20 Ocak 2022 Perşembe

Sağlık emekçileri İzmir'de iş bıraktı

Sağlık emekçileri, İzmir'de bulunan bir çok hastanede  hakları için iş bıraktı. Mücadele edeceklerini kaydetti.

Sağlık emekçileri, "Yoksulluk sınırı üzerinde emekliliğe yansıyan temel ücret", "3600-7200 ek göstergenin kademeli olarak düzenlenmesi ve yıpranma payı verilmesi"  "Covid-19'un iş kazası ve meslek hastalığı olarak sayılması" talepleriyle İzmir'de birçok hastanede iş bırakma eylemi yaptı.

Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Buca Seyfi Demirsoy Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Urla Devlet Hastanesi, Behçet Uz Çocuk Hastanesi ve Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yapılan açıklamalar yaşamını yitirmiş sağlık emekçileri anısına saygı duruşu ile başladı.

Sağlık ve Sosyal Hizmetleri Emekçileri Sendikası (SES) İzmir Şubeleri yaptığı açıklamada "sağlıkta dönüşüm"ün halk ve emekçiler lehine olmadığı kaydedildi. Açıklamada, "Hizmeti üretenlerin ve halkın  temsilcilerinin içinde yer olmadığı bir programın başarı şansı olmadığını söyledik. Kapitalist  üretim-tüketim ilişkilerine indirgenen sağlık ve sosyal hizmetlerde başarı olmaz dedik.  Covid-19 pandemisi ile kapitalist sağlık sistemlerinin tümünün çöktüğünü, nasıl aciz kaldığını  tüm dünyada gördük. Devrim gibi anlatılan bu projelerin Türkiye’de de nasıl çöktüğüne hep birlikte  şahit olduk" ifadeleri kullanıldı.

Sağlık emekçilerinin beş dakikada bir hasta muayene etmeye zorlanması gibi yaşadıkları zorlukların sıralandığı açıklamada, sağlık hizmetlerinin planlanması ve sunumu yapılmasına kadar geçen süreçlerin hiçbirinde iş kolu  emekçilerinin sağlık emek meslek örgütlerine dahil olamadığı aktarıldı. İktidarda hangi parti olursa kendine yakın kişileri liyakat esasları gözetmeden idareci olarak atadığının altı çizilen açıklamada, "İdareci  seçimlerinde iş kolu emekçilerinin tercih hakkı yoktur. Bu nedenle de çalışma rejimi açısından da demokratik olmayan koşullar mevcuttur. İş kolumuzdaki çeşitli kurullarda döner sermaye, iş sağlığı güvenliği, satın alma komisyonları, muayene komisyonları vb. idare tarafından atananlar ağırlıktadır. Örgütlü yapıların temsilcileri bulunmamaktadır.  KHK rejimi, güvenlik soruşturmaları nedeniyle işten atmalar, göreve başlatmamalardan kaynaklı örgütlenme önündeki kaygılar, yöneticilerin dili, kışkırtılan sağlık talebi ve bilime de aykırı olan sağlık sisteminin sonuçları arasında yer alan şiddet, ihtiyaca rağmen kamuda ve hastanelerde eczacı istihdamının yetersizliği, kamu emekçisi eczacıların özlük sorunları gibi birçok sorun yaşamaktayız. Tüm bunların yanında sağlık hizmeti sunan ekip olmanın yanında sağlık hizmeti alan da bir ekibiz" ifadeleri kullanıldı. 

Eylemde şu talepler sıralandı: 
"Çalışanları memnun edecek, sağlık kurum ve kuruluşların tamamında görev yapan çalışanları kapsayacak makul ücret artışı bekliyor ümit ediyoruz.
Sağlık müdürlüklerinden, toplum sağlığı merkezlerine, aile hekimliğinden acil sağlık hizmetlerine, Bakanlık hastanelerimizden üniversite hastanelerine kadar velhasıl sağlık kurum ve kuruluşlarımızın tamamında görev yapan tüm çalışanlarımız ve mesai arkadaşlarımıza bu artış yapılmalıdır. Bundan faydalanmalıdırlar.
TBMM'de bu konuda düzenleme yapılacağı yetkililer tarafından ilan edilmişse de biz bunun bir an önce hayata geçmesini, kamuoyu ile paylaşılmasını istiyoruz."