23 Şubat 2024 Cuma

'Aksa Tufanı Filistin direnişinin hakkıdır'

Filistin direniş örgütlerinin 7 Ekim günü başlattığı Aksa Tufanı operasyonu ve sonraki sürece ilişkin ETHA'ya konuşan Ürdün Demokratik Halk Partisi Genel Başkanı Abla Abu Elbeh, 7 Ekim'in kaçınılmaz olduğuna işaret ederek, "Aksa Tufanı Filistin direnişinin hakkıdır" dedi. Abla Abu Elbeh, partilerinin Oslo süreci ve Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki anlaşmalara karşı olduğunu, Filistin topraklarının işgaline acilen son verilmesi ve İsrail'e karşı durulması için çalışmalar yürüttüklerini aktardı.

Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı ve İsrail saldırganlığının son bulması için Ürdün'deki siyasi partilerle yaptığımız röportajlar kapsamında Ürdün Demokratik Halk Partisi'nin (Haşd) genel merkezini ziyaret ettik. Haşd Genel Başkanı Abla Abu Elbeh, FKÖ'yü Filistin halkını gerçekten temsil eden Filistinli partilerin ittifakı olarak gördüklerini belirterek, Oslo sürecine ve Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki anlaşmalara karşı olduklarını aktardı.

Uluslararası dayanışmanın önemine işaret eden Abla Abu Elbeh, özellikle gençlerin bugüne kadar Filistin direnişine gösterdiği desteğin devam etmesinin önemine vurgu yaptı.

Ürdün Demokratik Halk Partisi Genel Başkanı Abla Abu Elbeh, sorularımıza şu yanıtları verdi:

İŞÇİLER, KADINLAR VE GENÇLER ARASINDA ÖRGÜTLENİYORUZ

Başlarken bize ilk olarak partinizin Ürdün'deki çalışmalarını anlatır mısınız?
1989 yılında yılında kurulduk. Ürdün Demokratik Halk Partisi (Haşd) demokrasi ve devrimi temsil etmektedir. Haşd'ın kuruluşu, emperyalizme ve siyonist işgale karşı, özgürlük ve demokrasi mücadelesine dayanıyor. Ürdün ve Filistin halklarının ortak ayaklanmasını amaçlıyoruz.

İşçileri ve onların çıkarlarını savunuyor, haklarını koruyoruz, kadınlar için eşitlik ve haklarının korunması için mücadele ediyoruz. İşçiler, kadınlar ve gençler arasında örgütleniyoruz. Mültecilere dair özel çalışmalarımız var. Mültecilerin haklarına, özellikle de 1948'den bu yana sahip oldukları geri dönüş hakkına bağlıyız. Ürdün'de mahallelere dönüşmüş 13 mülteci kampı var. Bekaa vadisindeki mülteci kampı ile yakın bağımız var.

Gençler derin bir krizle karşı karşıya ve siyasi çalışmalara katılmıyorlar. Onları siyasete dahil etmeye yöneliyoruz. Dünya Demokratik Gençlik Birliği'nde yer alıyoruz.

OSLO SÜRECİNE VE ARAP ÜLKELERİNİN İSRAİL İLE ANLAŞMALARINA KARŞIYIZ
FKÖ'yü Filistin halkını gerçekten temsil eden Filistinli partilerin ittifakı olarak görüyoruz. Oslo sürecine ve Arap ülkeleri ile İsrail arasındaki anlaşmalara karşıyız.

Filistin topraklarının işgaline acilen son verilmesi ve İsrail'e karşı durulması için çalışmalar yürütüyoruz. Yapılacak çok şey var. Dünyaya İsrail'in Filistin'deki gerçek niyetinin, bizi kovmak ve her türlü hakkımızdan mahrum etmek olduğunu göstermek istiyoruz.

AKSA TUFANI FİLİSTİN DİRENİŞİNİN HAKKIDIR

Aksa Tufanı Filistinlilerin dostları için inanılmaz bir sürpriz, düşmanları için ise bir şok oldu. 7 Ekim 2023'te ne oldu?
7 Ekim'de Filistinliler, topraklarının bir parçası olan Gazze'den, yerleşimlerin bulunduğu başka bir toprak parçasına doğru yola çıktı. Bu Filistin direnişinin hakkıdır. Artık başka seçeneğimizin kalmadığı bir noktaya ulaşmıştık. Batı Şeria'da da savaşmaktan başka seçeneğimiz yok. Oslo'dan sonra durum gittikçe kötüleşti. Siyonist ordu neredeyse her gün daha fazla topraklarımızı işgal ediyor. Bu nedenle tüm direniş güçlerinin karşılık verme hakkı olduğuna inanıyoruz.

7 Ekim'den önce Filistinlilerin günlük acıları karşısında büyük bir sessizlik vardı. Hapishanelerde yaşananlar, çocuklara yapılan işkenceler, katliamlar... Milyonlarca Filistinli 1967'den bu yana kapana kısılmış durumda. Durum 7 Ekim'den önce ne kadar zor olduğunu tarif edemem. Ezilen her halkın mücadele etme hakkı olduğu bir dünya kanunudur. Gazze'nin de savaşmaya hakkı vardır.

SİLAHLI YERLEŞİMCİLERİ YASALAR KORUYOR
7 Ekim'den sonraki dönemin önemli bir yönü de mahkumların durumudur. Zaten 5 bin mahkum vardı, Ekim'den sonra bu sayı 7 bine çıktı. Bugün 12 bin kişi en zor şartlar altında tutuklu bulunuyor, işkenceye maruz kalıyor ve hiçbir hakları yok. Ağaçların yok edildiği ve yakıldığı Batı Şeria'da hapishaneler siyasetin önemli bir parçasıdır. Toprağımız, Filistinlilerin yerleşimci şiddetine maruz kaldığı kantonlara, bantustanlara bölünmüştür. Yerleşimciler silahlıdırlar ve yasalar tarafından korunuyorlar.

Gazze'yi 17 yıldır ayırdılar. Dediklerinin aksine sadece Hamas'ı değil, tüm Filistin halkını yok etmek istiyorlar. Bugün emperyalizm, Hamas bahanesiyle Gazze'de 26 bin kişinin katledilmesini meşrulaştırıyor. Sadece 26 bin kişi ölmedi, 10 binden fazla kişi hala enkaz altında ve 2 milyondan fazla kişi göç etmek zorunda kaldı. Birçoğu açlık çekiyor, suları yok, ilaçları yok. Bu da katletme konseptinin bir parçasıdır. Eğer silahlarla ölmüyorlarsa, açlıktan ölmeliler deniliyor. Kendilerine yeni yerleşim yerleri, yeni evler inşa etmek için tüm bölgeyi yok ediyorlar.

İSRAİL TELEVİZYONLARINDA 'KADIN VE ÇOCUKLARI ÖLDÜRÜN' ÇAĞRILARI YAPILIYOR

Filistin halkının direnişi bugün neyle karşı karşıya?
Tüm güçleri birleştiren tek bir tehlike var, o da İsrail. Bugün İsrail devlet televizyonunda konuşuyor ve kadın ve çocukların öldürülmesi çağrısında bulunuyorlar. Bu normal bir savaş değil, varoluşsal bir savaş. Vazgeçmeyeceğiz. Filistin halkı 1948'den bu yana 72 katliama maruz kaldı. Adalet için mücadele devam ediyor. Örneğin 1982'de Sabra ve Şatilla katliamından dolayı kimse cezalandırılmadı.

Bugün Filistin'de yaşananlar, Cezayir'in işgalci Fransız gücüne karşı yaşadıklarına benziyor. Vietnam ve Güney Afrika deneyimleri de buraya yansıyor. Filistin'de dini bir toplumumuz ve buna dayanan siyasi öznelerimiz var. Yahudilik dinini kendine mal eden bir din devletine karşı mücadele ediyoruz.

TÜM ARAP HALKLARI DİRENİŞTEN YANA
Gazze'de Hamas, İslami Cihad, Filistin Halk Kurtuluş Cephesi (FHKC) ve Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi'nden (FDKC) oluşan bir ittifak var. Direnişte farklı programlara sahip çeşitli partiler savaşıyor ve bağımsızlıklarını koruyorlar. FDKC de küçük askeri birlikleriyle siyonist askeri hedeflerine saldıran direnişin bir parçasıdır. Tüm Filistin halkı direnişi destekliyor. Bu yüzden İsrail tarafından cezalandırılıyor. Ürdün halkı da bu direnişi desteklemektedir. Tüm Arap halkları direnişten yana. Biz 7 Ekim direnişine saygı duyuyoruz. Herkesin işgalci güce karşı saf tuttuğu bir zamandayız. İnsanlar Gazze'yi terk etmeyerek direniyorlar. Ayrılmak istemiyorlar, 1948'den önemli bir farkı bu. Çünkü insanlar terk ettirdiklerinde geri dönüş olmayacağını biliyor.

7 EKİM'DEN BU YANA ÜRDÜN'DE 100 BİN KİŞİ SOKAKLARA ÇIKTI

Ürdün devleti ABD ile yakın ilişkilerini sürdürüyor, İsrail ile yıllardır önemli ticaret anlaşmaları var. Ürdün nüfusunun çoğunluğu Filistinli ve Filistin'deki gelişmelerden doğrudan etkileniyor. 7 Ekim'den bu yana ne değişti?
İlk günden bu yana kitlesel gösteriler düzenleniyor. Özellikle gençler çok etkilendiler ve siyasallaşıyorlar. Her hafta birkaç gösteri oluyor, bazen bir günde iki gösteri var. Bu gösteriler İsrail, ABD, Fransa, Almanya ve Mısır gibi devletlerin büyükelçiliklerine karşı yapılıyor. İnsanlar çok seferber olmuş durumda. 7 Ekim'den sonra 100 binden fazla insan sokaklara çıktı.

Bir anekdot, burada Karak kentinde Ürdünlü bir esnaf lokantasına 7 Ekim'in ismini vermişti. Polis onu tabelasını kaldırmaya zorladı. Ardından birçok esnaf dükkanlarına "7 Ekim" ismini verdi. İnsanlar devletle alay bile ediyor. "Neden 3 artı 4 yazmıyorsunuz ki?" diyorlar. Filistin'de olanlar herkesi birleştiren bir haysiyet mücadelesidir. İsrail ve ABD'nin 1948'den bu yana uyguladığı adaletsizlik derin yaralar açmıştır. Direnişteki tüm hareketlerin daha fazla birlikte çalışmasını, birbirlerine daha fazla yaklaşmasını umuyoruz.

ÜRDÜN'DE DEMOKRASİ YOK
Ürdün devleti çok endişeli. Bir yandan ABD çizgisine bağlıyken diğer yandan içeriden halkın basıncına maruz kalıyor. Dolayısıyla gösterilerin bazı kısıtlamalarla yapılmasına izin veriyor. Ürdün'deki Filistinli mülteciler, diğer ülkelerden farklı olarak Ürdün vatandaşlığına sahip, ancak ayrımcılığa maruz kalıyorlar. Filistinlilerin devlet güvenliğinde ya da yüksek bürokraside çalışması pek mümkün değil. Aynı zamanda ülkede genel bir demokrasi sorunu var. Siyasi özgürlük ciddi şekilde kısıtlanmış durumda. Bunun bir ifadesi de katı parti yasalarıdır.

ÖZGÜRLÜĞÜMÜZ İÇİN SAVAŞMAMIZ GEREKEN KARMAŞIK BİR DÜNYADAYIZ

Bölgesel savaş tehdidi büyüyor. Önümüzdeki dönem bakımından öngörüleriniz neler?
Buradan net bir cevap veremem. Her gün yeni gelişmeler oluyor ve çeşitli taraflardan açıklamalar geliyor. Şu anda kimse olayların nasıl gelişeceğini bilmiyor. İsrail, Filistinlilerin olmadığı bir Filistin istiyor ve Gazze'de askeri bir hükümet kurulmasını talep ediyor, ABD ise Gazze'de bir Filistin kukla yönetimi hedeflediğini açıkladı. Bugün bizim için önemli olan savaşı durdurmak, halka yardımları ulaştırmak ve yeniden inşaya girişmektir. Durum çok vahim. Gazze'deki insanların acilen suya, ilaca ve temel malzemelere ihtiyacı var. Batı Şeria'ya ilişkin perspektif Gazze ile bağlantılıdır. Toprakları İsrail işgali altında ve baskı devam ediyor. Tutukluların serbest bırakılması için mücadeleye devam etmeliyiz.

Bugün çok kutuplu bir dünyadayız ve biz bunu olumlu bir şey olarak görüyoruz. Bu bize daha fazla fırsat sunuyor, çünkü farklı güçler birbirlerini sınırlıyor, dengeliyor. Rusya'nın artık Sovyetler Birliği olmadığını ve Çin'in de Mao Zedong döneminden çok uzakta olduğunu biliyoruz. Çin'de iki paralel sistem var; sosyalizmin kalıntıları ve kapitalizmin unsurları. Ancak eski sömürgeci güçlerle aralarında bir fark var. ABD, Fransa, İngiltere, Almanya, Hollanda'nın aksine doğrudan sömürgeleştirmediler. Bütün bu devletlerin hepsi ülkelere el koydu ve müdahale etti. Bugün bile kaderimizi belirlemeye çalışıyorlar. Özgürlüğümüz için savaşmamız gereken karmaşık bir dünyadayız.

GENÇLER DESTEĞİNİ SÜRDÜRMELİ

Bugün Filistin'de uluslararası dayanışmaya düşen görevler nelerdir?
Avrupa'da, ABD'de ve diğer pek çok ülkede insanlar, özellikle de gençler, direnişe destek vermek için ekim ayından bu yana sokaklara çıkıyor. Bu destek çok önemli ve gençlerin bu desteği sürdürmeye devam edeceğini umuyoruz. Hepimiz aynı görüşte olmasak bile siyonizme karşı birlikte mücadele etmeliyiz.

Bugün iki talep ön plana çıkıyor. İsrail'in savaşını durdurmasını ve UNRWA için destek talep etmeliyiz. Gazze'nin halini ve videolarını görüyorsunuz. Durum bir insanlık uçurumu gibi ve acil müdahale gerektiriyor.

MEŞRU MÜCADELEMİZ DEVAM EDECEK
Gazze ve Batı Şeria'nın geleceği açısından Filistin demokrasisi için meşru mücadele devam edecek. Bu bağlamda yerleşimlerin durdurulması ve uzun vadede Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkı mücadelesi sürecek. Filistin'deki durumun ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Ortak çözümler bulmak için her şeyi deniyoruz. Uluslararası dayanışma en önemli dayanağımızdır.