu düzeyde ayaklanmanın içinde yer alsa da, katılımları henüz belirleyici seviyeye ulaşmamıştır. İşçi sınıfı, üretimden gelen gücünü henüz kullanmadı.

Unutulmamalıdır ki, 1979'da şah rejiminin yıkılmasında başlıca etkenlerden biri çarşı esnafının isyanı, diğeri petrol işçilerinin genel grevi idi. O dönemde işçi sınıfı belirleyici rol oynamasına rağmen, devrimci bir strateji eksikliği nedeniyle siyasal islamcılar, deyim yerinde ise devrimi çaldılar.

Bugün de işçi sınıfının üretimden gelen gücünü kullanarak ekonominin can damarlarını tıkaması rejimin iç krizini, çelişki ve çatışmaları derinleştirecek ve onun dağılması için koşulları olgunlaştıracaktır.

HEGEMONYA MÜCADELESİ VE 'NE MOLLA NE ŞAH'
Şah rejiminin varisleri, İran içinde güçleri ne kadar zayıf da olsa, emperyalist odakların ve İsrail'in desteğiyle bu ayaklanmaya yön verme ve olası bir devrimi kendi hanelerine yazma hevesindeler. 

Hatırlanacağı gibi 1979'da da hareketin asıl sürükleyici güçleri devrimciler, komünistler olmasına karşın, iktidar onların eline geçmesin diye emperyalistler Humeyni'ye el verdiler ve onun iktidara gelmesinin yolunu döşediler.

Devrim bugün de benzeri bir tehlike ile karşı karşıyadır. Şahın ülke içinde gücünün zayıf olmasının bir önemi yok, İran burjuvazisinin bir kesimi molla rejiminden umudunu keser ondan yüz çevirirse bunun ordu ve devlet kurumları içinde bir kopuşa yol açması mümkündür. Burjuvazinin ve devlet kurumlarındaki bu ayrışmada emperyalistlerin desteğini alan güçlerin iktidara gelmesi için koşulların hazırlanacağı aşikardır.

Günün çözümü gündeme gelmiş sorunu iktidarın alınmasıdır. Devrimciler, komünistler; devrimci demokratik bir iktidar, halk cumhuriyetleri birliği hedefi ile birleşik bir strateji geliştiremezlerse, hegemonya mücadelesinde yenilgileri kaçınılmaz olacaktır.

Halkın yükselttiği şiarın "ne molla ne şah" olması umut vericidir, ama bununla yetinilemez, bu fikrin örgütlü bir güce dönüştürülmesi gerekir.

Demokratik devrim için birleşik devrimci cephe oluşturmak bu yönde atılmış belirleyici stratejik bir adım olacaktır.

ROJHİLAT PARTİLERİNİN BİRLİK GİRİŞİMİ
İran Kürdistan Partileri İşbirliği Diyalog Merkezinin son ayaklanmaya ilişkin yaptığı açıklama bu bakımdan önemlidir. Açıklamada, "İran Kürdistanı'nın tüm bölgeler arasında birlik yapılması gerekliliğine vurgu" yapılması ve devrimci ayaklanmaya aktif katılım çağrısında bulunulması yetersiz de olsa ileri bir adımdır.

Bugün hiç olmadığı kadar İran demokratik bir devrimin eşiğindedir. Bu ayaklanmayla olmasa da bir başka ayaklanmada bu gerçekleşecek ve molla iktidarı yıkılacaktır. Rojhilat'ın ulusal kurtuluşu ve genel olarak Kürt ulusal kurtuluşu için koşullar ve olanaklar daha da olgunlaşmaktadır. Bu durumda "diyalog" önemlidir, ama devrimci bir iktidar arayışı karşısında yetersizdir. Rojhilat Kürdistanı ulusal devrim cephesi ve İran devrimi için birleşik cephenin kurulması atılması gereken adımların başında geliyor.

KAPİTALİST EMPERYALİZMİN BUNALIMI VE EZİLENLERİN YANITI
İran'daki devrimci ayaklanma, sadece molla rejiminin değil, kapitalist sistemin de krizini temsil etmektedir. Emperyalist sistem artık eskisi gibi işlemiyor. Sistemin sahipleri eskisi gibi yönetemiyor, ne birbirleri ile ilişkilerini ne de halkla ilişkilerini eskisi gibi sürdüremiyor. Kapitalist ülkeler ne iç ne dış sorunlarına çözüm üretemiyor.

Emperyalistler ve bütün burjuva rejimler kapitalizmin varoluşsal krizi koşullarında vahşi bir saldırganlık, gözü dönmüş bir rekabet içinde birbirinden parçalar koparmak için kendi aralarındaki kuralları dahi bir çırpıda kenara bırakıyorlar. Bununla birlikte dünyanın her yerinde krizin yükünü halka yıkmak ve halkın hoşnutsuzluğunu bastırmak için baskı ve şiddet aygıtlarını en üst düzeyde devreye sokuyorlar. ABD bunun uç örneklerinden biri ise İran bu sistemin bir başka uç örneğidir. Emperyalist kapitalist sistem eskisi gibi işlemiyor, işçi sınıfı ve ezilenler de eskisi gibi yönetilmek istemediklerini ayaklanmalarla dile getiriyor. İran halklarının ayaklanması bunun son örneğidir. Emperyalist kapitalizmin karanlığına karşı ezilenlerin ayaklanmaları dünyamızı aydınlatmaya devam ediyor. İran halklarının ayaklanması aydınlatma meşalelerinden biridir.