4 Ağustos 2020 Salı

HDK Eş Sözcüsü Koçyiğit: HDK çok şey kazandırdı

Yeni dönemde görev almayacak olan HDK Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, stratejik ittifak anlayışıyla 8 yıl önce kurulan HDK'nin birçok kazanımı olduğuna dikkat çekti. Eksiklikleri ve yetersizliklerine rağmen, birleşik mücadelenin en önemli yapısı olduğunu vurgulayan Koçyiğit, yeni ittifak ve birlik tartışmalarına da yanıt verdi: "HDK stratejik ittifaktır. Genel geçer değildir. HDK'nin varlığını tartışmadığı sürece hiçbir ittifaka da negatif yaklaşmayız."

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 10. Olağan Genel Kurulu'nu 5 Ocak'ta Ankara Hotel Akar İnternational'de toplayacak. "Kapitalizm, Ataerki, Faşizm Öldürür, Yaşamak İçin Diren, Örgütlen, İnşa Et" şiarıyla gerçekleştirilecek 10. Genel Kurul'da yeni dönem politikalarıyla beraber yeni yürütme kurulu ve eş sözcüler de belirlenecek. HDK Eş Sözcü Gülistan Kılıç Koçyiğit, HDK sözcülüğü görevini devredecek.

10. Genel Kurul'a giderken sorularımızı yanıtlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, aradan geçen 8 yılda HDK'nin kazanımlarını ve eksikliklerini değerlendirdi. Koçyiğit, emekçi sol hareket içinde yapılan yeni ittifak tartışmalarına ilişkin HDK stratejik ittifak olduğunu kaydetti, Kürt siyasal hareketi görmeyen hiçbir birlik ve ittifak girişiminin hedefine ulaşmayacağının altını çizdi. 

Sözcülük görevini devredecek olan Koçyiğit, HDK'nin kazanımlarını ve eksikliklerini, HDK'nin kendine katkısını da anlattı. HDK'nin yeni yaşam iddiasını bugünden inşa etme aracı olduğunu söyleyen HDK Eş Sözcü Gülistan Kılıç Koçyiğit'in ETHA'nın sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

'HDK TAM DA SAVAŞ KOŞULLARININ YAPISIDIR' 

HDK 10. Genel Kurulunu hangi koşullarla topluyor?

2011'de kurulduğu zaman, seçim sonrasında hem Kürt siyasi hareketinin hem de Türkiye'deki demokrasi güçlerinin farklı dönemlerde seçim ittifakları vardı. 2011 seçimlerinden sonra kalıcı birlik tartışması başlamıştı. Bir çatı partisi kurabilir miyiz arayışının sonucu olarak çalışmalar başladı. Yapılan tartışmalarda kongre modelinde, Halkların Demokratik Kongresi'nde bir uzlaşı sağlandı. 15-16 Ekim 2011'de HDK kuruldu.

O zamanın siyasal koşulları bugünden daha iyiydi diyebiliriz. Özellikle 12 Haziran 2011 seçiminde yakalanan başarı tüm solda ve Kürdistan'da umudu büyütmüş, mücadeleyi pozitif anlamda etkilemişti. Bu olumlu hava HDK'nin kuruluşuna ve ilk dönemlerine ciddi katkı yaptı. 

Bugün ise 7 Haziran 2015 tarihinden itibaren- AKP'nin ve onunla birlikte devletin bütün mekanizmalarının Kürt siyasal hareketini ve Onun siyasal temsilcisi olan HDP'yi tasfiye etme girişiminin kesintisiz devam ettiği bir süreçten geçiyoruz. 16 Nisan referandumu ve ardından 24 Haziran'da Cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle birlikte bu çok daha temel bir amaç olarak yerleşmiş durumda. Şimdi faşizmin kendisini daha yerleşik hale getirmeye çalıştığı bir süreçte HDK Genel Kuruluna gidiyoruz.

Hem Ortadoğu'da ki savaş gerçekliği, hem Türkiye'deki Kürtlerin siyasal kazanımlarını yok etmeye dönük saldırılar, yine Afrin işgali, Kuzey ve Doğu Suriye'ye yönelik başlatılan savaş Türkiye'deki siyasal atmosferi daha ağır bir hale getiriyor. Şimdi Libya'ya asker gönderme tartışması var. Türkiye halkları sürekli bir savaşa çekilmeye çalışılıyor. Ve aslında AKP bir savaşlar silsilesi içinde kendini konsolide etmeye çalışıp, bekaa söylemi etrafında Türkiye halklarını susturmaya çalışıyor. Biz de böyle bir ortamda kongremizi yapacağız.

HDK bu değişen koşullara kendisini uyarlayabildi mi, kendini nasıl şekillendirdi?

"HDK barış sürecinde kuruldu? Bu faşizm ve savaş koşullarına uygun bir örgütlenme modeli değildir" değerlendirmeleri yapılıyor. Ama biz tam aksini düşünüyoruz. HDK'yi ilk yıllarında dört başı mahmur bir şekilde örgütleyebilseydik bu savaş gerçekliğiyle karşılaşmayacaktık. Faşizm böyle yerleşemeyecekti. Birçok olayın önüne geçebilecektik. Biz aslında tam da en zor zamanların örgütü olduğunu ifade ediyoruz. Çünkü HDK, toplumu örgütlemektir. Toplumun bütün çeşitliliğini ve yerelliğini koruyarak birbiriyle ahenkli bir şekilde hareket edebilecek, senkronize olabilecek şekilde örgütlemektir. Örgütsel varlığıyla devletin, sistemin, kapitalizmin karşısına dikilebilecek nitelikte bir güce ulaşmasıdır. Ulaşmak istediğimiz şey bu. Onun için de 'savaş dönemlerinde meclisler örgütlenemez ya da HDK örgütlenemez' fikrinin açıkça yanılgılı olduğunu düşünüyoruz.

'HDK BİR PARTİ GİBİ SINANAMAZ'

Peki engel neydi?

Bileşenlerimizin bu düşünceyi kafalarında meşrulaştırmalarıyla ilgili bir yanının olduğunu düşünüyorum. Aslında siyasi alışkanlıklarımız nedeniyle kongre gibi bir örgütü, çok dar bir zaman aralığında bir siyasi parti gibi sınamaya başlamamızla ilgili bir şey. Bir siyasi parti kurarsınız. Bir yıl içinde 3 yıl içinde genel seçime girer, siz kendinizi orada sınarsınız. Başarınız o seçimde aldığınız oy oranı üzerinden değerlendirirsiniz. Ama kongre gibi seçime girmeyen farklı bir formdaki örgütlülüğü böyle bir sınamaya tabi tutmanız mümkün değil. Bu çok uzun erimli bir mücadele hattı. Bütün toplumu ev ev örgütlemekten bahsediyoruz. Bunu kısa sürede yapmayı hedeflemenin kendisi bence büyük bir yanılgı.

İkincisi zor zamanlarda toplumun kendisini koruma refleksleri var. Çoğu zaman geleneksel kodlarla ilerliyor. Toplumun çok az kesimi kendisini örgütleyerek, mücadele ederek bir kazanım elde edeceğini düşünüyor. Çoğu kendini korumaya alıyor. O zor zamanların geçip, daha rahat zamanlara nasıl ulaşabileceğini düşünüyor ve bunu tercih ediyor. 

Bugün AKP ve MHP'nin uyguladığı bu çıplak zorla karşı karşıya olduğumuz dönemde insanlar HDK meclislerine gelmekte, hatta HDK dışındaki başka örgütlerde, yapılarda da örgütlenmekten imtina ediyor. Risk barındırdığını düşünüyor. Bu düşüncenin giderilmemesinde bizim eksiğimiz olduğu da bir gerçek. Aslında bu riskin ancak ve ancak örgütlenerek aşılabileceğini, çoğaldıkça aşılabileceğini yeterince anlatamıyoruz. Toplumda, bireyselleşme, yalnızlaşma, umutsuzluğa düşme hali var. Bizim eksikliğimiz bu umutsuzluğu kırmayı aşamamış olmamızla ilgili.

'HDK'Yİ MERKEZDEN KURMAYA ÇALIŞIYORUZ'

Bu koşullarda HDK daha çok merkezi yapı görünümü verdi diyebilir miyiz?

Doğal olarak öyle. Çok fazla kadromuz gözaltına alındı. Tutuklandı. HDK'yi şu anda yukarıdan aşağıya doğru kurmaya çalışıyoruz. Genelde bileşenlerimizin kadrolarıyla HDK'yi yaşamsallaştırmaya çalışıyoruz. Aşağıdan örgütleyebilecek bir niceliğe ulaşamadığımız için yukarıdan kurmaya çalışıyoruz. Tutuklamalarla kadro sıkıntısı da eklenince biz de doğal olarak merkezi faaliyetleri yürütmek ile daha çok sınırlandık. Bütün bunlara rağmen, örgütlenme komisyonumuz sistematik olarak bütün yerellere gitmeye, yeni meclisler kurmaya çalışıyor. Israrımız ve çabamız var. Ancak bir parti formuyla kongre formu arasındaki farkı çok iyi anlatamamamız ve açığa çıkaramamamız nedeniyle örgütlenmede yetersizlikler yaşandığını söyleyebilirim.

'SİYASET YAPIŞ ALIŞKANLIKLARI EN BÜYÜK SORUNUMUZ'

Siz siyaset yapışta alışkanlıklardan bahsettiniz. Bu alışkanlıklar, HDK'yle kurulan ilişkiyi nasıl etkiliyor?

Bu aşmaya çalıştığımız bir gerçeklik. HDK faaliyeti, kendi özüyle HDK'de var olmak ve katılmaktır. HDK'lileşmek olarak tarif ediyoruz bunu. Ama bileşenlerimizin genel yapısı açısından böyle bir bakış açısı gelişiyor mu? Hayır gelişmiyor? Hala HDK'yle bileşenler arasındaki ilişki bir temsil ilişkisini aşabilmiş değil. Daha çok ilişki HDK'nin Genel Meclisine veya yürütme kuruluna kaç arkadaş görevlendirilecek ekseninde yürütülüyor.

Zaten bizim yaşadığımız en büyük zorluklardan birisi de bu ilişki biçimi. Bileşenlerimizin bütün gövde ve kollarıyla HDK'ye katılma, HDK'ye katılırken de hem kendilerinin toplumsal tabanını,mücadelesini geliştirme, hem de HDK'yi geliştirme, yani toplumsal örgütlülüğü büyütme meselesinde anlayış olarak hala çok geride olduğumuzu söyleyebilirim. Bunu söylerken hiçbir bileşeni ayırmıyorum. Bütün bileşenlerimiz için ne yazık ki durum böyle. Bu HDK'nin yaşadığı en büyük zorluk diyebilirim.

Son iki üç yıldır bileşenlerin ve bireylerin HDK'lileşmesi için özel bir gündemimiz oldu. HDK bileşenleri ve bireyleriyle toplam bir yapı. Bunun en nihayetinde kendisini gerçekleştirmesi için bütün bunların gerçek katılımına, toplam katılımına ihtiyaç var. Gerçek bir HDK örgütlülüğü ancak böyle gerçekleşebilir. Yani bizim her bir bileşenimizin kendi etkinliğini de HDK etkinliği olarak anlaması ve böyle ele alması gerekiyor. HDK'nin de her bir bileşenin faaliyetini görmesi ve içermesi gerekiyor.

Bileşenlerin yayınlarına bakıyoruz. HDK'ye dair kendi seslendiği kesimde bir bilinç oluşturma konusunda çok yetersiz olduğunu görüyoruz. HDK eş sözcüleri bir etkinliğe katılmışsa haber taşıyor. Ama HDK'nin ne olduğunu anlatan veya faaliyetlerini aktaran hiçbir yayın yok. Bunu çok eleştirmemize rağmen değiştiremedik. Bunlar handikaplarımızdır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen bütün bileşenlerimizin bu projeye inanmış olmaları, fikriyatını kabul etmeleri, yüzyılın projesi, bizi toplumsal devrime götürecek olan proje olarak ifade edip, altını çizmeleri bizim açımızdan çok kıymetli. Fakat bunun pratikte de gerçekleşmesi gerekiyor. Bu anlamda da bileşenlerimizin katılımının bizim açımızdan yetersiz olduğunu belirtebilirim.

'HDK, HDP'Yİ KAZANDIRDI'

Eksiklikleri açıklıkla ortaya koydunuz. 8 yılda HDK bu topraklara neyi kazandırdı?

Öncelikle HDK'nin biricik olduğunun altını çizmek istiyorum. HDK kurulmamış olsaydı, bu çeşitliklikle ve çoğulculukla bizi temsil eden HDP gibi bir parti olamayacaktı. HDK bu topraklarda en baştan HDP'yi kurarak çok büyük bir iş başardı. HDP hem 7 Haziran zaferiyle, hem 1 Kasım ve 24 Haziran seçimlerinde barajı aşarak temel ilkelerinden, çoğulcu yapısından, cinsiyet eşitlikçi ve ekolojik yapısından ödün vermeyerek Kongre'nin partisi olma özüne uygun davrandığını ifade edebiliriz. Bu tutumun kendisi HDK'nin en büyük kazanımlarındandır.

İkinci olarak, HDK, çok farklı ideolojik yaklaşımlardan, çok farklı görüş açılarından arkadaşları bir masa etrafında toplama, beraber karar alma ve alınan kararları hayata geçirme konusunda çok önemli bir deneyim oluşturdu. İlk dönemde yaşanan zorlanmaları biliyoruz. Bir de bugünü biliyoruz. Bileşenlerimiz, bireylerimiz birbirleriyle çalışmayı, karar almayı ve hayata geçirmeyi öğrendi. Bu anlamıyla aslında sürekli bölünen bir sol gelenek yerine, birleşerek yol almanın, birleşerek yol yürümenin uzun pratiğine sahne oldu. Genellikle bizim birlik deneyimlerimiz çok sancılıdır. Bütün zorluklarına rağmen, HDK Türkiye'nin en geniş birleşik yapısı olma vasfını korumaktadır.

Türkiye'de muhalefette yer alan bir birey, ya bir sendikaya ya da bir partinin çalışmalarına katılarak kendini ifade ediyordu. HDK'nin bir kazanımı da bu katılım biçimlerini aşmış olmasıdır. Yani bir partinin, bir sendikanın, bir derneğin dışında meclislerin içinde örgütlenerek de bireyin siyasal özne olma sürecinin önünü açmış olmasıdır. Yani siyasal yaşama doğrudan katılımının yolunu açmaya çalışmasıdır. Alışılmışlıkları reddeden, ezberlerimizi bozan, aslında yeni yaşamın ilk nüvelerini bir devrim sonrasına havale etmeden bugünden yaşamın içerisinde kurmaya, örgütlemeye çalışan formun adıdır HDK. İktidardan,hiyerarşiden arınmış, halkın siyasete katılımını siyasi temsile indirgemeyen, sistem içi parti formunun dışında toplumun kendisinin siyaset yapması, siyasete katılmasını sağlamaya çalışan HDK bu yaklaşımı ile de çok özel bir yapıdır.

Doğrudan demokrasi modeli diyebilir miyiz?

Aynen öyle. Bir mahallede yaşıyorsunuz. 5 yılda bir sandığa gidip oy kullanarak birini seçmek ve sonra bir sonraki 5. yılı beklemek yerine biz diyoruz ki "Sen öznesin, oy verdiğin değil. Bu mahallede yaşayan sensin. Mahallende ne olması gerektiğini sen belirlemelisin. Tüm yaşayanlar olarak hep beraber, siz belirlemelisiniz". Bütün temsil mekanizmalarına karşı, burjuvazinin temsili demokrasi anlayışına karşı doğrudan demokrasiyi bir devrim sonrasına ertelemeden bugünden inşa etmeye çalışması en önemli özelliğidir. Toplum da buna doğru evriliyor. O yüzden HDK'ye dönemin fikriyatı diyoruz. Ne olursa olsun çok kıymetli dediğimiz yer burası. Devlete, kapitalizme, patriarkaya karşı aslında insanı güç yapma, birey yerine toplumun kolektif haklarını büyütme, geliştirme bakış açısıyla yol alıyor. Oysa kapitalizm bireysel hakları dayatıyor. Biz ise kolektif hakları geliştirmeye çabalarken, bireyin de toplumsallığını esas alıyoruz. Sistem bizi bireye indirgiyor, eve hapsediyor. Biz diyoruz ki “evden çık, önce komşunla buluş, sonra apartmanla buluş, sokağınla buluş. Sen toplumla güçlüsün ve öznesin". Bu bakış açısıyla ancak bu sistemi değiştirebiliriz.

'HDK STRATEJİK İTTİFAKTIR, TAKTİK İTTİFAKLARIN ÖNÜNDE DURMAYIZ'

Son dönemde emekçi sol hareket içinde yeni bir yol arayışı tartışmaları gündemde. İttifak ve birlikte yol yürüme çağrıları yapılıyor. Siz de bir birlik hareketisiniz. Bu çağrıları nasıl değerlendiriyorsunuz?

HDK, Kürt siyasal hareketi ile Türkiye demokrasi güçleri arasında stratejik bir ittifaka dayanıyor. Konjonktürel değil, taktik değil, genel geçer değil. Türkiye'de, ortak vatanda eşit, özgür, demokratik bir yaşam mücadelesini birlikte verme iddiasını ortaya koymuş bir ittifaktır. Bunun altını çizmem gerekiyor.

Diğer ittifakların her birini kendi bağlamında değerlendirmemiz lazım. Biz böyle bir stratejik ittifak olmamıza rağmen faşizme karşı mücadele etmek için dışımızda kalan bütün sol, sosyalist, demokrat yapılara, emek meslek örgütlerine ve topluluklara dönem dönem gittik. Böyle bir ittifak çağrısına da çok olumlu yanıt vereceğimizi de ifade ettik. Bunun kendisi gerçekten daha konjonktürel, faşizmi geriletmek için yapacağımız ittifaklardır. Bir mücadele programı etrafında AKP-MHP ittifakını geriletmeye odaklanmış bir güç birliğine katılacağımızı ifade ediyoruz. Böyle bir ittifakın parçası da oluruz. İçinde de yer alırız.

Bunun dışında bütün sıkışmışlıklar nedeniyle farklı tartışmalar da oluyor. Bazen bileşenlerimiz tarafından da, bileşenimiz olmayan yapılar tarafından da yapılan tartışmalar var. “Kürt siyasal hareketi faşizme karşı zaten çok etkin mücadele ediyor. Burada eksik kalan parça Türkiye'deki sol yapıların güçlü bir birlikteliği. Orayı güçlendirecek bir yapıya ihtiyaç var" gibi tartışmaları biz de izliyoruz.

Öncelikle şunu söyleyeyim. HDK olarak hiçbir birlik deneyiminin önünde durmayız. Negatif yaklaşmayız. Bunu bozucu bir etkide bulunmayız. Nedir bunun sınırı derseniz, bu HDK yerine kendini ikame etmediği sürece. Yani HDK'nin varlık gerekçesini, projesini sekteye uğratabilecek, stratejik işbirliğine zarar verecek bir forma dönmediği sürece bütün birlik çalışmalarını destekleriz.

Bu anlamıyla sosyalistler arasında bir tartışmayı, sosyalistlerin siyasete daha etkili müdahale etme toplumsal sorunlara müdahale etme kanallarını açacaksa, HDK içindeki bütün sol bileşenlerimizin HDK'ye katılımını daha da güçlendirecekse, etkin olmalarını sağlayacaksa karşı olmayız. Ama, “HDP var, HDK'ye gerek yok" tartışmasına veya “Bizim sol birliğimiz var, HDK bu anlamıyla miadını doldurdu" gibi bir eksende tartışılırsa, HDK'yi savunuruz. HDK'nin stratejik işbirliğinin neye tekabül ettiğini, kuruluş felsefemizi her bir yapıya da tekrardan hatırlatırız.

'KÜRT SİYASİ HAREKETİNİN İÇİNDE YER ALMADIĞI BİR YAPI İSTEDİĞİ SONUCU ALAMAZ'

Yapılan tartışmalar içinde HDK'yi aşabilecek bir öneri görüyor musunuz?

Hayır.

Neden peki?

Birincisi bu topraklarda mücadele etmek ve sonuç almak istiyorsanız buna Kürtleri katmanız gerekir. Kürt siyasi hareketinin içinde yer almadığı bir yapının açıkçası bu ülkede eşitlik, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde istenilen sonucu alacağını düşünmüyorum. Kürt sorunu yüzyıllık bir sorun. 40 yılı da savaş ve çatışmayla geçmiş bir sorun. Bölgesel, hatta uluslararası sorun olma boyutuna ulaşmış bir yerde duruyor. Devasa zorluklara karşı Kürtlerin öz örgütlülükleri, öz mekanizmaları yaşam buluyor. Örgütlü bir toplum olarak sonuç alıyor Kürtler. Bu gerçeği görmeden, sadece sosyalistler arası bir birliktelik kurarak, HDK'nin aşılamayacağı çok net. Bu ülkede ne yapmak istiyorsanız, Kürtlerin haklarını da gözetmek durumundasınız. Kürtlerin özne olmadığı, söz söylemediği, içinde yer almadığı bir yapının en nihayetinde istenen hedefe ve amaca ulaşamayacağını ifade etmemiz gerekiyor. Sol böyle birlik deneyimlerine de çokça tanıklık etti. Kürtlerin içinde yer almadığı, Kürt sorunundan hiç söz etmeyen, mesafeli duran birliklerin birer birer dağıldıklarını, Kürt sorunu üzerinden parçalandığını, kendi birliklerinde Kürt sorununun nasıl bir turnusol kağıdı işlevi gördüğünü her birimiz gözlemliyoruz.

Kaldı ki bu kadar devrimci özneleşme süreci yaşayan Kürt halkının içinde yer almadığı ve kendini ifade etmediği, sorunu çözmeye yönelik bir fikri ve bakış açısı, çözüm önerisi olmayan bir yapıyı sorgulamak zorundayız. Türkiye'yi aşmış, bölgesel ve uluslararası bir mahiyete ulaşmış bir gerçekliğe karşı söz söylemeyeceksiniz, ama bir devrim iddianız olacak? Ya da siz kendinizi devrimci olarak ortaya koyacaksınız? Nasıl olacak? Yanı başınızda ezilen bir halk varken, sömürgeleştirilmeye çalışılan bir coğrafya varken nasıl Türkiye'nin batısında sosyalizm mücadelesi yürütebilirsiniz ki? Yürütemezsiniz.

HDK de sonuçta bir mücadele aracı? HDK aşılamaz mı?

HDK'nin yapısını içerecek şekilde olursa olabilir. HDK'yi fetişleştiren, aracı kutsallaştırarak amaç haline getiren bir bakış açım yok. Çok açık ve net söylüyorum ki bu topraklardaki en bileşik, en geniş yapı olmasına rağmen değişime, yeniye, daha güçlü bir örgütsel modele de en açık olan yapı HDK'dir. Yani HDK'nin de içinde yer alacağı, daha yeni katılımlarla Türkiye'deki mücadeleye daha fazla katkı sunacağı bir başka forma kararı verdiğimizde, HDK be yeni forma en hızlı uyumu gösterecek yapı olacaktır. Çünkü HDK'nin kalıplaşmış, sınırlandırılmış bir aklı yok. Örneğin yerel meclisler kurmak istiyoruz. "Bütün meclislerin adı HDK meclisleri olacak" diye bir yaklaşımımız ve ezberimiz yok. Biz toplumun özne olmasını istiyoruz. Meclis kurulsun adı HDK meclisi olmak zorunda değil. O yerel nasıl uygun görüyorsa adı öyle olsun. Mesele toplumu, fikriyatı örgütlemek.

Fikri yaymak ve mayalamak. Yoksa HDK'nin adına kutsiyet atfetmiyoruz. Amaca giderken araçsal formdur HDK'nin kendisi. Fikrin toplumsallaşması ve örgütlenmesidir bizim amacımız. Bu fikri örgütlemek için yeni bir arayışa ihtiyaç olursa, daha güçlü bir örgütsel formla bu fikri örgütleyeceksek biz ona da hazırız. Bu anlamıyla bir sakıncamız, çekincemiz yok.

'SÖZCÜLÜĞÜM BİTECEK, HDK'LİLİĞİM DEVAM EDECEK'

Ocak'ta kongreniz olacak. Yeni dönemde olmayacağınızı biliyorum. Yeni döneme dair önerinizi alalım mı?

HDK Eş Sözcülüğü görevinde olmayacağım. Sözcü olmayacağım diye HDK'lilikten çıkacağım anlamına gelmiyor tabii ki. HDP milletvekiliyim ama en temel kimliğim HDK'lilik. Bu fikrin siyasetini yapmaya, anlatmaya, görünür olmasına çalışıyorum. HDK'lilik meselesi temsilden arındırılmış, öz bilincimizdeki dönüşümle de çok ilgili bir şey. Her gün kendimizi yeniden yaratmaya odaklanmamız gerekiyor. Yeni insan formunu, yeni bir yaklaşımı böyle içselleştirebiliriz.

'HDK ÇALIŞMASI YENİ BİR GÜLİSTAN YARATTI'

Peki sizde ne değiştirdi?

Benim politik hayatım sendikal mücadeleyle başladı. Dersimli bir Kürt olmaktan, Alevi olmaktan, kadın olmaktan kaynaklı muhalif bir kimliğim vardı. Sendikal mücadele bana çok şey kattı. Çok samimi bir şekilde söylüyorum, HDK yeni bir Gülistan yarattı diyebilirim. Bakış açısı, kavrayış, yaşamı ele alışı olarak bir çok şey değiştirdi bende. Hayatımı HDK öncesi ve sonrası diye ayırabilirim.

Mesai yürüttüğüm her arkadaşımdan, çok şey öğrendim, çok fazla katkıları oldu bana. Birlikte yeni bir yaşamı kurmanın güzelliğini HDK de öğrendim. Sendikalarda da siyasi eğilimler vardı. Emek mücadelesini birlikte yürütüyorduk. Fakat en nihayetinde kendi gücümüzü korumaya çalışırdık. Ama HDK'de yeni bir yaşamı hep beraber örmeye çalışıyoruz. Bu başlı başına çok öğretici ve dönüştürücü bir süreç.