30 Ekim 2020 Cuma

İşçi sınıfı ve ezilenler krizi 'fırsata' çevirebilir

Kriz, kapitalistler tarafından fırsata dönüştürülebileceği gibi pekala devrimci, sosyalist hareket tarafından, onun birleşik örgütleri tarafından politik özgürlüğün elde edilmesi yönünde de fırsata dönüştürülebilir. Kriz karşısında ortaya çıkan kendiliğinden hareket de beraberinde oluşan sınıf bilinçli hareket de devrimci sosyalist öncü için bir fırsattır.
Krizin etkisiyle birlikte, saldırıların artması karşısında, işçi sınıfı ve emekçiler bu saldırılara karşı sessiz kalmayacaklarının işaretlerini verdi. Bugün ezilen toplumsal kesimler, krizin ve yarattığı olumsuz sonuçların etkilerini daha ciddi biçimde hissediyor. Buna eşlik eden diktatörlüğün yoğun baskı ve terörü hak ve özgürlükler mücadelesi veren ezilenlerin hareketini aynı kulvarda buluşturuyor.
 
Henüz krizin başında olmakla birlikte 3. Havalimanı işçilerinin eylemi gündemi belirlemeye yetti. İşçiler iş cinayetlerine, kötü çalışma ve barınma koşullarına ve ağır iş yüküne karşı seslerini yükseltince "uyuyan devin uyanacağı" anlaşıldı. 45 bin işçiden 30 bini harekete geçmişti. İşçi sınıfının en örgütsüz kesimi olan inşaat işçilerinin sınıfın geri bilinci ve örgütsüz olan kesimlerin de mayalanan öfkeyi yansıtıyor. İnşaat-İş Sendikası'nın sınırlı üye sayısına rağmen, sendika üyesi olmayan işçilerin büyük çoğunluğunu harekete geçirmesi, sendika ve öncü işçilerin, işçilerin yakıcı, acil talepleri üzerinden nasıl bir deprem yaratabileceğini gösteriyor. Bu durum, ilerici devrimci sendikaların bulundukları işkolunda yeterli düzeyde örgütlü olmasalar da somut taleplerden yola çıkarak harekete geçtiklerinde çok daha fazla işçi üzerinde etkili olduklarını, harekete geçirdiklerini gösteriyor. Tıpkı, tersane işkolunda artan iş cinayetlerine karşı mücadeleyi yükselterek fiili greve örgütlü işçi kitlesinden kat kat fazlasını harekete geçiren Limter-İş Sendikası gibi.
 
İktidar ve sermaye, havalimanı işçilerinin bu mücadelesi karşısında önemli bir korkuya kapılarak, eylemlerin büyüyeceği endişesi içinde polis, şantiyelerini basarak, kapıları kırarak 500'ü aşkın işçiyi gözaltına alıp 24'ünü, ardından 3 işçiyi daha tutuklayıp şantiyelere polis yığarak köle kamplarına dönüştürdü.
 
Bugün irili ufaklı birçok işyerinde işten atmalara, sendikasızlaştırmaya, ücretler ve sosyal hakların kısıtlanmasına, gasp edilmesine karşı direnişler, grevler ve eylemler sürmektedir. Ve bunlara yenileri dahil olmaktadır.
 
Kapanan işyerleri, işten atmalar, süreli üretimi durdurma, vardiyaların düşürülmesi, ücretsiz izinler ve sözleşmelerdeki bazı hakların tırpanlanması eşlik ediyor. Aynı zamanda, örgütsüzlüğünün ve çaresizliğin yarattığı etki işçileri intihara sürüklediği gibi kimilerini çaresizliğin girdabında bu saldırılara sessiz kalmayı, hatta razı olmayı koşullandırıyor.
 
İktidar ve sermayenin işçi ve emekçilere fatura etmeye çalıştığı kriz her an yeni patlamaları tetikleyebilir.
 
Devrimci hareketin işçi sınıfı üzerindeki etkisi zayıf. Dolayısıyla, işçi sınıfının çok büyük bölümü sınıf bilincinden-sosyalist bilinçten yoksun ve örgütsüz. İşçi sınıfının bu koşullarda gerçekleştirdiği eylemler silsilesi, iktidar ve sermaye üzerinde önemli baskı oluşturacaktır. Ancak işçi sınıfı bu eylemlerini başarıya ulaştırmada zorlanacaktır. Grev, eylem ve direnişlerine rağmen sonucun pek değişmediğini görmek işçilerde önemli bir umutsuzluğun yayılmasına yol açacaktır. Umutsuzluğun yayılıp gelişmemesi için sosyalistler bu sürecin örülmesi, örgütlenmesi ve yönetilmesi süreciyle temas içinde olmak, hareketi her durumda ileri taşıyacak bir faaliyet içinde olmakla yükümlüdür.
 
Devrimci hareketin işçi hareketi üzerinde etkisinin zayıflığı böylesi bir süreçte bir handikaptır. Ancak bu handikap, hareket halindeki işçi bölükleriyle temasta aşılmaz değildir; bir avantaja da dönüştürülebilir. İşçi sınıfının hareketli bölükleri tam tersine kendisiyle birlikte hareket edecek, kendisine güç verecek kesimlere daha fazla ihtiyaç duymaktadır. Yeter ki, sosyalist öncü bu süreçte işçi hareketiyle temasta sekterliğe ve hareketin peşine takılan bir çizgiye düşmeden sınıfın geri bilincini gözeterek öncü rolünü ihmal etmeden bir ilişki geliştirebilsin. Sarı sendikacılığa ve 3 yıllık sözleşmeye karşı patlayan "metal fırtına" hatırlansın. Eğer sosyalistler, kriz anında öncülük rolünü yerine getirebilirse bu süreci lehine çevirebilir. Böylesi bir durumda hem sosyalistler buradan büyük bir kazanımla çıkar hem de işçi sınıfı elde ettiği kazanımlarla politik özgürlük mücadelesinde özneleşebilir.
 
Kriz sürecinde ortaya çıkan işçi sınıfının kendiliğinden patlamaları sosyalist öncünün çabasıyla örgütlü patlamalara dönüşebilir. Rotasını bu durumda sermaye ve iktidarı yenilgiye uğratma yoluna sokabilir. İşçi sınıfının hareketli bölüklerini birleştirme, harekete geçirme potansiyeli taşıyan kesimlerini de hareket içine çekmek böyle bir ortamda mümkün olabilir. Ezilen halkların hareketiyle işçi ve emekçi hareketi aynı potada birleşebilir. Böylece, politik özgürlüğün engebeli yolu aşılabilir. Sosyalist öncü öncelikle kendi özgücüne güvenerek bu süreçte önemli bir mesafe katedebilir. Diğer taraftan krizi fırsata çevirme perspektifine sahip devrimci-demokratik hareketin bileşenleriyle pratikte yolunu genişletebilir, işçi sınıfı ve ezilen halkların birleşik mücadelesini ilerletebilir.
 
Devrimci hareket ve sosyalistler işçi sınıfının bugün ortaya çıkacak hareketiyle etkin bir temas kuramazsa sermaye ve faşizm bu süreçten kazançlı çıkar. İşçi sınıfı ve ezilenler ise eylemlerine, öfke patlamalarına rağmen kazanan düzeyine çıkamaz. Böylesi bir anda ise hareketin moral bozucu bir kuşatma altında sönmesi ise kaçınılmazdır.
 
Bu nedenle, işçi hareketinin kendiliğinden eylemlerinin bilinçli, iradi, örgütlü bir harekete dönüşmesi elzemdir, ertelenemez. Bugün yaşanan kriz, devrimci durumun daha açık hale geldiği, sınıf çelişkilerinin de en keskin yaşanacağı bir süreç olacaktır. Yıllara yayılacak bu kriz karşısında sosyalist öncünün hazırlığı ve faaliyeti önem taşımaktadır.
 
Krizin işçi sınıfı ve ezilenlere fatura edilmesine karşı kapitalist sistemin teşhirine, kirli ve yayılmacı savaşlara karşı emekçi semtlerinde, işçi havzalarında yoğun ve sistemli, sözlü ve yazılı aydınlatma çalışmaları bu dönem çok daha fazla önem taşır. İşçi sınıfı ve ezilenlerin büyük kitlesinin devrimci, sosyalist alternatiften haberdar olması önemlidir.
 
Süren direniş ve grevlerde dayanışma içinde olmak, eylemlerine destek vermek hem direnişi güçlendirecek hem de işçi sınıfıyla ilişkileri geliştirecektir. Sorun yaşanan her fabrikanın, işletmenin önünde olmak, işçilerle etkileşim içine girmek yeni direniş mevzilerinin oluşmasına gelişmesine yol açacaktır. Kapanan fabrikalarda, işyerlerinde işçilerin yönetiminde üretime tekrar devam edecek alternatifler oluşturmak mümkündür. Emperyalist küreselleşme koşullarında örnekleri Latin Amerika'da çokça yaşanan, coğrafyamızda da Alpagut gibi örnekleri yaşanan “işgal fabrikaları” işçi inisiyatifini geliştirmek bakımından önemli bir tercih olabilir.
 
Yerellerdeki işçi ve emekçi direnişlerini birleştirmek, ortak hareketini geliştirmek sınıfın kararsız kesimleri içinde yeni direnişleri teşvik edici olacaktır. Bu yoldan daha büyük hareketin oluşması ve gelişmesi mümkündür. Yerellerdeki işçi önderleri üzerinden yeni direniş ağları oluşturulabilir.
 
İşçi sınıfıyla çeşitli kurumlar, yerel işçi önderleri üzerinden ilişki geliştirmek daha kolaydır. Devrimci, ilerici sendikalar, şubeler, işçi birlikleri vasıtasıyla sınıfın en geri kesimleriyle daha ciddi ilişki kurmak mümkündür. İşçiler güven duyabilecekleri örgütlerin, kurumların, doğal işçi önderlerinin desteğine bu süreçte daha fazla ihtiyaç duyabilirler.
 
İşçi sınıfı, grevlerden, direnişlerden çeşitli örgütlenme deneylerine sahipler. Ancak yine de direniş ve eylemlerle yeni karşılaşan işçilerin, işten atılanların örgütlenmesini sağlayacak komite, meclis, inisiyatif vb. gelişen/geliştirilen araçlarla örgütlenerek mücadeleyi geliştirebilirler. Sosyalistler örgütlenme sorunlarına da müdahil olarak hareketin önünü açabilirler.
 
Kriz karşısında her öfke bir yanardağa dönüşebilir. Ortaya çıkan her direnişle ilişkilenerek, onu örüp geliştirerek devrimci bir kanala dönüştürebiliriz.
 
Kriz, kapitalistler tarafından fırsata dönüştürülebileceği gibi pekala devrimci, sosyalist hareket tarafından, onun birleşik örgütleri tarafından politik özgürlüğün elde edilmesinde fırsata dönüştürülebilir. Kriz karşısında ortaya çıkan kendiliğinden hareket de, beraberinde oluşan sınıf bilinçli hareket de devrimci sosyalist öncü için bir fırsattır.