28 Kasım 2020 Cumartesi

Aykan Sever: Karabağ savaşının asıl kazananı Rusya oldu

Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya arasında varılan anlaşmayı değerlendiren gazeteci-yazar Aykan Sever, Dağlık Karabağ savaşında asıl kazanan tarafın Rusya olduğuna dikkat çekiyor. Saray rejiminin planı için, "Bir tür Astana formatını Güney Kafkasya'ya taşımak istiyordu" diyen Sever, bu hedefinde başarısız olduğunun altını çiziyor. Sever'e göre, Karabağ sorunu tamamen çözülmüş değil.

Ermenistan, Azerbaycan ve Rusya, Dağlık Karabağ ve çevresindeki çatışmaların sona erdirilmesine ilişkin bir anlaşmayı dün imzaladı. Bu anlaşma ne anlama geliyor? Taraflar ne kazandı? Ne kaybetti? Dağlık Karabağ sorunu çözüldü mü? Bu soruları bölgeyi yakından takip eden gazeteci-yazar Aykan Sever yanıtladı.

Ne oldu da anlaşmaya varıldı?
Savaş belli bir olgunluk seviyesine ulaşmıştı. Bundan kastım şu; başlangıçta Ermenistan tarafının beklentisi, Azeri tarafını püskürtmekti. Savaşın 45. gününe gelmiştik. Azeri güçlerini püskürtemeyeceğini görüyordu artık. Öncesinde sağlanmaya çalışılan çeşitli ateşkes anlaşmalarında da Ermenistan tarafı gönüllüydü. Fakat ateşkes hayat bulmamıştı. Bir süredir özellikle Rusya'nın, bölgeye kendi askerlerini "barış gücü" olarak yerleştirme planı vardı. Bu önce Ermenistan tarafından kabul edildi, 1-2 haftadır bu konu telaffuz ediliyordu. Paşinyan özellikle böyle bir şeyin, iki tarafın kabul etmesi durumunda olabileceğini söylüyordu. Rusya tarafı da zaten bunu istiyordu. Azerbaycan ve Türkiye böyle bir öneriyi kabul etmiyordu. Önceki gün düşürülen helikopterin diyeti olarak Azerbaycan bunu kabul etmek zorunda kaldı. Sonuçta Rusya olayı kendi lehine organize etmiş ve helikopterin düşürülmesi ile bağlamış oldu. Rusya'nın bölgeye "barış gücü" olarak yerleşmesi meselesi aynı zamanda -alenen deklere edilmese de- AGİT Minsk grubunun da onayından geçti, Batı'nın da bir anlamda onayından geçti. Yayınlanan yazılar, çeşitli demeçler, ateşkesi sağlayıp durumu yeniden organize edecek tek güç olarak Rusya'nın varlığının kerhen de olsa kabullenilmesi ile sonuçlandı.

RUSYA BÖLGEDEKİ DENETİMİNİ ARTIRDI

Rusya bakımından anlaşmanın sonuçları ne oldu?
Bu savaşın en çok kazananı Rusya. Birincisi; Karabağ'ın problemli alanının tamamını askeri olarak kontrol edebilir hale geldi. 5 yıl orada bulunacak. Eğer itiraz gelmezse, Rus askerlerinin "barış gücü" adı altında Karabağ'da kalması kalıcı gözüküyor. Bu bir kere bölgede olabilecek bütün gelişmeleri denetleme olanağı veriyor. İkincisi, Azerbaycan ile Nahçıvan arasında bir ticari koridor açılacak. Burayı da aynı zamanda denetleme olanağını Rusya elde ediyor. İran ve Gürcistan hariç, Türkiye'nin kuzeyini Rusya kontrol ediyor anlamına gelebilir. Nahçıvan'da Ruslar olmasa da Nahçıvan sınırını Ruslar kontrol etmiş oluyor. Bir diğer boyutu, Ermenistan'da mevcut yönetimle kimi problemleri olsa da bir vesayet ilişkisi vardı. Ermenistan toplumu ve devleti üzerindeki vesayeti artırmış oluyor. Üçüncüsü, Azerbaycan üzerindeki etkisini artırdı. Bütünüyle Türkiye'nin önünü Azerbaycan'da kesti denilemez. Bir ay öncesinde Türkiye'nin Azerbaycan'da yapabilecekleri çok daha fazlayken bugün azalmasından söz edebiliriz.

ERDOĞAN AMACINI GERÇEKLEŞTİREMEDİ

Türk devleti de savaşın aktörlerinden biriydi. Kremlin'den gelen açıklamada, "Türk askerlerin Karabağ'da bulunuşu üstünde mutabakata varılmamıştır" denildi. Saray rejimi bakımından bu anlaşma ne anlama geliyor?
Erdoğan'ın daha önce de müzakere masasında yer almamasını, buna ek olarak barış gücü içinde yer alamamasını istekleri açısından bir başarısızlık olarak yorumlamak gerekir. Sonuçta, bölgenin tamamına hakim olmak isteyen Erdoğan, ara çözümler olarak Minsk üçlüsünün içinde bir biçimde yer almayı hedefliyordu. Bir tür Astana formatını Güney Kafkasya'ya taşımak istiyordu. Bu hedefinde başarısız oldu. Bu net. Ne müzakere masasında ne de fiilen sahada yer alabiliyor. Burada Rusya ilişkilerinin koptuğu ya da bütünüyle karşı karşıya geldiği gibi bir durum yok. Bir önceki etaptan çok farklı değil. Rusya sonuçta stratejik müttefik olarak görmüyor. Ama Türkiye'nin kendisine dönük kırılgan bağını sürekli kontrol altında tutan ve o kırılgan bağını sürdürmeye çalışan bir çizgi izliyor. Burada da benzer bir çizgi izlediğinden söz etmek mümkün. Rusya, Türkiye ve uluslararası kamuoyu karşısında bir avantaj daha elde etti; Türkiye Suriye'den çeteleri Güney Kafkasya'ya taşımış oldu. Bu teşhir oldu. Türkiye'nin bunu savunacak bir hukuki zemin geliştirme olanağı da zaten yok. Uzun vadede hem Rusya'nın dosyasına hem de uluslararası suçlar listesine bu durum da eklenmiş oldu.

Türk devletinin bundan sonraki adımları neler olabilir?
Bu sürecin bu kadar kapsamlı bir savaşa evrilmesinin nedeni Türkiye'nin savaşı dikte eden politikaları. Bu yeni bir olay değil. 2015 sonrasında özellikle geliştirilen bir süreç olarak bakmak lazım. Erdoğan yönetimi bu süreci ilmek ilmek ördü, denilebilir. Gerçekte Azerbaycan üzerindeki etkisini artırmak istiyor. Fakat burada bir manivelaya ihtiyacı vardı. Karabağ meselesi böyle bir manivela oldu. Türkiye'nin başka bölgelerdeki işgal hareketlerine baktığımız zaman görüyoruz; petrol, gaz gibi olanaklara ulaşmanın yollarını arıyorlar. Somut olarak bunu ciddi düzeyde elde edemediler. Fakat Azerbaycan yönetimini bir biçimde etki altına almak, Azerbaycan'ı askeri olarak denetlemek, Azerbaycan'a ait gaz, petrol şirketlerinde bir biçimde hisse sahibi olmak ya da onların yönetimini ele geçirmek, muhtemelen Erdoğan rejiminin rüyalarını süslüyordu. Hala böyle şeyleri deneme olasılıkları var. Kolay kolay vazgeçemeyecekleri kadar büyük bir beklenti içindeler. Geçmiş yılları hatırlayacak olursak, 1990'lı yıllarda Azerbaycan'da darbe gündeme gelmişti. Türkiye Azerbaycan'da pekala böyle şeyleri yeniden gündeme getirebilir. Aliyev'in Türkiye için çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Aliyev şu anda kullanışlı olduğu için bir biçimde eşlik ediliyor. Fakat bir adım ötesinde, Azerbaycan'da T.C. muhtemelen kendisi iktidar olmak isteyecektir. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un, "En önemli hayalim, Türkiye ile Azerbaycan'ın birleşmesi" diye açıklama yapması tesadüf değil. Hem Türkiye'de etkili bir pozisyonda yer aldı ve bugünkü iktidarla da zihnen çok uyumlu. Arada Gürcistan ya da Ermenistan'ın varlığı onlar açısından hiç problem değil, çünkü aslında işgal ya da iç etmek istedikleri -kısmen Gürcistan için böyle bir şey var sayılır- yerler olarak görüyorlar. Oralarda insanların hayatını hiçe saymak hiç umurlarında değil. Bugünkü emperyalist zihniyetle de çok uyumlu kuşkusuz.

Bu durumda savaşın kazananı Rusya mı oldu?
Evet, savaşın asıl kazananı Rusya oldu. Azerbaycan'daki Aliyev rejimi de kısmen de olsa, iktidarını sürdürmek için toplumdan yeni bir enerji devşirme anlamında bir avantaj sağladı. Kazanılan toprakların mülkiyet olarak bir önemi yok. Ama içerideki hoşnutsuzluğu, özellikle Karabağ'dan göçen insanların varlığı ile ilgili hoşnutsuzluğu bir biçimde çözebilecek en azından bir formül elde etmiş oldu.

KARABAĞ SORUNU ÇÖZÜLMÜŞ DEĞİL

Karabağ sorunu çözüldü mü?
Karabağ sorunu şu anki halde çözüldü denilemez... Burada problem, Karabağ'ın kendisi ile bu planların işlemeyeceği ile ilgili değil. Sürmekte olan "3. Dünya Savaşı" ya da "postmodern yeniden paylaşım savaşı" diye tanımladığımız süreç, ister istemez Karabağ'ı "Karabağ savaşı" olmaktan çıkartıyor. Geneldeki savaşın bir parçası haline getiriyor. Bu anlamda varılan mutabakat bölgede yeni sorunların üretilmeyeceği anlamına gelmez. Suriye, Libya ya da başka yerlerdeki çatışmaların nereye evrileceği ile doğrudan ilintili olacak. Genel olarak bu paylaşım savaşı çözülmeden, kolay kolay o cephedeki sorunlar bütünüyle ortadan kalkmaz.

Savaş gerginliğinin devam etmesi kimin işine yarayacak?
Savaşın devam etmesi bu aşamada sadece ve sadece Türkiye'nin Neo-Osmanlıcı diye nitelediğimiz yayılmacı, emperyalist politikaları ilerletmesine yarar. Onun dışında ne Ermenistan'a ne de Azerbaycan'a -zaten Azerbaycan halkına özel olarak bir yararının olduğunu düşünmüyorum- ne de Rusya'ya yarar. Rusya bakımından iki kez yapılan ateşkese uyulmaması kendisi için yeterince prestij kaybı yaratmıştır. Yeniden bu ateşkes anlaşması bozulursa bu Rusya için ciddi sıkıntılara yol açar ama Rusya sahada doğrudan var olduğu için muhtemelen böyle şeylere izin vermeyecek ve büyük olasılıkla şiddet ile bastıracaktır.

Ermenistan'da anlaşma karşıtı eylemler oluyor... Bu eylemler neye işaret ediyor?
Ermenistan'da şu anda olan eylemler, daha doğrusu Paşinyan karşıtı hareketler yeni değil. Bu normal. Çünkü Paşinyan, "kadife devrim" ile birlikte iktidara gelişi ile en eski oligarkların bir kısmını ve Rusya yanlısı diyebileceğimiz bir takım kesimleri politik sahneden tasfiye etmeye çalıştı. İkinci Karabağ savaşının öncesinde başlamıştı aslında bu durum. Özellikle Tavuş'taki çatışma burada kritik önemde bir rol oynuyor. Paşinyan iktidarı, Tavuş'taki çatışmanın niye ve kimin tarafından başlatıldığını çok iyi analiz edebildi, diyemem. Paşinyan'ın yıpranmışlığı, daha doğrusu genel olarak Ermeni milliyetçiliğinin işlemediği görüldü. Paşinyan'ı hedef yapıyorlar. Geçmişte Paşinyan'ın da yaptığı tasfiye sürecinin de intikamını almak, yeniden Ermenistan'da iktidar olmak istiyorlar. Bütün bu protestoların arkasında önemli ölçüde yatan bu. Tabi bir de hayal kırıklığı var. Sonuçta Ermeni halkı bir "yenilgi" beklemiyordu.

Karabağ'da gerçekçi çözüm ne olabilir?
Gerçekçi çözüm... Paşinyan'ın da önceki gün itiraf ettiği gibi, aslında başından beri açık olan 5+2 diye AGİT Minsk grubunun formüle ettiği, Dağlık Karabağ ile Ermenistan arasındaki iki bölgenin Ermenistan tarafında kalmasını, diğer 5 bölgenin Azerbaycan'a iadesini kapsıyordu. Fakat Ermenistan yönetimi -Paşinyan değil sadece, önceki hükümetler de dahil- çok avantajlı bir pozisyondayken AGİT Minsk grubunun da desteğini alarak, kan dökülmeden çözebilecekken, bu adımı atmadı. Çünkü milliyetçilik ile alabildiğine kuşatılmış bir toplum var. "Bir karış toprağı vermeyiz"den öteye gitmeyen bir mantık. Karşı taraf da çok farklı düşünmüyor elbette. Onlar da herhangi bir uzlaşmayı büyük bir taviz olarak görüyorlardı. Fakat gelinen nokta, Ermenistan açısından, AGİT Minsk grubunun önerdiğinden daha geri bir nokta. Bunu Paşinyan da görüyor. Fakat bunu görmesine rağmen adım atamıyor. Çünkü milliyetçi bakış açısı Paşinyan'ı da esir eden bir şey. Aynı zamanda irade yoksunluğu da var. Zamanında adım atmayarak bugünkü bir tür yenilgiye de yol açmış oldular.

İdeal çözüm ne olabilirdi?
İdeal çözüm, bu bölgede, Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan'ın konfederasyon çatısı altında bir arada yaşamaları. Zaten geçmişte de -bu sadece Sovyetler Birliği'ne has bir şey değildi- bir arada yaşıyorlardı. Yeniden bir arada yaşamanın organize edilmesi gerekiyor. Sadece o bölge için değil gerçekte hepimiz için gerekli olan bir durum zaten.