25 Kasım 2020 Çarşamba

Hüseyin Torun yazdı | Zindandaki tutsak için şiir firar eylemidir

Faşizme tutsak düşen devrimci için şiir zindanda firar eylemidir. Şiir zindan ile dışarıdaki mücadele arasında kurulan bir köprüdür. Figen, bir devrimci kadın ve mahkemede "Zulmün gözlerine bakmak için geldim" diyen bir politikacı şairdir.

Şiir ve şairler kelimelerle dans eder. Her kelimeye bir dünya sığdırırlar. Her nedense biz hayata düz beyaz gözlüklerle bakarız. Oysa bizim üvey evlat ettiğimiz şiir ve şair, dünyalarımızın rengi duygu ve anlam zenginliğidir.

Her şiir şairini yansıtır. Figen Yüksekdağ'ın kitabı, faşizmin duvarlarının yıkılışının pratiğidir. Yıkılacak Duvarlar kitabını okuyan Figen Yüksekdağ'ın içinde bulunduğu rengarenk bahçeyi okur. Figen'in şiiri devrimcidir ve acılardan damıtılmıştır. Hayalle gerçeği birbirine ilişkilendirerek anlatır. Her şiirde olduğu gibi kurgunun gerçeğe durduğu dünyada gezinir. Şiirinde acının, umudun ve özlemin rengini anlatır. Figen şiirinde kendi devrimci yüreğinin diliyle yazıyor. En hızlı ve hareketli yaşadığı dönemi ve bugünü işler. Çağının tanığı olmuş devrimci şairlerin yaptığı gibi. Ahmet Arif'in, Nazım'ın, Pablo Neruda'nın ve Bertold Brecht'in izlerini görürüz. 

Faşizme tutsak düşen devrimci için şiir zindanda firar eylemidir. Şiir zindan ile dışarıdaki mücadele arasında kurulan bir köprüdür. Figen, bir devrimci kadın ve mahkemede "zulmün gözlerine bakmak için geldim" diyen bir politikacı şairdir. Kadının yaşadığı kırımları, ötelenmişlikleri ve nedenlerini kendine dert edinir. Doğal olarak şiirinde kadın ağırlığı dikkat çeker. 

2016'dan beri mahpus damında bir politik kişilik olarak hep devrimci-sosyalist duruşunu sergilemiş ve sözünü her zaman esirgemeden söylemiştir. Şiirinde de içinde bulunduğu ortamı ve yaşadığını resmetmiştir. Figen, her devrimci gibi aşkın yüceliğini de bize muştuluyor Yıkılacak Duvarlar kitabında. 

Şairi tanımak ve anlamak için kimin için ve ne için yazdığı önemlidir. Özgürlüğe ve sınırsızlığa sevdalı biridir. Bu açıdan kendi iddiasıyla artık aşkı yakaladığını yani devrimle aşk üzerindeki bağlılığını görüyoruz. Bu, devrimci mücadele ve sosyalistler için içerde ve dışarda olması farketmez bir kazanımdır. 

"Aşkı bulmak
Vadideki bir nehrin
Doruklara bakması gibidir. 
Bakmaktan usanmamak
Karakışları sevmek gerekir
Galiba aşkı şimdi anladım
Ama ne yazık 
Taşamayan bir nehir gibiyim" 

dizelerinde aşkla neyi ifade ettiğini anlarız. 

Suna Aras'ın da dediği gibi "bence, yatağından taşıp, tel örgüleri, yüksek duvarları aşarak, umudunu mavilere boyamış bile" Figen. 

Yıkılacak Duvarlar şiir kitabında insanın ve kavganın özünde acılarda damıtılarak işlenmiş 19 şiir bulunuyor. Bunların içinde Suruç Amara'da 33 sosyalist düş yolcusu, kadın direngenliği, Kürt'ün sömürgeci tarihi, zindan ve aşkı, ama ille de kavgayı işlemiştir. Yıkılacak Duvarlar kitabını okursanız ve şiirin imgesine ve ilhamına sahipseniz her şiirin size bir duygu yaşattığını ve 19 ayrı dünyadan geçmekte olduğunuzu görürsünüz. 

Ben bu 19 şiiri okuduğumda oluşan duyguları size kısaca birer cümleyle şöyle ifade etmek isterim: 

-Kardeşin kardeşe kırdırılmasını; Bulutlu Başım şiiriyle...

-Güneşle tomurcuğun kavgadaki yerini; Açarken şiiriyle...

-Toprak olmuş değerlerimizi kelimelerle gün yüzüne çıkarma ve devrimin ocağına sürmeyi; Kelimeler   şiiriyle... 

-Kadının iradeleşmesi, kendi bedenine, emeğine ve cinselliğine sahip çıkmasını, cins olarak kendi kendine güvenmesini; Kadın Gücü şiiriyle... 

-İnadına kavga, zaferin mutlaklığını; Meseldeki Karınca şiiriyle... 

-Saldırıları, katliamları, dayatılan tasfiyeci dalgayı; Ayna şiiriyle... 

-Kürt'ün, Kürt kadınının sömürgeciler elindeki yaşatılan ölümlü vahşi ve çıplak gerçeğini; Taybet Ana şiiriyle...  

-Asrın direnişi Kobanê'yi yeniden inşa etmeye giden 33 düş yolcusunun Suruç'ta engellenmesi, Kürtlerle-sosyalistlerin kurduğu köprünün bombalanmasını; Akan Düşler şiiriyle...

-Tutsaklıkla gecici bir ayrılık vaktini aşkla sohbete dönüştüren duygusunu; Gitmeler Hakkında şiiriyle... 

-Mücadeleye yeni başlamış genç bir devrimcinin başlangıç heyecanını; Direniş Dünyası şiiriyle... 

-Devletin Yıkılacak Duvarlarla sohbeti arasındaki sokak zulmü ve zindan kabusu kokan yanını; Bakış Açısı şiiriyle...

-Hayatın rengini ve şiirin zenginliğini, şairin usta duygu depreşimi ile yansıtan ise; Deli Güller şiiriyle... 

-Kadınların özgürlüğünün önüne dikilen barikatları Yıkılan Duvarlar olarak kadın özgürlük mücadelesine verilen önem ve başat rol açısından kitabının ismini de burada alan; Yıkılacak Duvarlar şiiriyle... 

-Şair kanla boyanmış Kürdistan'da bir yolculuğa çıkmış. Bu yolculuğa bizi de davet eden; Kıyametin  Habercisi şiiriyle...

-Suruç'u, Kobanê'yi "Yaşamayı bilmiyorum/ Ben yaşadıklarımı sayarım" diyerek "dallarıma takılı kaldı" diyor; O Ağaç şiiriyle... 

-Mahpus olursun da hapishaneden haberin olmaz mı? Her özgür tutsağın sevdası, kavgası ve umuduyla beton duvarlara inat bir çiçek olduğunu; Kaçak Göçek Çiçek şiiriyle...

-Tam da bir Ekim ayı vaktinde, 103 barışa sevdalı direnç gülümüzü kopardılar savaş imamları bizden. Yad etmek için 10 Ekim Ankara Garı'nı; Ekim Vakti şiiriyle...

-İzlemek, kaydetmek değil, kendimize görev çıkarmak adına; İleri şiiriyle...

-Şair kavgayla, kardeş kanıyla başladı. Bizi döndürdü dolaştırdı, bütün dünya hallerinde getirdi  yarınımıza ve sevdasına aşkını da içeren bir sonla bize biraz da umudu muştulayarak noktaladığı şiirini, Elimizdeki kitabın toplamını; Mazide şiiriyle anlatmış. 

Bizi bir zamanların, bir dönemlerin dehlizlerinden, kale burçlarından, acılarından, aşklarından ve umuda durmuş tomurcuklarından dolaştırıp durmuş bizi Figen. Dipten gelen bir dalga gibi, usta bir şair ve yetkin bir şiir kaleminin evlerimize konuk, duygu ve edebiyat dünyamıza ve kavgamıza yoldaş olduğunu düşünüyorum. Dışarıda zamanı olur mu bilmem? En azından içerideyken bu güçlü yeteneğini bize sunmasında cimri davranmamasını arzularım. Umarım Figen yoldaşım bizden bunu esirgemez. 

Ceylan Yayınları'na da bizi bu kitapla buluşturduğu için teşekkür etmek istiyorum.