4 Ağustos 2020 Salı

SETA'dan AKP'yi ve erkekleri aklayan rapor: Şiddet var fail yok

Gazetecileri fişleyen raporla gündeme gelen SETA, medyadaki kadın cinayetleri haberlerine dair bir rapor hazırladı.  "Sağlıklı toplumsal algı örmek" amacıyla hazırlandığı belirtilen raporda, kadın cinayetleri var, ama fail yok. Raporlara göre, "Erkekler kadınları öldürüyor" ifadeleri kullanılmamalı. Devlete "kamu çıkarı" gözetmeyen yayınlara cezai yaptırım uygulanması öneren SETA, RTÜK benzeri 'denetleme kurulu' oluşturulmasını, KADEM'ın örnek alınmasını da salık verdi.

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) çok tartışılacak yeni bir rapor hazırladı. Kadına yönelik şiddeti önlemeyen AKP-MHP iktidarı üzerindeki basıncı azaltmayı amaçlayan bu rapor, "Türk Medyasında Kadın Cinayetleri" adını taşıyor. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kampanyasının yürütüldüğü bu dönemde yayınlanan raporun amacının, masumane bir medya eleştirisi yapmak olduğu düşünülemez elbette. SETA hazırladığı 90 sayfalık raporda, erkek şiddeti kavramını kullanmadan kadın cinayetleri haberlerini 'kamu yararı' adı verdiği kriterle ele alıyor. SETA, 'kritere uymayan medya'ya cezai yaptırım, 'haberini iyileştirenlere' de devlet teşviki öneriyor. 

AMAÇ TOPLUMSAL ALGI ÖRMEK
SETA 5 Temmuz 2019'da yayınladığı, "Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları" başlıklı gazetecilerin fişlendiği raporla gündem olmuştu.

SETA'nın yeni bir medya raporuyla karşılaşıyoruz. "Türk Medyasında Kadın Cinayetleri" adıyla hazırlanan rapor Kevser Hülya Akdemir imzasını taşıyor. Akdemir, "Uluslararası Medya Kuruluşlarının Türkiye Uzantıları" raporunu hazırlayanlar arasında da yer alıyordu.

Raporun 'Takdim' bölümünde SETA Genel Koordinatörü Prof. Dr. Burhanettin Duran, "Kadın cinayetlerinin çözümünde asıl olan toplumun meseleye olan bakış açısını doğru inşa edebilmesidir. Bu rapor Türk medyasının kadın cinayetlerini ele alış biçimini uluslararası kriterlere göre değerlendirmek ve daha sağlıklı bir toplumsal algının örülmesi için dikkat edilmesi gereken hususları belirlemek amacıyla hazırlanmıştır" diyerek rapora dair nasıl bir çizgi izlendiğinin işaretini veriyor. "Bakış açısını doğru inşa etmek", "sağlıklı bir toplumsal algının örülmesi" raporun amacını da özetliyor.

9 GAZETE, 5 KADIN CİNAYETİ
Rapor, haberlerin değerlendirme kriterlerini 8 başlıkta topluyor ve seçtiği haberleri bu başlıklara uyumuna göre sonuçlandırıyor. Metot bölümünde inceleme yapılan medyanın da kategorilendirilmesi hayli ilginç:

"Sonrasında ana akım medyayı farklı siyasi pozisyonlara göre temsil eden dokuz gazete üzerinden sosyal medya ve haber analizi olmak üzere iki aşamalı inceleme gerçekleştirilmiştir. Bu gazeteler Kemalist sol medyayı temsil eden Cumhuriyet, Sözcü ve BirGün; seküler merkez medyayı kapsayan Hürriyet, Milliyet, HaberTürk ve sağ muhafazakar siyasi görüşe yakın olan Sabah, Star ve Yeni Şafak olarak belirlenmiştir."

Ecem Balcı, Şule Çet, Emine Bulut, Güleda Cankel, Ceren Özdemir'in katledilmesi ve dava süreciyle ilgili gelişmeleri örneklenme olarak seçen rapor, aynı zamanda twitter paylaşımları ve gazetelerin internet sitelerini baz alıyor.

'KAMU YARARI İÇİN 8 KRİTER'
Rapor "Yayın İlkeleri ve Kriterlerin Belirlenmesi" başlığı ile "Sonuç ve Çözüm Önerileri" bölümüyle dikkat çekiyor. Burada "kamu yararı" tartışması yapılırken, "Farkında olmadan da gazeteler etik dışı durumlar oluşturmaktadır. Bu durumlar arasında 'kamu yararı' adı altında yapılan etik dışılık en çok rastlanan durumdur. Kamu yararı olgusu gazeteciler ve akademisyenler arasında tartışmaya açık bir konudur. Kadın cinayetleri medyaya yansıtılırken kamu yararının olup olmamasının yanı sıra 'Kadınların medyada temsili nasıl olmalıdır?' gibi sorular da gündeme gelmektedir" deniliyor.

Rapor bu aşamadan sonra "kamu yararı"nı belirlemeye, buradan kadın cinayetlerinin nasıl ele alınmaması gerektiğine yönlendirme yapmaya başlıyor.

Seçilen haberlerin değerlendirmesi "Belirlenen Kriterler" bölümünde, "Yanlış Gerekçelendirme", "İnfial Oluşturma-Korku Uyandırma", "Sıklık Belirten Kelimeler", "Hedef Gösterme", "Failin Psikolojik Durumunu Ön Plana Çıkarma", "Faili Yanlış Tanımlama", "Kurban Hikayesi-Suçlu Hikayesi", "Haber Görseli Tercihi" başlıklarına göre yapılmış.

İNFAL OLUŞTURMAMALI
İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kampanyasının yapıldığı, çocuklara tecavüzü aklayacak yasal düzenlemenin Meclis'e gelmekte olduğu bu günlerde yayınlanan bu raporla neyin amaçlandığı tam da bu kriterlerde ortaya çıkıyor.

Haberlerin veriliş biçimlerine ilişkin "infial oluşturma-korku uyandırma" tanımı yapılan raporda, "sıklık ifadesini belirten ifadelerden kaçınılmalıdır" önerisi dile getiriliyor. Gerekçe ise "'Yine bir kadın cinayeti' gibi söylemler durumun sıklığını belirtmekten öte bu olayların normalleşmesine neden olabilmektedir" şeklinde konuluyor.

Masumane bir yaklaşım olarak görülebilecek bu gerekçenin, devamında yapılan değerlendirmeyle birlikte ele alındığında, "durumun normalleşmesine" itirazı değil, AKP döneminde kadına yönelik şiddetin boyutunun teşhir edilmesini engellemeye dönük olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.

'ERKEKLER ÖLDÜRDÜ', 'HER YER SUÇ MAHALLİ' DENİLMESİN
Devamında gelen "Hedef Gösterme" kriteri ise, AKP-MHP iktidarının kadın düşmanı politikalarının örtülmesine örnek niteliğinde. Bu bölümde, "Erkekler 2019'da 330 kadın öldürdü" başlığının hedef gösterme ve nefret dili manasına geldiği ileri sürülüyor. İlgili bölümün tamamı şöyle:

"Haberde suçlamaya/sapkınlığa yönelik hedef kitle gösterimi verilip verilmediği ve nefret söylemi uyandıracak bir üslubun kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi gereklidir. 'Erkekler 2019'da 330 kadın öldürdü', 'Her yer suç mahalli', 'Yeni tahliye olmuştu', 'Polis memuru ruhsatlı tabancasıyla öldürdü' gibi ifadeler suçlamaya ve/veya sapkınlığa yönelik bütünsel hedef kitle gösterimi ve nefret dili manasına gelmektedir. Bu tür haberlerin bir ön yargı ile yazılıp yazılmadığı ve benzer sosyal statüdeki kişilere karşı nefret söylemi geliştirip geliştirmediği tartışma konusu olabilmektedir."

Yine "Faili Yanlış Tanımlama" başlığında da pozitif bir yaklaşımın arkasında gizlenen "ailenin korunması" yatıyor. "Eş, eski eş, sevgili, eski erkek arkadaş" tanımlarının kullanılmasının yanlış olduğunu ileri süren rapor, bunun yerine "failleri tanımlayıcı bilgiler, meslekleri ya da diğer toplumsal rol ve kimliklerine odaklanılarak aktarılmalıdır" önerisinde bulunuyor. Ancak herhangi bir örnek sunmuyor.

Kadına şiddet uygulayanların yakınlık derecesinin verilmesi de "toplumda yanlış bir algı oluşmasına sebep olmaktadır" şeklinde değerlendiriliyor. Cumhuriyet Gazetesi'nin "Ecem Balcı Cinayeti Davasında Flaş Gelişme: Sanık Olan Eşi için Tanıklık Yapmadı" haberine ilişkin yapılan değerlendirmede, "Yayımlanan cinayet haberi istatistiklerine göre faillerin çok büyük bir bölümünün kadının en yakınındaki erkekler olduğu bilgisine ulaşılmaktadır. Ancak bu tür kullanım kadına yönelik şiddetin gerekçelerinden biri olarak algılanarak toplumda yanlış bir algı oluşmasına sebep olmaktadır" yorumu yapılıyor. 

ÖLDÜRÜLEN VAR, ÖLDÜREN YOK
Raporda 'şiddetin kim tarafından uygulandığı' ise silikleştirilmiş. "Erkek" kavramı haber başlıkları dışında neredeyse hiç kullanılmamış.

Raporun sonuç ve öneriler bölümü ise SETA'nın amacını ortaya koyuyor. Öncelikle raporda 'öldürülen kadınlar' var ancak, kim tarafından öldürüldükleri tamamen görünmez kılınmış. Buna rağmen "gösterilmeyen erkek" şiddeti, "sosyal problem" olarak yansıtılıyor. Medya haberleri üzerinden de "sosyal problem olarak algılanmıyor" eleştirisi yapılıyor. "Medyanın öncelikle kadın cinayetlerini bir sosyal mesele olarak tanımlaması, okuyucuya bu mesajı ileten içeriklerle haberleri vermesi gerekir" önerisi yapılıyor. 

AKP ELEŞTİRİSİ 'HEDEF GÖSTERME' OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ
Yine Cumhuriyet gazetesinin Emine Bulut cinayetiyle ilgili "'Emanete' Hıyanet Her Ay 30 Ölü!" başlıklı haberinde ise AKP'li kadınların "bilinçsiz" olmakla suçlandığı ve hedef gösterildiği yorumu yapılıyor. Raporda şu değerlendirme yer aldı: 

"'Emanete' Hıyanet Her Ay 30 Ölü!" başlığıyla yayımlanmıştır. Prof. Dr. Fatmagül Berktay'ın Emine Bulut'un öldürülmesinin ardından söylenen "Kadınlar bize emanettir" açıklamalarına tepki göstererek, "Kadını özerk bir birey değil, erkeğin koruması altındaki bir varlık olarak görüyor. Seni lütfedip koruyacak. Dolayısıyla korunmaya değer kadınlar var, değmeyecek kadınlar var. İtaat edersen korunursun, etmezsen şiddeti hak edersin..." dediği aktarılmıştır. Bu tür bir açıklama referansını dini bir kaynaktan aldığı bilinen "Kadınlar emanettir" inancına sahip kitleyi "kadın hakları karşıtı" olarak "hedef göstermekte"dir. "AKP'ye oy veren kadınlar" sorulduğunda verilen "Dindar kesimde de çok bilinçli kadınlar var" açıklaması ise kadınlara yönelik başka bir hedef göstermedir. Bu cümle öncelikle AK Parti'ye oy vermekle "dindar" olmayı aynı kefeye koymakta ve sonrasında "dindar ve AK Parti'li olsa da bu kitle içerisinde de bilinçli kadınlar olduğunu" söylemektedir. Yani dindar ve AK Parti'li kadınlar "bilinçsiz" olmakla suçlanmış ve hedef gösterilmiştir."

Benzer bir örnek ise BirGün gazetesinden veriliyor. Yine Emine Bulut'la ilgili "Emine Bulut'un Katilini Öven Gerici Dernek Başkanı Hakkında Suç Duyurusu" başlıklı habere ilişkin, "Mağdur Babalar Derneği başkanının cinayeti işleyen kişiyi öven paylaşımları tüm derneğe ve derneğin sahip olduğu düşünülen siyasi ideolojiye ve dini inanışa mal edilmiş, bu durum üzerinden hükümet suçlanmıştır. Haber gerek başlık gerekse içerik olarak toplumun belirli bir kesimini 'hedef göstererek' töhmet altında bırakmaktadır" ifadeleri dikkat çekiyor.

Olumlu olarak değerlendirilen haberlere bakıldığında, kadınların 'mutlu pozları', kadınların anne veya babasının çocuklarını 'duygu' yoğunluğu içinde çocuklarıyla ilgili anıları vb. haberler ise olumlu haberler içine alınıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Emine Bulut'un ailesine taziye telefonu, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı'nın kadın cinayetleriyle ilgili açıklama haberleri olumlanıyor.

SETA'NIN KRİTERİNE UYUM ORANI
Buna göre SETA incelediği gazetelerin kriterlere uygunluk durumunu şöyle raporlaştırıyor: 

"İncelenen gazetelerden Cumhuriyet yüzde 30, Sözcü yüzde 35, BirGün yüzde 40, Sabah yüzde 60, Star yüzde 60, Yeni Şafak yüzde 45, Hürriyet yüzde 45, Milliyet yüzde 35 ve HaberTürk yüzde 45 oranında kriterle örtüşecek şekilde kadın cinayeti haberlerini aktarım ilkelerine uygun içerik üretmiştir.

"Gazetelerin sosyal medya ve haber içerik performanslarına ayrı ayrı bakıldığında genel olarak gazetelerin sosyal medya paylaşımlarında haber içeriklerinde daha başarılı olduğu söylenebilir. Sosyal medya alanında Star yüzde 70, HaberTürk yüzde 60 ve BirGün yüzde 60 oranı ile kadın cinayeti haberlerini aktarım ilkelerine uygun en fazla paylaşımda bulunan gazeteler olmuştur. Bu gazeteleri sırasıyla Sabah, Milliyet, Yeni Şafak, Sözcü ve Cumhuriyet takip etmiştir.

"Haber içeriklerinde ise yüzde 70 oranı ile Sabah ve yüzde 50 ile Star ve Hürriyet kriterlere göre en fazla hassasiyeti gösteren gazeteler olmuştur. Bu gazeteleri yüzde 40 ile Yeni Şafak, yüzde 30 ile Habertürk, yüzde 20 ile Milliyet, BirGün, Sözcü ve Cumhuriyet takip etmiştir." 

CUMHURİYET VE BİRGÜN'E UYARI
Tüm gazetelerin "infial-korku uyandırdığı" yorumu yapan SETA raporunda, BirGün ve Sözcü gazetelerini "sıklık belirten kelimeleri kullanması" konusunda özenli olmaya çağırıyor. Raporda "hedef gösterme" konusunda ise Cumhuriyet ve BirGün'ün haberlerine dikkat çekiliyor. Raporda,  "Kimi zaman hükümetin, kimi zaman bir dernek yöneticisi üzerinden toplumun belirli bir kesiminin hedef gösterildiği incelenen içeriklerden anlaşılmaktadır. Seküler merkez medya bu bağlamda konunun toplumsal yönüne odaklanmalıdır. Kadın cinayetlerinin çözümü noktasında toplumun bütün kesimlerinin ve yetkililerin ortak hareket etmesi gerektiğini unutmamalı ve bu nedenle gazeteler çeşitli kurumlara, kişilere ve toplumun belirli bir kesimine yönelik suçlayıcı bir dilden ziyade dayanışma mesajlarına yer vermeyi tercih etmelidir" uyarısı yapılıyor.

SETA'NIN ÖRNEK KURUMLARI: RTÜK VE KADEM
SETA tüm bu değerlendirmelerin ardından sunduğu çözüm önerilerinde haberlerin denetlenmesine ve uyulmadığı durumda cezai yaptırımlar uygulanması, "iyileşmeye gidenler" için ise "senelik devlet teşvik" adı altında bir çeşit rüşvet de öneriliyor.

"Kamuya-Devlete Öneriler" bölümünde SETA, "kadın cinayetlerinin aktarımına dair resmi ve kesin kriterler belirlenmeli" önerisini getiriyor. Bunun denetlenmesi için ise RTÜK benzeri bir kurumun gerekliliğini ileri sürüyor. 

SETA'nın dikkat çeken önerileri ise şöyle:
• Kadın cinayetlerinin aktarımına dair resmi ve kesin kriterler belirlenmelidir.

• Bu kriterlerin uygulanıp uygulanmadığı RTÜK benzeri bir kurum tarafından takip edilmelidir.

• Oluşturulacak denetim kurumu Türkiye Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü gibi kurumlarla dirsek temasında olmalı.

• Ayrıca toplumun nabzını tutan en önemli enstitüler olan sivil toplum kuruluşları (STK) da bu çalışmaya dahil edilmelidir. Kadın sorunlarını ve çalışmalarını merkeze alan KADEM gibi kuruluşların fikirleri bu bağlamda değerlidir.

• Medya araçları denetimlerinde aşamalı yaptırımlar uygulanmalıdır. Önce uyarıda bulunulmalı ve hataların tekrarı halinde ise sorunu çözmeye yönelik cezai işlemler uygulanmalıdır.

• Kadın cinayetlerinin aktarım dilinde iyileşmeye giden mecralar için teşvik ve ödül mekanizması geliştirilmelidir. Her bir gazete ve medya aracı için bir puanlama sistemi geliştirilmeli ve bu puanlamaya göre başarılı olan medya organları için senelik devlet teşviki verilmelidir.