17 Haziran 2024 Pazartesi

Kılıçdaroğlu üzerinden HDP düşmanlığı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara'nın Çubuk İlçesi'nde provokatif ırkçı-faşist saldırıya uğradı. Linç edilmek istenen Kılıçdaroğlu bir eve sığınmak zorunda kaldı. AKP-MHP faşist ittifakı seçimlerde aldığı yenilginin acısını "kızgın demir" politikası güderek gidermeye çalışıyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara'nın Çubuk İlçesi'nde katıldığı asker cenazesinde örgütlü faşist bir saldırıya uğradı. Saldırının "doğal tepki" olmadığını şimdiye kadar yaşanan deneyimler gösteriyor.
 
Ekonomik-mali kriz sarmalında bulunan ve seçimlerde siyasi yenilgi alan AKP- MHP faşist ittifakı halkı kutuplaştırarak, kutuplaşmadan beslenerek kendisini yeniden toparlamaya çalışıyor. İşssizlik, yoksulluk altında yaşayan halkı yanına çekmek için ırkçı, şoven saldırganlığı daha yüksek düzeyde örgütlemekten başka bir seçenek göremiyorlar. Irkçılık ve şoven milliyetçilik rüzgarı ile kitlelerin desteğini yeniden elde etmeye, ekonomik krizi böyle aşmaya çalışıyorlar.
 
Irkçı faşist saldırılar şimdiye kadar devlet hesaplarından bağımsız olmadı. Kısa bir gezinti bile bu durumu anlamak için yeter.
 
Demokratik Toplum Partisi (DTP) eski Genel Başkanı şimdi Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk'e de daha önce yumruklu saldırılar olmuştu. Ahmet Türk, 2010'da Batman'da polisin yumruklu saldırısına uğradı. Yine 2010 yılında Samsun'da Bulanık olayları davasının görüldüğü adliyenin önünde yumruk atıldı.
 
HDP eski Eşbaşkanı Figen Yüksekdağ bir kaç kez kitle içinde devletin doğrudan hedefi haline getirilerek saldırıya uğradı. Bu resmi ve gayri resmi saldırılar doğrudan Kürt halkına düşmanlığın örgütlenmiş biçimlerindendi.
 
Bu kez Kılıçdaroğlu benzer saldırılarla yüz yüze kalıyor. 24 Haziran seçimlerinde istediği sonucu alamayan AKP'nin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, seçimlerinden sonra "CHP il başkanlarını şehit cenazelerinde protokole almayın" diye Valilere talimat verdiğini belirterek, "Onların gideceği adres başka. Sandıkta beraberlerse cenazede de birlikte olsunlar" diyordu. Dolaysıyla saldırıyı kimlerin örgütlediğini göstermesi bakımından bu sözler bir işaret olarak görülmelidir. 
 
Yine İstanbul Fatih Cami'nde asker cenazesine katılan Kılıçdaroğlu'nun önüne "devletin misafir ettiği" bir faşist tarafından mermi atıldı. 31 Mart seçimlerinden yenilgi ile çıkan "Cumhur İttifakı" faturayı CHP üzerinden HDP'ye kesmeye çalışıyor. HDP'nin seçim taktiğinin ortaya çıkardığı sonuçların AKP- MHP faşist ittifakı üzerinde yarattığı basıncı doğrudan provakasyon örgütleyerek aşmaya çalışıyorlar. Devletin valisinin, emniyet müdürünün, içişleri bakanının bilgisi ve onayı olmadan Ankara'nın göbeğinde kim bu provakasyonu örgütleyebilir. Anakara'da tutuklu HDP Milletvekili Aysel Tuğluk'un annesinin cenazesine saldırı esnasında Soylu'nun karakolda olduğu daha sonra açığa çıkmamışmıydı.
 
Bu saldırıların önce siyasi altyapısı basın üzerinden oluşturuluyor daha sonra da fiziki saldırı koşulları örgütleniyor. Aynı gün MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli Antalya'dan startı vermişti. Bahçeli, "Atatürk'ün partisinin Türkiye muhaliflerinin çatı kuruluşu, HDP'nin ana kucağı olması vahim bir senaryonun varlığına işarettir" diyordu. Faşist terörün sürdürülmesi için de "Kızgın demiri soğutalım ama ısınan tehditleri ağırdan almayalım" diyerek Erdoğan'ın demagojik "Kızgın demiri soğutmalıyız" diyen mesajına yanıt veriyordu. Bunun anlamı açıktır. Hak, adalet, özgürlük isteyen kim olursa olsun "kızgın demir"le saldırmayı, kutuplaştırmayı, düşmanlığı öğütlüyordu.
 
Provakatif Çubuk saldırısı HDP'nin kuşatılması, etrafının düşmanla çevirilerek tecrit edilmesi, yalnızlaştırılması üzerine inşa edilen planlı bir saldırı olduğunu Bahçeli'nin Basın Danışmanı Yıldıray Çiçek'in verdiği mesajları saldırının şifresi gizli. Mesajında şöyle diyor: "Kemal Kılıçdaroğlu bugünden itibaren ya PKK-HDP ilişkisini bitirecek, yada tahriklere devam edecek. Bu istismarlı tahrikler çok tehlikeli!"
 
"Kemal Kılıçdaroğlu'nun bu ikinci yumruklanma hadisesi. İnsan gerçekten haline üzülüyor. CHP için bugün bir dönüm noktası olmalıdır. Bu saatten sonra HDP, PKK, YPG, Demirtaş sevdasını bitirmeli, bu ihanet yolunu yıkmalı ve Türkiye ittifakında yerini almalıdır. Olması gereken budur."
 
Bu mesaj MHP'nin provakasyonun içinde olduğunu, saldırıyı desteklediğini açık olarak gösteriyor.
 
Şu sözler çok daha tanıdık geliyor. Faşist saldırıların sırtını sıvazlayan polis şeflerinin tutumunu yansıtıyor. Kılıçdaroğlu'nun sığındığı evin taşlanması üzerine, taşlanan evin yakınına gelen ve linççi kalabalığı seslenen Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, saldırganlara "Değerli arkadaşlarım, şu ana kadar mesajlarınızı verdiniz. Tepkinizi gösterdiniz" diye başlayan bir konuşma yaptı ,ardından sükunete davet etti.
 
Demek ki, faşist saldırının mesajınnın içeriğini Akar çok iyi biliyormuş. Faşist saldırganların sırtını sıvazlayarak, 'iyi yaptınız ama bu kadarını istemiştik' diyen içerikte bir konuşma yapmış oluyor.
 
Siyasi veriler faşizmle uzlaşma ve işbirliği çizgisinin faşist saldırları cesaretlendirdiğini gösteriyor. Tarihsel deneyler ve tecrübeler AKP-MHP faşist "Cumhur İttifakı"nda somutlanan faşist cepheye karşı demokrasi, özgürlük, adalet ve toplumsal eşitlik isteyen halklarımızın faşizme karşı birleşik mücadele ve direnişi büyütme ekseninde birleşmekten başka bir seçeneğin olmadığına işaret ediyor.