25 Eylül 2020 Cuma

Vazgeçmiyoruz, yürüyoruz, durduruyoruz

"Vazgeçme, diren, erkek şiddetine karşı örgütlen" kampanyasının parti kampanyası olarak örgütlenmesi, toplumsal mücadelenin kadın hareketi etrafında büyüyeceği görüş açısının politik çalışmaya uyarlanmasıdır. 

Faşist şef, İstanbul Sözleşmesi etrafında kadın özgürlük mücadelesinin, yıllardır mücadele ederek kazandığı haklara karşı kapsamlı bir saldırı içinde. AKP, tarikatlar, cemaatler, medya, bürokrasi ve troller başta olmak üzere kadın, çocuk ve LGBTİ+ düşmanlarını arkasına alarak azalan toplumsal desteğini yeniden artırabilmenin hesabını yapıyor. Ancak kadın hareketi, İstanbul Sözleşmesi’nde cisimleşen bütünlüklü politikanın farkında elbette. İlk günden bu yana sözleşmeye, 6284 yasalı yasaya ve bil cümle kazanımlarına sahip çıkacağını söylediği mücadeleyi bir adım ileri taşıdı. Kadınlar "Sözleşmeden çekilme veya kal" gibi AKP’nin minderinde dövüşmek yerine "Sözleşmeyi uygula" diyerek kavgayı kendi minderine taşıdı ve moral motivasyon üstünlüğü ile direnişe başladı. Kadınların gittikçe büyüyen birleşik direnişi, kitleselliği ve militanlığı sonucu farklı sınıfsal kesimleri söz söylemeye mecbur bırakması, sözleşmeye karşı olmanın "kadına yönelik şiddeti onaylamaktır" anlamına geldiği yönlü propaganda ile kitleleri saflaştırması ve AKP içinde çatlaklar yaratması; Saray’ın hesaplarını bir kez daha bozdu.

Faşist şef, kadın hareketinin AKP içinde yarattığı bu yarılmayı "yerli ve milli" sözleşme hamlesi ile geri çevirme hesabı yapadursun, kadınlar mücadeleyi daha da büyütmenin adımlarını atıyor. Ancak Saray’ın, İstanbul Sözleşmesi’nde ve ailenin bekasında cisimleştirdiği rejimin beka sorunu giderek büyürken kadınların kazanımlarını gasp etmekten kolay kolay da vazgeçmeyecektir. Tam da bu nedenle kadın özgürlük mücadelesinin gündemleri ve mücadelesi, her zamankinden daha fazla sadece bir cins mücadelesi değil toplumsal mücadelenin temel gündemlerinden biridir. Başta kadınlar olmak üzere emekçi sol hareketi politikalarını bu strateji ile yürütmelidir. Birleşik kadın hareketi faşist rejimle cins çelişkilerini derinleştirmek için kent merkezleri dışında yerellerde eylemler örgütlemeli, kadın kitlelerinin harekete geçmesi için komisyonlar kurulmalı, filli meşru mücadele biçimleri kullanılmalıdır.
  
"Vazgeçme, diren, erkek şiddetine karşı örgütlen" kampanyasının parti kampanyası olarak örgütlenmesi, toplumsal mücadelenin kadın hareketi etrafında büyüyeceği görüş açısının politik çalışmaya uyarlanmasıdır. 2 Eylül-25 Ekim tarihleri arasında yürütülecek kampanya İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkılmasında simgeleşen kadına yönelik şiddetin önlenmesi, 6284 sayılı yasanın uygulanması, erkek yargının cezasızlık politikasına karşı çıkılması, kadın kazanımlarının gasp edilmesine "Dur" denilmesi, özsavunma hakkının meşruluğunun tanınması ve LGBTİ+lara yönelik saldırılara karşı çıkılması alt başlıklarını da içerecektir. Kampanya, kadın özgürlük mücadelesinin büyütülmesini, kadın kitleleriyle buluşulmasını, öz örgütlüklerinin kurulmasını, kadın hareketinin dayandığı sınırları fiili meşru mücadele kanalları ile ileri taşımayı ve sosyalist erkeklerin hemcinslerine dönük propaganda ve ajitasyon biçimlerini somut olarak geliştirmelerini amaçlıyor. Kadın devrimi programının müttefiki olan ilerici proleter erkeklerin, kadın özgürlük mücadelesinde taraf olması, erkek egemenliğine karşı kader birliği olan kadın cinsinin yanında saflaşması hem toplumsal devrimin hem de kadın devriminin başarısı bakımından hayati bir yerde duruyor. Bu nedenle çalışmanın parti kampanyası olarak örgütlenmesi; sosyalist erkeklere ve kadınlara aynı çalışmada farklı devrimci görev ve sorumluluklar yüklüyor.

İstanbul Sözleşmesi ve kadın kazanımlarını savunma ekseninde örgütlenecek bu kampanyada sosyalist erkekler; kadın partisi gibi çalışmanın ilkelerine göre konumlanmalı, kadın düşmanlığını yaratan toplumsal erkekliği, erkekliğin reddi üzerinden aşmaya yönelmeli, hem cinslerine seslenerek toplumsal farkındalık yaratma "demokratım, devrimciyim, sosyalistim" diyen erkekleri kadına yönelik şiddete dair etkin tutum almaya çağırmalıdır.

Kadın kitlelerini örgütleme ve SKM meclislerini kurma görevinin sadece sosyalist kadınlara bırakılması, sosyalist erkeklerin kadın kitlelerini örgütleme görevinden uzaklaşmaları anlamına gelmektedir. Toplumsal devrimi, kadın devrimi programı ile örgütleme bakış açısına sahip bir partinin kadrolarının bu darlıkla, politik-ideolojik ilgisizliklerinin bir açmaza dönüşmesi ile mücadele etmesini de amaçlayan bu kampanyanın başarısı SKM’nin politik-örgütsel önderliğinde partinin, tüm örgütleriyle bir kadın partisi gibi çalışması ile mümkündür.

Kuşkusuz, kadın özgürlük mücadelesinin olduğu gibi bu kampanyanın da temel öznesi kadınlardır ancak sosyalist erkekler, İstanbul Sözleşmesi etrafındaki toplumsal saflaşma ve çarpışmada işçi, emekçi erkeklerin, kadın özgürlük mücadelesine yedeklenmesi görevini pratikleştirmekle yükümlüdür. Sosyalist erkekler, çalışmada cins ayrıcalıklarından vazgeçme ve kendi cinsini vazgeçirme eylemindeki zayıflıklarına karşı somut bir politik hat oluşturmayı hedeflemelidir.

Sosyalist kadınlar "Vazgeçmiyoruz-Yürüyoruz-Durduruyoruz" şeklinde üç aşamalı olarak yürütecekleri "Vazgeçme diren, erkek şiddetine karşı örgütlen" kampanyasını somut örgütsel hedeflere bağlı olarak ilerletmelidir. Kadın kitlelerini örgütleme, hareket geçirme görüş açısı ile yürüteceğimiz bu çalışmanın başarısı, etkin-yaygın bir ajitasyon ve propaganda faaliyetinin örgütlenmesi ile mümkündür. Kampanyanın örgütlenmesi için kadın kitleleri ile ilişki kurmanın araçlarını ve yöntemlerini bulmak ve örgütsel gelişimi sağlamak önemlidir. Tüm parti örgütlerimiz kampanyanın birinci aşamasında "İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruz", "Hayatlarımızdan, haklarımızdan vazgeçmiyoruz" şiarları kullanılmalı, il ve ilçe meclisleri örgütlenmeli, her mahallede, semtte kadın-yaşam-adalet komisyonları, Kadın ve Yaşam bülteni dağıtım ağları, imza halkaları kurulmalı, ev toplantıları örgütlenmeli, emekçi kadın kitlelerine kampanyanın nasıl yapılacağı anlatılmalı, hangi somut görev alabileceği sorulmalı, "Vazgeçmiyorum" talebi videolarda dile getirilmeli, pankartlarda, dövizlerde, yazılamalarda yazılmalıdır. Faşist rejimin kadın düşmanı politikalarına karşı özsavunma örgütlerini kurmalıdır. Yürüyoruz şiarı ile örgütlenecek ikinci aşamada ise "Yaşamak için yürüyoruz", "Özgürlük için yürüyoruz", "Haklarımız için yürüyoruz" şiarları kullanılmalı, adalet forumları, yürüyüşleri, zincirleri, paneller gibi envai çeşit mücadele araç ve biçimleri örgütlenmelidir. "Durduruyoruz" şiarı ile örgütlenecek üçüncü aşamada ise "Kadın cinayetlerini durduruyoruz", "Tacizi, şiddeti, tecavüzü durduruyoruz", "Hayatı durduruyoruz" şiarları kullanılmalı, birleşik kadın hareketi ile mitingler veya Ankara’ya yaşam ve adalet yürüyüşü örgütlenmelidir. Politik kitle faaliyetini darlaştıran pratiklerden çıkıp kitleler arasında adeta kamp ve karargâh kuran biçimlere yönelmeliyiz. Emekçi semtlerde yoğunlaştırılmış ajitasyon ve eylem seferberliğine dayanan, partiyi ve kadın örgütünü kitlelerin uzağında değil, içinde hareketlendiren; kitlelerin mücadele isteğini uyandıran yaratıcı, fiili meşru eylem tarzı ile yürümeliyiz. Bütün parti örgütlerinin kadın partisi gibi çalıştığı koşullarda kadın devrimi yönlendirici ilke olarak yaşam bulur. Kampanyanın öngününde parti örgütlerimize çağrımızdır: "Haklarımızdan, hayatlarımızdan vazgeçmiyoruz" şiarı her yerde yükseltilmelidir.

* Atılım Gazetesi'nin 28 Ağustos 2020 tarihli 441. sayı başyazısı.