3 Ocak 2026 Cumartesi

Özgürlük Filosu Koalisyonu: İki gönüllü daha İsrail askerlerinin cinsel saldırısına uğradı

Özgürlük Filosu Koalisyonu, Zora temsilcisi Anna Liedtke'nin yanı sıra son seferde yer alan iki aktivistin daha -Vincenzo Fullone ve Surya McEwen'ın- İsrail askerleri tarafından cinsel işkenceye maruz kaldığını açıkladı ve uluslararası kamuoyuna İsrail'in sistematik cinsel şiddetine karşı sessizliği bozma çağrısı yaptı.

Siyonist İsrail'in Gazze Şeridi'ne dönük ablukasını kırmak için Akdeniz üzerinden çok sayıda sefer düzenleyen Özgürlük Filosu Koalisyonu (FFC), Vicdan gemisinde yer alan Zora temsilcisi gazeteci Anna Liedtke'nin İsrailli gardiyanlar tarafından yaşadığı cinsel saldırıya tepki gösterdi. Duruma ilişkin yazılı bir açıklama yayınlayan FFC, son seferde yer alan İtalyan gazeteci Vincenzo Fullone ve Avustralyalı aktivist Surya McEwen'ın da İsrail askerlerinin cinsel işkencesine uğradığını duyurdu.

Yapılan yazılı açıklama şu şekilde: "Kısa bir süre önce, İsrail polisi ve gardiyanlarının, İsrail'in Gazze'ye uyguladığı yasadışı ablukayı kırmak amacıyla Özgürlük Filosu Koalisyonu tarafından düzenlenen son seferde bir katılımcıya cinsel saldırıda bulunduğu ve tecavüz ettiği ortaya çıktı. Saldırı, İsrail'in filoya ait gemilere düzenlediği yasadışı askeri saldırının ve uluslararası sularda yüzlerce sivili zorla gözaltına almasının ardından gerçekleşti. Cinsel suçlar, insan onuruna yönelik ağır ihlaller ve uluslararası insan hakları ve insani hukukun ciddi ihlalleridir. FFC, bu eylemleri en şiddetli şekilde kınamakta ve tüm sorumluların derhal, bağımsız ve güvenilir bir soruşturma ile hesap vermelerini talep etmektedir.

"21 Aralık 2025'te, düzinelerce gazeteci ve sağlık çalışanını taşıyan Vicdan (Conscience) gemisinde bulunan Alman gazeteci Anna Liedtke, siyasi tutsaklarla dayanışma konulu uluslararası bir konferansta konuştu. Konuşmasında, kadın gardiyanlar tarafından zorla çıplak aramaya direndiği için İsrailli gardiyanların kendisine tecavüz ettiğini ilk kez kamuoyuna açıkladı. Saldırıya uğradığını açıklamasından bu yana, FFC Anna'yı desteklemek ve neyin ne zaman kamuoyuna açıklanacağına karar vermek için onun taleplerini takip ederek çalışıyor.

'BAŞKA GÖNÜLLÜLER DE ORTAYA ÇIKABİLİR'
"Anna, İsrail polisi ve hapishane gardiyanlarından cinsel şiddet gören tek filo katılımcısı değildir. Vicdan gemisinde bulunan İtalyan gazeteci Vincenzo Fullone ve Avustralyalı aktivist Surya McEwen da, yasadışı olarak gözaltına alındıkları sırada tecavüze ve tekrarlayan cinsel saldırılara maruz kalmıştır. Cinsel şiddet hakkında konuşmak, özellikle de cezasızlık zırhıyla hareket eden devlet yetkilileri tarafından işlendiğinde, son derece zordur. Bu nedenle, uygun ortam yaratıldığında, başka gönüllüler de ortaya çıkabileceğini öngörüyoruz. Hayatta kalanları merkeze almaya, konuşmaya hazır olduklarında onların iradesine saygı duymaya ve kimseye hazır olmadan konuşması için baskı yapılmamasını sağlamaya devam edeceğiz.

'BU SALDIRI, TUTSAK FİLİSTİNLİLERE KARŞI DEFALARCA UYGULANMIŞTIR'
"Filo gönüllülerinin maruz kaldığı korkunç saldırı, İsrailli askerlerin, polislerin ve hapishane gardiyanlarının uzun süredir cezasızlık içinde faaliyet gösterdikleri köklü bir şiddet sistemi bağlamında anlaşılmalıdır. Tecavüz, toplu tecavüz, aşağılayıcı çıplak arama ve diğer cinsel işkence biçimleri dahil olmak üzere cinsel şiddet, İsrail tarafından gözaltında tutulan Filistinlilere karşı defalarca uygulanmış ve İsrailli, Filistinli ve uluslararası insan hakları örgütleri tarafından belgelenmiştir. Cinsel şiddete maruz kalan filo gönüllüleri için bakım ve destek sunmaya dönük kararlılığımızı belirtken, Filistinlilerin İsrail'in elinde -aktivistler, çocuklar, kadınlar, erkekler ve yaşlı tutsakların- çok daha yaygın ve sistematik bir cinsel şiddet ve işkenceye maruz kaldıklarını ve bunun için hiçbir güvenilir hesap verme mekanizmasının bulunmadığını biliyoruz.

'KÖPEKLERİ CİNSEL İŞKENCE İÇİN KULLANDILAR'
"Filistin İnsan Hakları Merkezi'nin son araştırmaları, tecavüz, zorla soyunma, istismarın filme alınması ve nesneler ve hayvanların kullanıldığı cinsel saldırılar da dahil olmak üzere Filistinli tutsaklara sistematik olarak cinsel işkence uygulandığını ortaya koymaktadır. İsrail'in Gazze'de sürdürdüğü soykırım sırasında yoğunlaşan bu eylemler, uluslararası hukuka göre işkence ve zalimane, insanlık dışı ve aşağılayıcı muamele teşkil eden, on yıllardır süren daha geniş bir saldırı modelinin parçasıdır. Bir tanık ifadesinde, Gazze'de İsrail askerleri tarafından kurulan bir kontrol noktasında kaçırılan 42 yaşındaki bir anne, üç gün boyunca gözlerinin bağlandığını, metal bir çerçeveye kelepçelendiğini, soyulduğunu, filme alındığını, dövüldüğünü ve defalarca anal ve vajinal tecavüze uğradığını anlatıyor. Başka bir tanıklıkta, El-Şifa Hastanesinden kaçırılan 35 yaşındaki bir baba, İsrailli askerlerin kendisini zorla soyduklarını ve ardından bir asker köpeğini üzerine tırmanıp işemesi ve tecavüz etmesi için kullandıklarını bildirmiştir.

'CİNSEL İŞKENCE, SOYKIRIMIN BİR PARÇASIDIR'
"Bu istismarlar münferit anomaliler değildir. Birleşmiş Milletler, İsrail güçleri tarafından gözaltı ve kontrol uygulamalarının bir parçası olarak yaygın bir şekilde cinsel ve cinsiyete dayalı şiddet uygulandığını, buna zorla kamuya açık yerlerde soyunma ve tecavüz tehditlerinin de dahil olduğunu bildirmiştir. Uluslararası Af Örgütü, Filistinli tutsaklara yönelik işkence ve cinsel şiddeti doğru biçimde savaş suçu olarak tanımlamıştır. Dahası, tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimleri, insan onurunu ezmek ve bireysel kimliği silmek için tasarlanmış kasıtlı psikolojik aşağılama teşkil eder; bu davranış, uluslararası hukukta soykırım uygulamalarının bilinen bir parçasıdır. Birleşmiş Milletler Bağımsız Soruşturma Komisyonu'na göre, bu 'kurbana ciddi fiziksel ve zihinsel zarar vermenin en kötü yollarından biridir.'

"Kapsamlı ve iyi belgelenmiş kayıtlara rağmen, ana akım medya, İsrail'in Filistinlilere karşı yaygın ve sistematik olarak uyguladığı cinsel saldırı ve işkenceyi büyük ölçüde haber yapmamıştır. Önde gelen insan hakları örgütleri ve BM organları tarafından belgelenen ve araştırılan mağdurların ifadeleri karşısında sergilenen bu seçici sessizlik, kurbanları silip, kamuoyunun algısını çarpıtan ve İsrailli faillerin cezasız kalmasına yol açan derin bir gazetecilik ve etik başarısızlıktır.

'BU CEZASIZLIK TESADÜFİ DEĞİL YAPISALDIR'
"Bu cezasızlık tesadüfi değil, yapısal ve yaygındır. Soruşturmaların yüzeysel, kovuşturmaların hiç yapılmadığı ya da halkla ilişkiler amacıyla yapıldığı ve denetimden sorumlu kurumların kurbanları korumak yerine rutin olarak failleri koruduğu İsrail'in siyasi ve hukuki sistemine yerleşmiştir. Bu durum, İsrail'in ablukasını, işgalini ve kurumsallaşmış ayrımcılığını sürdüren daha geniş politikalarla ayrılmaz bir bütündür. Bu politikalar, apartheid, etnik temizlik ve soykırım dahil olmak üzere insanlığa karşı suç teşkil eden yaygın ve sistematik ihlallere olanak sağlamıştır. Bu tür ihlalleri tolere eden ve hatta normalleştiren bir siyasi ve hukuki düzene, kendi kendini soruşturması veya kendi güçlerini sorumlu tutması konusunda güvenilemez.

'ULUSLARARASI KAMUOYU VE MEDYA SESSİZLİĞİNİ BOZMALI'
"FFC, gönüllülerimize karşı cinsel şiddet uygulayanların hesap vermesi için uluslararası hukuk mekanizmaları, insan hakları raporları, bağımsız soruşturmalar ve ortak kuruluşlarla koordineli savunuculuk faaliyetleri dahil olmak üzere her türlü yolu izleyecektir. Şu çağrıda bulunuyoruz:
🔹"Birleşmiş Milletler ve üye devletleri, gözaltı tesislerine sınırsız erişim ve İsrail güçlerinin cinsel şiddetine ilişkin bağımsız bir uluslararası soruşturma talep etmelidir.
🔹Uluslararası Ceza Mahkemesi, İsrail gözaltı merkezlerinde cinsel şiddet ve işkence iddialarını acilen soruşturmalıdır.
🔹Küresel kamuoyu ve özellikle medya kuruluşları, Filistinlilere ve uluslararası aktivistlere yönelik ihlaller konusunda sessizliği bozmalı ve cezasızlığın sürdüğü şiddet sistemlerinin sona erdirilmesini talep etmelidir.

"Bu suçlar, uzun süredir devam eden sömürge işgali ve Filistinlilerin özgürlük ve onurunun reddedilmesi gibi daha geniş bir bağlamdan ayrı düşünülemez. Filistinli erkek, kadın ve çocuklara ya da filo ve dayanışma gönüllülerine yönelik cinsel şiddetin cezasız kalması sona ermeli ve sorumlular hesap vermelidir.

Anna Liedtke, Vincenzo Fullone ve Surya McEwen'ın beyanlarına da açıklamada yer verildi.

'CİNSEL İŞKENCEYE MARUZ KALAN TÜM KADINLAR İÇİN SESİMİ DUYURUYORUM'
Anna Liedtke: "İsrail güçleri tarafından kaçırıldıktan sonra, defalarca fiziksel ve cinsel istismara maruz kaldım. Zorla çıplak arama sırasında, İsrailli kadın gardiyanlar tarafından tecavüze uğradım. Kendim için değil, İsrail hapishanelerinde cinsel şiddet ve cinsel işkenceye maruz kalan tüm kadınlar için, bu saldırılardan sağ kurtulamayanlar, şu anda bu istismara maruz kalanlar ve bunu dile getiremeyenler için sesimi duyuruyorum.'

'ÜÇ DEFA CİNSEL SALDIRIYA MARUZ KALDIM'
Vincenzo Fullone: "Üç ayrı olayda, özel olarak düzenlenmiş küçük bir odaya girme emri aldım ve orada tamamen soyundurulup, acı verici ve istismar niteliğinde anal aramalara maruz kaldım. Daha fazla şiddete neden olmamak ve gardiyanların benim acı çekmemden tatmin olmalarını engellemek için her seferinde sessiz kaldım. Üçüncü aramada acı dayanılmaz hale geldi ve alay, sözlü taciz – 'Hoşuna gitmedi mi, Hamas fahişesi?' gibi sözler dahil – ve vücudumun fotoğrafının çekilmesi ile daha da şiddetlendi. Hala huzur bulamıyorum çünkü bana bunu yapmaya razı olduklarına göre, mutlak kontrolü altındaki Filistinlilere ne yaptıklarını ve yapmaya devam ettiklerini hayal bile edemiyorum.'

'BU SALDIRI BENİM KARARLILIĞIMI ZAYIFLATMADI'
Surya McEwen: "Rehin tutulduğum sırada İsrailli askerler tarafından çıplak soyulup cinsel tacize uğradım. Biri kafama silah dayayıp öfkeyle beni öldüreceğini söylerken, diğeri sapkın ve neredeyse keyifle cinsel organımı çekiştiriyordu. Bu deneyimin psikolojik bir bedeli olsa da, bundan utanç duymayı, kendimi küçük düşürmeyi veya lekelenmeyi kesinlikle reddediyorum, çünkü bunların hepsi sadece faillerin sorumluluğundadır. Siyonist sömürgecilerin Filistinlilere toplu olarak uyguladıkları sadizmin bu küçük örneği, benim kararlılığımı zayıflatmadı, aksine özgürlük için çalışma azmimi güçlendirdi.'