23 Mayıs 2022 Pazartesi

Taşkıran: Değiştirmek için cesareti kuşanalım

24 Haziran seçim çalışmalarını, AKP'nin koalisyon açıklamalarını ve Flormar direnişini SKM Genel Sözcüsü Beycan Taşkıran ile konuştuk. Taşkıran, AKP'yi koalisyon açıklamalarına iten nedenlerden birinin ezilenlerin iradesi ve gücü olduğunu ifade etti ve ekledi: "Cesareti kuşanalım, değiştirebiliriz."
24 Haziran seçimlerini SKM Genel Sözcüsü Beycan Taşkıran ile konuştuk. Taşkıran, AKP'nin koalisyon açıklamalarına ilişkin "AKP-MHP'den kaçan, 'Artık yeter' diyen, sonu gelmeyen iktidar hırsından yorulan, büyük ekonomik yıkımla karşı karşıya olan milyonların kaçışını engellemek için ve aynı zamanda seçimin son dönemecinde kutuplaştırma, yok sayma siyasetinden bıkmış milyonlara da 'Ben uzlaşma istiyorum' mesajıdır" değerlendirmesinde bulundu.
 
Taşkıran'ın ETHA'nın sorularına verdiği cevaplar şöyle:
 
Seçime 2 gün kaldı, seçim sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Bizler olası bir erken seçim ihtimalini ön görüyorduk ama böyle baskın bir seçim beklemiyorduk. Dolayısıyla ilk anda geçici bir şaşkınlık yaşansa da hem bizim açımızdan hem HDP hem de muhalefetin bütünü açısından seçime aylar öncesinden hazırlıklıymış gibi bir durum açığa çıktı. Kadınların, gençlerin, emekçilerin yani dokunduğumuz herkesin bu seçimleri, 16 yıllık AKP iktidarına karşı 'TAMAM' demek için önemli bir fırsata çevrime bakış açısının , ciddi bir çabanın ve enerjinin olduğunu görüyoruz. İnsanlar seçim sürecini yaşananların hesabını sormanın, bunu sandıkta ifade etmenin, politik sözünü sokakta söylemenin ve yeni yaşam beklentisini ifade etmenin bir biçimi olarak görüyor.
 
SEÇİMLER KADIN ÖZGÜRLÜK MÜCADELESİNİN BASAMAĞIDIR
 
Kadınların seçimlere ilgisi nasıl sizce?
 
AKP makbul kadın kimliğinin oluşturulması ve kadınların sadece cinsel obje olarak erkeğe ve devlete hizmet ettiği bir sistem oluşturmak istedi. Buna kadınların ve kadın hareketinin çok büyük tepkisi oluştu. Kadınların refleksi toplumsal mücadelenin de önünü açtı. Dolayısıyla seçimler, kadınlar tarafından mücadelenin sonuç alacağı bir süreç olarak görülüyor. Seçimden önce yan yana gelip tartışmalar yaptığımız kadınlar ve kadın örgütleri ile ortak kadın mücadelesini nasıl oluştururuz diye tartışıyorduk ki seçim karşımıza çıktı. Dolayısıyla kadınlar da seçimleri kadın özgürlük mücadelesi açısından da bir fırsat olarak görmeye başladı. Talepleriyle sahada olması, HDP'nin kadın adaylarının kendisi, eşit temsiliyet uygulaması, kadınların siyasete katılım kanallarının açılması, ayrı kadın seçim beyannamesinin hazırlanması,  bunun yol ve yöntemlerini oluşturmak için sarf ettiği çabayı düşündüğümüzde kadın özgürlük hareketinin en önemli kanalı HDP'dir. Tabi ki kadın hareketinin öznelerinin ayrı sözü ve eylemi var ama parlemento düzeyinde kadınların taleplerine sahip çıkan HDP'dir. Bundan dolayı HDP listelerinde hem sosyalist kadınların hem kadın hareketinin gündemlerini hem de HDP'nin kadın programını milyonlarca kadına taşımak için 13 SKM'li adayı çıkardık.
 
DEMOKRASİ İTTİFAKI BİRLİKTE DEĞİŞTİRME İTTİFAKIDIR
 
HDP etrafında demokratik bir ittifak oluştu. Bu ittifakı nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizler zaten HDP bileşenisiniz. Bu ittifak ya da blok seçim sonrasında devam eder mi, etmeli mi?
 
2011 yılında HDK'nin kuruluşundan bu yana halklarımızın, ezilenlerin, kadınların ittifakının açığa çıkarılması için ciddi çabalar var. ESP ve SKM olarak bizde bu emek ve çabanın içindeyiz. 2012 yılında HDP kurulduğunda karşımıza 7 Haziran seçimi geldi. Aslında bu süreç birleşme, genişleme, faşizme karşı ortak mücadele ve özgür bir hayat kurma, yeni bir iktidar seçeneği açığa çıkarma, yerinden ve yerel yönetim konusunda ortak adım atma gibi olanak sundu. Toplumsal mücadelenin farklı alanlarında yan yana gelsek de bu düzeyde bir ittifak ve böylesi bir ittifakın parlamentoda temsilinin olmasını açığa çıkarmayı başaramadık. Ancak 7 Haziran iradesinin tanınmaması ve sonraki süreç, HDP'ye mesafeli duran emekçi sol yapıdan bütün dostlarımızın ortak bir zeminde buluşmak gerektiğini görmesini sağladı. 24 Haziran seçiminin gündeme geldiği ilk anda HDP bileşenleri olarak yaptığımız toplantıda öncelikle antifaşist cephe sahasını genişletme anlayışı ile hareket etmek, emekçi sol camiada özgürlük isteyen bütün güçleri birleştirmek, parlamento grubumuzda bütün emekçilerin temsil edilmesi gerektiğini ifade ettik. Bu durum sadece 'bizi destekleyin değil gelin birlikte yapalım' şeklinde bir yöntemdi. Bunu da başardık. Üstelik bunun seçimden sonrada devam edeceğine inanıyoruz çünkü bu asla geçici bir ittifak değil. Bu ittifak ezilenlerin ve kadınların çözüm ve aynı zamanda Ortadoğu'daki gelişmelere özgürlükçü bir seçenek çıkarma ittifakıdır. Bu anlayış nedeniyle bugün HDP ve ittifak kuvvetleri kritik bir noktaya gelmiş durumdadır.
 
KOALİSYON AÇIKLAMASI EZİLENLERİN GÜCÜDÜR
 
AKP seçime sayılı günler kala koalisyon açıklamaları yapmaya başladı. Nasıl değerlendiriyorsunuz?
 
Tek adam rejimi ve başkanlık tartışması son 3 yılın temel gündemi haline geldi. Bunun için 7 Haziran ve 16 Nisan referandumunda halklarımızın özlemleri, beklentileri ve iradesi yok sayıldı. Ama bugün burjuva cephedeki restorasyon ve düzen içi değişimi hedefleyen millet ittifakı ile onun karşısında ezilenlerin ittifakı olan halkçı, mücadeleci ve özgürlükçü bir seçenek olarak HDP var. Bu durum Erdoğan ve ittifakını zorluyor, AKP ve MHP arasındaki gerilimde böylece sahaya yansıyor. Koalisyon tehdidinin tekrar gündeme gelmiş olması AKP-MHP'den kaçan, 'Artık yeter' diyen, sonu gelmeyen iktidar hırsından yorulan, büyük ekonomik yıkımla karşı karşıya olan milyonların kaçışını engellemek için ve aynı zamanda seçimin son dönemecinde kutuplaştırma, yok sayma siyasetinden bıkmış milyonlara da 'Ben uzlaşma istiyorum' mesajıdır. Aynı zamanda ezilenlerin gücünü ve iradesini gösteriyor. Bir kartopu gibi büyüyen mücadelenin etrafında birleşmek isteyenler HDP etrafında milyonlaşıyor ve büyük bir enerji ile dip dalgayı oluşturuyor. Bu dip dalga ile de düzen içi seçenekler değil özgürlükçü ve devrimci seçenekler buluşmalı kuşkusuz. Ve bu seçenekte HDP'dir. Dolayısı ile HDP'nin barajı aşamadığı koşulda CHP'nin ikinci tura kalmasının anlamı yok. Çünkü bu durum tek adam rejiminin devam etmesi anlamına geliyor. Bunun için "1 oy HDP'ye 1 oy Demirtaş'a" sözü kritik bir öneme sahip.
 
AKP'NİN PLANLARI TUTMAYACAK
 
AKP istediği oyu alamazsa B ve C planları olduğunu söylüyor. Saray'ın 7 Haziran'da olduğu gibi seçim sonuçlarını tanımama tutumuna karşı nasıl bir hazırlığınız var?
 
Hem 7 Haziran hem de 16 Nisan'da halklarımız sandıkta açığa çıkardığını sokakta savunma konusunda irade gösterdi. Esas sorun öncülerin bu iradeyi güçlendirmemiş oluşuydu. Başta HDP olmak üzere CHP'de kendi kitlesini sokaktan çekti. HDP bunun özeleştirisini de verdi. Şimdi herkes "Ne olacak" sorusunu soruyor. AKP ise bu soruya "Boşuna uğraşmayın, ben sizin iradenizi tanımayacağım. A, B ve C planlarım" var diyerek cevap veriyor. Bunca siyasi deneyimden geçmiş, halklar ve kadınlar açısından çok da ikna edici değil bu söylem. Herkes gidip oyunu kullanmak, bu durumu değiştirmek ve tamam demek istiyor. Ayrıca oyuna sahip çıkma konusunda da kararlılık var. Diyarbakır, Urfa, İstanbul, Ankara ve birçok yerde aynı iradeyi görüyorsunuz. Halkımızın iradesi "Asla aynı şey yaşanmayacak" şeklinde. Dolayısıyla sandıkta oyuna sahip çıkacaktır.
 
BU SEÇİM İRADESİ DEĞİL GELECEK KAVGASI
 
Seçim sonuçları olumlu veya olumsuz çıkması durumunda neyi değiştirecek?
 
16 Nisan'da tabloya çok umutsuz bakanlar şunu söylüyordu: "AKP kazanırsa her şey bitti". Bizde "Hiçbir şey bitmedi, yeni başlıyor" dedik. Çünkü rejim krizi devam ediyor, ezilenlerin iradesi ve özgür bir gelecek arayışı bitmedi. 2019'u göremeyeceklerini ve erken seçime gitmek zorunda kalacaklarını ön görmüştük. Rejimin iç krizlerinin, burjuva klikler arasında başlayan iktidar mücadelesinin ve Ortadoğu gelişmelerin bunu tetikleyen bir nokta olacağını biliyorduk. Aynı zamanda tarihsel sorunlar yani politik özgürlük sorunu, Alevilerin, Kürt halkımızın, emekçilerin, işçilerin, kadınların özgürlük talebi daha da keskinleşmiş durumda. Bu sorunlar inkar edildiği sürece değil 2019'u görmek 2018'in ilk yarısından itibaren baskın seçimle karşı karşıya kaldık. Çünkü daha fazla gidecek mecalleri ve durumları yok. Şimdi çözüm üretmeye çalışıyorlar ama bunun da zaten çözümsüzlük olduğu açığa çıkmış durumda. Bu nedenle artık bu bir seçim iradesi değil gelecek kavgasıdır. HDP ve kadınlar olarak bu durumu çok etkin değerlendirebilirsek gerçekten sandıkta koyduğumuz iradeyi sokakta savunabilirsek ve birleşik mücadelemizi sürdürebilirsek kesinlikle geçmiş seçimlere benzemeyecek. Bu yıkıma karşı önümüze yeni bir hayat seçeneği açığa çıkmış olacak.
 
DİRENİŞ SINIF VE CİNS BİLİNCİ OLUŞTURUYOR
 
Flormar direnişini ziyaret ettiniz, neler diyeceksiniz?
 
Direniş bildiğimiz bir gerçeği yeniden söyledi: Kapitalizm ve faşizm halklarımızın, işçi sınıfının ve emekçilerin arasına duvar örüyor. Patronlar, içerde çalışanlarla dışarıda direnenler arasında bir duvar örmüş durumda. İşçilerin birbirine selam vermesinin, alkışlamasının, birbirine dokunmasının sermayeyi nasıl korkuttuğunu bir kez daha gördük. Flormar'daki sendikalaşma ve insanca yaşam koşulları talebinin yanında aynı zamanda yaşanan tacizlere karşıda itiraz var. Direnen kadınlar muhafazakar kesimden ama dayanışmaya gidenlerin hepsi sol, sosyalist, emekçi kadın hareketinden insanlar. Bu durum direnişçi kadınların bugüne kadar arasına mesafe koyduğu, terörize kavramlarla tanıdığı HDP ile marjinal olarak tanıdığı kadınlar ve Kürt halkı ile buluşması, tanışması, dokunması sınıf, halklar arası ve cins dayanışmasıyla tanışmasına neden oldu. Bu onlarda büyük bir mutluluk, değişim ve şaşkınlık yaratıyor. Aslında bütün bu direniş alanlarının bizi yakınlaştırdığını bir kez daha gördük. Bir kez daha dayanışmanın parçası olmak çok etkileyiciydi. Flormar'daki kadınlarla ilişkimiz devam edecek. Kadın hareketiyle birlikte boykot örgütlüyoruz. Seçimlerden sonra da Flormar'da direnen kadınların, sendikalaşma mücadelesinin kazanımla sonuçlanması için SKM olarak da farklı kentlerde etkinlik çağrıları yapmaya devam edeceğiz.
 
CESARETİMİZİ KUŞANALIM, DEĞİŞTİRELİM
 
Son olarak sandığa gidecek seçmene çağrınız nedir?
 
Öncelikle dostlarımıza, arkadaşlarımıza, halklarımıza, emekçilere ve kadınlara müşahit olma çağırısı yapıyorum. Sandık kurullarındaki arkadaşlar sabah 5'ten itibaren orada olacaklar, müşahitler ise 6'dan itibaren orada olacaklar. Halklarımızın oy kullanmak için sandığa gideceğine inanıyoruz. Yurtdışında HDP'yi destekleyenlerin sandığa gitme oranın yüksek olduğunu gördük. Sandığa küsmüş kesimde de oy kullanma iradesinin olduğu çok açık görülüyor. Oylarımızı kullandıktan sonra da oylarımıza sahip çıkmaya, demokratik irademizi ortaya koymaya da hazırlıklı olalım. Cesaretimiz kuşanalım, kesinlikle değiştirebiliriz, başarabiliriz. Kadınlarla değişir, bizle değişir diyorum.