17 Haziran 2024 Pazartesi

Detant siyaseti bir faşist düzen tahkimidir

Detant politikaları çözülen ve güçsüzleşen iktidarların durumu tersine çevirme hamle ve stratejileridir. İşçi sınıfı ve ezilenlerin öncüleri detant politikalarını tam da bu halkadan yakalamalıdır. Emekçi sol hareketimiz ezilen ve sömürülen sınıfların büyüyen öfke ve hoşnutsuzluğuna yaslanarak, yürüyen kitle hareketinin ileri bölükleriyle birleşip faşist saray rejimine karşı mücadeleyi büyütmelidir.

AKP-MHP faşist iktidar blokunun karşısında CHP'nin yerel iktidarları kazanması devlet yönetiminin bütünlüğü bakımından yeni bir siyasal durum yarattı. AKP, Bakurê Kürdistan'da kayyum gaspıyla aldığı belediyelerle birlikte yerel iktidarın birinci partisi konumunu elinde tutuyordu. Merkezi ve yerel yönetim tekelini elinde bulunduran faşist saray rejimi, restorasyoncu burjuva muhalefet blokunun 2019 yerel seçimlerinde İstanbul ve Ankara başta olmak üzere 14 büyükşehir belediyesi kazanmasıyla belli bir düzeyde dengelendi. Ancak 2024 yerel seçimlerinin ortaya çıkardığı yeni siyasal tablo bu dengeyi CHP merkezli olarak değiştirdi. CHP, Türkiye cephesinde yeniden kazandığı büyükşehir belediyelerine ilaveten çok sayıda yeni il, ilçe ve belde belediyesi kazanarak AKP-MHP bloku üzerinde açık bir üstünlük sağladı. AKP-MHP blokunun Bakurê Kürdistan'da DEM Parti karşısında aldığı hezimetle birleşince faşist blok yüksek "irtifa kaybetti". Toplam siyasal tablo, merkezi yönetimin AKP-MHP bloku ve faşist saray rejiminde cisimleştiği, yerel yönetim gücünün CHP'ye kaydığı bir "ikili iktidar" resmini ortaya çıkardı.

Hiç kuşku yok ki, bu gerçeklik verili burjuva siyasetin ilişkilerini ve işlevlerini yeni düzeyde belirlemeyi koşulladı. 2024 yerel seçim sonuçları faşist şeflik rejiminin yönetme sistematiğine düzen solu CHP aktörünün daha etkin dahil edilip işlevlendirilmesi sonucunu sağladı. Seçimin hemen akabinde faşist saray cuntasının şefi durumu tüm yalınlığıyla gördü ve siyasal yenilgiyi kuyruğu dik tutan bir retorikle kabul etti. "İrtifa kaybı" retoriğiyle yerel seçim sonuçlarını derinliğine kavrayan faşist saray cuntasının şefi, yeni dönemin siyasal inisiyatifini de hızlıca elini aldı. Faşist şef Erdoğan CHP ile dikleşmeyeceğini açıkladı. CHP Genel Başkanı "Özgür beye kapılarının açık" olduğunu söyleyerek burjuva siyasetin yeni döneminin koşullarını hazırladı. Faşist sarayın şefi Türk burjuva devleti adına durumu yönetme inisiyatifi gösterdi. Özgür Özel ile görüşme yolunu açtı. 3 Mayıs'ta gerçekleşen şefler buluşmasında 'yumuşama' dönemi ve politikası resmen ilan edildi.

CHP, seçim öncesi ve sonrasında, işçi sınıfı ve ezilenlerin verili ekonomik ve siyasi taleplerinin sözcülüğünü yapmaya soyunan bir pratik sergiledi. Farklı tüm toplumsal muhalefet kesimlerinin taleplerini demagojik söylemle siyaset konusu yaptı. Dostlar alışverişte görsün formatında kimi siyasi atraksiyon eylemleriyle işçi sınıfı ve ezilen toplumsal tabakaların çeşitli talepleri iğdiş etme yolunda yürüdü. Filistin meselesinden emeklilerin taleplerine, emekçilerin derinleşen yoksulluk hallerinden ekolojik kırım olaylarına, Emine Şenyaşar'ın adalet mücadelesinden Cumartesi Annelerinin mücadelesine değin hemen her konuda bir demagojik söylem tutturdu. Tüm toplumsal hareketlerin ve taleplerin sözcüsü rolüyle etkinleşti. Emekçi sol hareketin reformist bölüklerinin edilgen kaldığı ve CHP'ye yedeklenip eteklerine yapıştığı bu dönem, CHP'yi bir burjuva muhalefet merkezi ve seçenek olarak daha da öne çıkardı. Emekçi solun reformist kesimlerinin omuzlarına basarak yükselen CHP, işçi sınıfı ve yoksul halklarımızın güncel taleplerini bu sayede daha kolay iğdiş edebildi.

Vurgulamak gerekir ki, CHP milyonların seçmen desteği ve rızasını aynı zamanda emekçi solun burjuva sola angaje bölükleri sayesinde kazandı. Burjuva muhalefetin amiral gemisi CHP, emekçi solu yedekleyen gücüyle faşist şeflik rejimine karşı bir politik ağırlık merkezi ve cepheleşme yaratabildi. CHP ikiyüzlü burjuva siyaset mekanizmasıyla işçi sınıfı ve ezilenlerin faşist rejime karşı olan tepki ve öfkelerini düzen içi siyaset sınırlarında tutma ve yönetmeyi başardı. CHP, siyasi itfaiyecilik rolünü ve faşist rejimin bekasını güvenceleme misyonunu her dönemde ve kritik 'an'da yerine getiriyor. Taksim 1 Mayıs hamlesi olarak gerçekleşen en son atraksiyon tümüyle böyle bir pratiği somutlamaktadır. Devletin kurucu partisi CHP, 1 Mayıs Taksim sahteliği ve demagojisiyle Saraçhane kapanını kurdu. DİSK, KESK ve emekçi solun büyük bir gövdesini peşinden sürükleyerek sermaye ve faşizmin çıkarlarına uygun bir politikayı hayata geçirdi.

Özgür Özel faşist şef Erdoğan'la yeni dönemin siyasal stratejisini belirlediği düzenin bekası için üstleneceği rolü kavramış görünüyor. Özel-Erdoğan görüşmesiyle başlayan detant/yumuşama siyaseti burjuva siyasetin önümüzdeki dönemini ve yönelimini belirleyecektir. Görüşmelerde açığa çıkan ana gündemin anayasa ve bir düzen restorasyonu olduğu anlaşılıyor. Erdoğan, esasen tek gündemle, yeni Anayasa kozuyla elini açmış görünüyor. Devlet rejimini şeflik sistemiyle yönetmeyi sürdürmek ve güvencelemek istiyor. Faşist şeflik rejiminin anayasasını yaparak, kurumsallaşmayı tamamlamayı hedefliyor.

TBBM Başkanı Numan Kurtulmuş'un CHP ve DEM Parti ile görüşmesini de bu bağlamda okumak ve değerlendirmek gerekiyor. Bununla yeni anayasa temelli detant politikasının ilk yoklamalarını ifade ediyor. Bu durumu yoklama adımıyla birlikte AKP-MHP faşist iktidar bloku bir "normalleşme", "yumuşama" mesajıyla çok boyutlu siyasi yönetim krizini CHP'yle yönetilebilir bir güzergaha çekmeye, anayasa, AYM, yargı vd. devlet içi kriz alanlarında bir sonuç ve yol almayı özellikle hedefliyor. Kurulu faşist düzenin çarklarını yağlama ve tahkim etmeye odaklı yumuşama politik stratejisinin toplumsal-siyasal meşruiyet koşullarını döşemek için Can Atalay, Kavala, 28 Şubat tutukluları, kayyum uygulamaları faşist şef Erdoğan'ın temel hedefleri bakımından ödün verebileceği konular olarak öne çıkıyor.

CHP'nin, rejimin "güçlendirilmiş parlamenter sistem" biçimi ve mekanizmalarıyla yönetilmesi teklifinde, restorasyonun kapsamı, çapı ve hedefi konusunda faşist AKP-MHP iktidar blokuyla stratejik bir uzlaşmaya varması imkansız olmasa da bu aşamada pek olası görünmüyor. CHP'nin yerel seçim sonuçları sonrasında iktidar iştahı ve hırsı, siyasal özgüveni yükseldi. Bu doğaldır. Yerel yönetim seçimlerinde yeni belediyeler alarak gücünü büyüten CHP büyük bir mali-ekonomik güç kazandı. Bu yerel iktidar mevzilerine yaslanarak merkezi yönetimin kumanda mevkine yerleşme stratejisini değişik taktik kazanımlarla ilerletmeye çalışacağı açık bir gerçekliktir. Daha önemlisi sistem içi toplumsal rızanın üretilmesi ve yönetilmesinde ideolojik olarak güçlü bir toplumsal hegemonya alanı ve çemberi yarattı. Dolayısıyla CHP, verili "ikili iktidar" dengesini en verimli biçimde kullanarak siyasal iktidarı kazanmaya kilitlenecektir. AKP-MHP blokunun çözülüşü karşısında yükselişe geçen burjuva seçenek olma durumunun bilincinde olarak, CHP yumuşama döneminde kendi bekasını düzenin bekasıyla örtüştüren bir siyasal hat izleyecektir. Detant döneminin koşullarına ve ihtiyaçlarına uygun bir burjuva muhalefet çizgisini sürdürecektir.

Siyaset biliminde ve uygulamalarından bildiklerimizi hatırlarsak, detant/yumuşama stratejisinin iki temel boyutunun belirleyici olacağını söyleyebiliriz. Bu bağlamda yumuşamanın ilk düzlemi politik islamcı faşist şeflik rejiminin uluslararası sermaye oligarşisiyle, ABD, Avrupa Birliği'yle ödünler vererek yani dikleşmeden ilişkileri yeniden düzenlemesinden ibarettir. Mehmet Şimşek'in sermaye ve faşizmin OVP programı konusunda Dünya Bankası ve uluslararası finans merkezleriyle yürüttüğü ilişkiler bu kapsamdadır. Faşist şef Erdoğan'ın Mehmet Şimşek'in uluslararası mali sermayeye OVP ucuz emek gücü ödünü vaatlerini sunduğu ve peşkeş çektiği süreçte detant politikasını ilan etmesi manidardır. AB ile yeni gümrük birliği anlaşmasının güncellenmesi ve ilişkilerin yeniden tazelenmesi gibi bir gündemin ısıtılması faşist saray cuntasının diğer bir politik ajandasını oluşturuyor. Bölge düzleminde ve çevreleyen komşu ülkelerle yumuşama politikaları emarelerini de görebiliyoruz. Irak merkezi hükümetiyle atılan adımların başkaca ülkeler nezdinde gelişmesi de muhtemeldir. Özellikle Yunanistan'la detant ilişkilerine girilmesi daha çaplı bir uluslararası siyasal yankı yaratacaktır. Faşist şef Erdoğan'ın detant politikalarının kapsam ve derinliği iktidar kudreti ve kapasitesiyle belirlenecektir.

Faşist şeflik rejiminin yumuşama stratejisinin ikinci temel boyutu, ülke ölçeğinde ifade bulacaktır. Yumuşama iç politikadaki ve burjuva siyasetteki karşılığıysa sermayenin ekonomik ve politik programının yürütülmesi için burjuva siyasetin müşterek çalışmasının sağlanmasıdır. Bu anlamda yumuşama politikaları egemen sınıf blok ve bölükleri arasında yeni mutabakatlar anlamına gelmektedir. Elbette egemenler arasında sağlanan bu mutabakat ve karşıdevrim güçlerinin işçi sınıfı ve ezilenler karşısında birleşik düzen alması, halklarımızın tüm ekonomik ve politik taleplerinin zorbalıkla bastırılması anlamına gelmektedir. Faşizm koşullarında detant politikaları ezilen ve sömürülen sınıflara karşı onları sert saldırılarla yumuşatmaktan başka bir anlam taşımaz. Detant politikaları çözülen ve güçsüzleşen iktidarların durumu tersine çevirme hamle ve stratejileridir. İşçi sınıfı ve ezilenlerin öncüleri detant politikalarını tam da bu halkadan yakalamalıdır. Emekçi sol hareketimiz ezilen ve sömürülen sınıfların büyüyen öfke ve hoşnutsuzluğuna yaslanarak, yürüyen kitle hareketinin ileri bölükleriyle birleşip faşist saray rejimine karşı mücadeleyi büyütmelidir. Çözülüş sürecine giren faşist şeflik rejimine karşı işçi sınıfı ve ezilenlerin birleşik direnişini yükselten bir mücadeleyi geliştirmelidir.

*İşçi Sınıfı ve Ezilenlerin Sesi ATILIM gazetesinin 10 Mayıs tarihli 166. sayı başyazısı.