4 Haziran 2020 Perşembe

Yaşamak için yaşam grevi

Kapitalizm ile sosyalizmin, barbarlık ile faşizmin, faşist saray rejimi ile halk sağlığının çıplak bir biçimde karşı karşıya geldiği, işçi sınıfı ve ezilenlerin sağlığının ciddi bir riskle karşı karşıya olduğu bugünkü koşullarda, grevi örgütlemeye seferber olmak her zamankinden daha elzem bir görev haline geliyor. Süreç, komünist öncünün, kadınların ve komünist gençliğin içe kapanma, kendine dönme tehlikesine karşı uyanık olma, tersine, 'yeni koşullarda mücadeleye devam' yol göstericiliğiyle işçi sınıfı ve emekçilere karşı siyasi sorumluluklarına daha fazla sarılma sürecidir.

Koronavirüs salgını, dünyada yayılmaya ve politik iklimi, gelişmeleri belirlemeye devam ediyor. Kapitalizmin çöken sağlık sistemi virüs sayesinde daha belirgin hale geldi. Elbette sadece sağlık sistemi değil, o en çok görülen ve tartışılan boyutu. Çöküşün boyutları daha derin ve etki sahası geniş. Dünyanın bir grup tekel tarafından sömürülmesinin yarattığı yıkımı tüm dünya halkları bugün yaşıyor. Süreç uzadıkça adaletsizlik ve eşitsizlik tablosu daha belirgin hale gelmeye başlıyor, işçi sınıfı ve ezilenler bakımından. Bu duruma karşı değişik biçimlerde mücadeleler de gelişiyor. Tablo belirginleşiyor ama kapitalistler de tehlikenin farkındalar. Öyle ki İtalyan polis teşkilatı ve gizli servisi, güney İtalya'da, süper marketlerin yağmalanması, karantinanın uzaması, açlık riski, salgının ve ölümlerin durdurulamaması gibi gerekçelerle ayaklanmalar beklediğini söylüyor. Bu öngörü gerçekleşir mi onu zaman gösterecek. Gerçek olan kapitalizmin iflas ettiğidir.

Virüsün etkisi Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da da giderek artıyor. Vaka sayıları katlanarak artış içinde. Faşist şeflik rejiminin ise bulabildiği tek çözüm adı konmamış OHAL ve sokağa çıkma yasağı. Bunlara bir de IBAN eklendi. Çözüm paketinden çıkan, virüs mü ekmek mi tercihiyle karşı karşıya bırakılan işçi sınıfı ve ezilenlerden, yoksullardan para için IBAN; zenginlere, kan emicilere, özcesi işbirlikçi tekelci burjuva sınıfına ise vergi indirimi, koronavirüs test aletlerinin piyasası. Ekonomik kriz süreçlerinde olduğu gibi bütün yük işçi sınıfı ve emekçilerin, kır ve kent yoksullarının omuzlarına yüklenilmeye çalışılıyor. Vergiyle yapmaları yetmiyor, şimdi de IBAN ile yapılıyor. Her şey sınıf mücadelesinin yasalarına, devletin burjuva sınıfının devleti olduğu gerçeğine göre işliyor. Böyle olunca salgın koşullarında dahi kapitalist çark "üretimin durması intihar olur" gerçeğine göre işlemeye devam ediyor. Biz bunu, üretimin durması kapitalist/ faşist rejimin yıkılmasına giden yolun döşenmesi olarak okuyoruz.

Egemenler cephesinden durum böyle. İşçi sınıfı ve ezilenler cephesinden ise mücadele hattı giderek daha fazla belirginleşmeye başlıyor. Limter-iş öncülüğünde sendika, siyasi parti, kitle örgütü ve aydınlardan kurulan "Çalışanlar İçin Sağlık Platformu" bir enerji açığa çıkardı. Platform esasen ücretli izin talebi üzerine kurulu bir mücadele hattı oluşturdu. Bileşen genişliğini de gözeten bir eylem planı belirlenmiş durumda. İnşaat-İş, Limter-İş gibi kimi mücadeleci sendikalar ücretli izin talebi ve çalışma koşulları üzerinden önemli pratikler geliştiriyor, işçi sınıfı içinde grev fikrini örgütlemeye çalışıyor. Keza, bütün bu gelişmelerin ve örgütlenen pratiklerin de basıncı ile olmalı ki çeşitli sendikalardan grev çağrıları gelmeye, en azından faşist rejim buradan uyarılmaya başladı. Sağlık emekçilerinden çalışma koşulları ve yaşam hakları üzerinden değişik biçimlerde tepkiler gelmeye başladı. IBAN örneğinden de ortaya çıktığı gibi geniş halk kitlelerinde zengin-yoksul, devlet-halk çelişkileri derinleşiyor ve daha belirgin olarak öne çıkıyor. Kapitalizmin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ve Kuzey Kürdistan coğrafyasında da salgına şimdiden yenildiği, kapitalist faşist rejimin ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğu daha da belirginleşiyor. Faşist saray rejiminin durumu yönetemediği, sürecin ekonomik faturasını da yoksul halkın sırtına yüklemeye çalıştığı fikri gün gün belirginleşiyor. Geniş işçi ve emekçi, kır ve kent yoksulu kitlelere antikapitalist ve antifaşist propagandanın yapılmasının zemini de haliyle güçleniyor.

Bahsettiğimiz tablo devrimci sosyalistlere, emekçi sol güçlere, HDP/HDK'ya, sendikalar ve kitle örgütlerine önemli sorumluluklar yüklüyor. Geçen haftaki başyazımızda bu kesimlerin görev ve sorumluluklarına vurgular yapmış, süreçle ilişkilenmeleri bakımından sorunlu gördüğümüz kimi yanlara dikkat çekmiştik. Geride kalan zaman bu görevleri ve sorumlulukları giderek daha fazla belirgin ve acil hale getirdi. Atılan adımlar bir ilerlemeye işaret etse de halkımızın sağlığının bu kadar riskte olduğu bir gerçeklik içinde henüz oldukça yetersizdir.

Komünist öncü bakımından her şeyden önce değişen siyasal koşullar altında siyasal çalışmanın kesintisiz örgütlenmesi, işçi sınıfı ve ezilenlerin talep ve özlemlerinden kopmaması en temel halkadır. Dolayısıyla, devrimci sosyalistler bakımından yaşam grevinin örgütlenmesi ideolojik boyutları da içeren dönemin temel siyasal görevdir. Yaşam grevi ücretli izin talebini de içeren ama sadece ona darlaştırılamayacak bir grevdir. Çalışanlar için ücretli izin talebini içeren yaşam grevi, değişik nedenlerle evlerinde kalanlar için ise yaşamlarını sürdürmek için gerekli temel ihtiyaçların karşılanmasını içerir. Çalışan işçinin de çalışmayıp evde kalan, işsiz, esnaf, kadınlar, gençlik vb. kesimlerin de yaşamsal ihtiyaçları ortak. İşte, yaşam grevi bu ortaklaşmanın somut biçimidir. Özü, yaşamak için hayatı durdurmadır. Bugün bunu örgütlemek dönemin temel siyasi taktiğidir. Devrimci sosyalistler, bulundukları her yerde tüm enerjileriyle bunu örgütlemeye odaklanmalıdır. Bunun için siyasi kitle çalışmasını verili koşullar altında örgütlemeye odaklanmalıyız. Bir yandan kurulan platformun grev çağrısını etkin biçimde örgütlemeye çalışmalı, fabrika önlerinde, atölyelerde, işyerleri ve şantiyelerde, işçi servis durakları ve geçiş bölgelerinde ikişer üçerli gruplar halinde ücretli izin talebi üzerinden grevin propagandasını çok güçlü biçimde yapmalıyız. Keza yine emekçi semtlerde ses çıkarma, evlerde ışık söndürme ve protesto eylemleriyle greve ses vermeyi örgütlemeliyiz. Temel yaşamsal taleplerin ücretsiz karşılanması için ev ev girip imza toplayarak, faturaları ve kiraları ödememe çağrıları yaparak, yaşam grevi çağrılarını yaygınlaştırmalı ve örgütlemeliyiz. Emekçi halkımızın ve taraftarlarımızın evleri birer toplantı, yaşam grevini örgütleme üslerine dönüştürebiliriz. Halkımızın sağlığını da gözetecek biçimde evlerde, beşer altışar kişilik halk toplantıları yapmalı, grev komiteleri kurarak, apartman ve sokaklarda yaşam grevini örgütlemeyi hedeflemeliyiz. Kurulan dayanışma ağları mevcut rollerinin yanı sıra grevi örgütleyen birer politik örgütlere dönüştürülebilir. Ya da doğrudan yaşam grevini örgütleme ağları kurulabilir. Tüm bunları örgütlerken bazı yerlerde somut örneklerde gerçekleştirerek (mesela bir fatura merkezleri önlerinde toplanarak faturaları yakmak gibi) yürünecek hat pratik biçimde de gösterilebilir. İşçi sınıfı ve emekçi kesimlere hitap edecek propaganda ağları oluşturmak, sosyal medya ve interneti bu noktada da en etkin biçimde değerlendirmek, İtalya'da olduğu gibi direniş ezgilerinin kitlelerle buluşmasını sağlamak gibi onlarca biçim bulunabilir. Keza, salgın boyunca kiraları devletin ödemesi gibi talepler kira grevleri de örgütlenebilir, bunun çağrısı yapılabilir.

Üniversitelerin ve liselerin kapalı olduğu şu günlerde komünist gençlikte tüm enerjisi, birikimi ve kuvvetleriyle dönemin bu önemli siyasi görevine kilitlenmeli, halk gençliğiyle bu çalışmalar etrafında buluşmalıdır.

Kapitalizm ile sosyalizmin, barbarlık ile faşizmin, faşist saray rejimi ile halk sağlığının çıplak bir biçimde karşı karşıya geldiği, işçi sınıfı ve ezilenlerin sağlığının ciddi bir riskle karşı karşıya olduğu bugünkü koşullarda, her bir devrimci sosyalist büyük bir inanç, coşku, enerji, militanlık ve halk sevgisiyle ileri atılmalı, görevlerine sarılmalıdır. Güçlü bir halk sevgisiyle komünist öncüyü işçi sınıfı ve ezilenlerle, halk gençliği ve kadınlarla buluşturma, partiyi ileri doğru itme ve örgütleme, bunun için de grevi örgütlemeye seferber olmak, her zamankinden daha elzem bir görev haline geliyor. Süreç, komünist öncünün, kadınların ve komünist gençliğin içe kapanma, kendine dönme tehlikesine karşı uyanık olma, tersine 'yeni koşullarda mücadeleye devam' yol göstericiliğiyle işçi sınıfı ve emekçilere karşı siyasi sorumluluklarına daha fazla sarılma sürecidir.