24 Şubat 2020 Pazartesi

'Yüzyılın Anlaşması' kalenin içten darbelenmesidir

Emperyalist ABD ve siyonist İsrail tarafından Ortadoğu Barış Planı çerçevesinde hazırlanan 'Yüzyılın Anlaşması' olarak ambalajlanıp sunulan Filistin'i işgalle, Ortadoğu'da savaş planı üçüncü evresine girmiş bulunuyor.

Emperyalist ABD ve siyonist İsrail tarafından Ortadoğu Barış Planı çerçevesinde hazırlanan 'Yüzyılın Anlaşması' olarak ambalajlanıp sunulan Filistin'i işgalle, Ortadoğu'da savaş planı üçüncü evresine girmiş bulunuyor. Hatırlayacak olursak, Trump devlet başkanı olduktan yaklaşık bir yıl sonra Kudüs'ü başkent ilan ederek planın birinci aşmasını başlatmış oldu. Ardından büyükelçiliğini 14 Mayıs 2018'de Tel Aviv'den Kudüs'e taşıdı.

Yüzyılın Anlaşması'nın ilanıyla birlikte ikinci evre başlatıldı. Yüzyılın Anlaşması, emperyalist ABD ve siyonist İsrail'in bölgesel paylaşım planının daha kapsamlı hale getirilerek ilan edilmesinden başka bir şey değildir. Aynı zamanda İsrail'in etrafında Arap devletlerinden oluşturulacak güvenlik çemberinin genişletilmesi hedeflenmiştir.

Bu planla birlikte, emperyalist ABD'nin Ortadoğu'daki stratejik ortağı olan İsrail daha aktif hale gelecektir. Arap devletleri arasında taraflaşmayı ve kamplaşmayı hızlandıracaktır. Nitekim, Arap devletlerinden Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu planın önemli parçalarından oldukları görüldü. Bu plana ABD ve İsrail ekseninde dahil olacak devletler de belirmeye başladı. Ürdün, Sudan, Bahreyn, Umman bunlardan bazılarıdır.

İsrail'in Ortadoğu'da daha aktif hale getirilmesinin ön koşullarından birisi de İran'ın kuşatılması, yalıtılması, etki gücü ve alanının daraltılarak iradesinin kırılmasıdır. ABD, İran'ın bölgesel gücünü kırmadan planlarını istediği düzeyde gerçekleştiremeyeceğini biliyor. İran Devrim Muhafızları Ordusu Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin öldürülmesi de planın ikinci aşamasının parçalarından birisidir. Bundan dolayı İsrail'in etrafındaki kuşatmayı yarmak, planın uygulanabilmesinin önkoşuludur. İsrail'in kuşatılması yarılmadan ve Arap devletleri arasında çatlak oluşturulmadan ABD, İsrail ile birlikte Ortadoğu'daki paylaşım savaşını başka bir aşamaya taşımakta zorlanır. Emperyalist ABD için bu plan bundan dolayı çok önemlidir.

ÜÇÜNCÜ AŞAMA: KALENİN İÇTEN DARBELENMESİ
İsrail'in bölgede aktif olabilmesi için Filistin direnişinin kırılması ve teslim alınması gerekmektedir. Bununla birlikte Arap devletleri içinde de İsrail'in yanında saf tutacak olanların çoğaltılması sağlanacaktır.

Planın üçüncü evresinde en önemli rolü ise; Mısır, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri üstlenmiş gözüküyor. Mısır'da yapılacak olası toplantı ve bundan sonra yapılacak bütün çalışmalarda ABD-İsrail ekseninde olan bu devletler özel bir rol oynayacaktır. Başarı bu devletlerin rolünü oynamalarına bağlıdır.

Üçüncü evreyi kısaca özetleyecek olursak:

Arap devletlerinin bir kısmını İsrail'in yanında iyice saflaştırmak.

Bu devletler aracılığıyla ABD planlarının uygulanmasını sağlamak.

Yine bu devletler aracılığıyla İran karşıtı bloku güçlendirmek ve İran'a karşı baskıyı artırmak.

Mali rüşvetle Filistin halkı ve politik önderlikleri içerisinde çatlak oluşturmak.

Bu plana direnen Filistinli bütün güçleri tasfiye etmek.

Filistin tarafı ilhak ve tam teslimiyet anlaşmasını kabul etmeyeceklerinden dolayı uluslararası kamuoyunda onları çözümü istemeyen taraf olarak ilan etmek ve iyice yalnızlaştırma politikası izlemek.

BÖLGESEL PAYLAŞIMIN AKTİF DEVLETLERİ
Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ABD-İsrail ile birlikte Ortadoğu'da, Akdeniz'de, Magrip bölgesinde daha şimdiden bütün krizlere ortak müdahale etmektedirler. Filistin, İsrail ve ABD'nin Ortadoğu'da kendilerine alan açmak için kullandıkları ve bunun üzerinden politika ürettikleri bir olgudur.

Yüzyılın Anlaşması planında İsrail'in önündeki engeller temizlenmek istenmekle birlikte Mısır, ABD tarafında önemli bir aktör haline getirilmek istenmektedir. Mısır, darbeci General Sisi'yle birlikte ABD'nin Ortadoğu'da en önemli müttefiklerinden birisi olmuştur. Bunu Kıbrıs krizinde de Libya krizinde de görebiliyoruz. Şu anda ABD'nin Ortadoğu'daki planlarıyla/çıkarlarıyla darbeci Sisi'nin ve Mısırlı egemenlerin çıkarları örtüşmektedir. Bu birliktelik derinleşerek ilerleyecektir.

Yüzyılın işgal ve teslimiyet anlaşmasının ilanından kısa bir süre sonra Mısır'da Arap devletlerin katılımını öngören bir toplantı yapılacağı İsrail basını tarafından gündemleştirildi. ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo'nun bu toplantının örgütlenmesine aylar öncesinden başlandığı bilgisi de var. Tablo bize bu planın yıllar öncesinden hazırlandığını ve yürürlüğe de konduğunu söylüyor.

Mısır'da yapılması öngörülen toplantıya ABD, İsrail ile birlikte Arap devletlerinden Mısır, Suudi Arabistan, BAE'nin katılacağı kesin gözüküyor. Bu toplantının yapılıp yapılmayacağını bilmiyoruz. Mısır'da yapılabilir başka bir yerde olabilir, ABD ve İsrail için önemli olan planın bir şekilde işlemesi. Sudan Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah Burhan'ın İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun Uganda'da yaptıkları gizli görüştüklerinin açığa çıkması Sudan'da gerilime yol açarken, İsrail'in benzeri başka arayışlara da yöneleceğinin küçük bir göstergesi oldu.

YÜZYILIN ANLAŞMASI FİLİSTİN'İN AŞAĞILANARAK İLHAK EDİLMESİ PLANIDIR
Yüzyılın Anlaşması planı Kudüs'ü İsrail'in bölünmez başkenti ilan ederek, Batı Şeria'daki İsrail işgalciliğini onaylayarak ve kalıcı hale getirerek, Filistinli mültecilerin yurtlarına geri dönmelerini engelleyerek, Filistin halkının kendi kaderini tayin hakkını yok sayarak, Filistin'i birbirinden kopuk onlarca parçaya bölüp toprak bütünlüğünü ortadan kaldırarak, belediyecilik kapsamını aşmayan özerklik vaat ederek, 1967 Arap-İsrail savaşı öncesi sınırlara geri dönmeyi reddederek ve Filistin halkını mali rüşvetle satın almayı hedeflediği için Filistinliler için ölü bir plandır.

Emperyalist ABD Yüzyılın Anlaşmasından iki yıldan daha fazla bir zaman önce Kudüs'ü İsrail başkenti olarak Aralık 2017'de -Filistin'in işgale onay anlamı taşıyan Balfour Deklarasyonunun 100. yıl dönümünde- ilan etti. Ve bu ilanından bir buçuk yıl sonra 15 Mayıs 2018'de açılışı yapıldı. Kudüs'te büyük elçiliğin açılış tarihi de anlamlı. 14 Mayıs 1948 İsrail'in kuruluş yıl dönümü; 15 Mayıs ise Filistin halkının El Nakba-Felaket günü ilan ettiği tarih.

Yüzyılın Anlaşması'nın her aşaması her ayrıntısı tam anlamıyla Filistin'in işgali, teslimiyeti, aşağılanması ve Ortadoğu'da emperyalist ABD Siyonist İsrail'in çıkarlarını gözeten bir plandır.

FİLİSTİN DİRENİŞİNİN SINIRLARI ve ÖNCELİKLİ SORUNU
FKÖ devrimci barutunu kaybedeli yıllar oldu. Hamas, İslami Direniş Hareketi iki binlerin başından itibaren İsrail'e karşı militan bir politik hat izledi ve haklı olarak Filistin halkının politik öncüleri konumuna yükseldiler. Ama, onlar da gerici despotik Arap devletlerine ideolojik, mali bağımlılıklarından dolayı, bu devletlerin dış politik çıkarları doğrultusunda hareket etmelerini ve buna bağlı olarak da politik tutarlılıklarını yitirmelerine neden oldu. İlkesiz politikaları militan çizgilerini kısa sürede kaybetmelerini sağladı.

Bütün bunlara rağmen, Gazze şeridinde yönetimi elinde bulunduran Hamas'ın tasfiyesi, planın parçalarından birisidir. Hamas, belirtiğimiz olgulara rağmen, İsrail için askeri eylem kapasitesi olma özelliğini koruyan ve bunu kullanan bir örgüttür. Filistin'in ve Gazze şeridinin dışarıyla tek sınırı Mısır'dır. Hamas'ın tasfiyesinde Mısır'a bu anlamıyla özel rol verildiği görülmektedir.

Filistin halkının ve topraklarının özgürleşmesi sorunu aynı zamanda yeni bir önderlik oluşturma sorunuyla doğrudan ilintilidir. Filistin halkı ve onun şu anki tutarlı politik özneleri geçmişin ve günümüzün dersleri ışığında Filistin'i özgürleştirecek devrimci bir örgütlenme ve önderlik oluşturma sorunuyla yüz yüzedir.