Rojhat Rüzgar yazdı | Şêxmeqsûd'un fedaileri 'ser veririz ama teslim olmayız' dediler
Kuşatmaya alınan bu iki küçük mahallede en fazla 300-400 şervan, 6 gün boyunca amansız bir direniş iradesi gösterdi. Bu nedenle onbinlerce askerin yer aldığı Pers ordusuna direnen 300 Spartalıya benzetildiler. Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki tüm savaşçılar Şêxmeqsûd direnişinde canlarını verdi. Düşmana "Ser veririz, ama teslim olmayız" mesajını verdiler. Şimdi kim onlara 'yenildi' diyebilir!
Bir yanda günlük çalışmalar diğer yanda Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê'de devam eden direnişe ilişkin bilgileri takip etme çabası, günlerimizi gecelerimizi birbirine kattı. Direnişle moral bulduk. Şehadetlerle hüzne boğulduk.
Bu yazıya; Şêxmeqsûd'daki tarihi direnişin öncülerinden Ziyad Heleb'in şehit düştüğünü belirten bir ses kaydını dinledikten sonra başladım. Şêxmeqsûd savunmasını kendilerini feda ettikleri eylemlerle sürdüren çok sayıda savaşçı oldu. Faraşin, Hawar, Deniz, Rojbin, Welat ve henüz isimlerini duymadığımız çok sayıda şervan gönderdikleri ses kayıtlarının ardından kendilerini çetelerin arasında patlatarak, yaşamlarını adadılar. Kürdistan direniş tarihine adlarını onurla yazdırdılar.
Ziyad Heleb yoldaş, çetelerin mahalleyi ele geçirdiklerini ilan ettikleri gün yanında bir grup savaşçıyla birlikte yaptığı açıklamayla tanındı. Teslimiyet dayatmalarına karşı mahalleden çıkmama kararı aldıklarını ve gerektiğinde kendilerini feda etmeye hazır olduklarını söyledi. Son anlarına kadar devrim toprağı olarak kabul edilen mahallelerini savundular ve yaralılarla dolu hastaneye çetelerin girmesini engellemeye çalıştılar. Feda eyleminin öncesinde kaydedilen ses kaydında da yoldaşlarına olduysa bir eksikliği diye özeleştiri veriyor ve hatır istiyordu. Çok sadeydi sözleri ve yüreklere işledi. Şehadet haberi de bir o kadar ağır geldi. Ancak onun sözlerine yansıyan kararlılıkta bir komutan, işte böyle günlerce süren fedai bir direnişe öncülük edebilirdi. Kürt halkı, Ziyad Heleb ve onunla birlikte ölümün üzerine yürüyen kahramanlarını asla ama asla unutmayacak. Onların ardılları, şehitlerine olan bağlılıklarıyla özgürlüğe doğru bu yürüyüşü sürdürecekler.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê halkı, Suriye iç savaşının başından itibaren kimi zaman yüksek şiddetli çatışmalar kimi zaman açlık dayatan kuşatmalara karşı direnerek bugünlere geldiler. O iki mahallede yaşama devam etmek dahi çok büyük bir direnişti. Geri adım atmak gibi bir fikir akıllarından bile geçmedi. Rojava devrimin ilk taburlarının kurulduğu sınırlı sayıda alanlar arasındadır Şêxmeqsûd Mahallesi. Rojava halkı bunu çok iyi bilir. Ve işte bu nedenle Şêxmeqsûd'dan yapılan seferberlik çağrısına binlerce insan kulak verip yollara düştü. Şêxmeqsûd'un hawar çağrısı, Derik'ten Kobanê'ye kadar tüm Rojava'nın yurtseverleri için bir işaret fişeği gibiydi. Halkımız, geçtiğimiz yıl bugünlerde Tişrîn Barajına yürürken ortaya koyduğu kararlılığın bir benzeriyle harekete geçti. Ucunda ölüm de olsa Şêxmeqsûd'un çağrısı asla karşılıksız kalmamalıydı.
Şêxmeqsûd halkının direnişi, devrim topraklarının savunulması için halkların pusulası oldu. Rojhilat Kürdistanı'nda halk özgürlük için kentleri tutuştururken, Rojava devrim topraklarının her karışı işgal tehdidi altındayken, Şêxmeqsûd halkı özgürlüğün yolunun bedel gerektiren cansiperane bir direnişle mümkün olduğunu gösterdi. Tüm ezilen halklara köleliğin dayatıldığı bu dünyada, özgür bir yaşam için direnmekten başka bir yol yok dediler. Suriye'nin dört bir yanında, cihatçı faşist çetelerle birlikte yaşamak istemeyen tüm halklara, yürümeleri gereken yolu işaret ettiler.
Son bir yıl içinde sahil bölgesinde Alevi halkı, örgütsüz ve özsavunmasız kaldıkları için katliamlara uğratıldı. Sayısı bilinemeyecek kadar sokak infazı yaşandı. Cansız bedenleri yakıldı, toplu mezarlara atıldı. Süweyda'da kendilerini örgütleyen, ancak nüfusları çok az olan Dürzi halkı, DAİŞ zihniyetindeki çetelerin saldırılarına karşı ölümüne bir direniş sergiledi. Binlerce kişi katledildi. Ancak, direnişleri sayesinde çetelerin saldırısını durdurmayı başarabildiler.
Çetelerin işgal ettiği bölge içinde kuşatma altında kalan Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê mahalleleri aylardır bir varlık-yokluk savaşının yaklaştığının farkındaydı. Hazırlıklarını da buna göre yaptılar. Çetelerin, çatışma olmadan mahalleleri boşaltın ve gidin dayatmalarına boyun eğmediler. Evlerini terk etmeyeceklerini ve direneceklerini ilan ettiler. Şam'ın manipülatif haberleriyle; mahallenin düştüğü, insanların getirilen otobüslere binip gideceği propaganda edilirken, Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê Halk Meclisinin, "çıkmıyoruz, direnişe devam" mesajıyla bütün bunların yalandan ibaret olduğu gözler önüne serildi. Varlık hakkını direnişle kazanan Kürt halkının iradesi bir kez daha düşmanı boşa çıkardı.
Şêxmeqsûd ve Eşrefiyê halkı, özsavunma örgütlerinin ve silahlı halk direnişinin Suriye'nin ve Ortadoğu'nun tüm ezilen halkları için yaşam anlamına geldiğini bir kez daha ispat etti. Ancak ölümüne direnerek hayatta kalınabilen bir coğrafyanın insanlarıydılar. Ve ancak bu bilinçle yaşamımızı devam ettirebilirlerdi.
İşgalci, faşist Türk burjuva devletinin, İsrail'in, ABD ve batılı ortaklarının desteğini alan Golani'nin HTŞ çetesi, Şêxmeqsûd çevresine 40 bin silahlı çete yığdı. Tankları, topları, zırhlı araçları ve her türden ağır silahları ile saldırdılar. Tam altı gün boyunca her gün yeniden ve yeniden takviyelerle mahallelerde ilerlemeye çalıştılar. Hastaneleri, okulları bombaladılar. Evleri bastılar, odalara doldurdukları insanları topluca kurşuna dizdiler. Yaralıları sokak ortasında infaz edip, şehit düşmüş savaşçıların cansız bedenlerini binalardan aşağı attılar. Gözlerini oydular, bedenlerini parçaladılar. Yetmedi önünde fotoğraf çektirdiler. DAİŞ'i hiç aratmayan bir zihniyette olduklarını ispatladılar.
Direniş boyunca özellikle dijital medya platformlarında eksik-yanlış çok fazla tartışma yapıldı. Önüne gelen klavye başında bir şeyler yazar ve strateji oluşturur oldu. "Nerede bu Kürt ordusu", "QSD neden müdahale etmiyor" gibi absürt sözler söylendi. QSD, Rojava halk devriminin ordusudur. Ve devrim topraklarını savunan her şervan aynı zamanda QSD'dir. Şêxmeqsûd'da direnen ve şimdi arkalarından ağıtlar yakılan fedailer, Rojava devrim ordusunun şehitleridir.
Kuşatmaya alınan bu iki küçük mahallede en fazla 300-400 şervan, 6 gün boyunca amansız bir direniş iradesi gösterdi. Bu nedenle onbinlerce askerin yer aldığı Pers ordusuna direnen 300 Spartalıya benzetildiler.
Onlar ölümüne direndiler. Devrim toprakları için canlarını feda ettiler. Direndiler, çünkü karşılarındaki gücün derdi, bu iki küçük mahalleden ibaret değildi. Yıkılan Baas rejiminin yerine inşa etmek istedikleri tekçi yeni diktatörlükte, Kürtlere ve diğer ezilen ulus ve inançlara yer olmadığının mesajını güçlü vermek istiyorlardı. Halkları korkuyla sindirmek, iradelerini kırarak teslim almak niyetindeydiler. Aynı Alevilere ve Dürzilere yaptıkları gibi soykırım dayatmasında bulunuyorlardı. Bu iki mahallenin halkı, tüm bu dayatmalar karşısında diz çökmedi, boyun eğmedi. Direnişe geçti. Yukarıda gördüğünüz fotoğraftaki tüm savaşçılar Şêxmeqsûd direnişinde canlarını verdi. Düşmana "Ser veririz, ama teslim olmayız" mesajını verdiler. Şimdi kim onlara "yenildi" diyebilir!
Yazarın notu: Yazı yazıldıktan sonra edinilen bilgiye göre; fotoğrafta Ziyad Heleb'in önünde, sağ alt sıradaki Asayiş üyesinin yaralı olarak Şexmeqsud mahallesinden çıktığı bilgisine ulaşıldı.