3 Haziran 2020 Çarşamba

Toprak Akarsu yazdı: Devrimcilik yol arayışıdır 

Durum devrimcidir. Gençleri öne çıkmaya zorluyor, gençler bunu tarihin çağrısı olarak anlamalıdır. En başta da genç komünistler için bu böyledir. Durum devrimcidir. Gıdadan sağlığa, ısınmadan suya halkın temel gereksinimlerinin üretimi, dağıtımı ve bölüşümünün toplumsallaştırılması daha şimdiden kitlelerin tartışma gündemine girmiş bulunuyor. Bu sorunların süreç uzadıkça ağırlaşacağından ve radikal çözüm taleplerinin halk arasında güçleneceğinden kuşku yoktur.

Ne sınıflar ortadan kalktı ne de sınıf mücadelesi. Hatta, koronavirüs sınıf ayrımlarına ve çelişkilerine öyle bir projeksiyon tuttu ki, insanlığın ve doğanın artık kapitalist pisliği taşıyamayacak bir noktaya geldiğini, sosyalizm ve komünizmden başka bir çıkışın olmadığını çok net görünür hale getirdi. Gel gör ki, aynı zamanda "aynı gemideyiz, koronavirüs sınıf ayrımı yapmıyor" propaganda ve safsatası da büyük bir hızla her yeri kapladı. Her yerden fışkıran küçük burjuva zihniyet, aşkla sarıldığı bu söylemi her vesileyle yayarak, propaganda ederek burjuvazinin ve faşizmin iktidar ve rıza değirmenine ideolojik su taşıyor.

Koronavirüsün adil olduğu, sınıf ayrımı yapmadığı bir yandan burjuva bir yalan ve algı yönlendirmesi; diğer yandan ise yaygın küçük burjuva oportünizmin yansıması yüzeysel hümanist bir naifliktir. Ezen ve ezilen, sömüren ve sömürülen, yöneten ve yönetilen sınıfların, toplumsal kategorilerin koronavirüse karşı imkanları, korunakları, savunmaları tamamen farklıdır. Ha evet, sömürenlerin, ezenlerin, yönetenlerin saflarındaki her birey de yüzde yüz korunaklı değil; tabii ki, onların saflarından da birkaç kişiyi alabilir koronavirüs! Ama gençleriyle yaşlılarıyla, kadınlarıyla erkekleriyle sınıf olarak korunaklı oldukları kesin; işçi sınıfı ve emekçilerin ise sınıf olarak korunaksız oldukları da bir o kadar kesin! Ol sebepten aynı gemideyiz yalanını durmaksızın teşhir etmek günün ihmal edilmez görevidir.

Pandemi, dünya çapında yeni bir durum yarattı. Emperyalist küreselleşme koşullarıyla pandeminin birleşmesi nedeniyle bu böyle. Bugün bütün dünya, bütün toplumsal sınıflar, kesimler emperyalist küreselleşme ve pandeminin bileşimiyle oluşan yeni bir durumla yüzleşiyor. Daha önce hiç karşılaşılmadık bir durum bu! Haliyle hiç kimsenin, hiçbir yapının hazırlıklı olmadığı da çok açık. Ama kimler hızla yeni duruma intibak eder, uyum sağlarsa onların inisiyatif üstünlüğünü kazanacağı da bir gerçek.

Salgının frenlenebilmesi ve kontrolsüz yayılmaması için karantina uygulaması en etkili önlem ve en önemli mücadele biçimi olarak genel kabul görüyor. Karantinayı güvencelemek için sokağa çıkma yasağı, olağanüstü hal, sıkıyönetim gibi yönetim yöntemleri tartışılıyor ya da uygulanıyor. Böylece, işçi sınıfı ve ezilenler için sınıf mücadelesi de karantinaya mı giriyor yani? Öncü yapıların ve bireylerin sınıf mücadelesinin karantinada olduğu anlamına gelen bir hareketsizlik içinde boğulması, biyolojik olmasa da ideolojik olarak koronavirüse yenilmek değil midir?

Katman katman yayılan görülmemiş sis bulutları ve dipsiz belirsizlik, şaşkınlık içinde ne yapacağını bilememe ve dumura uğrama, şuursuzca eve kapanma biçimini alan karantina ve tecrit hali güncel durumu belirlerken, bu gerçeklik kendisine paralel biçimde muazzam bir ideolojik pandemi tehlikesi de üretiyor. Koronavirüsün kapitalizme ve faşist şeflik rejimine en büyük desteği, işte bu ideolojik pandemi oluyor.

Faşist şeflik rejimine ve koronavirüse karşı mücadelenin bütünlüğü bağıntısı yalnızca burada açığa çıkıyor değil. Faşist şeflik rejimi oluşan yeni koşulları ve yeni durumu her bakımdan kendi iktidarını tahkim etmenin, dayandığı işbirlikçi tekelci burjuvaziyi güçlendirmenin, muhaliflerini ezme, örgütsüzleştirme ve etkisizleştirmenin, siyasal meşruiyet erozyonunu tersine çevirip toplumsal desteğini genişletmenin aracı haline getirmeye çalışıyor. En iğrenç ırkçı, şoven kampanyalarını yeni biçimlerde uyguluyor. Faşist gözaltı, tutuklama terörünü aralıksız sürdürüyor, düşüncesini söyleyen doktora, TIR şoförüne, işçiye, gence, yaşlıya, kadına duraksamadan zulmediyor.

Pandeminin ne kadar süreceği bilinmiyor. Uzayan süreç ekonomik, toplumsal ve siyasi sorunları nasıl etkileyecek? Yeni hangi sorunlar öne çıkacak? Faşist rejim yeni kriz unsurlarını kontrol edebilecek mi? Oluşan yeni koşullar devrimci durumu hangi yönlerde ve nasıl etkileyecek? Yeni durumda işçi sınıfı ve ezilenlerin itirazları, tepkileri nasıl şekillenecek? Devrimci öncüler bu koşullar altında örgütlenmelerini, çalışmalarını hangi biçim ve yöntemlerle sürdürecekler? Bu bir kaç aya yayılan nispeten kısa, altı ay bir yıla yayılan belki daha fazla nispeten uzun bir dönem de olabilir... Ama yine de bunun bir "ara dönem" olacağı anlaşılmaktadır. "Ara dönem" tanımlaması, dönemin ardından başa, eskiye dönüleceği anlamına da gelmez. Daha sonraki süreç, bu ara dönemin koşulları içerisinde şekillenecektir. Devrimci öncü ancak bu ara dönemin devrimci ihtiyaçlarına yanıt olabildiği ölçüde bir sonraki döneme hazırlanabilir.

Sis katmanları ve belirsizliğin yarattığı ideolojik pandeminin de itici gücü olan yön ve yol sorunları ancak öncünün kolektif çabalarıyla ve kitlelerle gireceği etkileşimle çözülebilir. Devrimci sosyalistlerin sürdürdükleri sis perdesini yarma, ilerleyecekleri devrimci yönü ve yolu teorik ve pratik olarak açma çaba ve arayışları değerlidir. Öncü her zaman örgütlü olmalıdır, bu birinci sorun hiç değişmez. Zaten örgütlü değilse, öncü de olamaz. Kendi kuvvetlerini yeniden örgütlemek ya da yeni koşullar altında, yeni duruma uygun düşecek tarzda konumlandırmak hemen ve derhal halledilecek devrimci görevlerdir.

Öncü, bütün diğer durumlarda olması gerektiği gibi, pandemi koşulları altında da kendi kuvvetleriyle bağlantılarını koruyabilmeli ve sürdürebilmelidir. Koronavirüsün ürediği emperyalist küreselleşme toprağında bunun teknik koşullarını zaten yaratmış bulunuyor.

Pandemiye karşı karantina en etkili önlem ve en önemli mücadele biçimi olduğu için, çağdaş iletişim yolları ve araçları, öncelikli ve belirleyici bir yerde duruyor. Ancak bu "klasik" yol ve yöntemlerin tamamen işe yaramaz hale geldiği anlamına da gelmiyor, bir yapı söküm çağına girmiş de değiliz! Bütün ilişki biçimlerinin elektronik dijital yollarla kurulan ilişkiye indirgenmesi kabul edilemez bir durum yaratır. Karantinanın bir nevi gönüllü tutsaklığa dönüştürülmesi olur bu. Böyle bir dönemde risk grubunda olmayan devrimciler bütün koruyucu önlemleri alarak bir değil birkaç adım öne çıkacaklar, yeni koşullara uyarlanmış klasik yöntemler ve ilişki biçimlerini devrimci ihtiyaçları yanıtlamak için kullanımında sorumluluk alacaklardır. Megefonla işçilere seslenen devrimci sendikacının, pazar yerinde halka ve esnafa seslenen devrimci militanın eylemi tam da bu gerçekliği vurguluyor.

"Ağların", "Dayanışma ağlarının" önemini hemen herkes takdir ediyor. Dayanışma ağlarına katılmak, kurmak vb. için çağrılar yapılıyor. Bunlar kuşkusuz anlamlı çabalardır. Evet, yeni koşullar altında ağlar, dayanışma ağları vb. çok önemlidir. Devrimci politika aynı zamanda bu ağlar üzerinden yapılacaktır.

Devrimci öncünün değişik mücadele cephelerinde yer alan yapı ve kuvvetleri birbirinden farklı koşullarda hareket ediyorlar ve her bir cephe, muhakkak kendi koşullarını dikkate alacaktır. Bununla birlikte koşulların olduğu bütün cephelerde devrimci öncünün yapıları için "öncelikli ağ" kendi kuvvetleriyle ilişki ağlarıdır. Devrimci öncü, ancak bu ilk koşulu yerine getirerek, dayanışma ağları ve değişik ağlar üzerinden politika yapabilir. Bu ara dönemde öncü, kendi kuvvetlerini ağ hücreleri ve ağ sistemleri biçiminde örgütleyerek kendi kuvvetlerine hakim olabileceği gibi güncel koşullar altında politik mücadeleyi de etkin tarzda yönlendirebilir. Her hücre ağ bir inisiyatif merkezi olmalı, kitlelere gitmek üzere salgına karşı önlemlerini alarak, dijital ve geleneksel yöntemleri kullanarak kararlılıkla kitlelere gitmeli, ayrıca tabi bölge merkezi ağıyla ilişkilenerek bütünle bağlı olmalıdır. Hücre ağlar ya da öncünün inisiyatif odakları yerel bölgesel dayanışma ağlarının oluşturulması, bu ağlar aracılığıyla Gezi Haziran ayaklanmasının deneyimlerinin izinden dayanışmalar, forumlar ve komünler oluşturarak kitle inisiyatifi ve karar verme gücünün, fiili meşru mücadelenin geliştirilmesi yolunda ilerlenebilir.

Durum devrimcidir. Gençleri öne çıkmaya zorluyor, gençler bunu tarihin çağrısı olarak anlamalıdır. En başta da genç komünistler için bu böyledir. Koruyucu sağlık önlemlerini alarak faşist şeflik rejimine karşı mücadelede bir kaç adım öne çıkmak tarihi sorumluluklarıdır.

Durum devrimcidir. Gıdadan sağlığa, ısınmadan suya halkın temel gereksinimlerinin üretimi, dağıtımı ve bölüşümünün toplumsallaştırılması daha şimdiden kitlelerin tartışma gündemine girmiş bulunuyor. Bu sorunların süreç uzadıkça ağırlaşacağından ve radikal çözüm taleplerinin halk arasında güçleneceğinden kuşku yoktur. Hayır, devletleştirme ya da burjuva devletler tarafından kamulaştırılmasını söz konusu yapmıyoruz, tam olarak bütün bu sektörlerin işçiler ve halkın denetimine sonra da yönetimine geçmesini, kâr için değil ihtiyaç için üretimi söz konusu yapıyoruz. Pandemi döneminin gündeme getirdiği ve zorladığı toplumsallaştırma talepleri politik özgürlük için faşist şeflik rejimiyle mücadeleye tutuşacak kitleleri sosyalizme yöneltecektir. Hazırlanalım, Covid-19 pandemisi yolu kısaltabilir!